logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Yakup Çetin, B. No: 2018/15113, 11/3/2021, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

YAKUP ÇETİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/15113)

 

Karar Tarihi: 11/3/2021

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

Raportör

:

Fatih HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Yakup ÇETİN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklu olarak devam eden bir kovuşturmada verilen tahliye kararına rağmen başka bir soruşturma kapsamında aynı suçlamaya konu olabilecek delillere dayanılarak yeniden tutuklama kararı verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyetler haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu şikâyet yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başvurucuyla birlikte otuz beş kişi hakkında FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasıyla bağlantılı oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatılmış ve başvurucu bu soruşturma kapsamında 26/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucu 29/7/2016 tarihinde Başsavcılığa sevk edilmiş ve aynı tarihte Cumhuriyet savcısı tarafından başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucunun avukatının (zorunlu müdafi) da hazır bulunduğu ifade alma işlemi sırasında -ifade tutanağına göre- başvurucu, kendisine isnat edilen suçları anladığını belirtmiştir. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ben en son Yeni Hayat gazetesinde muhabirlik yapıyordum. 16/07/2016 tarihinde istifa ederek ayrıldım ... 2006 yılında Marmara Üniversitei Eğitim Fakultesini kazandım. 2011 yılında mezun oldum. KPSS sınavlarına girmedim. Mezun olunca ilk önce zaman gazetesinde muhabir olarak işe başladım. Zaman gazetesine kayyum atanana kadar gazetede muhabir olarak çalıştım. Kayyım atamasından 20 gün sonra işten çıkarıldım ... Zamana kayyım atanınca 1, 1,5 ay kadar işsiz kaldım. Daha sonra Yenihayat gazetesinde muhabir olarak işe başladım. Yenihayat, Zaman gazetesinden ayrılan arkadaşların işe başladıkları bir yer olduğu, arkadaşları da tanıdığım için burada işe başladım. Genel olarak adliyede muhabirlik yapıyordum. Hakkımda gözaltı kararı olduğunu televizyondan öğrendim. Bu esnada Bingöl Genç ilçesindeydim gidip emniyete teslim oldum.

 [Başvurucuya ait Twitter paylaşımları ve açık kaynak kodlu teknik tespit raporları ile ilgili olarak sorulması üzerine]

Doğrudur zamanını ve tarihini hatırlamıyorum ancak bunlar bana ait hesap, yazılarda benim yazdığım paylaştığım veya benimle ilgili haberlerdir. 16/07/2016 tarihinde gazeteciliği yavaş yavaş bitirmeye karar vermiştim. Ayrıca işsizlik maaşı almak için beklemek istedim. Bu nedenle ayrıldım. Bütün işleri bırarak hayatıma ailemin yanında devam etmek istedim bu nedenle İstanbul'u ve İstanbul'daki adreslerimi terk ettim.

FETÖ/PDY terör örgütüne üye değilim. Bu amaçla hareket etmedim. Ben hayatım boyunca mesleğimi icra etmeye çalıştım. FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi değilim. Örgüt faaliyetlerine katılmadım.

Yaptığım faaliyetler gazetecilik faaliyeti nedeniyledir. Yaptığım haberleri kendi şahsi düşüncelerim nedeniyle yaptım. Örgüte yardım etme ya da örgütün basın yoluyla propagandasını yapma, ya da yardım etme nedeniyle değildir. Gazetede çalışan diğer kişileri ismen tanırım. Büşra Erdal, Bayram Kaya aynı gazetede çalıştığım için tanırım. Ben darbenin olacağını bilmiyordum. Bu konuda bir bilgim ve duyumum olmamıştır. Çalıştığım gazetenin amaç ve faaliyetini bilmiyorum. Kime hizmet ettiğini bilmiyorum. Ben sadece gazetecilik yapmak için hareket ettim.

Fuat avni isimli twitter hesabıyla ya da ona haber sağlayanlarla herhangi bir ilişkim olmadı. Fuat avniye haber servis etmedim. Fuat avninin haberlerini de yaymadım. Hatta Fuat avniyi takip etmedim."

12. Başvurucu 29/7/2016 tarihinde tutuklanması talebiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk yazısında; kolluk tespiti, arama tutanakları ve açık kaynak araştırmaları dikkate alındığında suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilmiştir.

13. Başvurucu sorguda Başsavcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunmuştur.

14. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde, başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Tutuklama gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheliler ... Yakup Çetin'in üzerlerine atılı... terör örgütüne üye olma, örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçlarından tutuklama talep edilmiş ise de, iki suçun aynı anda işlenme imkanı olmadığından TCK 220/7 maddesi yönündeki tutuklama talebin reddine,

TCK 314/2 maddesi gereğince yürütülen soruşturma kapsamında CMK.nın 100/3-a, 100/2-a-b madde, fıkra ve bentleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına... [karar verildi.]

15. Başvurucu 4/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiştir. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından 8/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

16. Başsavcılık tarafından hazırlanan 16/1/2017 tarihli iddianameyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

17. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgiler -özellikle basın yapılanması- anlatılmış, daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun sosyal medyada yaptığı paylaşımlara yer verilmiş, ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan hakkında soruşturma yürütülen bir emniyet görevlisinin ifadesini röportaj gibi yayımlamak suretiyle örgütle mücadele kapsamında yapılan soruşturmaları itibarsızlaştırmaya çalıştığı ve örgütün amacı doğrultusunda algı oluşturmak istediği, böylece örgüt hiyerarşisi içinde -basın yapılanmasında- yer aldığı ileri sürülerek terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği iddia edilmiştir.

18. Bu bağlamda iddianamede başvurucu ile ilgili olarak yer verilen olay ve olgular özetle şöyledir:

i. Başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı Zaman gazetesinde muhabirlik yaptığı belirtilerek başvurucu ile ilgili olarak internet ortamında yapılan açık kaynak araştırması sonunda elde edilen bilgilere yer verilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun "Yakup Çetin@yakuppcetin"isimli Twitter hesabından;

- 9/7/2014 tarihinde "Başkanı, yardımcısı, sözcüsü ve soruşturulanların AKP'li olduğu yolsuzluk komisyonundan adalet çıkar mı?"

- 8/9/2015 tarihinde "AKP'nin istediği de bu; nefreti HDP'ye yöneltip baraj altına itmek. Ona istediğini altın tepsi de sunmayın."

- 15/9/2015 tarihinde "Böyle muhalefet oldukça AKP istediği gibi at koşturur. Meydan boş nasılsa. Bugün hakim savcı tutuklayan, gözü dönmüşler yarın siyasetçi tutuklr"

- 20/10/2015 tarihinde Yakup Çetin@yakuppcetin adresinden "Kayyum atama eşittir çökme, el koyma. Savcılık eliyle hırsızlık, haramilik yapıyorlar."

- 23/10/2015 tarihinde "'Gezi darbeydi' saçmalığı AKP'nin atadığı hakimler tarafından çöpe atıldı. Çarşı'ya açılan darbe davasında da savcı beraat istemişti. Hepsi boş"

- 26/10/2015 tarihinde "Koza'ya atanan kayyımlar, havuz yöneticisi, akp'nin milletvekili adayları, meclis üyeleri, bakan danışmanları Amaç muhalif medyayı havuzlaştırma"

- 10/2/2016 tarihinde "Melek İpek'in evine girmesine izin vermeyen bu şahıs AKP Bakırköy teşkilatı yöneticisi. kayyum görünümlü AKP gaspı.."

- 4/3/2016 tarihinde "Hırsızların öncü kuvveti haline getirilen Polis Zaman okurlarına gazla, Toma ile saldırıyor"

- 4/3/2016 tarihinde "Zaman'a çökülmesini aç köpekler gibi izleyenler, alçaklığınızı unutmayacağız!"

-4/3/2016 tarihinde "Gazetemiz işgal altında."

- 4/3/2016 tarihinde "Hırsızların öncü kuvveti haline getirilen Polis Zaman okurlarına gazla, Torna ile saldırıyor"

- 5/3/2016 tarihinde "Zaman 1000'den fazla polisin ablukasında. Ellerinde hiçbir karar olmadığı halde heryere girip çıkıyorlar. Kayıt cihazlarını gasp ediyorlar."

- 5/3/2016 tarihinde "Kayyımlar 'yuh hırsızlar'protestosuyla giriş yaptı" şeklindeki tweetleri attığı,

- 4/3/2016 tarihinde "gölge adam¥tabutcu¥ ©receps..." adresinden atılan "eee fuatavni size yazmisti dimi haklimi hakli" şeklindeki tweeti "@yakuppcetin" adresinden retweet yaptığı belirtilmiştir.

ii. Zaman gazetesinde çalıştığı sırada (4/9/2014 tarihinde) FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan hakkında soruşturma yürütülen bir emniyet görevlisinin 17/25 Aralık operasyonlarıyla ilgili ifadesini röportaj yapmış gibi haber olarak yayımlamak suretiyle örgütün söylemlerini topluma aktardığı ileri sürülmüştür.

19. İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 1/2/2017 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2017/67 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

20. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın ilk duruşması 27/3/2017 tarihinde başlamıştır. Mahkeme 31/3/2017 tarihinde başvurucu dâhil yirmi bir sanığın tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar ... Yakup Çetin'in üzerilerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suç vasfının ileride sanıklar lehine değişme ihtimali, sabit ikametgah sahibi olmaları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak sanıklar ve müdafilerinin tahliye taleplerinin kabulü ile başka suçtan tutuklu ve hükümlü değiller ise bu suçtan bihakkın tahliyelerine, bu hususun temin için Cezaevi Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, tahliyelerine karar verilen sanıklar hakkında CMK.nun 109-3-a maddesi kapsamında yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına ... karar verildi."

21. Başsavcılıkça tahliye kararından birkaç saat sonra yeni bir soruşturma başlatılmıştır.

22. Bu soruşturma çerçevesinde 31/3/2017 tarihinde başvurucu hakkında yakalama ve gözaltı kararı verilmiştir.

23. Başvurucu 1/4/2017 tarihinde gözaltına alınmış ve 15/4/2017 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alındıktan sonra 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. ve 312. maddelerinde düzenlenen anayasal düzeni ve hükûmeti cebren değiştirme ve yıkmaya teşebbüs suçu kapsamında tutuklanması istemiyle Başsavcılık tarafından sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir.

24. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 15/4/2017 tarihinde başvurucunun anayasal düzeni ve hükûmeti cebren değiştirme ve yıkmaya teşebbüs suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... 15/07/2016 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Ülkemizde silahlı kalkışma yaparak darbe teşebbüsünde bulunduğu maalesef bu eylem sebebiyle 248 vatandaşımızın şehit olduğu, 2195 vatandaşımızın ise gazi olduğu, hain darbe girişimin ülkemizin kamu kurum kuruluşları ile vatandaşlarımızın can siper hane mücadele sonuçlarında amacına ulaşılamadan engellendiği,

Devlet kurumları içerisinde gizlice örgütlenerek devleti ele geçirmeye amaçlayan örgütün, mülkiye, adliye ve basın yayın yapılanması olmak üzere önemli yapılardan oluştuğu, özellikle basın yayın yapılanması bakımından FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Devleti ele geçirmek için bu yapılanmaya önem verdiği, bu kapsamda birçok gazete, haber sitesi ve televizyon kanalı kurduğu farklı görüşten ve popüler toplumda sevilen kişilerin örgüt tarafından kamu oyunda algı oluşturması için bu yapıya yönlendirildiği, bu yüzden örgütün basın yayın ile sosyal medya önem verdiği, özellikle 17-25 Aralık sürecinden önce sürecin hazırlanmasına ilişkin sosyal medya yapılanmasına girdiği, bu kapsamda birçok sosyal medya hesabı oluşturulduğu, fuatavni isimli twitter adresinin bu kapsamda örgüt tarafından oluşturulan sosyal medya hesabı olduğu, bu hesaptan (fuatavni isimli twitter hesabı) örgütün amaçları ve hedefleri doğrultusundan twetler atıldığı, bu twetler de yalan yanlış bilgiler ile gerçekler tamamen çarpıtılarak topluma sunulduğu, bu twitter hesabının daha sonradan örgütün basın ayağında görevli mensupları tarafından kamuoyunda algı oluşturulmak için kullanıldığı, örgüte ait haber kanalları, gazeteler ve sosyal medya yazılarında fuatavninin atmış olduğu twitlerin önemliymiş ve gerçekmiş gibi topluma sunulduğu, bu kapsamda örgütün medya yapılanmasında görev alan kişilerin özel olarak seçtiği, özellikle örgüte ait gazeteler ve yayın kuruluşlarında bu yalan twitlerden haberler yapıldığı, bir anlamda toplumda algı oluşturulmaya çalışıldığı, basın-yayın yapılanmasında yer alan örgüt mensuplarına özel misyonlar verildiği, kendisine görev verilen örgüt mensubunun kendisine verilen misyon gereğince toplumsal kaos ortamı ve darbe ortamının oluşmasına ilişkin algı faaliyetleri yürüttüğü, 2013 yılından itibaren belirli bir kapsam ve plan dahilinde örgüte ait gazeteler ve haber siteleri seçilmiş olanHükümet ile o zamanın Başbakanı ve şuan Cumhurbaşkanı olan sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alacak şekilde algı operasyonları yaptığı, fuatavni isimli twitter adresinden yazılan twitlerin gerçekmiş gibi toplumda algı oluşturulmasının örgüt mensuplarınca sistematik bir şekilde kurgulandığı, nitekim bu kapsamda 17-25 Aralık 2013 tarihinde seçilmiş hükümete karşı yargı eliyle örgüt tarafından planlanan ve kurgulanan darbenin daha önceden kamu oyunda örgütün yayın organları tarafından alt yapısının oluşturulduğu, bu konuda toplumsal olarak algı oluşturulmasının hedeflendiği, ancak bunu başaramayan örgütün daha sonradan 15 Temmuz 2016 tarihinde amaçlarına ulaşmak için darbe girişiminde bulunduğu dikkate alınmakla FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün basın- yayın yapılanmasının örgüt için yukarıda anlatıldığı şekilde çok önemli olduğu,

Anayasamızın 22 maddesi 25 ve 26 Maddelerinde Düşünce ve kanaat hürriyeti, Düşünceyi yayma hürriyetinin düzenlendiği, demokratik toplumlarda basının en önemli görevinin kamu yararını ilgilendirilen olay ve konularda haber vermek açıklamalar yapmak ve eleştiri ile değer yargıları sunmak suretiyle toplumu aydınlatmak ve kamu oyu oluşturmak görevi olduğu, ancak kamu oyunu ilgilendirmeyen, gerçeğe aykırı, kişisel kin ve intikam aracı olarak kullanılan, sansasyon amacına hizmet eden, kendisine rakip olan kişi yada kurumların çökertme amacında yapılan çalışmaların basın özgürlüğü kapsamında değerlendiril emeceği bu yüzden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün basın- medya faaliyetleri bu kapsamda yapılan açıklamalar, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği olup,

...

Şüpheli Yakup Çetin'in Zaman gazetesi ve Yeni Hayat gazetesinde muhabirlik yaptığı bu iki gazetenin örgüte ait gazeteler olduğu, aynı şekilde bu şüphelinin FETÖ/PDY'nin üst düzey kadrolarında bulunan N.K., H.Ç. ve E.T. isimli kişiler ile telefon görüşme kayıtlarının bulunduğu, balyoz davası kapsamında tutuklu bulunan M.B. ile telefon görüşme kaydı bulunduğu, bylock programı kullanıcıları olan Ö.T., F.D., E.Ö., K.A. gibi birçok örgüt mensubuyla telefon görüşme kayıtlarının bulunduğu, örgütsel bir eylem olarak zaman gazetesi, bugün TV, Kanaltürke kayyum atanma sürecinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda vatan caddesi emniyet müdürlüğü ve zaman gazetesinin bulunduğu binalara giderek burada protesto eylemlerine katıldığı, toplumda bir anlamda 'özgür basın susturulamaz' şeklinde algı oluşturulmasının hedeflendiği, bu kapsamda toplumda ve basında mağduriyet algısı oluşturulması hedeflendirildiği,

...

tüm şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün basın-yayın ve medya yapılanmasında faaliyette bulundukları bu kapsamda eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ettiği, darbe girişimi eylemlerinin etki ajanlığı görevini ifa ettikleri dikkate alınarak üzerlerine isnat edilen TCK 309 fıkra 1 ve 312 fıkra 1 maddesindeki suçlar ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, suçların katolog suçlar arasında yer aldığı, suçların alt sınırları dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, anlaşılmakla isimleri belirtilen şüpheliler .... Yakup Çetin'in CMK.100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... karar verildi."

25. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 28/4/2017 tarihinde itirazı reddetmiştir.

26. Başsavcılık 5/6/2017 tarihli iddianame ile ikinci soruşturma kapsamında başvurucu hakkında kamu davası açmıştır. İddianamede; FETÖ/PDY'nin elinde bulundurduğu medya organları ile algı operasyonları yaptığı, başvurucunun da örgütün amacı doğrultusunda protestolara katılarak algıya yönelik eylemler yaptığı, örgütün algı faaliyetlerine katılarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçunu işlediği iddia edilmiştir.

27. İddianamede başvurucuya ilişkin olarak yer verilen olgular özetle şöyledir:

i. Başvurucunun Zaman gazetesinde ve Yeni Hayat gazetesinde muhabirlik yaptığı, 9/8/2010 ile 31/3/2016 tarihleri arasında Feza Gazetecilik Anonim Şirketinde, 10/05/2016 ile 16/07/2016 tarihleri arasında Perspektif Basın Yayın Hizmetleri Ticaret Limitet Şirketinde SGK kaydının bulunduğu, Feza Gazetecilik Anonim Şirketinin (Zaman gazetesi) FETÖ/PDY'nin basın yayın yapılanmasında yer aldığı, Başsavcılık tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında anılan Şirkete kayyım atandığı, gazetenin genel yayın yönetmeni E.D.nin FETÖ/PDY'nin tüm medya faaliyetlerinden sorumlu olduğu, Zaman gazetesinin birçok yönetici kadrosunun yurt dışında bulunması dolayısıyla haklarında yakalama kararı çıkarıldığı, Yeni Hayat gazetesinin FETÖ/PDY'nin basın yayın yapılanmasında yer aldığı ve kanun hükmünde kararname (KHK) ile "millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu" gerekçesiyle kapatıldığı belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun Bank Asya hesabında 3/1/2013 ile 14/7/2016 tarihleri arasında 862 adet işlem kaydı bulunduğu, söz konusu hesaba belirtilen tarihler arasında 118.954,9 TL yatırıldığı ve hesaptan 160.387,9 TL çekildiği/harcandığı, kredi kartında ise 1.109 adet işlem kaydı bulunduğu ve toplam 123.995,09 TL harcama yapıldığı belirtilmiştir.

iii. Başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan haklarında soruşturma yürütülen bir kısım kişiyle iletişim kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun;

-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) New Jersey eyaletinde görevli olduğu belirtilen S.A.nın Türkiye'deki irtibatlı olduğu H.Ç. ile iletişim kaydının bulunduğu,

- FETÖ/PDYnin "emniyet imamı" olduğu belirtilen O.H.Ö.nün (kamuoyunda Kozanlı Ömer olarak bilinen) 2007 yılında ABD'ye önemli bilgiler götürdüğü ve ABD'li yetkililer tarafından bu kişiden alınan bilgi ve belgelerin Türkiye Dışişleri Bakanlığına gönderildiği, adının bu belgeler içinde geçtiği şeklinde bilgi bulunan N.K.nın adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY'nin "İç Anadolu Bölgesi sorumlusu" olduğu belirtilen M.P. ile bağlantısı olan E.T.nin kullandığı değerlendirilen telefon ile irtibatının olduğu,

- ByLock veri kaydı bulunan ve açık kaynaklarda 23/12/2013 tarihinde Taraf gazetesinde 17 Aralık operasyonuna ilişkin olarak emniyet mensuplarının düzenlediği takip tutanağını yayımladığı (bu yayının sızdırılan ilk evrak olarak tespit edildiği) belirtilen A.Y. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- Balyoz davasına ilişkin soruşturma kapsamında davaya dayanak oluşturan belgeleri temin etme, tahrip etme ve amacı dışında kullanma iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra Mahkemece tutuklanan M.B.nin babası olan B.B. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY'nin "İstanbul sorumlusu" olarak adı geçen ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada kaçak olan avukat A.O. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY ile iltisaklı Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu üyesi olan ve ABD'de kaçak olduğu değerlendirilen avukat E.Ö. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- ByLock programı bulunması nedeniyle FETÖ/PDY kapsamında tutuklanan polislerin avukatlığını yapan ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada kaçak olan avukat Ö.T. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY ile ilgili soruşturmalar kapsamında tutuklanan polislerin avukatlığını yapan ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada kaçak olan avukat C.M. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- ByLock programı kullandıkları için FETÖ/PDY kapsamında tutuklanan polislerin avukatlığını yapan ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada kaçak olan avukat K.Ş. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- ByLock programı kullandıkları için FETÖ/PDY kapsamında tutuklanan polislerin avukatlığını yapan ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada kaçak olan avukat F.D. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY'ye müzahir kurum/kuruluş/şirketlerin avukatlığını yaptığı ayrıca ByLock programını kullandığı belirtilen ve Başsavcılıkça hakkında yürütülen soruşturmada kaçak olan avukat H.T.I. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- ByLock programı kullandıkları ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada tutuklandıkları belirtilen avukat K.K., avukat H.G. veavukat K.A. adına kayıtlı telefonlarlairtibatlı olduğu,

- ByLock programı kullandığı ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada kaçak olduğu belirtilenB.C. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- ByLock programı kullandığı ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada kaçak olduğu belirtilen Bugün gazetesi muhabiri K.M. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY içinde Bursa ilinde faaliyet yürüten iş adamlarının kurduğu ve yönettiği belirtilen BUGİAD (Bursa Girişimci İş Adamları Derneği) üyesi bir firmanın sahibi/ortağı olan A.E. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- Delta Mühendislik A.Ş. eski ortaklarından olan ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada şüpheli olan F.Ş. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- Şırnak'ın Silopi ilçesindeki Polisevinde çalışan ve KHK ile ihraç edilen, aynı zamanda ByLock veri kaydı bulunan M.K. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- ByLock programı kullandığı ve Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmada kaçak olduğu belirtilen M.G. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- ByLock programı kullandığı belirtilen ve Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada şüpheli olan M.İ. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklu olduğu belirtilen A.B. (öğretmen) adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY'ye müzahir dershanelerde öğretmenlik yaptığı belirtilen U.B. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında kaçak olduğu belirtilen A.T. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

-ByLock programı bulunan H.Ö. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- ByLock programı bulunan A.B.Y. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY'nin önemli toplantılarının yapıldığı Ankara'da bulunan Toros Öğrenci Yurdunda sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiği ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında şüpheli olduğu belirtilen İ.Ç. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklu olduğu belirtilen Ö.C. (öğretmen) adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu,

- FETÖ/PDY'ye finansal destek sağladığı belirtilen Kaynak Holding ve bünyesindeki şirketlerde çalışma kaydı olduğu tespit edilen A.A., O.A, G.G., İ.G., S.K., ve Y.A. adına kayıtlı telefonlar ile irtibatlı olduğu,

- Olağanüstü hâl kapsamında kamu personellerine ilişkin alınan tedbirlere dair çıkarılan KHK'larla mesleklerinden çıkarılan kişilerden olduğu belirtilen H.K. adına kayıtlı telefon ile irtibatlı olduğu belirtilmiştir.

iv. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/25 Aralık Operasyonlarını yapan FETÖ/PDY ile irtibatlı emniyet görevlilerine yönelik olarak yürütülen soruşturmayı protesto etmek ve yapılan soruşturmayı itibarsızlaştırma yönünde algı oluşturmak maksadıyla FETÖ/PDY ile bağlantılı basın kuruluşlarının ve kişilerin adliye etrafında toplandığı belirtilerek başvurucunun kullandığı belirtilen telefonun da aynı zaman diliminde (22 Temmuz - 7 Ağustos 2014 tarihlerinde) İstanbul Adliyesi çevresinde bulunan baz istasyonlarından sinyal aldığının tespit edildiği belirtilmiştir.

v. Başsavcılıkça kamuoyunda "Tahşiye operasyonu" olarakbilinen soruşturmayı yapan FETÖ/PDY ile irtibatlı emniyet görevlilerine yönelik olarak yürütülen soruşturmayı protesto etmek ve yapılan soruşturmayı itibarsızlaştırma yönünde algı oluşturmak maksadıyla FETÖ/PDY ile bağlantılı basın kuruluşlarının ve kişilerin adliye etrafında toplandığı belirtilerek başvurucunun kullandığı ifade edilen telefonun da aynı zaman diliminde (14 Aralık-22 Aralık 2014 tarihlerinde) İstanbul Adliyesi çevresinde bulunan baz istasyonlarından sinyal aldığının tespit edildiği belirtilmiştir.

vi. Zaman gazetesi, Bugün TV ve Kanaltürk'e kayyım atanması sürecinde FETÖ/PDY ile bağlantılı basın kuruluşlarının ve kişilerin Vatan Caddesi'nde Emniyet Müdürlüğü ve Zaman gazetesi binalarının çevresinde toplandığı belirtilerek başvurucunun kullandığı ifade edilen telefonun da aynı zaman diliminde (27-29/10/2015 ve 4-7/3/2016 tarihlerinde) İstanbul Adliyesi çevresinde bulunan baz istasyonlarından sinyal aldığının tespit edildiği belirtilmiştir.

28. İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 16/6/2017 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2017/223 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 16/6/2017 tarihinde tensiple birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Mahkeme ayrıca iddianame ve tensip tutanağını (19/6/2017 tarihli müzekkere ile) başvurucuya tebliğe çıkarmıştır. Anılan müzekkere içeriğinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verildiğinin bildirilmesi de açıkça belirtilmiştir.

29. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 18/8/2017 tarihli duruşmada, E.2017/67 sayılı dava dosyası ile işbu dava dosyasının aralarında şahsi, hukuki ve fiilî bağlantı bulunduğu gerekçesiyle birleştirilmesine; davanın E.2017/67 sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

30. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 8/3/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından ise unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı vermiştir. Mahkeme ayrıca anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından tutuklu bulunan başvurucunun tahliyesine, terör örgütüne üye olma suçundan hükümle birlikte tutuklanmasına karar vermiştir. Mahkûmiyet kararının gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"... Sanığın iddianamede belirtilen ve kendisine aidiyeti sanık tarafından kabul çok sayıda yazı ve twit şeklindeki paylaşımlarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü övücü ... içerikler bulunduğu, örgüt jargonuna uygun ... ibareler kullanıldığı, sanığın anılan örgütün fikir ve ideolojisine paralel olarak örgüte destek verdiği,

 [Bu kısımda başvurucunun iddianamedeki yazı ve paylaşımlarına yer verilmiştir.]

Sanık Yakup Çetin09.08.2010–31.03.2016 tarihleri arasında Zaman gazetesi(FEZA Gazetecilik AŞ.), 10.05.2016 – 16.07.2016 tarihleri arasında Yeni Hayat Gazetesi(Perspektif Basın Yayın Hizmetleri Tic. Ltd Şti.) isimli medya kuruluşlarında çalışmış olup, tüm çalışma hayatı örgüte aidiyeti tespit edilen ve KHK ile kapatılan basın kurumlarında geçmiştir. Her iki basın organı da FETÖ/PDY terör örgütünün sürekli olarak propagandasının yapıldığı, hükümet ve Cumhurbaşkanı aleyhine sürekli yayınların yapıldığı terör örgütüne ait yayın organlarıdır. Gizliliği, tedbirli hareketi temel davranış biçimi kabul eden, kuruluşundan itibaren örgütlenme ve varlığını sürdürmede temel hareket tarzı olarak gizliliği, sızmayı esas alan örgütün, medya organlarının ana gövdesini oluşturan kadrosunun bütünüyle örgüt doktrinini ve stratejisini benimseyen, ideolojik motivasyonu üst seviyede olan ve lideri tarafından gösterilen nihai hedefe odaklanmış örgüt üyelerinden oluştuğu, kamu kurumlarına, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilere, kısacası tüm toplumsal alanlara farklı görünümler altında, hukuk dışı yöntemleri de kullanarak üyelerini sızdıran, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve Türk Halkı’nın bütününe ait kurumları ele geçirmeyi temel hareket tarzı olarak kabul eden örgütün kendisine ait kurumlara ve yapılara daimi çalışan olarak örgüt dışından birilerinin girmesine izin vermesinin beklenemeyeceği, bu anlamda zaafiyet içerisinde olmasının örgütün ilk günlerinden bu güne kadar geçen sürede izlediği yol ve yöntemlere, tüm toplumun gözü önünde gerçekleşen olgulara ve hayatın doğal akışına aykırı olduğu, bunun yanısıra örgütün temel amaç ve fikirleri doğrultusunda hükümeti ve Cumhurbaşkanı'nı halk nezdinde küçük düşürmeyi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini teröre destek verir gibi göstererek Uluslararası platformda zor duruma düşürmeyi, örgütü ve örgüt liderini sempatik göstermeyi amaçlayan örgüte ait basın organlarında uzun süre çalıştığı, yazdığı yazılar ve attığı twitlerle de örgütün amacı doğrultusunda açık paylaşımlar ve propaganda yaparak kastını ve örgüt hiyerarşisi içinde bulunduğunu FETÖ/PDY terör örgütüne ve örgüt elebaşısı Fethullah Gülen'e bağlılığını açıkça ortaya koyduğu, örgüt üyeleriyle ve örgüte ait kurumlarla irtibat halinde bulunduğu, örgüte aidiyeti nedeniyle kayyum atanan ve kapatılan kurumlar çevresinde düzenlenen protesto eylemlerinde yer alarak destek verdiği, anılan silahlı terör örgütünün finansman kaynağı olan Bank Asya’nın 4 ayrı şubesinde hesabı bulunduğu anlaşılmış, sanık savunmalarına itibar edilmemiştir.

Yukarıda açıklanan deliller ışığında sanık Yakup Çetin'in örgüt üyeliği açısından eylemlerinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarının gerçekleştiği, sanığın FETÖ/PDY’nin fikir ve ideolojisini benimseyerek bu doğrultuda faaliyetler içerisinde olduğu, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin etkin bir üyesi olduğunun kabulü gerektiği kanaatiyle sanığın TCK’nun 314/2.maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.

31. Başvurucu hükmen tutuklama kararına itiraz etmiş, başvurucunun itirazı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 23/3/2018 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu anılan kararın 28/3/2018 tarihinde tebliğ edildiğini bildirmiştir.

32. Başvurucu 25/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

33. Başvurucu, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmuş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 22/10/2018 tarihli ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

34. Başvurucu, istinaf mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur.

35. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 16/3/2020 tarihinde başvurucu ve bir kısım sanık yönünden hükmü bozmuştur. Kararda genel olarak örgüt üyeliği suçunun mahiyeti ve unsurlarına yönelik açıklamalar yapıldıktan sonra başvurucu ve bir kısım sanık yönünden FETÖ/PDY özelinde somut olgulara ilişkin olarak ayrıca değerlendirme yapılmıştır. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Örgüt kurma ve yönetme suçunda genel hükümlerden ayrı olarak kanun koyucu hazırlık hareketlerini suç sayarak kamu düzeninin ve güvenliğinin korunmasını sağlamak amacıyla bağımsız bir suç düzenlemesi yapmıştır. Bu suç somut tehlike suçudur. Düzenleme ile amaç suçtan bağımsız olarak hazırlık hareketlerini cezalandıran bir suç tipine yer verilmiştir.

Bu suçta korunan hukuki değer esas itibariyle kamu güvenliği ve barışıdır. Kamu güvenliğinin bozulması, bireyin güvenle ve barış içinde yaşama hakkını zedeleyecektir bu nedenledir ki söz konusu fiiller suç olarak tanımlanarak Anayasada güvence altına alınmış olan hak ve özgürlüklerin korunması amaçlanmıştır.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 1. maddesinde yapılan terör tanımında "Terör; cebir şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasal düzeni değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletini ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozma amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemdir." şeklindeki tanımdan anlaşılacağı üzere, terör suçlarında cebir ve şiddet kullanarak bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi zorunlu görülmüştür. Fail 2. maddenin 2. Fıkrası gereğince; terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işlerse o da terör suçlusu sayılacaktır.

Terör suçlarında 'cebir ve şiddet' amaç suçların işlenmesi açısından zorunlu unsurdur. Terör örgütü kurmak, yönetmek ya da üye olmak eylemleri amaç suç bakımından hazırlık hareketi niteliğinde olduğundan cebir/şiddet unsurunun varlığına ihtiyaç yoktur. Ancak örgüt mensuplarında cebir/şiddete yönelik iradenin varlığı aranmalıdır.

Failin örgütün hiyerarşisine dahil olup olmadığını tespit ederken, örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır.

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. 'Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin örgüt üyesi olarak' cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; 'örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyrek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.' şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK'nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.

...

...dosya kapsamına ve kabule göre [bir kısım] sanıkların eylemlerinin, örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir şekilde örgütsel faaliyetlerde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk içermemesi nedeniyle;

FETÖ/PDY yapılanmasının suç tarihinden sonra gerçekleştirdiği eylemler ve ülkemizde yaşanan darbe teşebbüsü sonrasında yapılan adli soruşturmalarda örgüt ve mensupları ile ilgili çok sayıda delil elde edilmiş olması, By-Lock gibi özel haberleşme ağının kullanıldığının ortaya çıkması, bazı sanıklar hakkında itirafçı sanık beyanları ile tanık ifadelerinin bulunması ve bu delillere ilişkin UYAP örgütlü suçlar soruşturma bilgi bankası oluşturulmuş olması karşısında; ilgili yerlerden araştırma yapılarak, temin edilecek delillerin duruşmada tartışılması suretiyle, tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilerek, sanıkların eylemlerinin örgüt üyeliği suçunu oluşturmaması halinde, örgüte yardım vasfında olup olmadığı tartışılarak, hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırmayla ... [karar verilmesi,]

Kanuna aykırı olup, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı bozulmasına ... karar verildi."

36. Bozma üzerine yargılamaya İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2020/117 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Mahkeme tensip incelemesiyle birlikte 15/6/2020 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar ... Yakup Çetin'in tutuklulukta geçirdikleri süre, Yargıtay bozma ilamı içeriği, bu içerikte yer alan delil araştırmasının alabileceği muhtemel zaman aralığı, atılı suça ilişkin yasada öngörülen infaz süreleri ile bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı kanaatiyle sanıkların başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmamaları halinde CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışı çıkışlarının yasaklanmasına ve aynı maddenin b bendi gereğince her ayın ilk Pazartesi günü 08.00 - 00.00 saatleri arasında ikametlerine en yakın kolluk birimine giderek imza atma şeklinde adli kontrol altına alınmak suretiyle tahliyelerine ... karar verildi."

37. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

38. İlgili hukuk için bkz. Özcan Güney, B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 11/3/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu, devam eden yargılama dosyasında tahliye edilmesine rağmen farklı deliller olmadığı hâlde başka bir soruşturma açılarak yeniden tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde düzenlenen tazminat davası açılmadan başvuru yapıldığından başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilebileceği ileri sürülmüş; Anayasa Mahkemesi tarafından esastan inceleme yapılacak olması durumunda ise tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulduğu ileri sürülerek tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın özel koşulları ile verilen kararların içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığının söylenemeyeceği belirtilmiştir.

42. Bakanlık görüşünde ayrıca soruşturma konusu suç için öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de gözönünde tutulduğunda başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî olduğunun savunulamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkate alınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi bir keyfiyetin bulunmadığı hususuna vurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki olmadığına dair şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez bulunması gerektiği ifade edilmiştir.

43. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

B. Değerlendirme

44. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

45. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

46. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

1. Uygulanabilirlik Yönünden

47. Anayasa Mahkemesi (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191) kararında, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca yapılacaktır.

48. Anayasa Mahkemesi darbe teşebbüsüyle bağlantılı suçlardan uygulanan tutuklama tedbirlerinin ve -doğrudan teşebbüsle bağlantılı olmasa bile- teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan uygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiliğinin incelenmesinde Anayasa'nın 15. maddesinin dikkate alınacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 237-241; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 56, 57).

49. Somut olayda başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirine konu suçlamaların bu kapsamda olması nedeniyle bu tedbirin hukuki olup olmadığının incelenmesi de Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242).

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

50. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun kişi tahliye edilmişse tahliye kararından itibaren, tutukluluğun devamına karar verilmişse bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Ayrıca bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun -ilk derece mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmemiş ise- kararın verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması da mümkündür (Muhammet Ömeroğlu, B. No: 2014/657, 17/5/2016, § 40). Başvurucu hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yaptığı itirazın reddi üzerine otuz gün içinde başvuru yapmıştır. Dolayısıyla başvurunun süresinde olduğu kabul edilmelidir.

51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

52. Genel ilkeler için bkz. Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092, 11/1/2018 §§ 77-91.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

53. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı davada tahliye edildikten sonra başlatılan yeni bir soruşturma kapsamında bu kez anayasal düzeni ve hükûmeti cebren değiştirme ve yıkmaya teşebbüs suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca 15/4/2017 tarihinde tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

54. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

55. Somut olayda ikinci tutuklama (inceleme konusu) kararında başvurucunun örgütün üst düzey yöneticileri konumunda bulunan N.K., H.Ç. ve E.T. gibi kişilerle ve aynı şekilde örgüt mensupları olan Ö.T., F.D., E.Ö., K.A. gibi ByLock kullanıcısı kişilerle telefon görüşme kayıtlarının bulunduğu, ayrıca Zaman gazetesi, Bugün TV ve Kanaltürk'e kayyım atanması sürecinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda FETÖ/PDY ile irtibatlı kişilere yönelik olarak yürütülen soruşturmaları itibarsızlaştırma ve boşa çıkarma yönünde algı oluşturmak maksadıyla protesto eylemlerine katıldığı ileri sürülmüştür (bkz. § 24).

56. Başvurucunun terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması devam ederken yeniden başlatılan bir soruşturma kapsamında bu kez anayasal düzeni ve hükûmeti cebren değiştirme ve yıkmaya teşebbüs suçlarından tutuklanması söz konusu olmuşsa da bu tutuklamaya konu soruşturma dosyasında ve iddianamede yer alan olguların ilk derece mahkemesince darbe teşebbüsüyle ilgili olduğu yönünde bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemenin her iki tutuklama tedbirine konu dosyalardaki suçlamaya dayanak eylemleri bir bütün olarak terör örgütü üyeliği suçu yönünden değerlendirdiği görülmektedir (bkz. § 30). Bu durumda somut olayın koşullarında başvurucu hakkında uygulanan ikinci tutuklama tedbirine konu eylemlerin de terör örgütü üyeliği suçuna yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim her iki tutuklama kararında ve iddianamede dayanılan suçlamaya ilişkin temel olgular büyük oranda aynıdır.

57. Bu bağlamda inceleme konusu tutuklama kararının dayanaklarından biri başvurucunun telefon görüşmeleridir. Başvurucunun telefonla görüştüğü kişiler arasında FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticilerinin olduğu görülmektedir. Ayrıca başvurucunun uzun süre FETÖ/PDY ile bağlantılı kuruluşlarda çalıştığı ve FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturmaları etkisiz kılmaya yönelik protesto eylemlerine katıldığı ileri sürülmüştür.

58. Anayasa Mahkemesi; kişinin suçla itham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde toplanmış olmasının mutlaka gerekli olmadığını zira tutukluluğun amacının, yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmek olduğunu, buna göre suç isnadına esas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,4/12/2013, § 73; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 71).

59. Somut olayın özellikleri dikkate alındığında soruşturma makamlarınca anılan hususların tutuklamanın hukukiliği bağlamında başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı bir suç işlediğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

60. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının ve tutuklamanın ölçülülüğünün değerlendirilmesi gerekir.

61. Başvurucu hakkında devam olunan yargılamada 31/3/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Tahliye kararı veren Mahkemenin başvurucunun kaçma şüphesinin veya delilleri etkileme riskinin devam ettiği yönünde bir kanaatinin olduğunu söylemek mümkün değildir. Nitekim Mahkeme, tahliye ile birlikte yalnızca yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirini yeterli görmüştür. Dahası tahliye kararı verilen duruşmada hazır bulunan Cumhuriyet savcısı da görüşünde "dosya kapsamında üzerlerine atılı suç bakımından haklarındaki delil durumu ve üzerlerine atılı delillerin büyük oranda toplanmış olması, içlerinden bazı sanıklar hakkındaki suç vasfının değişme ihtimalinin bulunması, tutukluluğun tedbir mahiyetinde bulunması ve gözaltında ve tutuklulukta geçirdikleri süreler dikkate alınarak" başvurucunun da aralarında olduğu bazı sanıkların tahliye edilmeleri gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu hakkında verilen tahliye kararına karşı Başsavcılık tarafından bir itirazda da bulunulmamıştır.

62. Buna karşın başvurucunun tahliyesine karar verildiği gün Başsavcılık tarafından başlatılan yeni bir soruşturma kapsamında yukarıda da değinildiği üzere genel olarak aynı suçlamaya yönelik ve ilk tutuklama kararı sırasında da var olan olgulardan hareketle başvurucu hakkında yeniden tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Başvurucu, tahliye edildiği gün gözaltına alınmış ve sonrasında isnat edilen suçların katalog suçlar arasında yer aldığı ve suçlara ilişkin yaptırımın alt sınırları dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle tutuklanmıştır. Esasen ilk derece mahkemesinin karar ve değerlendirmelerinden de anlaşılacağı üzere ikinci tutuklama tedbirine konu suçlama ilk tutuklama tedbirine konu suç ile temelde aynı olgulara dayanmaktadır. Nitekim Mahkeme her iki dava arasında hukuki ve fiilî bağlantı bulunduğu gerekçesiyle dava dosyalarının birleştirilmesine karar vermiş ve yargılama sonunda da her iki tutuklama tedbirine konu dosyalardaki suçlamaya dayanak eylemlerin bir bütün olarak terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğunu değerlendirmiştir (bkz. § 29-30). Buna göre gerçekte her iki tutuklama tedbiri aynı suça ilişkindir.

63. Bu durumda -yargılandığı davada tahliye edilmiş olan- başvurucu bakımından temelde aynı suça ilişkin olgulardan hareketle başlatılan bir soruşturma kapsamında yeniden tutuklama tedbirinin uygulanmasını zorunlu kılan tutuklama nedenlerinin neler olduğunun ve neden tutuklama tedbirinin ölçülü görüldüğünün tutuklamaya ilişkin kararlarda yeterince ifade edildiğini veya somut olayın özelliklerinden anlaşıldığını söylemek mümkün değildir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yetkin Yıldız, B. No: 2018/3292, 23/6/2020, § 69).

64. Açıklanan gerekçelerle başvurucu hakkında uygulanan ikinci tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

65. Bununla birlikte anılan tedbirin Anayasa'nın olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının incelenmesi gerekir.

4. Anayasa'nın 15. Maddesi Yönünden

66. Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik, sıkıyönetim durumlarında veya olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesi ve bunlar için Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi mümkündür. Ancak Anayasa'nın 15. maddesi, bu hususta kamu otoritelerine sınırsız bir yetki tanımamaktadır. Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hak ve özgürlüklere dokunmaması, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı bulunmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması gerekir. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme bu ölçütlerle sınırlı olacaktır. Anayasa Mahkemesi bu incelemenin usul ve esaslarını ortaya koymuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 192-211, 344).

67. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı savaş, seferberlik, sıkıyönetim durumu ve olağanüstü hâl gibi olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında değildir. Dolayısıyla bu hak yönünden olağanüstü hâllerde Anayasa'daki güvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 196, 345).

68. Ayrıca anılan hakkın milletlerarası hukuktan kaynaklanan yükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 4. maddesinin (2) numaralı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 15. maddesinin (2) numaralı fıkralarında ve bu Sözleşme'ye ek protokollerde dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında olmadığı gibi somut olayda başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan söz konusu müdahalenin milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir yükümlülüğe (olağanüstü dönemlerde de korunmaya devam eden bir güvenceye) aykırı olduğu da saptanmamıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 199, 200, 346; Turhan Günay [GK], B. No: 2016/50972, 11/1/2018, § 86).

69. Bununla birlikte kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletin bireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel bir haktır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 62). Kişilerin keyfî olarak hürriyetinden yoksun bırakılmaması, hukukun üstünlüğüyle bağlı olan bütün siyasal sistemlerin merkezinde yer alan en önemli güvenceler arasındadır. Bireylerin özgürlüklerine yönelik müdahalenin keyfî olmaması, olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde de uygulanması gereken temel bir güvencedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 347).

70. Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca olağanüstü yönetim rejimlerinin uygulandığı dönemde temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturan tedbirin meşru olup olmadığı hususunda yapılacak son inceleme, bunun durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığının belirlenmesidir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 202).

71. Başvurucu hakkında yargılandığı davada duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısının da görüşü doğrultusunda tahliye kararı verilmesinden hemen sonra temelde aynı suçlamaya konu olabilecek olgulardan hareketle başlatılan yeni bir soruşturma kapsamında uygulanan tutuklama tedbirinin olağanüstü hâl döneminin koşullarında durumun gerektirdiği bir tedbir olarak kabulü oldukça zordur. Bu bağlamda tutuklamaya karar veren Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucu hakkında temelde aynı suçlamaya yönelik olarak görülmekte olan davada Ağır Ceza Mahkemesince verilen tahliye kararının gerekçesinde yer alan değerlendirmelerden neden ayrıldığını ya da olağanüstü hâl durumunun başvurucunun tutuklanmasını neden gerekli kıldığını açıklayan bir gerekçe sunmamıştır. Anayasa Mahkemesi de darbe teşebbüsünden yaklaşık dokuz ay sonra uygulanan bu ikinci tutuklama tedbirini, somut olayın yukarıda etraflıca açıklanan özellikleri dolayısıyla olağanüstü hâlin gerekli kıldığı bir önlem olarak değerlendirmemektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Abdullah Kılıç,B. No: 2016/25356, 8/1/2020, § 93; Yetkin Yıldız, § 77; Cihan Acar, B. No: 2017/26110, 27/2/2020, §§ 78-84).

72. Bu nedenle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde de- ikinci tutuklama kararı yönünden Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

73. Öte yandan başvurucu tutuklama tedbiri nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de ikinci tutuklama kararı yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmış olması nedeniyle bu iddianın ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

5. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

74. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir …

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

75. Başvurucu miktar ve türünü belirtmeden tazminat talebinde bulunmuştur.

76. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ( [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

77. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

78. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucu yargılandığı dava kapsamında tahliye edilmiştir (bkz. § 36).

79. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

80. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net40.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2020/117) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Yakup Çetin, B. No: 2018/15113, 11/3/2021, § …)
   
Başvuru Adı YAKUP ÇETİN
Başvuru No 2018/15113
Başvuru Tarihi 25/4/2018
Karar Tarihi 11/3/2021

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutuklu olarak devam eden bir kovuşturmada verilen tahliye kararına rağmen başka bir soruşturma kapsamında aynı suçlamaya konu olabilecek delillere dayanılarak yeniden tutuklama kararı verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Suç isnadı (tutukluluğun hukuki olmadığı) İhlal Manevi tazminat

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 91
100
101
109
5237 Türk Ceza Kanunu 314
3713 Terörle Mücadele Kanunu 1
2
3
5
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi