TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
KARAR
|
|
AYŞEN CİRAVOĞLU DEMİRDİZEN BAŞVURUSU
|
(Başvuru Numarası: 2016/1539)
|
|
Karar Tarihi: 12/1/2021
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
KARAR
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
Üyeler
|
:
|
Hicabi DURSUN
|
|
|
Muammer TOPAL
|
|
|
Recai AKYEL
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
Raportör
|
:
|
Fatih ALKAN
|
Başvurucu
|
:
|
Ayşen CİRAVOĞLU DEMİRDİZEN
|
Vekili
|
:
|
Av. Muhip Şeyda IŞIKTAÇ
|
I. BAŞVURUNUN
KONUSU
1. Başvuru, evli kadının evlilik öncesi soyadını tek
başına kullanması talebiyle açılan davanın reddedilmesinden sonra yapılan
yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle kişinin
maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği
iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU
SÜRECİ
2. Başvuru 21/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden
yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik
incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul
edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet
Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE
OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle
olaylar özetle şöyledir:
8. Akademisyen olan başvurucu, 2010 yılında evlenmiş ve evlenmeden
önceki soyadı olan Ciravoğlu ile birlikte eşinin soyadı olan Demirdizen'i
de kullanmaya başlamıştır.
9. Başvurucu, bilimsel çalışmalarında ve akademik
platformlarda evlilik öncesindeki soyadı ile bilindiğini belirterek evlendikten
sonra kullanmak zorunda olduğu Demirdizen soyadının nüfus kayıtlarından
silinmesi talebiyle (kapatılan) Kadıköy 1. Aile Mahkemesinde dava açmıştır. Söz
konusu dava, anılan Mahkemece reddedilmiş ve ret kararı Yargıtay 2. Hukuk
Dairesinin 19/11/2012 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
10. Başvurucu; reddedilen dava konusu hakkında Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından ihlal kararları verildiğini, ihlal
kararlarının kendisi açısından da emsal teşkil ettiğini ve bu durumun
yargılamanın yenilenmesi için yasal bir neden oluşturduğunu ileri sürerek
yargılamanın yenilenmesine ve kendisi hakkında verilen önceki kararın
kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle 8/1/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 5.
Aile Mahkemesine (Mahkeme) dilekçe sunmuştur.
11. Mahkeme 20/2/2014 tarihli kararıyla yargılamanın
yenilenmesi talebinin kabulüne ve başvurucunun evlilik öncesi soyadını tek
başına kullanması konusunda izin ve yetki verilmesine karar vermiştir. Kararın
gerekçesinde, aynı konu hakkında Anayasa Mahkemesince verilen ihlal kararlarına
yer verilmiş ve ihlal kararları ile psikolog tarafından hazırlanan uzman raporu
doğrultusunda başvurucunun talebinin yerinde görüldüğü belirtilmiştir.
12. Söz konusu karar, evlilik öncesi soyadının tek başına
kullanılmasının mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Kartal Nüfus
Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
13. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Anayasa Mahkemesi ve AİHM
tarafından verilen ihlal kararlarının bireysel sonuç doğurduğunu, mevcut
durumda 12/1/2011 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesinde
düzenlenen yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığını belirterek
18/12/2014 tarihinde hükmün bozulmasına karar vermiştir.
14. Mahkeme 7/5/2015 tarihli kararıyla bozma kararında
belirtilen nedenlerle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine hükmetmiştir.
15. Başvurucu tarafından temyiz talebi Yargıtay 2. Hukuk
Dairesinin 23/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
16. Nihai karar 11/1/2016 tarihine başvurucunun vekiline
tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 21/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İLGİLİ
HUKUK
18. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu'nun 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin, 19/10/2017
tarihli ve 7039 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesi ile değişen ilgili kısmı şöyledir:
"Haklı sebeplerin bulunması hâlinde
aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. ..."
19. 5490 sayılı Kanun'un 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(b) bendinin, 7039 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki hâlinin ilgili
kısmı şöyledir:
"Aynı konuya ilişkin olarak nüfus
kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir. ..."
20. 5490 sayılı Kanun'un 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(b) bendinin, 7039 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki hâlinin iptali
talebiyle yapılan itiraz başvurusu hakkında Anayasa Mahkemesince verilen
30/3/2012 tarihli ve E.2011/34, K.2012/48 sayılı kararının ilgili kısmı
şöyledir:
"... Bireyin yaşamıyla özdeşleşen
ve kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan kimliği ve aile bağlarıyla ilgili
bilgileri içeren nüfus kayıtlarında haklı nedenlerin varlığı halinde değişiklik
ve düzeltme yapılmasını isteme hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme
hakkı kapsamında olup, bunun dava yoluyla bir defadan fazla talep edilememesini
öngören kural Anayasa'nın 17. maddesi ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, itiraz konusu kuralla
kişilerin ad, soyadı, cinsiyet ve doğum kaydı gibi bilgilerinde herhangi bir
nedenle meydana gelen değişikliklerin resmi kimlik kayıtlarında yer almasını
sağlamak amacıyla dava açmaları hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur.
Ancak dava hakkının bir kere ile sınırlandırılarak maddi gerçeğin resmi
kayıtlara geçmesinin engellenmesi hak arama özgürlüğüne müdahale
niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın
17. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. ..."
21. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 10/4/2014 tarihli ve
E.2014/2391, K.2014/6726 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...mahkemece davacının ismini
değiştirme istemi aynı konuda ikinci kez dava açamayacağı gerekçesi ile
reddedilmiştir.
Ancak bu hususu düzenleyen 5490 sayılı
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin
birinci cümlesinin (Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi
davası ancak bir kere açılabilir) Anayasa’ya aykırılığı sebebi ile Anayasa
Mahkemesi’nin 30.03.2012 gün 2011/34-2012/48 sayılı kararı ile iptal edilip
kararın 6 Ekim 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığı anlaşılmıştır.
Bu sebeple mahkemece, açıklanan bu husus
dikkate alınarak ve davacının iddiası ile ilgili kanıtlar toplanıp Türk Medeni
Kanunu’nun 27. maddesindeki haklı nedenin varlığı araştırılarak oluşacak sonuca
göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın
reddi doğru görülmemiştir..."
V. İNCELEME VE
GEREKÇE
22. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğu
toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun
İddiaları
23. Başvurucu; Anayasa'nın 90. maddesinde yer alan
düzenlemeye ve AİHM ile Anayasa Mahkemesi tarafından verilen emsal kararlara
rağmen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı
olduğunu belirterek evlilik öncesi soyadını tek başına kullanamamasına yol açan
söz konusu kararlar nedeniyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme
hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
24. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,
Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun
yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu
şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne
uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu
makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli
özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,
26/3/2013, § 17).
25. Anayasa Mahkemesi, 5490 sayılı Kanun'un 36.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan "Aynı konuya
ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere
açılabilir." şeklindeki düzenlemeyi 30/3/2012 tarihli kararıyla iptal
etmiştir. Mahkeme, haklı nedenlerin varlığı hâlinde kişilerin ad, soyadı,
cinsiyet ve doğum kaydı gibi bilgileri içeren nüfus kayıtlarında değişiklik ve
düzeltme yapılmasını dava yoluyla bir defadan fazla talep edilememesini öngören
söz konusu düzenlemeyi Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bulmuştur (bkz. § 20).
26. Bu doğrultuda yasa koyucu tarafından 5490 sayılı
Kanun'un 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi "Haklı
sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden
istenebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme ile haklı
sebeplerin bulunması durumunda ilgili kişilerin ad, soyadı gibi bilgileri
içeren nüfus kayıtlarında birden fazla kez dava açma haklarının bulunduğu
ayrıca hüküm altına alınmıştır (bkz. § 18).
27. Somut olayda ise başvurucu, 2012 yılında kesinleşen
dava sürecinden sonra AİHM tarafından verilen kararların kendi hukuki durumuna
emsal teşkil ettiğini belirterek yargılamanın yenilenmesi talebiyle 8/1/2014
tarihinde Mahkemeye başvurmuştur. Başvurucunun bu talebi 6100 sayılı Kanun'da
yer alan koşulların bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
28. Başvurucu, olağanüstü kanun yolu olarak düzenlenen
yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmakla yetinmiş; 5490 sayılı Kanun'da
meydana gelen değişikliklerle yeniden dava açma hakkına kavuşmasına rağmen bu
yola gitmemiştir. Bu noktada başvurucudan beklenen olağanüstü kanun yollarına
başvurması değil haklı nedenlerin ortaya çıktığını ileri sürerek yeni bir dava
açması ve olağan kanun yollarını tüketmesidir.
29. Dolayısıyla başvurucunun, hukuk sisteminde mevcut
olan yeniden dava açma hakkını kullanmaksızın ve bu suretle olağan yargısal
yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik
koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme
hakkının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ
OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
BIRAKILMASINA 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.