|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ŞEYHMUS DEMİRCAN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/94408)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 1/10/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Şeyda Nur ÜN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Şeyhmus DEMİRCAN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun bir günlük yemek almamasından ötürü disiplin cezasıyla cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu olarak Bodrum S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu/ İdare) bulunmaktadır.
3. Ceza İnfaz Kurumunda 3/8/2022 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım tutuklu ve hükümlünün sabah ekmek dağıtımında ekmek almadıkları ve öğlen yapılan yemek dağıtımında yemek almadıklarının tespiti üzerine haklarında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
4. Başvurucu, disiplin soruşturmasına yönelik verdiği savunmasında yalnızca bir günlük yemek almadığını ve disiplin soruşturması yapılmasına gerek olmadığını beyan etmiştir.
5. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) 12/8/2022 tarihinde 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlenen protesto amacıyla idarece verilen yemeği topluca almama eylemine katılmak fiilini gerçekleştirdiği gerekçesiyle başvurucuya 1 ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası verilmesine karar vermiştir.
6. Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Şikâyeti inceleyen Bodrum İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 8/9/2022 tarihinde "hükümlü hakkındaki ceza verme kararı, hükümlünün savunmaları, savcılık mütalaası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, hükümlünün kendince diger hükümlüler ile birlikte idarenin uygulamalarına dikkat çekmek istediği, bir günlük istihkakı olan ekmek ve yemeğini almadığı, bu şekilde protesto amacıyla idarece verilen yemegi topluca almama eylemine katıldığının anlaşıldığı" gerekçesiyle şikâyetin reddine karar vermiştir.
7. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiş; itirazı inceleyen Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 7/10/2022 tarihinde kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.
8. Başvurucu, nihai hükmü 18/10/2022 tarihinde öğrendikten sonra 27/10/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu; ceza infaz kurumunda keyfî uygulamalara maruz kaldığını, taleplerinin ve dilekçelerinin işleme alınmadığını, söz konusu uygulamalara dikkat çekmek amacıyla bir öğünlük yemeği almadığını ifade etmiştir. Başvurucu devamında; yalnızca bir öğün yemek almamasının disiplin cezasına konu olamayacağını, ceza infaz kurumu düzeninin ve güvenliğinin tehlikeye girmediğini ve bu hâliyle hukuka aykırı ve gerekçesiz bir şekilde karar verilerek cezalandırıldığını iddia etmiştir.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı; genel hatlarıyla bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
12. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucunun bir günlük yemek istihkakını almaması nedeniyle başvurucu hakkında verilen disiplin cezasına yönelik şikâyetlerin bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (açlık grevi bağlamında benzer değerlendirmeler yönünden bkz. Şükrü Yıldız [2. B.], B. No: 2015/18720, 9/5/2018, § 17; Çetin Sağır ve diğerleri [2. B.], B. No: 2021/8864, 24/5/2023, § 21).
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
14. Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süreçte bir günlük yemek istihkakını (sabah ekmek dağıtımında ekmeği ve öğlen yemek dağıtımında yemeği) almaması nedeniyle hakkında disiplin cezası uygulanan başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı, müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
15. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda, mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).
16. Disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğinde olan 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca, Kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesine göre ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre hükümlü hakkında kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Memiş Berber [1. B.], B. No: 2017/38744, 20/10/2021, § 22).
17. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda yapılacak bir eylemin 5275 sayılı Kanun'un 39. ile 44. maddeleri arasında öngörülen disiplin suçunu oluşturduğu açık olsa dahi bu durumun disiplin cezası verilmesi için tek başına yeterli olmayacağını, eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 22). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun yemek almama eyleminin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı incelenmelidir.
18. Somut olayda Disiplin Kurulu; başvurucunun 3/8/2022 tarihinde sabah ekmek dağıtımında ekmeği, öğlen yemek dağıtımında ise yemeği almamasını protesto amaçlı ve toplu eylem kapsamında kabul etmiş ve başvurucunun 1 ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu ise gerek disiplin soruşturması esnasında gerekse de İnfaz Hâkimliğindeki yargılama esnasında yalnızca bir öğün ekmek, diğer öğün ise yemek almadığını, idarenin uygulamalarına dikkat çekmek amacıyla yapılan ve yalnızca bir günlük olan eylemin disiplin soruşturmasına konu olmaması gerektiğini ifade etmiştir.
19. 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi de dikkate alındığında ceza infaz kurumunda bir günlük yemek almama eylemi yapılmasının -tek başına- aynı Kanun'un 42. maddesinde öngörülen disiplin suçunu oluşturabilmesi için yeterli olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
20. Mevcut olayda ise başvurucunun yalnızca bir günden (sabah ekmek almama ve öğlen yemeğini almama) ibaret yemek istihkakını almama eyleminin toplu protesto amacına elverişli olup olmadığı ile kurum düzeni ya da güvenliğini nasıl tehlikeye düşüreceği İdare ya da İdarenin kararını denetleyen İnfaz Hâkimliğince gösterilebilmiş değildir. Nitekim Ceza İnfaz Kurumunun disiplin cezasına yönelik kararında yalnızca ilgili eyleme yer verilerek söz konusu eylemin protesto amaçlı olduğu belirtilmiş, İnfaz Hâkimliğinin kararında ise herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmekle yetinilmiştir. Bunun yanında ilgili İdare ve İnfaz Hâkimliğinin kararlarına bakıldığında söz konusu eylemin kaç kişi tarafından ne şekilde yapıldığı, buna bağlı olarak eylemin kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki etkisi yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Kaldı ki başvurucunun yukarıda bahsi geçen iddialarına yönelik (bkz. § 10) Ceza İnfaz Kurumu ve İnfaz Hâkimliğince herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı da anlaşılmıştır.
21. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını denetler (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında bkz. Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, §§ 50-54; Abdulhamit Babat (3) [1. B.], B. No: 2015/3370, 9/1/2020, §§ 33-37). Somut olayda İdare ve İnfaz Hâkimliği, başvurucunun eylemi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığına ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe gösterememiştir. Bu kapsamda başvurucunun ifade özgürlüğüne ziyaretçi kabulünden yoksun bırakmak şeklinde disiplin cezası vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu kabul edilemez.
22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
23. Başvurucu; ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
25. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup şikâyetin kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
26. Ayrıca ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bodrum İnfaz Hâkimliğine (E.2022/3677, K.2022/3806) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.