logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Kadir Turgut, B. No: 2014/4985, 6/7/2017, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

 

 

ANAYASA MAHKEMESİ

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

KADİR TURGUT BAŞVURUSU

 

(Başvuru Numarası: 2014/4985)

Karar Tarihi: 6/7/2017

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

 

 

Nuri NECİPOĞLU

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Murat ŞEN

Başvurucu

:

Kadir TURGUT

Vekili

:

Av. Mehmet Eren TURAN

 

 

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, müebbet hapis cezasının yaklaşık 14 yılının F tipi yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda infaz edilmesine ve yaklaşık üç yıl öncesinden kapalı ceza infaz kurumuna geçilmesi hak edilmesine rağmen kapasite doluluğu nedeniyle nakil taleplerinin reddedilmesinin kötü muamele yasağı ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihinde örgüt kurmak ve yönetmek ile kasten ödürmeye azmettirmek suçlarından hakkında verilen müebbet hapis cezasının infazı kapsamında Kocaeli 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

10. Başvurucu 15/11/2013 tarihli dilekçesi ile Çankırı, Kastamonu, Kırşehir E Tipi veya Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine naklini talep etmiştir.

11. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü 25/11/2013 tarihliresmî yazı ile talep edilen ceza infaz kurumlarının barındırılan suç grubu itibarıyla kapasitelerinin dolu olduğu gerekçesiyle nakil talebinin uygun olmadığını belirtmiştir. Diğer taraftan aynı resmî yazıda "Kırşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebinin ise Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğümüzün 4/11/2013 tarihli ve 12403619/207.99/44445/141690 sayılı yazısı gereği Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından değerlendirildiği" ifade edilmiştir.

12. Başvurucu; uzun süredir Ankara 1 No.lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda kaldıktan sonra Kocaeli 2 No.lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, yaklaşık iki yıldır bu Cezaevinde bulunduğunu ve iyi hâlli olduğunu, iyi hâlli hükümlü olarak ailesine yakın bulunan cezaevlerine naklini istediğini ancak bu taleplerinin reddedildiğini belirterek Kocaeli İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur.

13. İnfaz Hâkimliği 21/1/2014 tarihli ve K.2014/260 sayılı kararında hükümlünün nakil talebinin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle anılan şikâyeti reddetmiştir.

14. Anılan karara yapılan itiraz da Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2014 tarihli ve 2014/363 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

15. Karar, başvurucuya 6/3/2014 tarihinde; başvurucu vekiline ise 11/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu, vekili aracılığıyla 10/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 6/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, hakkında verilen müebbet hapis cezasının infazı kapsamında 14 yıldır aralıksız olarak F tipi yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda tutulduğunu, yaklaşık üç yıl öncesinde şartların daha iyi olduğu kapalı ceza infaz kurumuna geçme hakkını elde etmesine rağmen kapasite doluluğu nedeniyle taleplerinin reddedildiğini, buna ilişkin itirazlarının da temyiz yolu açık olmayan İnfaz Hâkimliğine yapıldığını, bu durumun idarenin haksız eylemlerine karşı yargı güvencesini azalttığını, ayrıca itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 10., 17., 19., 36. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; naklinin sağlanması ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler…"

20. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de otuz günlük süre kuralıdır. Başvurunun her aşamasında sürenin dikkate alınması gerekir (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013, § 32).

21. Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıyla başvuruculara bireysel başvuruda bulunmak için imkân tanımanın yanında hukuki belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

22. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Anılan düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen durumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak "başvuru yollarının tüketildiği" tarihten söz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkate alınarak bu ibarenin "nihai kararın gerekçesinin öğrenilebildiği" tarih olarak anlaşılması gerekir. Bu öğrenme, somut olayın özelliklerine göre farklı şekillerde gerçekleşebilir.

23. Bireysel başvuru süresi bakımından "nihai kararın gerekçesinin tebliği" öğrenme şekillerinden biridir (Mehmet Ali Kurtuldu, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 27). Ancak öğrenme, gerekçeli kararın tebliği ile sınırlı olarak gerçekleşmez; başka şekillerde de öğrenme söz konusu olabilir. Bu kapsamda nihai kararın gerekçesinin "dosyadan suret alınması" gibi hâllerde de öğrenilmesi mümkündür. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini"öğrendiklerini beyan ettikleri tarih" de bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak ele alınabilir (İlyas Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013, §§ 21, 22).

24. Öte yandan başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı hususu incelendiğinde 19/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinde yer alan kural uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır ve tebliğ edilen evrakın içeriğine göre bir kanun yoluna başvurulması söz konusu ise kanunda öngörülen süreler bu tarih itibarıyla işlemeye başlar (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 24). Ancak tebligatlar için geçerli olan bu düzenlemenin bireysel başvurularda sürenin hesaplanması açısından başvurucunun, vekilinden önce nihai kararı öğrenmesi durumunda kabul edilebilir olduğunu söylemek mümkün değildir. Nitekim bireysel başvuru, başvuru konusu yargısal sürecin devamında bir kanun yolu değildir.

25. Bireysel başvuruda sürenin başlangıcı yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tebligatla değil başvuru yolları tüketildikten sonra veya başvuru yolu öngörülmemişsene şekilde olduğu gözetilmeksizin ihlalin öğrenilmesiyle başlamaktadır. Vekille takip edilen işlerde de öğrenmenin asıl veya vekil tarafından gerçekleşmesinde sürenin başlangıcı açısından herhangi bir fark söz konusu değildir. Bu bağlamda başvuru süresinin başlangıcı hak ihlaline maruz kaldığını iddia eden kişinin bu durumu bizzat veya vekili tarafından öğrenme tarihi kabul edilmektedir. Başka bir ifade ile bireysel başvuruda başvuru süresinin başlangıcı başvurucu ve/veya vekili olması fark etmeksizin hangisi tarafından öğrenilirse öğrenilsin ilk öğrenilme tarihinden itibaren başlamaktadır.

26. Somut olayda nihai kararın başvurucuya 6/3/2014 tarihinde, başvurucu vekiline ise 11/3/2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerektiği dikkate alındığında -başvurucunun nihai kararı 6/3/2014 tarihinde öğrenmiş olduğundan- bu tarihten itibaren başlayan otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 10/4/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunduğu anlaşılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 6/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Kadir Turgut, B. No: 2014/4985, 6/7/2017, § …)
   
Başvuru Adı KADİR TURGUT
Başvuru No 2014/4985
Başvuru Tarihi 10/4/2014
Karar Tarihi 6/7/2017

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, müebbet hapis cezasının yaklaşık 14 yılının F tipi yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda infaz edilmesine ve yaklaşık üç yıl öncesinden kapalı ceza infaz kurumuna geçilmesi hak edilmesine rağmen kapasite doluluğu nedeniyle nakil taleplerinin reddedilmesinin kötü muamele yasağı ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Ceza infaz kurumunda kötü muamele Süre Aşımı
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi