logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İhsan Bakar [2. B.], B. No: 2022/61996, 3/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İHSAN BAKAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/61996)

 

Karar Tarihi: 3/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Yusuf KARABULAK

Başvurucu

:

İhsan BAKAR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda radyo ve televizyondan yararlanma imkânı verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, olayların yaşandığı dönemde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan hükümlü olarak Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

3. Başvurucu 5/6/2017 tarihinde uygulanan radyo ve televizyon kısıtlamasının kaldırılmasına yönelik başvurularına cevap verilmediği ve herhangi bir gözden geçirme yapılmadığı iddiasıyla sınırsız hak mahrumiyetine sebebiyet verdiğini iddia ettiği kısıtlamanın kaldırılması amacıyla Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun radyo ve televizyon imkânlarından faydalanma istemiyle geçmişte yaptığı şikâyetlerini ve verilen kararları gözönünde bulundurarak başvurucu hakkında idare ve gözlem kurulu kararı bulunmasının ve bu karara yönelik itirazının reddedilmesinin yeniden değerlendirme yapmaya engel teşkil etmediğini, başvurucunun tutuklu konumundan hükümlü hâline geçtiğini, tehlikeli tutuklu olarak kabul edilmesinden itibaren geçen sürenin ve ceza infaz kurumundaki koşulların değişip değişmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu doğrultuda başvurucu hakkında uygulanan radyo ve televizyon kısıtlamasının kaldırılıp kaldırılamayacağı ve bu imkânlardan faydalandırılıp faydalandırılamayacağı hususunda yeniden bir değerlendirme yapılmak üzere talep dilekçesinin Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Akabinde Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı (İdare ve Gözlem Kurulu) ceza dava dosyasındaki tespitlerden yola çıkarak başvurucunun tuğamiral rütbesinde görev yaptığını, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne katılan kişiler arasında olduğunu, "yurtta sulh konseyi" tarafından verilen talimatlara uyduğunu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) terör örgütünün askerî yapılanması içindeki hiyerarşik konumlandırma ve başvurucunun rütbesi gözönünde bulundurulduğunda örgüt mensuplarına kurum güvenliğini tehlikeye düşürebilecek talimat verebileceğini belirtmiştir. Devamında FETÖ/PDY tutuklularının yargılama sürecinde birbirleri aleyhine ifade verdiklerigözetildiğinde, karşılaştırılmalarının ve uzun süre bir arada bulundurulmalarının güvenlik zafiyetine sebebiyet verecek müessif olayların yaşanmasına neden olabileceği değerlendirmesinde bulunmuştur. Başvurucunun tutuklandıktan sonra terör örgütü mensubu olduğu isnadıyla Ceza İnfaz Kurumuna geldiği tarihten itibaren örgütsel tutum içinde olduğunu, örgütten ayrıldığına dair herhangi bir beyanının bulunmadığını, örgütlü tutuklularla irtibatının bulunduğunu belirten İdare ve Gözlem Kurulu, darbe girişiminin faillerinden biri olan başvurucunun işlemiş olduğu suçun mahiyeti, niteliği ve toplumda oluşturduğu infial ile bu suçtan verilen cezanın kesinleşmiş olması olgularını gözönünde bulundurarak başvurucuyu tehlikeli hükümlü olarak değerlendirmiş ve bu doğrultuda başvurucunun radyo, televizyon ve internet olanaklarının kısıtlanmasına karar vermiştir.

5. Başvurucu; bu karar sonucu getirilen uygulamadaki maksadın güvenlik tedbiri olmadığı, ilave bir cezalandırma niteliği taşıdığı, yargı kararı uyarınca değerlendirme yapılmadığı, ciddi emare ve somut delil bulunmadığı iddiasıyla Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği/Hâkimlik) şikâyette bulunmuştur. Hâkimlik 19/4/2022 tarihinde başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"...hükümlünün Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Tuğamiral olarak görev yaptığı sırada 15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbeye teşebbüs eyleminde bulunduğuna dair iddialar sebebiyle Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan yargılanarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığı, işlediği suçun nitelik ve işleniş şekline bakıldığında toplum için ciddi bir tehlike oluşturduğu, ayrıca tutuklunun eskiden [amiral] rütbesine sahip asker olması ve şu an barındırılmakta olduğu kurumun yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olması nedeniyle kurum güvenlik ve düzenini ihlal edebilecek hareketlerde bulunabileceğine ceza infaz kurumunca verilen karara dayanılarak h[â]kimliğimizce kanaat getirilmiştir.

Açıklanan nedenlerle Anayasa ve Kanunlara uygun olarak düzenlenen ve ceza infaz kurumlarının iç işleyiş, düzen ve tertibine yönelik hazırlanan yukarıda belirtilen kanun ve yönetmelik maddeleri uyarınca tutuklunun idare ve gözlem kurulu kararıyla tehlikeli hükümlü sayıldığı, bu halin Anayasa, kanun ve yönetmelik düzenlemelerine aykırılık teşkil etmediği, şik[â]yet dilekçesinde belirtilen kısıtlılık hallerinin tehlikeli hükümlülük sıfatının doğal sonucu olduğu, hükümlü hakkında yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına uygun olduğu, mevzuata aykırı bir uygulamanın veya hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır."

6. İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz üzerine dosyayı inceleyen Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 6/5/2022 tarihinde İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle itirazı kesin olarak reddetmiştir.

7. Başvurucu, nihai hükmü 12/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 8/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Komisyonca, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu "tehlikeli" statü iddiasıyla uygulanan hak mahrumiyeti uygulamalarının devamına karar verilebilmesi için koşulların değişip değişmediğine ilişkin değerlendirmelerin her birinin bir öncekine nazaran farklı gerekçeler ihtiva etmesi gerektiğini, genel geçer ifadelerle televizyon ve radyo kısıtlamasının sürdürülemeyeceğini, kurum bünyesindeki tutum ve davranışların dikkate alınması gerektiğini ancak bu yönde bir değerlendirmede bulunulmadığını belirtmiştir. Başvurucu "İşlenilen suçun niteliği ve işleniş biçiminin toplum için ciddi tehlike oluşturduğu" şeklindeki gerekçeyle getirilen kısıtlamanın süresiz, hukuk dışı ve keyfî bir hak mahrumiyetine sebebiyet verdiğini, şikâyet dilekçesinde belirtilen iddiaların ve daha önce yargı kararıyla ortaya konulan kriterlerin Hâkimlik tarafından dikkate alınmadığını, makul bir gerekçe ortaya konulmaksızın şikâyetinin reddedildiğini ifade etmiştir. Başvurucu amiral rütbesinde görev yapmış olması sebebiyle tehlikeli olarak değerlendirilmesinin ve beş yıla yakın bir süre aynı kısıtlamaya tabi tutulmasının ayrımcılık ve kötü muamele yasağı ile birlikte adil yargılanma hakkı ve gerekçeli karar hakkının ihlali anlamına geldiğini ileri sürmüştür.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun haberleşme hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundaki iddialarını tekrar etmiştir.

11. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararında, tutuklu ve hükümlülerin radyo ve televizyon yayınlarından yararlanma taleplerinin reddedilmesini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir (ilgili kararlar için bkz. Muhittin Pirinççioğlu [1. B.], B. No: 2014/4397, 21/9/2016, § 20; Erdener Demirel ve Feki Roni Temizyüz [2. B.], B. No: 2014/13310, 18/7/2018, § 19). Bu kapsamda bir ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun radyo ve televizyondan yararlanma imkânının engellenmesinin haber veya fikir alma özgürlüğü, dolayısıyla ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerekir.

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Başvurucunun radyo ve televizyondan yararlanmasının engellenmesiyle ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur. Müdahalenin dayanağı olarak gösterilen 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 67. maddesinin (4) numaralı fıkrasının belirli ve öngörülebilir bir kural olup olmadığını Anayasa Mahkemesi İsmail Yiğit ([GK], B. No: 2021/57086, 31/7/2025) kararında değerlendirmiştir. Bu kararda Anayasa Mahkemesi, söz konusu Kanun hükmünde televizyon yayınlarından yararlanma imkânının tehlikeli hâlde bulunan veya örgüt mensubu olan mahpuslar yönünden kısıtlanabileceğinin belirtilmesiyle yetinildiğini, ancak bu kısıtlamanın hangi durumlarda, ne sebeplerle, ne kadar süreyle ve nasıl uygulanabileceğine dair belirlilik ve öngörülebilirlik sağlayacak herhangi bir kıstas ya da ölçüte yer verilmediğini belirtmiştir. Buna göre eldeki başvuruda anılan kararda yapılan değerlendirmeler ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.

14. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

III. GİDERİM

15. Başvurucu, ihlalin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

16. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2022/2309, K.2022/2347) GÖNDERİLMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/12/2025tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(İhsan Bakar [2. B.], B. No: 2022/61996, 3/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı İHSAN BAKAR
Başvuru No 2022/61996
Başvuru Tarihi 8/6/2022
Karar Tarihi 3/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumunda radyo ve televizyondan yararlanma imkânı verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü Ceza infaz kurumunda ifade İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi