logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ahmet Özbey, B. No: 2018/20063, 30/6/2021, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AHMET ÖZBEY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/20063)

 

Karar Tarihi: 30/6/2021

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Kamber Ozan TUTAL

Başvurucu

:

Ahmet ÖZBEY

Vekili

:

Av. Necati KARABAY

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, meşru savunma hükümlerinin uygulanmaması ve suçun hatalı nitelendirilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; ceza yargılaması sonunda tabancanın müsaderesine ilişkin kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştirilmesiyle birlikte infazı nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1974 doğumlu olup Malatya'da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu hakkında silahla tehdit suçunu işlediği iddiasıyla ceza soruşturması başlatılmıştır. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 17/8/2017 tarihinde, yaşanan kavgada üstüne doğru bir kişinin gelmesi üzerine ruhsatlı tabancasıyla apartman boşluğuna doğru ateş eden başvurucunun atılı suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir. Ayrıca Başsavcılık, suçta kullanıldığı iddia edilen başvurucuya ait 7.65x17 mm çapındaki Kırıkkale marka yarı otomatik ruhsatlı tabancanın da müsaderesini istemiştir.

10. Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada başvurucu 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) kabul ettiğini ifade etmiştir. Başvurucunun vekili, müvekkilinin beyanlarına katıldığını belirtmiştir.

11. Mahkeme 19/4/2018 tarihinde başvurucunun silahla tehdit suçunu işlediğini belirterek haksız tahrik indirimi ile takdiri indirim nedenlerini uyguladıktan sonra 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Ancak Mahkeme, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi koşulları oluştuğundan HAGB'ye, başvurucunun 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediği takdirde davanın düşürülmesine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucuya ait tabancanın da suçta kullanılmış olduğu gerekçesiyle müsaderesine karar vermiştir.

12. Başvurucu, HAGB ve müsadere kararına itiraz etmiştir. Başvurucu itirazında yargılamaya konu olayda meşru müdafaa hükümleri uygulanarak beraatine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, ruhsatlı tabancanın iadesi yerine müsaderesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

13. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 23/5/2018 tarihinde başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde gösterilen koşullar ile dosyanın esasına ilişkin hususlar gözönüne alındığından HAGB'nin usul ve yasaya aykırılık teşkil etmediğini açıklamıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, müsadere kararı yönünden ayrı bir değerlendirmede bulunmamıştır.

14. Nihai karar 4/6/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 12/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başsavcılık, Mahkeme kararına istinaden müsadereye konu tabancanın 30/10/2018 tarihinde Malatya 2. Ordu Lojistik Destek Komutanlığı Dayanıklı Taşınır-222 Mal Saymanlığına teslim edildiğini belirtmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Süleyman Başmeydan [GK], B. No: 2015/6164, 20/6/2019, §§ 23-36.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 30/6/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; hakaret edip saldırıya geçen kişilere karşı kendisini ve ailesini korumak amacıyla apartman boşluğuna bir el ateş ettiğini, meşru müdafaa içerisinde bulunduğunu ve suç işleme kastı ile hareket etmediğini iddia etmiştir. Başvurucu, meşru müdafaa hükümleri uygulanarak beraatine karar verilmesi gerekirken haksız tahrik indirimi uygulandığını ifade etmiştir. Başvurucu bu gerekçelerle adil yargılanma hakkı ile suç ve cezalarda kanunilik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

 “Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun suç ve cezalarda kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olduğu anlaşıldığından başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

22. HAGB, sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezaya hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir. Kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesine karşın sanığın kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasının son cümlesinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda sanığın yargılamanın hukuki kesinliği ifade eden bir hükümle sonuçlanması ya da cezaya hükmedilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını tercih etme imkânı bulunmaktadır (Ali Gürsoy, B. No: 2012/833, 26/3/2013, § 19).

23. HAGB kararı, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden biridir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (10) ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy, § 21).

24. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralı fıkrasında, HAGB kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte ancak denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde düşme kararıyla yargılama nihai olarak sona erdiğinde hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir ve esasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).

25. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre sanık kabul etmediği takdirde HAGB kararı verilmez. Bu durumda ilk derece mahkemesince istinaf/temyiz kanun yolu açık olarak karar verilebilecektir. Başka bir deyişle haklarında HAGB kararı verilmesini kabul eden sanıklar, verilen kararın istinafta/temyizde yapılacak esas ve usul incelemesini talep etme hakkından vazgeçmişlerdir. Başvurucunun HAGB kararına ilişkin hükümlerin uygulanmasına açıkça rıza gösterdiği durumlarda söz konusu karar ile ortaya çıkan menfaatlerden yararlanmayı tercih ettiği kabul edilmelidir (Adnan Erkuş/Türkiye (k.k.), B. No: 61196/11, 4/12/2012, § 22).

26. Somut olayda yargılama sonunda verilen kararın temel hakları ihlal ettiği iddiası -somut başvurunun özelliği de nazara alındığında- istinaf/temyiz incelemesinde de ileri sürülebilecek iddialardandır. Başvurucunun kabulü üzerine HAGB kararı verildiği ve istinaf/temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesinin tercih edilmediği anlaşılmaktadır.

27. Sonuç olarak hatalı değerlendirme sonucu verilen kararın adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiası; başvurucunun talebi üzerine HAGB kararı verilmiş olması ve istinaf/temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesini başvurucunun tercih etmediği dikkate alındığında dayanaktan yoksun görünmektedir.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, HAGB kararı verilmesine karşın ruhsatlı tabancasının müsadere edildiğini belirtmiştir. Denetimli serbestlik süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediği takdirde hakkındaki davanın düşeceğini ifade eden başvurucu, suç olduğu henüz tespit edilmemiş bir eylemden dolayı tabancasının müsadere edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu bu gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

 “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

32. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer bir şikâyeti Süleyman Başmeydan (§§ 44-64) başvurusunda incelemiş ve sonuca bağlamıştır.

33. Süleyman Başmeydan başvurusuna konu olayda, orman alanına fıstık fidanları diktiği iddiasıyla başvurucu hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda HAGB ve fıstık fidanlarının müsaderesi kararı verilmiştir. Başvurucunun karara itirazı reddedilmiş, müsadere kararı yönünden temyiz istemi de HAGB kararının itiraz yoluna tabi olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin iade edilmiştir. Müsadere kararı ilk derece mahkemesince yargılamanın nihai olarak sona ermesi beklenmeden HAGB kararının kesinleşmesi ile birlikte infaz edilmiştir.

34. Anılan başvuruda müsadere kararının hükmün bir parçası niteliğinde olduğu, HAGB kararıyla birlikte verilen müsaderenin de hükmün bir parçası olduğundan müsaderenin askıda bir karar olduğu belirtilmiştir. Müsaderenin HAGB kararı verilmesi durumunda hangi aşamada infaz edileceğine ilişkin olarak ise açık bir kanun hükmü bulunmadığı, ayrıca Yargıtay içtihadına göre müsaderenin hüküm açıklanıncaya kadar hukuki sonuç doğurma yeteneği olmadığı ifade edilmiştir (Süleyman Başmeydan, §§ 57-59).

35. Süleyman Başmeydan başvurusunda; mülkiyet hakkına müsadere yoluyla yapılan müdahalenin keyfî veya hukuka aykırı olup olmadığı ileri sürülebilecek bir yol olarak öngörülen temyiz yoluna başvuru imkânının askıya alındığı belirtilmiştir. Bu bağlamda HAGB kararı ile birlikte infazına girişilmesinin -yol açılan belirsizlik ve yeterli güvencelerin sağlanmadığı dikkate alındığında- başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği sonucuna ulaşılmıştır (Süleyman Başmeydan, §§ 60-64).

36. Başvuruya konu olayda silahlı tehdit suçunu işlediği iddiasıyla yürütülen ceza yargılaması sonucunda başvurucu hakkında HAGB kararı verilmiş ve suçta kullanıldığı gerekçesiyle başvurucuya ait ruhsatlı tabanca müsadere edilmiştir. Müsadereye konu tabancanın müdahale öncesi başvurucuya ait olduğu hususunda bir tartışma bulunmadığından ortada başvurucu yönünden bir mülkün bulunduğu açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Başmeydan, § 49). Başvurucuya ait tabancanın müsadere edilmesiyle mülkiyet hakkına müdahale edilmiştir. Söz konusu müdahale ile mülkün toplum yararına uygun kullanılması amaçlandığından müdahalenin mülkün kullanımının kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

37. Somut olayda başvurucunun HAGB ve müsadere kararına yaptığı itiraz Ağır Ceza Mahkemesinde HAGB'nin kanuni koşulları kapsamında incelenerek reddedilmiş, bununla birlikte tabancanın müsadere edilmesi kararı yönünden bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Nihai olarak da başvurucu hakkındaki HAGB kararının kesinleşmesiyle beraber müsadere kararı da infaz edilmiştir. Müsaderenin, HAGB kararı verilmesi durumunda hangi aşamada infaz edileceğine ilişkin olarak ise açık bir kanun hükmü bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hâliyle mülkiyet hakkına müsadere yoluyla yapılan müdahalenin keyfî veya hukuka aykırı olup olmadığı ileri sürülebilecek bir yol olarak öngörülen istinaf/temyiz yoluna başvuru imkânı askıya alınmıştır.

38. Sonuç olarak HAGB kararı ile birlikte müsadere kararının infazına girişilmesinin yol açtığı belirsizlik ve yeterli güvencelerin sağlanmadığı dikkate alındığında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla müsadere yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahale kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmuş olup ölçülü değildir.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

40. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve müsadereye konu tabancanın iadesi ile Mahkeme kararının kaldırılması talebinde bulunmuştur.

42. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

43. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

44. İncelenen başvuruda müsadere tedbirinin HAGB kararı verilmesi halinde infazının hangi aşamada gerçekleşeceğine dair ortaya çıkan kanuni belirsizliğe işaret edilerek söz konusu tedbirin HAGB kararının kesinleştirilmesiyle birlikte derhal infazına girişilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin ilgili kanun hükmündeki belirsizlikten kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Zira hükmün açıklanması veya davanın düşmesine karar verilmesi durumlarında müsadere tedbirine karşı kanun yoluna başvurulabilecektir. Bu bağlamda hükmün bir parçası olan ve buna bağlı olarak -bu aşamada- hukuki sonuç doğurma yeteneği olmayan müsadere kararının henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece müsadere kararının, hükmün açıklanması veya davanın düşmesine ilişkin karar kesinleştiğinde infazının sağlanması yeterli bir giderim oluşturacaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Başmeydan, § 72).

45. Süleyman Başmeydan kararında HAGB kararı verildiği takdirde el konulan eşya yönünden nasıl bir karar verileceği ve müsadere tedbirinin nasıl uygulanacağı konusunda bir belirsizliğin bulunduğu, söz konusu belirsizliğin ne şekilde giderileceğinin yasama organının takdirinde olduğu belirtilerek yapısal sorunun çözümü için keyfîyetin Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine karar verilmiştir (Süleyman Başmeydan, § 73). Bu bağlamda daha önce tespit edilmiş ve keyfîyetin bildirildiği yapısal bir sorunun çözümü için yeniden yasama organına bildirimde bulunulmasına gerek görülmemiştir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL tutarındaki yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin müsaderenin infazına yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2017/845, K.2018/247) GÖNDERİLMESİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 30/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ahmet Özbey, B. No: 2018/20063, 30/6/2021, § …)
   
Başvuru Adı AHMET ÖZBEY
Başvuru No 2018/20063
Başvuru Tarihi 12/6/2018
Karar Tarihi 30/6/2021

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, meşru savunma hükümlerinin uygulanmaması ve suçun hatalı nitelendirilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; ceza yargılaması sonunda tabancanın müsaderesine ilişkin kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştirilmesiyle birlikte infazı nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Mülkiyet hakkı Müsadere İhlal Diğer

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5237 Türk Ceza Kanunu 54
6831 Orman Kanunu 93
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 231
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi