logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Haydar Demir [2. B.], B. No: 2022/48902, 19/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HAYDAR DEMİR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/48902)

 

Karar Tarihi: 19/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Yusuf KARABULAK

Başvurucu

:

Haydar DEMİR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucuya kurum dışından gelen bir dokümanın ceza infaz kurumu idaresince verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak ve infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçlarından hükümlü olarak bulunmaktadır.

3. Başvurucuya posta yoluyla kardeşi olduğunu belirttiği yakını tarafından kendisi tarafından yazıldığını ifade ettiği 27 adet öyküden oluşan bir doküman gönderilmiştir. Başvurucu; kendisinin yazdığı bu öyküleri imla ve dizgi hatalarının düzeltilmesi için kurum dışına gönderdiğini, düzeltilmiş hâlinin kendisine teslim edilmesi durumunda bu dokümanla bir öykü yarışmasına katılacağını ifade etmektedir. Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu düzenlenen tutanakla dokümanları Disiplin Kurulu Başkanlığına (Disiplin Kurulu) göndermiştir. Disiplin Kurulu gönderinin mektup niteliği taşımadığı, mektup niteliği taşımayan alıcı ile ilgisi olmayan olay ve hikâyeler içerdiği, söz konusu hikâyelerin hükümlüyü olumsuz düşüncelere sevk edebilecek, farklı eylemlere yönlendirebilecek şifreli talimat veya direktifleri içerebileceği, bu açıdan hükümlüyü ve ceza infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürebileceği gerekçeleriyle söz konusu dokümanın başvurucuya verilmemesine karar vermiştir.

4. Başvurucu, Disiplin Kurulu kararı sonrasında Bafra İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği/Hâkimlik) şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Hâkimlik; gönderilen belgelerde mektup kavramını taşımayan, haberleşme içeriği olmayan öykülerin bulunduğu, söz konusu içeriklerin doküman olarak sayılabileceği ancak Ceza İnfaz Kurumu idaresince doküman içerikleriyle ilgili, sakınca olabilecek yerlerin ilgili kararda yazılmadığı, hangi kısmın hangi gerekçe ile sakıncalı görülüp ilgiliye verilmediğinin Hâkimlikçe tespit edilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak, gerekçeden ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu için yargısal denetime elverişli olmadığını değerlendirdiği Disiplin Kurulu kararını hukuka uygun bulmamış, şikâyete konu dokümanın yeniden incelenerek sakıncalı görülen yerlerin tespit edilmesi ve buna göre denetime elverişli yeterli gerekçe ihtiva eden yeni bir karar verilmesi gerektiği kanaatiyle şikâyetin kabulüne karar vermiştir.

5. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı), Hâkimliğin kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bafra Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi), Hâkimliğin kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek itirazın reddine karar vermiştir.

6. Bu karar üzerine Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığı (Eğitim Kurulu) gönderilen dokümanlara yönelik yaptığı incelemede Anayasa Mahkemesinin Diyadin Akdemir kararındaki ilkeler uyarınca hükümlü ve tutuklulara gönderilen fotokopi şeklindeki dokümanların denetime tabi tutulmasının ceza infaz kurumu idareleri ve yargı mercilerine makul olmayan bir yükümlülük getirilmesi anlamına geleceğini belirtmiştir. Bu kapsamda fotokopi dokümanlar ile yürürlükte bulunan mevzuatın öngördüğü usullerle basılmamış her türlü dokümanın içeriği ne olursa olsun veya hangi amaçla gönderilmiş olursa olsun kuruma kabul edilmesinin mümkün olmadığını ifade etmiştir. Bu doğrultuda dokümanın veya yayının özelliği belirtildikten sonra herhangi bir içerik analizi yapılması gerekmeyen fotokopi şeklindeki dokümanların eğitim materyali niteliği de taşımadığı tespitiyle başvurucuya verilmemesine karar vermiştir.

7. Başvurucu, bu kez Eğitim Kurulu kararına karşı şikâyet yoluna başvurmuştur. İnfaz Hâkimliği; Eğitim Kurulu Başkanlığınca içerik incelemesinin yapılması, sakıncalı görülen içerik gerekçe gösterilerek hükümlüye verilmemesi, sakınca görülmemesi durumunda mektup/fotokopi dokümanların ilgiliye verilmesi muhtariyetiyle itirazın kabulüne karar vermiştir.

8. Cumhuriyet Başsavcılığının bu karara yönelik itirazını değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi uyuşmazlığın Anayasa Mahkemesinin Serhat Çetiner başvurusunda belirttiği ilkeler uyarınca incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Uyuşmazlığa konu dokümanların başvurucuya verilmemesi şeklindeki idari işlemin somutlaştırılarak ilgili ve yeterli gerekçelerle tesis edilmesi gerektiğine karar verilmesine karşın, Eğitim Kurulunun farklı bir gerekçe ile yine somutlaştırma yapmadan ve ilgili ve yeterli gerekçe ortaya koymadan karar aldığını belirtmiştir. Sonuç olarak Serhat Çetiner kararında belirtilen ilkelere göre 27 adet dokümanın hükümlüye verilmemesi şeklindeki kararın hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle 21/3/2022 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar üzerine söz konusu doküman 1/4/2022 tarihinde başvurucuya teslim edilmiştir.

9. Öte yandan başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunun aldığı kararların maddi olarak mağduriyetine sebebiyet verdiğini, yazdığı öykülerle yarışmaya katılma hakkının engellendiğini iddia ederek Eğitim Kurulu ve Disiplin Kurulu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Şikâyeti değerlendiren Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun tazminat talebi hakkında ilgili mercilere başvuru yapabileceğini, olayda suç teşkil eden bir unsur bulunmadığını belirterek 12/4/2022 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

10. Başvurucu bu karar üzerine 18/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu; uzun yıllardır edebiyatla uğraştığını, öykü yarışmasına göndermek istediği öykülerinin dizgi ve düzeltme işlemlerinin ailesi tarafından yaptırılarak kendine ulaştırılmak istendiğini ancak Ceza İnfaz Kurumu tarafından öykülerin sakıncalı mektup statüsünde kabul edilerek kendisine teslim edilmediğini belirtmiştir. Başvurucu, iki kez şikâyet yolunu tükettikten sonra öykülerinin kendisine teslim edildiğini ancak yarışmaya başvuru süresi geçtiği için katılamadığını, yarışma sonucunda başarılı olan kişiye öykülerinin kitaplaştırılması ödülü verileceğini, Ceza İnfaz Kurumunun işlemi sebebiyle bu imkândan yoksun kaldığını ifade ederek mağduriyetinin tazminat yoluyla giderilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, mevcut başvuruda öncelikle kabul edilebilirlik koşullarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiği, akabinde başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

14. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumu tarafından teslim edilmeyen dokümanların yargı kararları uyarınca kendisine verildiğini belirtmişse de söz konusu dokümanlarda yer alan öykülerle yarışmaya katılacağını beyan ederek Ceza İnfaz Kurumunun uygulamasıyla yarışmaya katılma hakkının engellendiğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi, söz konusu dokümanın başvurucuya geç teslim edildiği şikâyetinin haber veya fikir alma hakkı ışığında ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır (benzer bir değerlendirme için bkz. Serhat Çetiner [2. B.], B. No: 2015/18100, 12/9/2018, § 24).

15. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceği (Murat Karayel (5), § 29) ve idarenin müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa [2. B.],B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 89).

16. Anayasa Mahkemesi Diyadin Akdemir ([2. B.], B. No: 2015/9562, 4/4/2018) kararında tutuklu ve hükümlülere gönderilen fotokopi şeklindeki dokümanların Anayasa Mahkemesince kabul edilen ilke ve kriterler ışığında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 3. ve 62. maddeleri uyarınca yapılacak denetime tabi tutulmasının ceza infaz kurumu idareleri ve yargı mercilerine makul olmayan bir yükümlülük getirilmesi anlamına geleceğine karar vermiştir (Diyadin Akdemir, § 21). Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesine göre fotokopi şeklindeki dokümanların zorlayıcı bir ihtiyaç olmadığı müddetçe, herhangi bir denetime tabi tutulmaksızın ceza infaz kurumuna alınmaması kural olarak Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz (Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, § 46).

17. Bununla birlikte eldeki başvuruya konu olayda Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından ihtilafa konu doküman üzerinde içerik incelemesi yapılmış, bu inceleme sonucunda verdiği ret kararının yargısal denetimde yeterli gerekçe içermediği gerekçesiyle hukuka uygun bulunmaması üzerine bu kez Diyadin Akdemir kararına atıfla dokümanın incelenmemesine karar verilmiştir. Bu karara ilişkin yapılan şikâyet başvurusu üzerine yargı makamları yine kararın hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş, bunun üzerine söz konusu doküman başvurucuya teslim edilmiştir. Bu durumda, somut başvurudaki uyuşmazlığın Diyadin Akdemir kararına konu olaydan farklılaştığı açıktır.

18. Öte yandan somut olayda, söz konusu dokümanların denetime tabi tutulması ve bunun sonucunda Ceza İnfaz Kurumunun takdir yetkisi uyarınca kabul edilip edilmemesine karar verilmesi idari işleyişin doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak tesis edilen işlemlerin de makul bir zaman alacağı kabul edilmektedir. Başvurucunun ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal bir sonucu olarak bu uygulamaya katlanması ve aleyhine tesis edilen işlemlere karşı yargı yoluna başvurması hâlinde yargısal sürece bağlı olarak öngörülebilir bir süre beklemesi gerektiği açıktır. Nitekim 11/1/2022 tarihinde sakıncalı mektup olarak değerlendirilen dokümanların teslim edilmemesine karar verilmişse de yargısal sürecin lehine sonuçlanması üzerine 1/4/2022 tarihinde dokümanların başvurucuya teslim edildiği dikkate alındığında, söz konusu tarih aralığı makul süre olarak kabul edilebilecektir. Bu bağlamda; başvurucunun idarece tesis edilen işlemlerle kasıtlı olarak öykü yarışmasına katılmasının engellendiğini söylemek mümkün olmamakla birlikte bu yarışmaya katılması hâlinde yarışmadan ödül alacağını ve maddi anlamda bir gelir elde edeceğini somut olarak ortaya koyduğunu söylemek de mümkün değildir. Sonuç olarak başvurucunun yarışmaya katılmak için hazırladığı ve düzeltme için gönderdiği fotokopi niteliğindeki bilgisayar çıktısı dokümanın denetime tabi tutularak ceza infaz kurumuna alınması sürecinde verilen idari ve yargısal kararlar kapsamında yaşanan gecikme şeklindeki müdahalenin ifade özgürlüğü yönünden bir ihlal teşkil etmediği değerlendirilmiştir.

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu [2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

20. Açıklanan gerekçelerle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 19/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Haydar Demir [2. B.], B. No: 2022/48902, 19/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı HAYDAR DEMİR
Başvuru No 2022/48902
Başvuru Tarihi 18/4/2022
Karar Tarihi 19/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, hükümlü olan başvurucuya kurum dışından gelen bir dokümanın ceza infaz kurumu idaresince verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü Ceza infaz kurumunda ifade Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi