|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Aydın AYGÜN
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Fatih Özgür AYDIN
|
|
|
:
|
2. İbrahim ALGAN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda slogan atılması nedeniyle disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular, başvuru tarihinde Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu olarak bulunmaktadır.
3. 26/1/2022 tarihli olay tutanağına göre aynı gün hastaneye sevki bulunan başvurucular, nakil için jandarma görevlilerine teslim edilmiştir. Jandarma görevlileri tarafından başvurucuların hastaneye sevkinin yapılmaması üzerine başvurucular bekleme odasına alınmışlardır. Bekleme odasında bulunan başvurucuların "tedavi hakkımız engellenemez" diyerek slogan attıkları ve odaların kapısına vurdukları tespit edilmiştir.
4. Yapılan tespit sonrasında başvurucular hakkında Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığınca (Disiplin Kurulu) disiplin soruşturması başlatılmıştır. Disiplin soruşturması sonucunda başvuruculara 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen gereksiz olarak marş söyleme veya slogan atma eyleminden -iyi hâlli olmadıklarıda gözönünde tutularak- Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince bir ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası verilmiştir.
5. Disiplin Kurulu kararında başvurucuların slogan atma ve kapılara vurma eylemlerinin sabit olduğu belirtilmiştir. Aynı zamanda olay anına ilişkin kamera görüntüsünün deşifresine kararda yer verilmiştir. Anılan görüntü incelemeye ilişkin belirlemeler şöyledir:
"26/01/2022 tarihinde saat 08:36 sularında görevli personellerin hükümlü/tutuklu Fatih Özgür AYDIN ve İbrahim ALGAN'ı mahk[û]m kabul birimine getirdikleri, bekleme odasına koydukları, saat 08:46 sularında jandarma personellerinin mahk[û]m kabul birimine giriş yaptıkları, dört hükümlü/tutuklunun ayrı ayrı olarakmahk[û]m kabul bekleme odasından görevli personellerce çıkarılarak jandarma personellerinin bulunduğu yere getirildiği, jandarma görevli personelleri tarafından hükümlü/tutukluların ayrı ayrı üst aramasının yapıldığı, daha sonra hükümlü/tutuklular[ın] ayrı ayrı olmak üzere jandarma personelleri eşliğinde mahk[û]m kabul biriminden çıkarıldığı, görevli personellerin hükümlü/tutuklu İbrahim ALGAN'ı mahk[û]m kabul bekleme odasından çıkardıkları, jandarma personellerinin bulunduğu yere götürdükleri, hükümlü İbrahim ALGAN'ın jandarma personelleri ile el kol hareketleri ile bir şeyler konuştuğu, daha sonra hükümlü İbrahim ALGAN'ın mahk[û]m kabul bekleme odasına tekrar konulduğu, görevli personellerin, hükümözlü Fatih Özgür AYDIN'ı mahk[û]m kabul bekleme odasından çıkardıkları, jandarma personellerinin bulunduğu yere götürdükleri, hükümözlü Fatih Özgür AYDIN'ın jandarma personelleri ile el kol hareketleri ile bir şeyler konuştuğu, daha sonra hükümözlü Fatih Özgür AYDIN'ı[n] mahk[û]m kabul bekleme odasına tekrar konulduğu görülmüştür."
6. Başvurucular; Disiplin Kurulu kararına karşı şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Başvuru dilekçesinde yapılan disiplin soruşturmasının uyulması gereken sürelerde yapılmadığını ve kararın eksik imzayla alındığını belirterek usul kurallarına aykırı gerçekleştirildiğini, yaptıkları eylemin ise Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ve güvenliğini bozmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucular; infaz koruma memurlarının tanık olarak dinlenmesi, olay anındaki kamera görüntülerinin incelenmesi taleplerinde bulunmuş ve şikâyetin inceleneceği duruşmaya doğrudan katılmak istediklerini bildirmiştir.
7. Şikâyet başvurusunu inceleyen Adana 1. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği/Hâkimlik) başvurucuların duruşmaya katılma talebini 28/2/2022 tarihli tensip kararıyla özetle koronavirüs (COVID-19) salgınının devam ediyor olması nedeniyle reddetmiştir. Başvurucuların savunmasının duruşma tarihi olan 3/3/2022 günü saat 10.15'te Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla tespit edilmesine karar vermiştir.
8. Başvurucular, SEGBİS aracılığıyla yapılan duruşmada yüz yüze ifade vermek istediklerini ve duruşmanın SEGBİS aracılığıyla yapılmasına dair tensip kararına itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Bunun üzerine İnfaz Hâkimliği, itirazın incelenmesi için dosyanın nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. İtirazı inceleyen Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi/Mahkeme) ise İnfaz Hâkimliğinin SEGBİS ile savunmanın tespit edilmesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek itirazın reddine karar vermiştir.
9. İnfaz Hâkimliği 21/3/2022 tarihli duruşmada tekrar başvurucuların savunmasını SEGBİS aracılığıyla tespit etmiştir. Başvurucular bu celsede de duruşmaya bizzat katılmak istediklerini belirtmiş ve haklarında verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Hâkimlik; başvurucular hakkında yapılan disiplin soruşturmasının süresinde olduğunu, başvurucuların slogan attıklarının sabit olduğunu belirterek şikâyetin reddine karar vermiştir.
10. Başvurucular, İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi kararda usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığını belirterek 23/5/2022 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
11. Başvurucular, nihai hükmü 1/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 14/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
12. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
13. Başvurucular; uzun yıllar ceza infaz kurumunda kaldıklarını, hapishane koşulları ve başka nedenlerden dolayı sağlık sorunları yaşadıklarını, hastaneye sevkleri sırasında yapılan aramanın usulsüz olması nedeniyle itiraz ettiklerini, bunun üzerine hastaneye götürülmediklerini ve bu haksızlığı protesto etmek için "tedavi hakkımız engellenemez" sloganını attıklarını ve sonucunda disiplin cezası aldıklarını, yaptıkları eylemin ceza infaz kurumunun düzen ve güvenliğini bozmadığını, bunun aksinin şikâyet ve itiraz başvurularını inceleyen yargı kararlarında ortaya konulmadığını belirterek ifade özgürlüklerinin ve yaşam haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; duruşmada hazır bulunma hakkı yönünden görüş bildirilmesinin uygun olduğunu değerlendirdikten sonra Anayasa Mahkemesinin somut olaya benzer olaylarda verdiği bazı kararlara yer verilmiştir. Daha sonra Bakanlık, başvurucuların duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında inceleme yapılırken görüşte değinilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu İbrahim Algan, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü şikâyetlerini genel olarak yinelemiştir. Diğer başvurucu Fatih Özgür Aydın ise Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
15. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda, ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu/hükümlülerin kurumda attığı slogan nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir (ilgili kararlar için bkz. Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 19; Ömer Haran [1. B.], B. No: 2017/33744, 1/7/2020, § 21; Barış İnan (2) [1. B.], B. No: 2018/38006, 17/11/2021, § 17). Söz konusu kararlar çerçevesinde başvurucuların iddialarının bir bütün hâlinde ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi çok sayıda kararında ifade özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu belirtmiştir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
18. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27).
19. Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).
20. Kurum içinde attıkları slogan nedeniyle haklarında disiplin cezası uygulanan başvurucuların ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. O hâlde Anayasa Mahkemesinin yapması gereken, söz konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu denetlemektir.
21. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılı Kanun'un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; bu çerçevede uygulanacak disiplin suç ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları Kanun'un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Kanun'daki disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğindeki bu madde uyarınca, bu Kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Kanun'un 37. maddesine göre, ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).
22. Somut olayda attıkları bir slogan nedeniyle başvurucular hakkında disiplin cezası uygulanmıştır. Anayasa Mahkemesi 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi de dikkate alındığında ceza infaz kurumunda yalnızca slogan atılmasının aynı Kanun'un 42. maddesinde öngörülen disiplin suçunu oluşturabilmesi için yeterli olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir, § 22). Bununla birlikte ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması için özellikle terör örgütlerine bağlılığı canlı tutmaya katkıda bulunabilecek toplu eylemlere karşı daha hassas olunması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı da ifade edilmiştir (Murat Karayel (5), § 46; Cihat Özdemir, § 22). Dolayısıyla somut olayda başvurucuların gerçekleştirdiği slogan atma eyleminin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı ile bu hususta idare ve yargı merciilerince ilgili ve yeterli gerekçelerin ortaya konulup konulmadığı incelenmelidir.
23. Olay günü başvurucuların hastaneye sevki bulunması nedeniyle başvurucular hastaneye götürülmek üzere jandarma görevlilerine teslim edilmiştir. Jandarma görevlileri tarafından yapılan üst aramasına karşı başvurucuların yaptığı itiraz üzerine jandarma görevlileri başvurucuları hastaneye götürmeyip bekleme odasına almıştır. Başvurucular, bekleme odasına alındığında "tedavi hakkımız engellenemez" şeklinde slogan atmıştır. Yapılan soruşturma sonucunda başvuruculara disiplin cezası uygulanmıştır.
24. Disiplin Kurulu kararında başvurucuların yaptığı slogan atma eyleminin kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki etkisi yönünden bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Bununla birlikte kararda yer verilen olay anına dair kamera görüntülerinin tutanağa geçirilmesine ilişkin açıklamalarda başvurucuların jandarma görevlilerinin talimatları doğrultusunda hareket ettiği anlaşılmaktadır (bkz. § 5). Yargılama makamlarının da başvurucuların kabul ettiği slogan atma eyleminin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirildiğine ilişkin bir belirlemesi bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucular hakkında uygulanan 5275 sayılı Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde disiplin cezası öngörülen tipik eylem "gereksiz olarak slogan atma" şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre slogan atılmasının tespit edilmesinin bu tipikliği oluşturamayacağı açıktır. Dolayısıyla yargılama makamlarının anılan hüküm gereğince verilen disiplin cezalarında icra edilen fiilin tipikliği kapsamında atılan sloganın gereksizliğine ilişkin belirlemelerde bulunması gerekir. Ancak somut başvuruda yargılama makamları, başvurucuların slogan attığı tespitinde bulunmanın haricinde bu sloganın gereksizliğiyle ilgili bir değerlendirmeye yer vermemiştir.
25. Mahkemelerce verilmiş hürriyeti bağlayıcı cezaların infaz edildiği yerler olan ceza infaz kurumları sıkı güvenlik koşullarına tabi olan, düzenli bir yaşamın sürdürülmesinin, güvenliğin ve disiplinin sağlanmasının son derece önem taşıdığı yerlerdir. Bu bağlamda mahpusların toplu olarak gerçekleştirdikleri özellikle terör örgütlerine bağlılığı canlı tutmaya yönelik toplu ve sistematik bir eylem niteliğindeki protesto eylemlerinin kurumun güvenliğini veya disiplinini bozacağı ya da kurumda düzenli yaşamı sürdürmeyi olumsuz etkileyeceği açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Murat Karayel (5), § 46; Cihat Özdemir, § 24; Şükrü Yıldız [2. B.], B. No: 2015/18720, 9/5/2018, § 27; Rıza Şahin [1. B.], B. No: 2016/12909, 22/7/2020, § 44). Ancak eldeki olayda başvurucuların yapılan üst aramasına itirazları sonrasında bekleme odasına alındıkları ve bu odadayken yaptıkları eylemin kurumun güvenliği veya disiplini ya da kurumdaki düzenli yaşamı olumsuz etkilediği somut olgulara dayalı olarak ortaya konulmalıdır.
26. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını denetler (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında bkz. Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, §§ 50-54; Abdulhamit Babat (3) [1. B.], B. No: 2015/3370, 9/1/2020, §§ 33-37). Somut olayda idare ve yargılama makamları, başvurucuların eylemi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir. Bu nedenle başvurucuların ifade özgürlüğüne bir ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun gösterilemediği değerlendirilmiştir.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
28. İfade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılması ve buna dair hükmedilen giderim dikkate alındığında başvurucuların disiplin soruşturması sürecindeki usulü eksikliklerle bağlantılı olarak ileri sürdüğü iddiaların ve duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
29. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve toplam 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
30. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
31. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
32. Ayrıca ihlalin niteliği dikkate alınarak başvuruculara ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia ile diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Adana 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2022/909, K.2022/1035) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvuruculara ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.