logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Sise Pet. Yaş Sebze Mey. Oto Al. Sat. Teks. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2016/9115, 12/9/2019, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SİSE PET. YAŞ SEBZE MEY. OTO AL. SAT. TEKS. İNŞ. TUR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/9115)

 

Karar Tarihi: 12/9/2019

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan y.

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucu

:

Sise Pet. Yaş Sebze Mey. Oto Al. Sat. Teks. İnş.

 

 

Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Abdullah Mustafa SEMİZ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir kamu hastanesi aleyhine başlatılan icra takibinde alacağın ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, bir kamu hastanesi aleyhine iki adet faturaya dayalı olarak toplam 68.624 TL alacak üzerinden 2/3/2015 tarihinde ilamsız icra takibi talebinde bulunmuştur. Takip talebi üzerine Antalya 7. İcra Dairesince (İcra Dairesi) örnek 7 sayılı ödeme emri düzenlenerek borçluya gönderilmiş, 5/3/2015 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine süresinde itiraz edilmediğinden takip kesinleşmiştir.

9. Alacaklı başvurucu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu aleyhine haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep etmiştir. İcra Dairesince 8/4/2015 tarihinde haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

10. Bunun üzerine başvurucu 22/4/2015 tarihinde icra işlemi hakkında şikâyette bulunmuştur. Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 5/6/2015 tarihinde şikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun katma bütçeli kamu idaresi olduğu ve mal varlığının devlet malı hükmünde olduğu açıklanarak mal varlığının haczinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

11. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 14/3/2016 tarihinde onanmıştır.

12. Nihai karar başvurucuya 7/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 9/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Bireysel başvuru tarihinden sonra 16/2/2018 tarihinde başvurucunun alacağını başka bir şirkete devrettiği anlaşılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, bir kamu kurumundan olan alacağının kesinleşmiş olmasına rağmen kısmen ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

 “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiası yanında eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini öne sürmektedir. Ancak ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucunun kendisi ile benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın sırf ırk, renk, cinsiyet, din, dil, cinsel yönelim ve benzeri ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekmektedir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33). Somut olayda ise başvurucunun bu yöndeki iddialarını temellendirecek somut bulgu ve kanıtlar ortaya koyamadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle eşitlik ilkesi yönünden herhangi bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

20. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir" denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

21. Bir alacağın mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için mahkeme hükmüne dayanması şart olmayıp belirli, kesin ve icra edilebilir mahiyette olması gerekli ve yeterlidir. Nitekim somut olayda başvurucu fatura alacağına dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatmış olup borçlu idare tarafından süresinde itiraz edilmediğinden takip kesinleşmiştir. Dolayısıyla alacağın belirli, kesin ve icra edilebilir mahiyette olduğu dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkının varlığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.

22. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında icra edilebilir bir alacağın da mülkiyet hakkı kapsamında korunan ekonomik bir değer ifade ettiği kabul edilmiştir. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarınca böyle bir alacağın hiç ödenmemesi ya da ödenmesinin uzun sürmesinin mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına müdahale teşkil ettiği ve bu müdahale nedeniyle oluşan belirsizliğin ise mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğu sonucuna varılmıştır (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, §§ 55-75; Şenal Haylaz, B. No: 2013/3457, 25/2/2015, §§ 60-79; Global Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/17557, 8/11/2017, §§ 20-24).

23. Somut olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu olmayıp başvurucunun icra edilebilir nitelikteki kesinleşmiş alacağının -idare tarafından borcun varlığı da kabul edilmesine rağmen- alacağını devrettiği tarihe kadar yaklaşık 1 yıl 11 ay süreyle ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

26. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

27. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).

28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

29. Başvurucu, haczin durdurulmasına ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmektedir.

30. Faturaya dayalı kesinleşmiş alacağın ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut başvuruda bu sebeple ihlalin idari işlemden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

31. Başvurucu başvuru devam ederken alacağını devretmiş olduğundan gereğinin yerine getirilmesi için kararın idareye gönderilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucunun devrettiği tarihe kadar alacağının makul bir sebep olmadan kendisine ödenmediği dikkate alınmalıdır. Ancak başvurucunun maddi ve manevi tazminat talebi bulunmadığından ihlalin tespitiyle yetinilmesine karar verilmesi gerekir. Ayrıca bilgi edinilmesi ve benzeri ihlallerin yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması yönünden kararın bir örneğinin ilgili idareye de gönderilmesi gerekir.

32. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Bilgi edinilmesi ve benzeri ihlallerin yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması bakımından kararın bir örneğinin Sağlık Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Sise Pet. Yaş Sebze Mey. Oto Al. Sat. Teks. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2016/9115, 12/9/2019, § …)
   
Başvuru Adı SİSE PET. YAŞ SEBZE MEY. OTO AL. SAT. TEKS. İNŞ. TUR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Başvuru No 2016/9115
Başvuru Tarihi 9/5/2016
Karar Tarihi 12/9/2019

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, bir kamu hastanesi aleyhine başlatılan icra takibinde alacağın ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Alacak, kamuda ücret, ekonomik değere ilişkin yargı kararı icra etmeme, 4C, ihale İhlal İhlalin tespiti
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi