logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Engin Karataş, B. No: 2018/3488, 13/9/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ENGİN KARATAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/3488)

 

Karar Tarihi: 13/9/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Ceren Sedef EREN

Başvurucu

:

Engin KARATAŞ

Vekili

:

Av. Ercan TATAR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, tek başına oturma eylemi yapan başvurucu hakkında toplantı ve sair etkinliklerin izne bağlandığı ve başvurucunun izin almadığı gerekçesiyle idari para cezasına hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Muğla'nın Bodrum ilçesinde öğretmen olarak görev yapmaktayken olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesiyle görevinden ihraç edilmiştir. 15 Temmuz darbe teşebbüsü nedeniyle olağanüstü hâl ilan edilmesi sürecine ilişkin bilgi için Adnan Vural ve diğerleri ([GK], B. No: 2017/36237, 10/3/2022, §§ 9-11) kararına bakılabilir.

3. Muğla Valiliğinin 4/8/2017, 5/9/2017, 4/10/2017, 3/11/2017 ve 30/11/2017tarihli olurları ile il genelinde açık alanlarda her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, eylem ve etkinlik düzenlemek otuz günlük sürelerle mülki amirlerden izin alınması şartınabağlanmıştır. Muğla Valiliğinin aynı gün internet sitesinden kamuoyuna duyurulan söz konusu kararları şu şekildedir:

"...İlgili sayılı yazıda, terör örgütlerinin, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kasteden eylemlerini çok farklı yol ve yöntemlere başvurarak sürdürdüğü, bir yandan yollara el yapımı patlayıcı döşeyerek güvenlik güçlerimize ve masum vatandaşlarımıza silahlı saldırıda bulunmak gibi terörist yöntemler kullandığı, öte yandan Anayasa ve yasalarla güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşleri gibi temel hak ve özgürlükleri istismar ettiği belirtilmektedir.

Ayrıca elde edilen istihbari bilgilerde, yapılacak etkinliklere ve toplantılara katılacak kişilere karşı terör örgütlerinin çeşitli saldırı vb. provokatif eylemlerde bulunabileceği ve yine barışçıl etkinliklerin terör örgütleri tarafından istismar edilerek örgütlerin yine benzer etkinliklerin karşıt görüşlü gruplar arasında istenmeyen olaylara neden olabileceği değerlendirilmektedir.

Bilindiği üzere terör ve terörist faaliyetlerle mücadele etmek üzere Bakanlar Kurulunun 20/7/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı kararı ile ülkemiz genelinde uygulanmak üzere olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Ayrıca OHAL'in ... uzatılmasına dair karar onaylanmış, ... 3 ay süre ile tekrar uzatılmıştır.

Olağanüstü Hâl Kanunu'nun terörle mücadele etmek, emniyet ve asayişi tesis etmek ve kamu düzenini sağlamak için Valilere birtakım görev, sorumluluk ve yetkiler verdiği bilinmektedir.

2935 sayılı Olağanüstü Hâl Kanunu'nun 11. maddesinin (m) fıkrasında 'Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek, izne bağlamak veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve zamanı tayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü taplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak veya gerekiyorsa dağıtmak' hükmü yer almaktadır.

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesinin (C) bendinde 'İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır.' denilmektedir.

Bu nedenle; yukarıdaki gerekçeler ve ilgili kanun maddelerinin verdiği yetkilere dayanarak, milli güvenlik, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması amacıyla;

İlimiz genelinde devlet kurum ve kuruluşlarının yapacağı resmi program ve etkinlikler hariç; açık alanlarda yapılacak olan her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, stand açma, çadır kurma, oturma eylemi vb. Etkinlikler ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nun Ek 1. maddesi kapsamında açık alanlarda düzenlenecek olan oyun, temsil, çeşitli şekillerdeki gösterilerin yapılmasını, ... (30) gün süre ile il merkezinde İl Valiliğinden ilçelerde ise Kaymakamlıklardan alınacak izne bağlanması hususunu ..."

4. Başvurucu kamu görevinden ihracını protesto etmek amacıyla 30/8/2017, 1/9/2017, 4/9/2017, 5/9/2017, 22/9/2017, 25/9/2017, 30/9/2017, 4/10/2017, 11/10/2017, 23/10/2017, 27/10/2017, 23/11/2017, 25/11/2017, 30/11/2017, 12/12/2017, 13/12/2017, 18/12/2017 ve 19/12/2017 tarihlerinde Bodrum Belediyesi önünde, elinde "İşimi istiyorum" yazan bir pankartla oturarak tek başına eylem yapmıştır.

5. Başvurucunun söz konusu tarihlerde Muğla Valiliğinin ilgili kararlarına rağmen mülki amirden izin almadan eylem yaptığı gerekçesiyle 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca hakkında her gün için 227 TL'lik idari para cezaları uygulanmıştır.

6. Başvurucu, söz konusu idari para cezalarına itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazları Bodrum Sulh Ceza Hâkimliğince idari para cezalarının usul ve yasaya uygun oldukları gerekçesiyle reddedilmiştir.

7. Başvurucu, itirazlarının reddine dair kararların kendisine tebliğinden itibaren süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2018/6896 ve 2018/13500 sayılı bireysel başvuru dosyalarının 2018/3488 sayılı dosya üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu, en az bin kişinin toplanabileceği bir meydanda yalnızca bir kişinin yaptığı bir eylemin kamu düzeni, güvenliği ya da sağlığının bozulmasına sebep olamayacağının açık olduğunu, ayrıca Muğla Valiliğinin ilgili kararlarında hangi eylemlerin izne bağlandığının yeterli açıklıkta öngörülmediğini belirtmiş; bu nedenle kendisi hakkında uygulanan idari para cezalarının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, aynı zamanda idari para cezalarına karşı itirazlarının gerekçesiz biçimde reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini de iddia etmiştir.

10. Başvurucunun tüm şikaâyetleri ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir.

11. Başvurucu hakkında verilen idari para cezalarının dayanağı olan Muğla Valiliğinin yasaklama kararları, tüm ülkede olağanüstü hâlin devam ettiği bir süreçte verilmiştir. Söz konusu kararların olağanüstü hâl ilanıyla bağlantılı olarak terör örgütlerinin olası saldırılarını engellemek amacıyla verildiği ve bu nedenle olağanüstü hâlin ortaya çıkardığı tehlikeleri bertaraf etmek amacına yöneldiği görülmektedir. Başvuru konusu yasaklama kararları uyarınca verilen idari para cezaları, süre olarak olağanüstü hâli aşan sonuçlar doğurmadığından başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğine dair inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 324; benzer değerlendirme için bkz. Adnan Vural ve diğerleri, § 44).

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. İfade özgürlüğü; savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hâl gibi olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında değildir. Dolayısıyla bu hak yönünden olağanüstü hâllerde Anayasa'daki güvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür. Başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin milletlerarası hukuktan kaynaklanan herhangi bir yükümlülüğe (olağanüstü dönemlerde de korunmaya devam eden bir güvenceye) aykırı olduğu da saptanmamıştır. Bu doğrultuda başvuru konusu müdahalenin olağanüstü hâlin gerektirdiği ölçüde olup olmadığı değerlendirilecektir.

14. 15/7/2016 tarihli darbe teşebbüsünden sonra devletin özellikle kamu düzeni ve güvenliğinden başlıca sorumlu kurumlarında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) nedeniyle yaşanan sorunların devleti belli bir süre oldukça kırılgan bir konumda bıraktığı aşikârdır. Nitekim bu süreçte çıkarılan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleriyle FETÖ ya da diğer terör örgütleriyle iltisaklı oldukları gerekçesiyle, özellikle anılan kurumlarda çalışan birçok kişi kamu görevinden ihraç edilmiştir (Adnan Vural ve diğerleri, § 67). Somut olay bağlamında bu durumun devletin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullananların güvenliği ile yaşanabilecek çatışmaları önleyerek kamu düzenini sağlama şeklindeki yükümlülüğünü olağan hâlde kendisinden beklenen şekilde yerine getirmesini engelleyeceği de kabul edilmelidir.

15. Bununla birlikte başvuru konusu olayın Bodrum Belediyesi önünde, elinde işini geri istediğine dair bir pankartla tek başına oturan başvurucuya Muğla Valiliğinin ilgili kararları uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Bu bağlamda öncelikle toplantı, gösteri yürüyüşü, çadır kurma ya da stant açma gibi kolektif eylemlerin kamu düzeni, güvenliği ya da sağlığı yönünden arz edebileceği olası tehditleri bertaraf etmek için öngörüldüğü açık olan izin şartının başvuru konusu olayda olduğu gibi tek başına ifade özgürlüğünü kullanan başvurucu yönünden de geçerli olduğu kabul edilerek yaptırım uygulanmasının olağanüstü hâlin gerektirdiği ölçüde olup olmadığı değerlendirilmelidir.

16. Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115).Kolektif bir şekilde kullanılan bu hak, düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı vermektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 118). Diğer yandan Anayasa Mahkemesi,özellikle halka açık yerlerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve düşmanca tepkilere yol açabileceğinin açık olduğunu da kabul etmiştir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 119). Nitekim doktrinde, uluslararası belgelerde ve yargısal içtihatlarda da kabul edildiği üzere birden fazla kişinin bulunmasını gerektiren toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkında kalabalık insan gruplarının bir araya gelmesi söz konusu olduğundan bu durum kendiliğinden kamu düzeni, güvenliği ya da sağlığı yönünden birçok tehdit barındırır.

17. Kalabalık bir toplulukta bulunan bireylerin grup psikolojisi uyarınca hareketlerine ilişkin sorumluluk duyguları azalacağından bu kişileri şiddete başvurmak gibi temel hak kullanımıyla bağdaşmayacak hareketlerde bulunmaya yönlendirmek kolaylaşır. Bu nedenle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde karşıt görüşlü gruplar ve güvenlik güçleriyle çatışma yaşanması ya da toplum yönünden zararlı başka faaliyetlerde bulunulması riski artar.Bu durumda yetkili otoritelerin hem katılımcıları hem de toplumun geri kalanını koruyarak kamu düzeni, güvenliği, sağlığı ya da başkalarının hak ve özgürlükleri gibi meşru amaçları yerine getirme pozitif yükümlülüğü doğar.

18. Bahsedilen tehlikelerin belediye binası önünde tek başına oturulmak suretiyle eylem yapılması hâlinde doğacağından bahsetmek ise mümkün görünmemektedir. Terör örgütüyle iltisaklı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden ihraç edilen başvurucunun elinde işini geri istediğine dair bir pankartla belediye binası önünde oturmasının başvurucuyu üçüncü kişilerden gelebilecek bir şiddet riski altında bıraktığı kabul edilebilirse de somut olayın koşullarında başvurucunun eyleminin herhangi bir risk oluşturduğunun yetkili otoritelerce makul bir biçimde gösterilmediği anlaşılmaktadır.

19. Muğla Valiliği, olağanüstü hâlin devam ettiği süreçte yaklaşık beş ay boyunca şehrin tamamında toplantı, gösteri yürüyüşü ve stant açma ya da oturma eylemi gibi faaliyetlerin bir olağanüstü hâl tedbiri olarak mülki amirden izin alınması şartıyla gerçekleştirilebileceğine karar vermiştir. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden hemen sonra soruşturmaların yoğun bir şekilde devam ettiği günlerde kamu düzeni yönünden tehlike teşkil eden ciddi bir durum bulunduğu kabul edilmelidir. Çok sayıda kamu görevlisi aleyhine idari veya adli soruşturmaların açıldığı, darbe teşebbüsü ile ortaya çıkan güvenlik açığının devam ettiği, kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin sorunların sıcak bir şekilde hissedildiği belirli ve kısa bir süre başvuru konusu tedbirin tüm Muğla'yı kapsaması makuldür. Buna karşın idarenin ilerleyen süreçte başvurucu gibi ifade özgürlüğünü kullanmak isteyen kimseler yönünden o tarihlerde var olan koşulların hassasiyetlerini de gözeterek bazı ayarlamalar yapılmasının mümkün olup olmadığını değerlendirmesi gerektiği açıktır (toplantı hakkı bağlamında benzer değerlendirmeler için bkz. Adnan Vural ve diğerleri, § 71) Bununla birlikte darbe teşebbüsünden bir yıl sonra başlayan ve beş ay gibi uzun bir süre devam eden tedbir sürecinde idare ve derece mahkemeleri bu konuda hiçbir değerlendirme yapmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun tek başına eylem yaptığı, müteaddit kere gerçekleştirdiği eylemlerinde bir şiddet olayının yaşanmadığı ya da kamu düzeni yönünden herhangi bir tehlike oluşmadığı da dikkate alındığında Muğla Valiliğinin başvuru konusu kararları uyarınca başvurucu hakkında idari para cezası uygulanmasının olağanüstü hâlin gerektirdiği ölçüde olduğundan bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

21. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

22. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiğiyargı mercilerince yapılması gereken iş yenidenyargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

23. Öte yandan ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir .

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemelere ( Bodrum 1. Sulh Ceza Hâkimliği, D. İş 2017/3783; Bodrum 1. Sulh Ceza Hâkimliği, D. İş 2017/3474; Bodrum 1. Sulh Ceza Hâkimliği, D. İş 2017/4320; Bodrum 1. Sulh Ceza Hâkimliği, D. İş 2017/4570; Bodrum 1. Sulh Ceza Hâkimliği, D. İş 2017/3266.; Bodrum 1. Sulh Ceza Hâkimliği, D. İş 2017/2925) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun manevi tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 884,10 TL harç ve 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 10.784,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/9/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Engin Karataş, B. No: 2018/3488, 13/9/2022, § …)
   
Başvuru Adı ENGİN KARATAŞ
Başvuru No 2018/3488
Başvuru Tarihi 24/1/2018
Karar Tarihi 13/9/2022
Birleşen Başvurular 2018/13500, 2018/6896

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tek başına oturma eylemi yapan başvurucu hakkında toplantı ve sair etkinliklerin izne bağlandığı ve başvurucunun izin almadığı gerekçesiyle idari para cezasına hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü İfade özgürlüğü (genel) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi