logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Basra Öner ve Mehmet Şirin Öner, B. No: 2017/27463, 30/6/2021, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BASRA ÖNER VE MEHMET ŞİRİN ÖNER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/27463)

 

Karar Tarihi: 30/6/2021

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucular

:

1. Basra ÖNER

 

:

2. Mehmet Şirin ÖNER

Başvurucular Vekili

:

Av. Rehşan BATARAY SAMAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, devletin negatif (öldürmeme) yükümlülüğünün ve şüpheli ölüm olayına dair başlatılan soruşturmanın etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının maddi ve usul boyutları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca kabul edilebilirlik konusunda oybirliği sağlanamadığından kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular 10/2/2013 tarihinde ölen 1994 doğumlu Ş.Ö. nün anne ve babasıdır.

A. Ş.Ö.nün Ölümü

9. 10/2/2013 tarihinde saat 21.10 sıralarında Diyarbakır'ın Şehitlik Mahallesi'nde 25-30 kişilik bir grubun çöp konteynırlarını yere devirerek yolu trafiğe kapattığının bildirilmesi üzerine Diyarbakır Valiliği İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı güvenlik güçleri yaptıkları ihtarlara rağmen dağılmayan, molotofkokteyli ve taş atan gruba müdahale etmiştir.

10. Bu müdahale sırasında İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı 75... plakalı zırhlı aracın 26. Sokak'a girmesinin ardından 45... plakalı başka bir polis aracı da aynı yere gelmiş ve bu sırada Ş.Ö. nün yerde yaralı olarak yattığı görülmüştür. Aşağıda ayrıca incelemesi yapılacak olan soruşturma dosyasında yer alan bilgiler ve tanık ifadelerine göre, olay yerindeki gösterilerin yoğunluğu ve göstericiler ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmanın koşulları gözönünde bulundurularak Ş.Ö. olay yerinden hemen güvenlik güçleri tarafından alınarak polis merkezine götürülmüştür. Polis merkezinde Ş.Ö. nün sağlık durumunun kötüye gitmesi üzerine 112 Acil Servis hizmet aranarak Ş.Ö. hastaneye kaldırılmış fakat kaldırıldığı hastanede vefat etmiştir. Dosya içinde Ş.Ö. nün tam olarak ne zaman polis merkezine götürüldüğüne, durumunun ne zaman kötüleştiğine, hastaneye nasıl intikal ettirildiğine dair net kayıtların bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Tarafından Yapılan İşlemler

11. Söz konusu ölümün Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli) nöbetçi Cumhuriyet savcısına ilk aşamada ''güvenlik güçlerine yapılan saldırıda patlayıcı maddenin patlaması'' şeklinde haber verilmesi üzerine Başsavcılık tarafından soruşturma başlatılmış, ilk olarak olay mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından aynı tarihte incelenmiş ve bu hususta tutanak düzenlenmiştir. Bu incelemenin yapıldığı sırada olay yeri inceleme uzmanı personel de hazır edilmiştir. Cumhuriyet savcısı, olay yerinin ayrıntılı olarak incelenmesi, krokilerinin çizilmesi, fotoğrafların çekilmesi ve raporların düzenlenmesi talimatını vermiştir. Tutanağın giriş kısmında ''grup içerisinden bir kişinin elindeki el yapımı patlayıcıyı atmak isterken muhtemelen patlayıcı maddenin patlaması sonucu yaralandığı, güvenlik güçlerinin yaralı şahsı olay yerinden aldıkları, sonrasında hastaneye kaldırıldığı, hastanede öldüğünün bildirildiği'' şeklinde açıklama bulunmaktadır.

12. Aynı gün saat 22.00 sıralarında ölü muayenesi ve otopsi işlemi yapılmıştır. Tutanağın ilgili kısmı şöyledir:

''10. 02.2013 günü Diyarbakır ili Şehitlik mahallesinde güvenlik güçlerine yönelik yapılan saldırı[da] patlayıcı maddesinin patlaması sonucu açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahıs hayatını kaybederek Diyarbakır Devlet hastanesine otopsi işlemleri için gönderildiğinin 10.03.2013 günü saat 21:00 sıralarında bildirilmesi üzerine ...ile birlikte Devlet hastanesi morguna saat 22.00 sıralarında gelindi.

Şahsın yakını olmadığından kimlik tespiti yapılmadı.

Bilirkişi Dr. [E.Y.] ....Halen Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığında Adli Tıp Uzmanı olarak görev yapar...

...

DIŞ MUAYENE: 172 cm boyunda, 60-65 kg ağırlığında, 20-25 yaşlarında, siyah saçlı kahverengi gözlü, günlük sakla bıyık traşlı, sünnetli erkek cesedinde ölü katılığının devam etmekte olduğu, ölü lekelerinin vücut sırtta bası görmeyen alanlarda hafif şiddetle oluşmuş olduğu görüldü.

Sağ yüz ve yanak tamamını içine alan sağ kulağı ileri derecede deforme edilmiş halde parçalanmış, sürtünme tarzı yaygın ekimoz olup yanak üzerinde yer yer siyah renkte daha koyu olarak izlenebilen alanlar dikkat çekti.

Sağ omuz ve sağ kol arka yüz tamamında 18x17 cm’lik bir alanda saü dirsek bölgesinde 8x6 cm’lik sağ bel bölgesinde 4x5 cm’lik, sağ diz üzerinde yer yer 2x3, 3x1,5, 2,5[x]1,53x2 cm’lik, sol diz üzerinde 6x3, 5x2,5, 7x3,5, 3x4,5, 5x4,5 cm ebatlarında sıyrıklı ekimozlar olduğu görüldü.

Cesette harici muayane tarif edilenler dışında başkaca darp, cebir izi, ateşli silah yarası, kesici delici alet yarası, boyunda boğma-boğulma, ya da asıya ait telem izi tespit edilemedi.

BAŞ AÇILDI: Saçlı deri kaldırıldı. Saçlı deri altında sağda 4x5 cm’lik ekimoz görüldü. Sağ temporal adale grubu kanamalı olup sol temporal adale grubu sağlam izlendi

BOYUN-GÖĞÜS AÇILDI: …Sol 1,2,3 ve 4 kaburga kemiklerinin mitskapüler hattan ekimozlu kanamalı kırık olduğu görüldü. Sağ göğüs boşluğundan 1200, sol göğüz boşluğundan 600 cc serbest kan boşaltıldı. Sağ akciğerin lateral sınırlarında yoğun olmak üzere çok parçalı laserasyon mevcudiyeti görüldü., sol akciğer hilus bölgesinde ebatları 3, 4 ve 2,5 cm olan lesarosyanlar ile 5x3,5 cm’lik bir alanda derin parankimal doku hasarı izlendi. Perikard boşluğı içinde fizyolojik miktarda sıvı izlendi. …Boyun organlarının tetkikinde hyoid kemik, trioid kıkırdak ve boyun omurları sağlam bulundu…

BATIN AÇILDI:…

Sonuç: 10/2/2013 günü Diyarbakır ili şehitlik mahallesinde gösterici grup içerisinde güvenlik güçlerine yönelik taşlı, molotoflu saldırı grubu içerisinde bulunduğu, güvenlik güçlerine yönelik patlayıcı madde atması sırasında patlayıcı maddenin patlaması ve yere düşmesi sonucu yaralı olarak devlet hastanesine getirildiği ve sonrasında öldüğü bildirilen ve Ş.Ö.ye ait olduğu anlaşılan cesede 10/2/2013 tarihinde Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (Dağkapı Hastanesi) yapılan ölü muayenesi ve otopsisinden elde edilip yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgulara göre,

Bilirkişi tatbiken kesin ölüm sebebi ve patlamanın cesede olan uzaklığına ilişkin tespiti soruldu.

Beyanında,

Kişinin ölümünün cesetten otopsi esnasında alınan kan, idrar ve iç organ örnekleri üzerinde yapılanacak toksikolojik ve histopatolojik neticeler tamamlanıp olay yeri inceleme bulguları ile krirninal inceleme sonuçlarını da içerir adli tahkikat dosyasının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonrası belirlenebileceği kanaatindeyim dedi.

Bu sırada ölen kişilerin yakınlarının hastaneye geldikleri bildirildi....

Kimlik tanığı [Y.Ö.]: bana gösterdiğiniz kişi benim kardeşim [A.Ö.nün] oğlu olan [M.Ş.nin] oğlu [Ş.Ö.dür]...Benim olayın nasıl olduğunda ilişkin bilgim yoktur, dedi.

Gereği Düşünüldü:

1. Cesedin kesin ölüm nedeninin alınan kan ve idrar örnekleri ile iç organ örnekleri üzerinde yapılacak incelemelerden sonra belirlenebileceği belirtildiğinden bu aşamada başkaca bir işlem yapılmasına gerek olmadığı, cesedin bu şekilde defin ruhsatını tanzim ile cesedin sahiplerine teslimine...

''

13. Cumhuriyet savcısı, olay saatinde bulunan polis memurlarının da katılımı ile bir kez daha olay yerini 11/2/2013 günü saat 11.30 sıralarında incelemiş ve bu hususta tutanak düzenlemiştir.

14. Başsavcılık 14/2/2013 tarihinde olayın gelişimine dair bilgileri olduğunu değerlendirdiği iki tanığın ifadesine başvurmuştur. Bu kişilerden Y.D.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''...[P]olisler göstericilere müdahale edince benim gördüğüm kadarıyla 7 - 8 kişilik grup sokaktan aşağıya doğru kaçmaya başladılar. bir kısmının yüzleri puşi ile kapalı idi. [B]u kişiler 26. sokağın Şehit Caddesine yakın kısmında güvenlik güçlerine doğru havai fişek attılar, sonra havai fişekleri bitti, sonra aşağıya doğru kaçtılar. [O]ndan sonra bu kişilerden herhangi bir şekilde patlayıcı madde veya molotofkokteyli atan olmadı. [B]u kişiler benim dükkanın önünden geçtikten hemen sonra 26. Sokağa Şehitlik Caddesinin Tedaş tarafından çok hızlı bir şekilde Akrep diye bildiğimiz bir araç girdi, sokakta hızlı bir şekilde 10 - 15 metre kadar ancak ilerlemişti ki bir [ç]ocuk sokaktan aşağıya doğru kaçıyordu, arkasından araç hızlı bir şekilde geliyordu. kendisine 4 - 5 metre kadar yaklaşınca kaçan çocuk arkasına döndü ellerini havaya kaldırdı geri geri 4 - 5 metre kadar gitti [,] sağa sola kaçmadı. [G]elen akrep bu gence ön tarafından yani göğsünden çarptı. [B]u genç yere düştü, akrep'in altında kaldı, yaklaşık 10 - 15 metre kadar akrep'in altında sürüklendi. benim gördüğüm kadarıyla akrep'in sol arka tarafından çıktı. Orda yerde yatar bir şekilde kaldı, yüzünde kanlar vardı, herhangi bir şekilde ayağı kalkmaya çalıştığını görmedim. [B]u kişiye çarpan araç durmadı, sokağın aşağısına doğru aynı hızıyla devam etti. [B]u aracın hemen arkasından başka bir polis zırhlı aracı sokağa girdi, bu araçta çok hızlı idi. aralarında ne kadarlık zaman farkı olduğunu bilmiyorum ancak 30 - 40 metre civarında mesafe bulunuyordu. [İ]kinci gelen araç yerde yatan kişiye çarpmadan başında durdu. [H]emen içerisinden iki polis indi ellerinde silahta vardı. [Y]erde yatan kişinin başında biraz beklediler[.] [B]u sırada apartmanlarda bulunan kişiler ambulans çağırmaları için bağırıyorlardı[.] [P]olislerde onlara karşı hakaret içerir bir şekilde karşılık verdiler[.] [D]aha sonra polisler yerde yatan şahsı zırhlı polis aracına yükleyip götürdüler[.] [H]angi polislerin hangi zırhlı araca yaralıyı bindirdiklerini bilmiyorum. olay yeri kalabalıklaştı [.] [B]u olaylar olurken yaralı kişiye çarpan diğer polis aracının olduğu yerden de yani 26. sokağın aşağı taraflarında sağ tarafındaki sokaktan silah sesleri geldi[.] [Y]aklaşık 7 - 8 el ateş edildi [.] [D]aha sonra yaralı kişiyi zırhlı araca yükleyen polisler Şehitlik Caddesinin Şehitlik Polis karakolu istikametine doğru tatlıcı dükkanı bulunuyordu[.] [B]u dükkanın önünde zırhlı aracı durdular[.] [A]racın önünü bir polis sildi[.] [A]ncak önü silinen zırhlı araç hangisiydi bilmiyorum [.] [Y]aralı şahsa çarpan zırhlı araç olabilir.

Tanığa lüzumuna binaen soruldu; benim gördüğümde yaralı şahsın elinde herhangi bir patlayıcı madde yoktu. kendisine çarpan araca da herhangi bir şey atmaya çalışmıyordu. her iki elini de havaya doğru kaldırmıştı. ayrıca yüzü de açıktı, herhangi bir bez ile kapalı değildi. boynunda bez olup olmadığını hatırlamıyorum. ancak üzerinde mont vardı. zırhlı araç çarpıp altına aldıktan sonra ve çıktıktan sonra bir ayakkabısı ayağından çıktı. Ayrıca aracın çocuğa çarptığı sırada bu çocukla benim aramdaki mesafe en fazla 3 metre kadar idi, dolayısıyla ben olayı bu şekilde aynen gördüm. ''

15. 14/2/2013 tarihinde ifadesine başvurulan diğer tanık L.Ç. de Y.D. nin ifadesine benzer şekilde ifade vermiştir.

16. Başsavcılık, olay günü ve saatlerindeki telsiz kayıtları ile 112 Acil Servis görüşmelerinin getirtilmesi için 15/2/2013 tarihinde ilgili idarelere müzekkere yazmıştır.

17. Başsavcılık, dosya içinde bulunan belgeleri 15/2/2013 tarihinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığına (ATK) göndererek Ş.Ö. nün patlayıcı maddenin infilak etmesi sonucu mu yoksa herhangi bir cisim veya zırhlı polis aracının çarpması sonucu mu öldüğü hususunda görüş bildirilmesini talep etmiştir. ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 12/6/2013 tarihli on dört sayfalık raporunun sonuç kısmında Ş.Ö. nün ölümünün "patlamayla husulü mümkün genel beden travmasına bağlı çok sayıda kot kırığı ile birlikte yaygın akciğer hasarına bağlı iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu" belirtilmiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı, 45... plakalı zırhlı araçta bulunan ve güvenlik gerekçesiyle kimlik bilgileri gizlenen üç polis memurunun ifadesine 26/2/2013 tarihinde tanık olarak başvurmuştur. Benzer ifadelerden birinin ilgili kısmı şöyledir:

''...[B]unun üzerine gruba araç megafonları ile dağılmaların yönünde ihtarda bulunduk. [G]rup hem bizim araca hem de diğer shortland 75'e taşlı, molotofkokteyli kokteylli, havai fisekli, el yapımı bombalı saldırıya geçtiler bunun üzerine shörtland 75 önden biz arkadan grubu dağıtmak için müdahale ettik, grubun neredeyse tamamı 26. sokağa kaçtılar, shortland 75 bizim önümüzden 26. sokağa girdi[,] biz de arkasından aynı sokağa girdik, bizim hızımiz 20-25 km idi, ancak shortland 75'in hızını bilemiyorum. [B]iz sokağa girdikten hemen sonra aracın sağ önünde oturan arkadaş aracın ön tarafında ileride bir kişinin yerde yattığını söyledi. [B]unun üzerine bizim araç durdu, bu sırada shortland 75 hareket halindeydi aramızdaki mesafe 15 metre kadar idi. O da yolda durdu, bu sırada her iki araca yönelik te saldırılar devam ediyordu, sokak karanlıktı, sadece bizim araçların ışıkları vardı. [A]ynı zamanda yoğun bir sis ve durnan tabakası vardı. [T]elsizle yerde bir kişinin yattığını merkeze bildirdik, ancak güvenlik için araçtan inmedik. [B]irkaç dakika bekledik. [Y]erde yatan kişi hareketsiz duruyordu. [B]unun üzerine araçtan indik yanına gittik, herhangi bir silah veya patlayıcı olup olmadığını kontrol etmek istedik, bu sırada bu kişi yerden kalkmaya çalıştı, hatta bize bırakın beni kalkıp gideceğim şeklinde konuştu. bu sırada biz ambulansta istemiştik. birkaç dakika geçmesine rağmen ambulans gelmemişti. Kaçan grup tekrar geriye dönmüştü, bize ve shortlan 75'e yönelik saldırılar devam ediyordu. [O]lay yeri güvenliği olmadığı ve ambulansın olay yerine gelmesinin tehlikeli olabileceğinidüşünüp telsizle yaralı şahsı aracımıza alıp polis merkezine geçeceğimizi bildirdik. [Y]aralı şahsın kollarına girerek aracın arka kısmına bindirdik. daha sonra polis merkezine hareket ettik. [H]aber merkezine de ambulansın polis merkezine gelmesini söyledik. [B]irkaç dakika içerisinde polis merkezine geldik. [Y]aralı şahsın durumu çok ağır görünmüyordu. [B]ize kendisini bırakmamızı söylüyordu. [H]atırladığım kadarıyla elinde kırmızı siyah renkli inşaat eldiveni vardı. Eldivenler ıslaktı ve yakıt kokuyordu. [B]oğazında siyah renkli bir bez vardı. [C]eplerine baktığımızda bir el feneri, bantla birbirine bağlanmış şekilde patlayıcı fitili ve bataryası ayrı olarak cep telefonu çıktı. Bizden birkaç dakika sonra ambulans polis merkezine geldi[,] sedye ile ambulansa bindirdiler. [B]en de ambulansın arka kısmına bindim. [A]mbulansta da yine durumu kötü görünmüyordu hatta hemşire üniversite hastanesine plastik cerrahiye gidilmesi gerektiğini söyledi, [A]nladığım kadarıyla ilk önce üniversite hastanesine gitmek için karar verilmişt. Sur dışında ambulansla yolda devam ederken yaralı şahsın durumu birden ağırlaştı, gözleri kaymaya başladı, görevli hemşire söföre hastanın ağırlastığırıı eks olmak üzere olduğunu ve en yakın hastaneye gidilmesini söyledi. [B]unun üzerine ambulans eğitim araştırma hastanesine geldi. [B]uraya geldikten sonra da 20 dakika kadar yaralı şahşa kalp masajı uygulandı ancak kurtarılamadı. [B]enim ilk gördüğümde yaralı şahıs yerde yatıyordu. [H]erhangi bir aracın veya shortland 75 kodlu aracın çarptığını görmedim. [A]yrıca yaralı şahıs kendinde iken olayla ilgili de herhangi bir şey söylemedi. hatta üzerinde kimlik yoktu, ben kim olduğunu öğrenmeye çalıştım, ancak sadece beni bırakın gitmek istiyorum şeklinde sözler söyledi. dedi.

Lüzumuna binaen soruldu; Yaralı şahsın yanına gittiğimizde olay yerinin biraz uzağındaki apartmanlarda bulunan kişiler bize yönelik niye kaldırmıyorsunuz halen şeklinde sözler söylüyorlardı. ancak biz herhangi bir karşılık vermedik. ayrıca herhangi bir şekilde 'a ... koyduğumun çocuğu daha ölmedin mi diye bir şey söylemedik ayrıca 26. sokak içeresinde sokak lambaları yanmıyordu. [H]atırladığım kadarıyla bizim araçların ışıkları yanıyordu ye yoğun bir duman tabakası vardı. [Y]aralı şahsın yanına ilk gittiğimizde her iki ayakkabısı da ayağındaydı. Olay yerinde iken silah sesi duydum, kaç el olduğunu hatırlamıyorum ancak ne tür bir silah olduğunu bilmiyorum. [B]izim shortland 45 ekibinde bulunanlardan ateş eden olmadı. hatırladığım kadarıyla biz yaralı şahsın yarıında iken etrafta bulunan dükkanlarda herhangi bir kimse yoktu, ışıkları da yanmıyordu, kepenkleri de kapalı idi.''

19. Başsavcılık Elektronik Muhabere Şube Müdürlüğünde olay tarihi ve saatinde görevli bulunan telsiz operatörü polis memurunu da tanık olarak 15/2/2013 tarihinde dinlemiştir. Bu şahıs ifadesinde, olay saatinde 75... plakalı aracın olayın olduğu 26. Sokak'a girdiğinin ve bir şahsın bir şeyin altında kaldığının anons edildiğini, karşılığında anonsun tekrar edilmesini istediğini, anonsun tekrarının gelmediğini, bu sırada 45... plakalı araçtan önlerinde bir şahsın yerde yattığını anons edildiğini, bu anons üzerine olayın niteliğini anlamak için kendi aralarında kullanılan kodları kullandığını, yaralanmalı kazaları ifade etmek için kullanılan 94 koduna "olumsuz" denmesi üzerine 60 kod ile tanımlanan molotofkokteyli atılması olabileceğinin bildirildiğini, 112'yi arayarak Acil Servisi yönlendirdiğini beyan etmiştir.

20. Başsavcılık tanıkların ifadesinde geçen 75... plakalı araçta bulunan polis memurlarının ifadelerine 25/2/2013 tarihinde tanık olarak başvurmuştur. Güvenlik gerekçesiyle kimlik bilgileri gizli tutulan tanıklardan ekip şefi ve telsizci olan polis memurunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''... [E]ylemci grupla aramızda 100 metrelik mesafe bulunuyordu. [B]iz tepe lambamızı açtık siren çaldık, megafonlar eylemcilere ihtarda bulunduk, dağılmalarını istedik. Eylemci grup bize yoğun bir sekilde taşlı, molotofkokteylilu, havafişekli ve basınçlı parça tesirli el yapımı bombalarla saldırıyorlardı. grup ihtarlarımıza rağmen dağılmayınca biz de araçlarla üzerlerine doğru hareket ettik. [B]unun üzerine eylemci grubun çoğunluğu 26. sokağa girdiler, halen bize yönelik saldırıları aynı sekilde devam ediyordu. [B]iz 26. sokağın basına geldik. Şahıslar bizim aracımıza doğru 15-20 metre mesafeden yine aynı sekilde saldırıya' devam iyorlardı. bunun üzerine ben sokağa girmesini söyledim, sokağa girdik, ancak sokaktan havaifişek, molotofkokteyli ve patlayıcı maddelerden dolayı yoğun sisle dumanla kaplıydı. [A]aracın hızı tahminen 20 km hızla ilerledik. bu srada eylemci grubun attığı Molotof kokteylilardan birisi aracın ön kaputu üzerine düştü ve ön kaput üzerinde araç alev aldı. aynı zamanda yine ön kaput üzerine el yapımı patlayıcı maddelerde atılıyordu, aracın ön tarafı yanmaya baslayınca ben sö[öre aracı busokaktan çıkarmasını söyledim. zira arkamızdan da Shorrtland 45 geliyordu, geriye doğru çıkmak mümkün değildi. bu nedenle ileriye doğru devam ettik. 20 - l25 metre kadar ilerleyince sol tarafta bir araç park etmişti. sağ tarafta da bakkal veya manavın sebze tezgahı bulunuyordu. bu tezgahın hemen yamnda yesil renkli branda vardı. biz araçla asağıya doğru devam ederken, ben oturduğum yerin sağ tarafındaki camdan sahsın birisinin yesil renkli brandaya yaklaşık 2 - 3 metre kadar bizim araca 1 - 1,5 metre mesafede dizleri kendine doğru çekilmis vaziyette yerde yatan bir sahıs gördüm. yüzünde bir sey vardı ya bezle kapalıydı ya da yüzünde yaralanma nedeniyle bana öyle gelmişti. ben bu kisiyi gorunce telsizle haber merkezini bilgilendirdim. ancak haber merkezine ne sekilde bilgi verdiğimi şu anda hatırlamıyorum. ancak olay yerine ambulans istedik. olay sırasında sokakta bol miktarda duman ve sis vardı. ayrıca sokak lambaları yanmıyordu. aydınlatma oldukça yetersizdi. ayrıca bindiğimiz aracın ön tarafında kaput üzerinde el yapımı patlayıcı maddeler patlıyordu ve molotofkokteylitan alev almıstı. ayrıca bizim aracın tepesinde hem ve hem arkada iki adet projektör bulunuyordu. projektörler yandığı için sokakta bol miktarda duman ve sis olduğu için görüş açısı son derece kısıtlıydı. 2 - 3 metre mesafeye kadar düşmüştü. ben önümüzde herhangi bir kişinin olduğunu kesinlikle görmedim. ayrıca herhangi bir kimseye bizim aracın çarptığını da kesinlikle görmedim, zira araca yönelik molotofkokteyli ve patlayıcı maddeler atıldığında refleks olarak sağa sola kendimizi korumak amacıyla yatıyorduk. bu nedenle kesinlikle yolda önümüzde bir kimse olduğunu görmedim. herhangi bir kimseye de çarptıgımızı kesinlikle görmedim...''

21. İfadesine başvurulan diğer polis memurları da benzer şekilde ifade vermiştir.

22. ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 15/1/2014 tarihli ikinci raporun sonuç kısmı şöyledir:

''...[K]urulumuzun ..nolu mütalasında kişinin ölümünün patlamayla husulü mümkün genel beden travmasına bağlı çok sayıda kot kırığı ile birlikte yaygın akciğer hastalığına bağlı iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtilmiş olup adli dosyanın yeniden tetkikinden.....kişinin ölümünün görgü tanıklarının ifadelerinde belirtildiği şekilde zırhlı aracının çarpması ve sürüklenmesi ile meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği' oybirliği ile mütalaa olunur.''

23. Başsavcılık 26/2/2014 tarihinde ölen Ş.Ö. hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleme, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından daha önceden şüphelinin ölümü nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar vermiş; ATK raporunda belirtilen hususlara göre araç şoförü hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan genel hükümlere göre soruşturma yapılmak üzere dosya hakkında 26/2/2014 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Genel Soruşturma Bürosuna göndermiştir.

24. Başsavcılık, bu görevsizlik kararının ardından 2014/5988 sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturma işlemlerine devam etmiştir. Başsavcılık bu kapsamda olaya karışan 45... plakalı aracın şoförü olan, bireysel başvuruya konu edilen ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen R.Ü. nün şüpheli olarak talimat yolu ile22/7/2014 tarihinde ifadesine başvurmuştur. R.Ü. nün ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Ben olay günü ve saatinde Shortland 45 kod nolu ekibin şoförlüğünü yapmaktaydım. 15 Şubat 1999 tarihinde... yakalanmasının yıldönümünü protesto etmek amacıyla terör örgütüne müzahir şahıslar tarafından Diyarbakır ilinin muhtelif yerlerinde gerçekleştirecekleri [m]olotof kokteyli, havai fişekli, el yapımı basınç etkili parça tesirli bombalı ve taşlı saldırı eylemlerini önlemek amacıyla Shortland 45 kod nolu ekip olarak saat 17.00 sıralarında Şehitlik bölgesinde görev aldık.

Aynı gün Haber Merkezinin 19.00 sıralaında Şehitlik Mahallesi .... Apartmanında aile içi kavga olayının olduğunun anons etmesi üzerine zırhlı 75 ile beraber Şehitler Polis Merkezi görevlileribi alarak bahse konu adrese intikal ettik. Belirtilen yerde aile içi kavga olayının olmadığının anlaşılması üzere dönüşe geçtiğimiz esnada Haber Merkezinin 19.30 sıralarında Şehitlik Tedaş önünde yüzleri kapalı olan şahısların olduğunu ve yolu kapattıkları ve üzerlerinde patlayıcı madde olabileceği yönündeki anonsu üzerine önde zırhlı 75, arkada ise biz Shortland 45 olarak birlikte anonsunun geldiği bölgeye doğru intikal ettik. Buraya intikal ettiğimizde anonsta belirtildiği şekilde 20-25 kişilik yüzleri kapalı eylemci bir grubun Şehitlik Caddesi üzerinde elleri ile zafer işareti yapıyorlardı. Bu esnada yüzü bez parçası ile kapalı, 1.65 boylarında, zayıf yapılı erkek bir şahıs zırhlı 75 kod nolu ekibe doğru elinde bulunan bir maddeyi attı. Maddenin patlaması üzerine çevreyi duman sardı. Bu esnada 40-16 diğer zırhlı ekiplerin gerekli emniyet tedbirini aldıklarını anons edince grubu dağıtarak yolu trafiğe açmak amacıyla zırhlı 75 kod nolu ekip ile birlikte eylemci gruba dağılmaları yönünde megafonla uyarılarda bulunduk.

Şahısların eylemlerine devam etmeleri üzerine gruba müdahalede bulunduk. Bir eylemci gruba yaklaşmamız ile eylemci grup 26. Sokak içerisine doğru kaçtılar. Kaçarken de bizlere yönelik olarak [m]olotof kokteyli, havai fişekli, el yapımı parça tesirli ve basınç etkili bombalı ve taşlı saldırı eylemlerine devam ediyorlardı.

Zırhlı 75 önde olmak üzere 26. Sokak içerisine girdik. Zırhlı 75, 26. Sokağın diğer ucuna gittiğinde biz Shorland 45 kod nolu ekip olarak 26. Sokağın Şehitlik Caddesi tarafında kalan uç kısmındaydık. Biraz ilerledikten sonra 26. Sokak içerisinde bir erkek şahsın yerde yattığını aracımın far ışığından gördüm. Ben Shortland 45 kod nolu ekibin sürücüsü olduğum için şahsı görünce hemen durdum.

Ancak sokağın diğer ucunda bulunan Zırhlı 75 kod nolu ekip sürekli olarak [m]olotof kokteylli ve el yapımı bombalı saldırı eylemlerine maruz kaldığından yanmaya başladı. Biz de bu nedenle, ekip aracından inmeyerek haber merkezinden 26. Sokak içerisine 112 talep ettik. 112 Sağlık görevlilerini beklerken yerde yatan şahsın biraz doğrulunca yüzünün sağ tarafından yaralı olduğunu gördük. Bunun üzerine araçtan inerek şahsın yanına gittik. Şahsın yanına gittiğimizde durumunun ağır olduğunu gördüm.

Bu esnada haber merkezinin yaralı şahsı 2. Sokak içerisinden alarak Şehitlik merkezine götürmemizi, 112 görevlilerinin şahsa bu arda müdahale edeceğini bildirmesi üzerine [b]iz de haber merkezinin anonsu doğrultusunda yaralı şahsın tedavisini hızlandırmak ve olay yerinde saldırı eylemlerinin devam etmesi nedeniyle 26. Sokak içerisinde şahsı ekibimize alarak Şehitlik Polis Merkezine geldik. Burada yaralı şahsın üzerinde bulunan 200-25 civarında 2 parça halinde bantla sarılı yeşil renkli patlayıcı maddeleri ateşlemek amacıyla kullanılan fitiller ile şahsın eline takılı vaziyette bulunan 1 çift siyah renkli inşaat eldivenini olay yeri inceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü görevlilerine teslim etmek üzere aldık.

Biz malzemeleri alırken 112 görevlileri de şahsın boyun kısmında sarılı bulunan bez parçasını keserek şahsı hemen ambulansa koyarak hastaneye götürdüler. Benim bu olayla ile ilgili bildiklerim gördüklerim ve söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Benim bu olayda herhangi bir suçum ve alakam bulunmamaktadır. ''

25. Cumhuriyet Başsavcılığı, olayda kusur durumunun tespiti açısından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazmıştır. Makine ve inşaat mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin 25/6/2015 tarihli raporunda, ölen Ş.Ö. ile yayaya çarpan zırhlı araç sürücüsünün eşit derecede mütefarik kusurlu olduğu belirtilmiştir.

26. Başsavcılık, polis memuru R.Ü. hakkında 28/10/2015 tarihinde Diyarbakır Valiliğine soruşturma izni verilmesi için talepte bulunmuşsa da bu talep üzerine yapılan işlemlerin neler olduğuna dair dosya içinde herhangi bir kayda rastlanmamıştır.

27. Başsavcılık olay tarihinde 75... plakalı aracın sürücüsü S.K. hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 15/2/2017 tarihinde iddianame düzenlemiş, aynı tarihte 45... plakalı aracı kullanan R.Ü. hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başsavcılık kararında bu kişi hakkında sehven soruşturma yapıldığını, bu kişinin suç oluşturabilecek bir eyleminin bulunmadığını belirtmiştir.

28. Kovuşturmaya yer olmadığına kararına başvurucular itiraz etmiştir. Başvurucular vekili itirazında özetle eylemin taksirle işlenmediğini, kasten işlendiğini, ölen Ş.Ö.nün olay yerinde bekletildikten sonra hastane yerine polis merkezine götürülmek istendiğini, şüphelinin de bu eylemi icra edenlerden olduğunu iddia etmiştir.

29. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 7/4/2017 tarihli itirazın reddine dair kararının 10/5/2017 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 9/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

C. Ceza Mahkemelerindeki Kovuşturma Süreçleri

30. 75... plakalı araç sürücüsü polis memuru S.K. hakkında açılan davada Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesi, 2017/174 Esas sayılı dava dosyası üzerinden 29/6/2017 tarihinde yapılan ilk ve tek duruşmada başvurucular vekilinin de talebi doğrultusunda görevsizlik nedeniyle dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

31. Dosyanın gönderildiği Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 15/9/2017 tarihinde ''olaya müdahale eden sanığın sürücülüğünü yaptığı 75 kot numaralı Shortland marka zırhlı aracın telsizinden olayın hemen akabinde merkeze 'bir kişinin aracın altında kaldığını' anons edilmesi dikkate alındığında kasten gerçekleşen bir eylemde bu anonsun yapılma ihtimalinin düşük olması hususları birlikte değerlendirildiğinde eylemin iddianamede anlatıldığı üzere taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçunu oluşturabileceği" gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Gaziantep Bölge Adliyesi Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

32. Gaziantep Bölge Adliyesi 10. Ceza Dairesi, Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararını 9/11/2017 tarihinde kaldırmıştır.

33. Olayda ölüme neden olduğu ileri sürülen S.K. isimli polis memurunun yargılaması Ağır Ceza Mahkemesinde 2017/495 Esas sayılı dosya üzerinden görülmeye başlanmıştır.

34. Ağır Ceza Mahkemesi, bireysel başvuruya konu edilen ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen R.Ü. nün de ifadesine başvurulması için İzmir Ağır Ceza Mahkemesine 6/12/2017 tarihinde; tutanaklar mümzileri olan İ.G., B.A., M.E.Ç için sırasıyla Ankara, Eskişehir ve Malatya ceza mahkemelerine talimatlar göndermiştir.

35. Ağır Ceza Mahkemesi ayrıca 15/2/2018 tarihinde yapmış olduğu ilk celsede ''Suça karışan Şortland marka aracın iç ve dış özellikleri, içinde şoför mahallinde oturulduğunda yol güzergahının ne kadarının görülebilir olduğu konusunda naip hakim refakati ile resen seçilecek bir makine mühendisi bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına, makina mühendisi temin edildiğinde söz konusu aracın incelemeye esas olmak üzere adliye binasına getirilmesi veya emniyet müdürlüğünde uygun bir ortamda inceleme olanağının sağlanması için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılmasına, araç getirildiğinde naip hakim marifetiyle bilirkişi huzuruyla incelemesinin yaptırılmasına'' karar vermiştir.

36. Bu karar üzerine olayda kullanılan araç, makine mühendisi olan bir bilirkişi vasıtasıyla incelenmiştir. Raporda özetle aracın dar virajlarda ve dar yerlerde hareket kabiliyetinin olmadığı, toplumsal olaylarda aracın üzerine gaz veya duman gibi görüşü engelleyici maddelerin gelmesi hâlinde araç içinde herhangi bir kamera sisteminin bulunmadığı, aracın ön kısımlarının görüş açısını engellediği, aracın iç kısımlarının şoförün hareket kabiliyetini engelleyebildiği belirtilmiştir.

37. Sanık S.K. nın savunması avukat huzurunda 30/5/2018 tarihinde yapılan ikinci duruşmada alınmıştır. Bu duruşmada ayrıca yukarıda soruşturma evresinde ifadelerine başvurulan ve polis memurları olmayan, olaya dair somut gözlemleri olduğu beyan edilen tanıklar L.Ç. ile Y.D. nin de ifadelerine başvurulmuştur.

38. Ağır Ceza Mahkemesinde 18/9/2018 tarihinde yapılan üçüncü celsede Cumhuriyet savcısı ''...Dosya kapsamı, evrak içeriği, tanık beyanları, 155, 112 acil servisi ile yapılan konuşmalar, telsiz muhaberesine ait kayıtlar, 75 numaralı ekibe ait olay sonrası bir şahsın aracın altında kaldığına dair yapılan telsiz görüşmesi içeriği, otopsi raporu içeriğinde bulunan olaya ait travmalara ait yaraların niteliği, incelendiğinde sanık S.K. nın sevk ve idaresindeki araç ile göstericileri takip ettiği, göstericilerin ara sokağa girmesi üzerine aynı hızla peşlerinden takibe devam ettiği, göstericilerin durması üzerine aracı üzerlerine sürerek maktüle çarptığı, maktülün arkadan gelen 45 numaralı ekip tarafından yerde yatarken bulunduğu, olay sonrası şahsın hastaneye sevkinin yapılmayarak karakola teslim edildiği, olayın patlayıcı madde sonucu meydana gelen ölüm olayı olduğu iddia edilerek hukuki gereğinin ifasından kaçınılması için gayret gösterildiği, olayda sanığın üzerine atılı suçu göstericiyi öldürme sonucunu öngörerek aracını üzerlerine sürmek sureti ile olası kast altında işlediği'' gerekçesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 21/2,53. maddeleri uyarınca S.K. nın cezalandırılmasını talep etmiştir.

39. Ağır Ceza Mahkemesi 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu dördüncü celsede 8/2/2019 tarihinde keşif icrasına, ayrıca eyleminin taksirle öldürme suçunu oluşturması ihtimaline binaen soruşturma aşamasında alınan ancak hüküm için yeterli görünmeyen bilirkişi raporu haricinde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Trafik Kürsüsünden bilirkişi raporu aldırılmasına karar vermiştir.

40. Ağır Ceza Mahkemesi 14/3/2019 tarihinde yapmış olduğu beşinci celsede ise Kandilli Rasathanesine müzekkere yazılarak suç tarihindeki hava koşulları ile suç tarihindeki hava koşullarına benzer hava koşullarının hangi tarihlerde yaşandığının bildirilmesinin istenmesine karar vermiştir.

41. Ağır Ceza Mahkemesi 14/5/2019 tarihindeki altıncı celsede, 1/8/2019 tarihinde saat 22.00'de adliyeden hareket edilmek suretiyle keşif icrasına karar vermiş ise de dinlenmesi gereken polis memuru tanıkların Eskişehir, Malatya ve Ankara'da olduğu, bu hâliyle tanıklarla yapılan telefon görüşmelerinde keşif gününe kadar ilde bulunamayacaklarını bildirmeleri karşısında keşfin yapılmasının mümkün olamayacağı, nedenle keşfin ertelendiği 10/10/2019 tarihindeki yedinci celseden anlaşılmıştır. Bu celsede ayrıca 27/12/2019 tarihinde yeni bir keşif icrasına karar verilmiştir.

42. Aynı gerekçeyle keşfin bir kez daha ertelendiği 4/2/2020 tarihli 8. celseden anlaşılmıştır. Bu celsede de 17/2/2020 tarihinde yeniden keşif icrasına karar verilmiştir. Bu karar doğrultusunda keşif, belirlenen tarihte başvurucular vekilleri ve olay yeri inceleme uzmanlarının da huzuru ile keşif icra edilmiştir. Bunun yanında 23/6/2020 tarihinde yapılan 9. celsede, suça karışan zırhlı polis otosuna ilişkin kamera kaydı ve video kaydının bulunup bulunmadığının sorulması, varsa gönderilmesi için Diyarbakır Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

43. 8/10/2020 tarihinde yapılan 10. celsede sanığın eyleminin taksirle öldürme suçunu oluşturması ihtimaline binaen soruşturma aşamasında alınan ancak hüküm için yeterli görülmeyen bilirkişi raporu haricinde İTÜ Trafik Kürsüsünden bilirkişi raporu aldırılmak üzere talimat yazılmasına karar verilmiştir.

44. 2/2/2021 tarihli 11. celsede ise ara kararına rağmen yapılmayan bu işlemin yenilenmesine ve duruşmanın 27/5/2021 tarihine ertelenmesine karar verilmiştir.

45. 27/5/2021 tarihinde yapılan 12. celsede, gelen raporlara karşı beyanda bulunmak üzere başvurucular vekillerinin talepleri üzerine süre verildiği ve duruşmanın 24/6/2021 tarihine ertelendiği tespit edilmiştir.

46. 24/6/2021 tarihinde yapılan 13. celsede başvurucular vekilinin gelen raporlara karşı beyanları ile Cumhuriyet savcısının mütalaası alınmıştır. Cumhuriyet savcısı bu mütalaasında özetle olay günü başvuruların oğlunun ölümüne sebebiyet veren sanığın gerekli dikkat ve özenle hareket etmediğini, eylemine uyan taksirle adam öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğini açıklamıştır. Bu duruşmada, sanık müdafisinin mazeretinin kabul edilmesi ve mütalaaya karşı beyanların sunulması için duruşmanın 11/9/2021 tarihine ertelendiği tespit edilmiştir.

47. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan bu davada söz konusu suçlamayla ilgili olarak ilgili kurum ve kuruluşlarla da çok sayıda yazışma yapıldığı anlaşılmıştır. Devam eden bu yargılamada başvurucuların diğer araç sürücüsü R.Ü. hakkında gerek ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz dilekçelerinde gerekse bireysel başvuruda ileri sürdükleri hususları bu yargılamada da baştan beri ileri sürdükleri tespit edilmiştir.

D. Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç

48. Başvurucular, Ş.Ö. nün ölümü nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle İçişleri Bakanlığına başvuru yapmışlarsa da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünce 17/4/2013 tarihinde bu talepleri reddedilmiştir. Başvurucular bunun üzerine işlemin iptali ve hizmet kusuru bulunduğu iddialarıyla toplam 42.666,37 TL maddi ve davacıların her biri için 25.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL manevi tazminat istemiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi, Başsavcılık dosyasındaki bilirkişi raporunu da gözönünde bulundurarak olayda müterafik kusur bulunduğunu kabul etmiştir. Kısmen kabul edilen davada verilen bu kararın kesinleşmesi üzerine başvuruculara toplamda 92.405,48 TL ödeme yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

49. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yaşam hakkı gibi ciddi insan hakkı ihlallerinin aile üyeleri üzerindeki psikolojik etkisini kabul etmekle birlikte mağdurun yakınları için işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında ayrı bir değerlendirme yapılabilmesi için anılan etkiyi ihlalin kendisinden kaynaklanan kaçınılmaz duygusal acının ötesine taşıyan birtakım özel faktörlerin söz konusu olması gerektiğini vurgulamıştır (Salakhov ve Islyamova/Ukrayna, B. No: 28005/08, 14/06/2013, § 199). AİHM, bir aile bireyinin mağdur olup olmadığı konusunu başvuranın maruz kaldığı sıkıntı, hakları ihlal edilen mağdurların akrabalarının kaçınılmaz olarak yaşadığı duygusal çöküntüden daha farklı bir boyut ve şekil kazandıran özel faktörlerin var olup olmadığı, aile bağlarının derecesi, aile bireylerinin söz konusu olaylara ne kadar tanık olduğu, aile bireylerinin bilgi edinmek için ne kadar çaba gösterdiği gibi hususları bir bütün olarak değerlendireceğini belirtmektedir (Çakıcı/Türkiye, B. No: 23657/94, 8/7/1999,§ 98).

50. Konuyla ilgili olarak ilgili ulusal ve uluslararası hukuk ile diğer mevzuat için bkz. Abdülkadir Yılmaz ve diğerleri, B. No: 2015/1894, 16/1/2020; Seyfullah Turan ve diğerleri, B. No: 2014/1982, 9/11/2017, §§ 71-99.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

51. Mahkemenin 30/6/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

52. Başvurucular, yaşam hakkının maddi boyutu bağlamında öncelikle yakınlarının güvenlik güçleri tarafından zırhlı araç ile kasten öldürüldüğünü iddia etmektedir. Bu kapsamda başvurucular, güvenlik güçlerinin kullandıkları araçlarla olay anında ellerini havaya kaldırmış ve savunmasız hâlde bekleyen Ş.Ö.ye bilerek ve isteyerek çarptıklarını, bu araçlarla Ş.Ö. yü sürüklediklerini ileri sürmektedir. Başvurucular, Ş.Ö. nün bu şekilde kasıtlı olarak araç ile ezilmeye çalışılmasının ardından tıbbi tedavisi yapılmak üzere hastaneye götürülmesi yerine polis merkezine götürüldüğünü, bu şekilde tıbbi tedaviden mahrum bırakılarak öldürülmek istendiğini de ifade etmiştir.

53. Başvurucular ayrıca Ş.Ö. nün ölümü hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğinden maddi gerçeğin aydınlatılamadığını iddia etmektedir. Usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin olarak başvurucular, ölümün kasıtlı bir eylem sonucunda meydan geldiğine dair tarafsız tanık beyanları ve raporlar bulunmasına rağmen eylemin taksirle işlendiğinin kabul edilmesi, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen polis memuru R.Ü. nün olayın öncesinde ölene hakaret etmesi, yaralanması üzerine de öleni hastaneye götürmemesi şeklinde kusuru bulunmasına rağmen eksik inceleme ile hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden yakınmakta; güvenlik güçlerinin karışmış olduğu ölümlü olaylarda etkili bir soruşturma yürütülmeyerek cezasızlık politikasının yürütüldüğünü iddia etmektedirler.

54. Başvurucular ayrıca 2013 yılında meydana gelen şüpheli ölüm olayı ile ilgili olarak 4 yılı aşan bir sürede etkili ve tarafsız bir soruşturma yürütülmemesi, Başsavcılık tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesiz olması, Mahkemece itiraz nedenlerinin değerlendirilmemesi, ret kararının gerekçesinin bulunmaması ve bu süre içinde avukatlık ücretine ilişkin masraf yapmaları nedenleriyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

55. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama... hakkına sahiptir."

56. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

57. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların etkili başvuru hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları değerlendirildiğinde ileri sürülen iddiaların yaşam hakkının usul boyutuna ilişkin olması nedeniyle bu iddialar hakkında ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiş ve iddiaların tümü yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

58. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 41). Başvurucular, ölen Ş.Ö. nün annesi ve babasıdır. Dolayısıyla başvuru ehliyeti açısından başvuruda bir eksiklik bulunmamaktadır.

59. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17. maddesi, devletin temel amaç ve görevlerinden birinin de insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğunu belirten 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve pozitif yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

60. Yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermemesi hususunda negatif yükümlülüğü bulunan devletin -pozitif yükümlülükler kapsamında- yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi de vardır. Bu koruma ödevi bağlamında devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerek gerekli idari tedbirleri almalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51; İpek Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149).

61. Bunun yanında pozitif yükümlülüğü kapsamında devletin yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

62. Bir ölüm meydana gelmişse, devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında ölümün nedenlerini soruşturma ve sorumluları tespit ederek cezalandırma ödevi de vardır. Bu usul yükümlülüğünün gerektiği şekilde yerine getirilmemesi hâlinde devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığı tespit edilemez. Bu nedenle devletin bu madde kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerinin güvencesini soruşturma yükümlülüğü oluşturmaktadır (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 29).

63. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma türünün yaşam hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

64. Bununla birlikte Anayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

65. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmeyen durumlarda etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari, hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

66. Bir ceza soruşturması veya yargılaması sürecinde kovuşturmaya yer olmadığı, beraat, mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla farklı zamanlarda neticelenmiş aşamalar bulunması durumunda -anılan aşamaların tek bir olay için farklı kişilerin sorumluluklarına yönelik olduğu gözetildiğinde- soruşturmaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekebileceğinden (Süleyman Deveci, B. No: 2013/3017, 16/12/2015, § 69) aynı olaya ilişkin sorumluluğu bulunduğu iddia edilen birden fazla kişi hakkında yürütülen adli süreçlerin bir kısmı devam ederken bir kısım şüpheli/sanık bakımından sürecin sona ermesi üzerine yapılan bireysel başvurularda, somut olayın ve tüm adli sürecin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekliliği üzerinden başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna ulaşılmıştır (Bilal Turan ve diğerleri (3), B. No: 2013/7418, 31/3/2016, § 72; Bülent Kurt, B. No: 2013/7408, 20/1/2016, § 40; Gülcan Keleş ve diğerleri, B. No: 2014/797, 22/3/2017, §§ 30, 31).

67. Somut başvuruda, başvurucuların soruşturma evresinden itibaren ileri sürdükleri ve bireysel başvuru formunda tekrarladıkları iddialarına bakıldığında başvurucuların birbiri ile çok yakından bağlantılı olan yaşam hakkının hem maddi boyutuna (negatif yükümlülüğü) hem de usul boyutuna (etkili soruşturma yükümlülüğü) ilişkin olan hususlar yönünden Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde bir yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. Negatif yükümlülüğe ilişkin olarak başvurucuların hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen R.Ü. ve yargılaması devam S.K. hakkında yoğun kasıtla Ş.Ö. nün öldürülme iddialarının bulunması karşısında olayın maddi koşullarının belirlenebilmesi ve şüpheli ölüm olayının aydınlatılabilmesi adına bir yargılamanın devam ettiğinden kuşku bulunmamaktadır. Bu kapsamda Ağır Ceza Mahkemesinin yargılama sonucunda vereceği kararın güvenlik güçlerinin dâhil olduğu şüpheli ölüm olayının aydınlatılabilmesi adına son derece önem arz etmektedir.

68. Bunun yanında başvurucuların bir polis memuru hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi üzerine yaptıkları bireysel başvuruda, usul boyutuna ilişkin olarak ileri sürdükleri hususların tamamının yargılaması devam eden dava ile doğrudan ve çok yakın bir bağlantısının bulunduğu, başvurucuların bu iddialarını devam eden yargılamada da baştan beri ileri sürdüğü görülmüştür.

69. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bu dava dosyasına ilişkin olarak yapılan işlemler açıklanmıştır. UYAP üzerinde yapılan incelemede keşfin mazeretler nedeniyle iki kez icra edilemediği, nihayet başvurucuların vekilinin de katılımı ile bir keşfin yapıldığı anlaşılmıştır. Bunun yanında Ağır Ceza Mahkemesi, güvenlik güçlerine ait, olayda kullanılan araç üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırarak rapor aldırmıştır.

70. Ağır Ceza Mahkemesi, bunların yanında olayda uygulanma ihtimaline binaen İTÜ Trafik Kürsüsünden rapor alınmasına da karar vermiştir. 24/6/2021 tarihinde yapılan 13.celsede başvurucular vekilinin gelen raporlara karşı beyanları ile Cumhuriyet savcısının mütalaasının alındığı, sanık müdafisinin mazeretinin kabul edilmesi ve mütalaaya karşı beyanların sunulması için duruşmanın 11/9/2021 tarihine ertelendiği tespit edilmiştir.

71. Bu açıklamalar sonrasında başvurucuların iddialarına bir kez daha bakılması ve bu iddiaların değerlendirilmesi gerekmektedir. Başvurucular, soruşturma evresinden beri Ş.Ö. nün polisler tarafından kullanılan araçla kasten öldürüldüğünü iddia etmektedir. Bu iddiaların devletin yaşam hakkının negatif (öldürmeme) yükümlüğüne ilişkin olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Başvurucular, bu iddiadan bağımsız olarak polis memuru R.Ü. hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle ölüm olayından sonra ortaya çıkan etkili soruşturma yükümlülüğünün de ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.

72. Başvurucuların iddialarına konu olan maddi olayın aynı olmasına rağmen birden fazla boyutunun ihlal edildiği iddiası bulunan somut olayda hakkında yargılama devam eden polis memuru ile ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen diğer polis memuruna yönelik ileri sürülen iddiaların birbiri ile çok yakından, doğrudan ve sıkı bir bağın bulunduğu görmezden gelinemez. Gerçekten de başvurucular, bireysel başvuruya konu edilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen R.Ü hakkında, yargılanan diğer polis memuru ile Ş.K. ile birlikte kasıtlı olarak ve plan dahilinde öldürme eylemi gerçekleştirdiği iddiasında bulunmuşlardır. Bu iki eylem ve böylece iki yükümlülük açısından bir bağlantının bulunmadığından bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır.

73. Yapılacak yargılama sonunda maddi olayın koşullarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından belirlenip belirlenememesi ve sorumluların tespit edilmesi durumlarına göre bu kapsamda haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişilerin de sorumluluklarının tespit edilmesi hâlinde kamu davası açılması önünde bir engel bulunmadığı değerlendirilmiştir. Başvurucuların yaşam hakkının hem negatif yükümlülüğün hem de usul yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddialarının içerik ve kapsamlarına bakıldığına henüz sonuçlanmayan kamu davasının bu aşamada incelenmesinin Anayasa Mahkemesinin ikincil nitelikteki rolüne uygun düşmediği anlaşılmıştır.

74. Netice olarak somut başvuruda, kanunda öngörülen yargısal başvuru yollarının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketildiğinin kabulü mümkün değildir.

75. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

76. Başvurucular, ölüm olayı nedeniyle ömür boyu sürecek ızdırap ve üzüntü duyduklarını, bu olay nedeniyle başlatılan soruşturma ve yargılamalar sonucunda bir failin cezalandırılmamasının ve bir şüpheli hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin manevi işkenceye sebebiyet verdiğini, bu durumun ise Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağının ihlalini oluşturduğunu iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

77. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesine esas alınacak 17. maddesinin ilgili kısmı ile 5. maddesi şöyledir:

 “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı

Madde 17 - Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

78. Başvuru konusu olayda ele alınması gereken ilk husus incelemenin kapsamının belirlenmesidir. Bu incelemenin yapılabilmesi için başvurucuların oğullarının polis aracı ile kasten yaralanmasının ardından doğrudan sağlık kuruluşuna götürülmeksizin karakola götürülmesi ve ardından da ölümüne sebebiyet verilmesi, buna ilişkin olarak başlatılan soruşturma ve kovuşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle dört yılı aşan bu sürenin kendileri yönünden manevi işkenceye dönüşmüş olduğu iddialarına kötü muamele yasağının uygulanabilir olup olmadığının tespiti gerekmektedir.

79. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal açıdan zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

80. Kötü muamele oluşturan her eylemin aynı zamanda bireylerin fiziksel ve/veya psikolojik bütünlüğüne zarar vererek özel hayatına da menfi yansıması olacaktır. İşkence ve kötü muamele yasağı ile özel hayata saygı hakkının bir parçası olarak fiziksel ve ruhsal bütünlüğün korunması hakkının Anayasa’nın aynı maddesinde yer verilmesi de bunun göstergesidir (Tuna Ayçiçek, B. No: 2014/6526, 24/1/2018, § 51).

81. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).

82. Somut olayda başvurucuların iddialarının bu açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hususta ilk olarak ölenin annesi ve babası olan başvurucuların söz konusu ölüm olayına ilişkin, doğrudan gözleme dayalı bilgi ve görgülerinin bulunmadığının ifade edilmesi gerekmektedir. Başvurucular, yargılama aşamalarında olaylara müdahale edilmesi sırasında oğullarına polis aracı ile kasıtlı bir şekilde çarpıldığına dair gözleme dair bir bulgularının olduğunu iddia etmemiştir. Başvurucuların bu husustaki iddialarının dayanağı, tanıkların verdiği ifadelerdir.

83. Yukarıda belirtilen AİHM içtihatlarından da anlaşılabileceği üzere yaşam hakkı gibi ciddi hak ihlallerinin yanında bundan bağımsız olarak ayrıca kötü muamele yasağının uygulanabilmesi için başvurucuların söz konusu ihlale sebebiyet veren olay veya olguların kendileri üzerindeki etkilerine dair incelemeye olanak verecek ölçüde yeterli açıklama yapmaları gerekmektedir. Somut olayda, başvurucuların bu hak kapsamında ileri sürdüğü ihlal iddialarıyla ilgili olan yargılamanın devam ettiği hususu bir kez daha hatırlatılmalıdır. Bu aşamada; başvurucuların devam eden yargılama faaliyetine aktif olarak katılma fırsatlarının bulunduğu, tüm iddia ve taleplerini ileri sürme imkânına sahip oldukları, ayrıca olayla ilgili gözleme dayalı doğrudan bilgilerinin bulunmadığını da belirtmek gerekir. Diğer yandan başvurucuların kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkin olarak; aradan geçen dört yıllık süreye rağmen failin cezalandırılmaması nedeniyle duyduklarını iddia ettikleri üzüntünün kendilerinin doğrudan mağduriyetlerine sebebiyet verecek derecede ağır ve katlanamaz bir yük teşkil ettiğine ve bunun da asgari eşik seviyesini aştığına ilişkin, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının uygulanabilmesine olanak verecek ölçüde yeterli bir açıklama yapmadıkları anlaşılmıştır.

84. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 30/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Basra Öner ve Mehmet Şirin Öner, B. No: 2017/27463, 30/6/2021, § …)
   
Başvuru Adı BASRA ÖNER VE MEHMET ŞİRİN ÖNER
Başvuru No 2017/27463
Başvuru Tarihi 9/6/2017
Karar Tarihi 30/6/2021

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, devletin negatif (öldürmeme) yükümlülüğünün ve şüpheli ölüm olayına dair başlatılan soruşturmanın etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının maddi ve usul boyutları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kamu görevlisinin güç kullanımı sonucu öldürülme, ağır yaralanma (toplantı gösteri yürüyüşünde) (fiziksel güç kullanma, kelepçeleme, biber gazı vd.) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Kötü muamele yasağı Kötü muamele etkili soruşturma (makul süre) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 19
170
172
173
231
234
5237 Türk Ceza Kanunu 3
21
22
27
61
62
256
2559 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 16
Tüzük 24/4/1979 Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 2
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi