TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ALKAN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2018/34470)
Karar Tarihi: 6/10/2022
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
İrfan FİDAN
Raportör
Kemal ÖZEREN
Başvurucu
Mehmet ALKAN
Vekili
Av. Mehmetcan KÖMÜR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; pasaport verilmesi talebinin reddi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığın esasına etkili iddiaların ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Jandarma Genel Komutanlığı emrinde yarbay olarak görev yapmaktayken 1/9/2016 tarihli ve 29818 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bununla birlikte 672 saylı KHK'nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun hususi pasaportu iptal edilmiştir.
3. Devam eden süreçte başvurucu, kendisine umuma mahsus pasaport verilmesi talebiyle 21/7/2017 tarihinde Ankara Pursaklar İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvuruda bulunmuştur. Bu talebin reddedilmesi üzerine işlemin iptali istemiyle başvurucu tarafından iptal davası açılmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 22. maddesinde yer alan pasaport veya seyahat vesikası verilmeyecek kişiler arasında yer almadığını ve kendisine pasaport verilmesi talebinin reddedilmesinin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
4. İdare Mahkemesi davanın reddine karar vermiştir. Kararda başvurucunun iptal edilen pasaportunun nevi hususi damgalı pasaport, başvurusuna konu pasaportun nevi umuma mahsus pasaport ise de olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan tedbirin amacı bakımından bu iki pasaport türü arasında bir fark bulunmadığı vurgulanmıştır. Bununla birlikte OHAL kapsamında alınan tedbirler bağlamında başvurucunun kamu görevinden çıkarılarak pasaportunun iptal edildiği ve iptal edilen pasaportların iadesine ilişkin bir yasal düzenlemenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
5. Başvurucu bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu, hakkında hâkim kararına bağlı olarak verilmiş bir yurt dışına çıkış yasağı bulunmadığını, pasaport verilmesi talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve bu durumun yerleşme ve seyahat özgürlüğünü ihlal ettiğini vurgulamıştır.
6. Bölge İdare Mahkemesi, usule ve hukuka uygun olan İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.
7. Başvurucu nihai hükmü 6/11/2018 tarihinde öğrendikten sonra 27/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
9. Öte yandan başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen yargılama sonucunda Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca, beraat kararı verilmiştir. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adli Mahkemesi kararıyla esastan reddedilmiştir. Söz konusu karar temyiz aşamasında derdesttir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu, hakkında kesinleşmiş bir ceza hükmü veya seyahat özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik bir mahkeme kararı bulunmadığını, kendisine pasaport verilmemek suretiyle yurt dışına çıkışı engellenerek yerleşme ve seyahat hürriyetinin ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte başvurucu; somut bir gerekçe olmaksızın pasaport verilmesine yönelik talebinin reddedildiğini, işlemin dayanağı olan bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığını, derece mahkemelerince uluslararası sözleşmelerin ve anayasal normların dikkate alınmadığını, yetersiz ve eksik gerekçeyle karar verildiğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
11. Bakanlık görüşünde; 24 Ekim 2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile 5682 sayılı Kanun'a eklenen ek 7. madde uyarınca başvurucunun yeniden pasaport talebinde bulunabileceği, bu hususta başvurucunun olağan başvuru yollarını tüketip tüketmediği hususunun kabul edilebilirlik incelemesinde dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı daha önceki beyanlarını tekrarlamakla birlikte 5682 sayılı Kanun'a eklenen ek 7. madde hakkında Anayasa Mahkemesince iptal kararı verildiğini vurgulamıştır.
12. Somut olayda başvurucu yurt dışıyla olan bağlarından ve yurt dışına çıkmasına ilişkin olarak kişisel, ailevi, ekonomik veya mesleki bağlamda herhangi bir olay veya olgudan bahsetmemiştir (bu hususlardaki değerlendirmeler için bkz. Yağmur Erşan [GK], B. No: 2018/36451, 27/10/2021; Onur Can Taştan [GK], B. No: 2018/32475, 27/10/2021). Bu nedenle başvuru, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı yönünden incelenmemiş, gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
13. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 76). Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34). Bununla birlikte mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim Ataş, B. No: 2013/1235, 18/6/2013, § 24). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul ya da esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
14. Nitekim Anayasa Mahkemesi tarafından İnan Özdemir Taştan kararında (B. No: 2018/34137, 25/5/2022) pasaportu iptal edilen başvurucunun, hangi eylemleri ya da ilişkileri nedeniyle yurt dışına çıkışının engellendiğinin yetersiz inceleme ve gerekçe nedeniyle belirsizliğini koruduğu vurgulanarak gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
15. Somut uyuşmazlıkta başvurucunun, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmasıyla birlikte KHK'nın ilgili hükmü uyarınca pasaportunun iptaline karar verilmiştir. Akabinde kendisine umuma mahsus pasaport düzenlenmesini talep eden başvurucunun bu talebi reddedilmiş ve başvurucu tarafından bu işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde 5682 sayılı Kanun'un 22. maddesinde yer alan pasaport veya seyahat vesikası verilmeyecek kişiler arasında yer almadığını ve kendisine pasaport verilmesi talebinin reddedilmesinin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ayrıca hakkında hâkim kararına bağlı olarak verilmiş bir yurt dışına çıkış yasağı bulunmadığını vurgulayan başvurucu bu iddialarını derece mahkemeleri önünde dile getirmiştir.
16. İdare Mahkemesince 672 sayılı KHK'nın ilgili hükümlerine değinilerek başvurucunun OHAL tedbirleri kapsamında kamu görevinden çıkarıldığı, pasaportunun buna bağlı olarak iptal edildiği ve söz konusu KHK uyarınca pasaportu iptal edilen başvurucuya daha sonra pasaport verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ise usule ve hukuka uygun olan İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.
17. 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan ilgililerin mevcut pasaportlarının iptal edileceğine ilişkin hüküm anılan düzenlemede yer almakla birlikte, daha sonrasında ilgililerin pasaport talep etmeleri hâlinde bu taleplerinin reddedileceğine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte 5682 sayılı Kanun'un 22. maddesinde pasaport veya seyahat vesikası verilmesinin yasak olduğu haller sayılmıştır. Ne var ki derece mahkemelerinin kararlarında, başvurucunun pasaport veya seyahat vesikası verilmesi yasak olan kişiler arasında bulunup bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Derece mahkemelerince davanın sonucuna etkili olabilecek bu husus hakkında ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulmamış, başvurucunun umuma mahsus pasaport düzenlenmesi talebinin reddedilmesi şeklinde ortaya çıkan maddi olaya ilişkin hukuksal düzenlemeler, derece mahkemeleri tarafından kurulan hüküm ile bağlantılandırılmamıştır.
18. Netice itibarıyla başvurucu hakkında yurt dışına çıkış yasağı öngören bir mahkeme kararının mevcut olmadığı, bu konuda derece mahkemelerinin de ayrıca araştırma yaparak değerlendirmede bulunmadığı, dolayısıyla başvurucunun hangi eylemleri ya da ilişkileri nedeniyle yurt dışına çıkışının engellendiğinin yetersiz inceleme ve gerekçe nedeniyle belirsizliğini koruduğu görülmüştür. Bu özensiz yargılama nedeniyle de geçici olması öngörülen bir tedbirin uzun süre devam ettirilmesine sebep olunduğu anlaşılmıştır.
19. Sonuç olarak başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için esaslı nitelikteki iddia ve itirazları derece mahkemelerince konu ile ilgili makul ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmamıştır. Bu sebeple yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
21. Başvurucu, ihlalin tespitine, yeniden yargılama yapılmasına ve 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
22. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır.
23. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
24. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkına yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 15. İdare Mahkemesine (E.2017/2533; K.2018/503) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 294,70 TL harç ve 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 10.194,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine (E.2018/1247) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/10/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.