TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÜMİT DURAK ÖZDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/30047)
Karar Tarihi: 24/1/2024
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Muhterem İNCE
Raportör
Çağlar ÖNCEL
Başvurucu
Ümit Durak ÖZDEMİR
Vekili
Av. Mesut Can TARIM
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, geçici görevlendirmeye son verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü Yakın Koruma Amirliğinde polis memuru olarak görev yaparken Polis Amirleri Eğitim Merkezi Müdürlüğünde (Eğitim Merkezi) ilk derece amirlik eğitimi alması amacıyla geçici olarak görevlendirilmiştir. Başvurucu, anılan eğitimin sonunda yapılan üç aşamalı sınavda başarılı olması üzerine amir olarak atanmaya hak kazanmıştır.
3. Eğitim Merkezi Yönetim Kurulunun 9/3/2017 tarihli kararı ile 16/7/2015 tarihli 29418 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 41. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (ç) bendine dayanılarak başvurucunun Eğitim Merkezi ile ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğünce 10/3/2017 tarihinde başvurucunun Eğitim Merkezindeki geçici görevlendirmesine son verilmiştir.
4. Başvurucu 6/7/2017 tarihinde Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; somut bir gerekçe gösterilmeksizin ilişiğinin kesilerek görevlendirilmesine son verildiğini, idarenin takdir hakkını kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanmadığını ileri sürmüştür. İdarenin cevap dilekçesinde; KOM Daire Başkanlığınca yapılan çalışma sonucunda başvurucunun kardeşi hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan soruşturma yürütüldüğüne ilişkin bilgi verildiği belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu bilgi yazısı gereğince başvurucu hakkında idari soruşturma başlatıldığı ve Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma yürütüldüğü ifade edilerek dava konu işlemin hukuka uygun olduğu vurgulanmıştır.
5. Mahkemece 27/10/2017 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Gerekçede; Yönetmelik'in 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasında bulunan "Haklarında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezasını gerektirecek suçlardan dolayı adli veya idari soruşturma yapılıyor olmamak." şartı dikkate alındığında dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir.
6. Başvurucu istinaf talebinde bulunmuştur. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Daire), Mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebini 8/11/2018 tarihinde kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, temyiz talebinde bulunmuştur. Dilekçede; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları için temyiz yolunun açık olduğu belirtilerek Dairenin hukuka aykırı olarak verdiği kararın bozulması talep edilmiştir. Dairenin 15/1/2019 tarihli ek kararı ile temyiz yolu kapalı olduğundan, temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Danıştay İkinci Dairesince (Danıştay) 13/6/2019 tarihinde Dairenin ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek temyiz talebinin kesin olarak reddine ve hükmün onanmasına karar verilmiştir.
7. 8/11/2018 tarihli nihai karar, başvurucunun vekiline 31/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 21/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
10. Başvurucunun, Daire ve Danıştay tarafından temyize tâbi olmadığı sonucuna ulaşılan bir karara karşı temyiz yolunu tükettikten sonra bireysel başvuruda bulunduğu gözetildiğinde öncelikle başvurunun süresinde olup olmadığı meselesi incelenmelidir.
11. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruların yapılması gerekmektedir (Bilent Aktaş ve diğerleri, B. No: 2014/19389, 7/12/2016, § 11). Anılan düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen durumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak başvuru yollarının tüketildiği tarihten söz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkate alındığında bu ibarenin nihai kararın gerekçesinin öğrenildiği tarih olarak anlaşılması gerekir (A. C. ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827, 25/2/2016, § 25).
12. Etkili olmadığı açıkça belli olan yolların tüketilmesinden sonra bireysel başvuru yapılması hâlinde süre aşımı söz konusu olabilir. Buna karşılık etkili olup olmadığı ancak nitelikli bir hukuki tartışmadan sonra ortaya çıkan bir yolun tüketilmesinin ardından yapılan bireysel başvurunun esasının incelenmesi gerekir. Bu nedenle bir başvuru yolunun makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolu olup olmadığının her somut olayın özel şartları içinde denetlenmesi gerekmektedir (Murat Durmuş, B. No: 2015/13800, 9/6/2020, § 22).
13. Anayasa Mahkemesinin Umut Öztürk ([GK], B. No: 2017/37079, 29/9/2021) kararında ilk derece mahkemesi veya istinaf mahkemesinin verdiği kararın kesin olduğu hususunda yaptığı tespitin yargı denetimi dışında olmadığının ve bu tespite karşı bir üst kanun yoluna müracaat edilmesinin mümkün olduğunun altı çizilmiştir. Anılan kararda, ilk derece/istinaf mahkemesinin kesin kararlarına karşı -kararın kesin olduğu belirtilsin veya belirtilmesin- kanun yoluna başvurulmasının kural olarak bireysel başvuru süresini etkilemeyeceği, bununla birlikte karara karşı üst kanun yollarına başvurmada tartışmalı durumların söz konusu olduğu hâllerde yani başvurucunun üst kanun yoluna başvurmasının kabul edilebilir nedenlerinin bulunması durumunda başvuru süresinin kanun yolu merciinin kararının öğrenilmesinden itibaren başlayacağı vurgulanmıştır.
14. Burada yapılacak değerlendirmede, kesin olarak verilmiş bir karara karşı kanun yoluna başvurulması ve başvurulan mahkemenin kararın kesin olduğu gerekçesiyle incelememesinin hak ihlaline sebep olup olmadığı yahut mevzuata uygun olup olmadığının değerlendirilmeyeceğine dikkat edilmelidir. Burada sadece bireysel başvurunun ikincilliğine uygun olarak üst yargılama merciine yapılan başvurunun kabul edilebilir nedenlerinin bulunmasının etkili olmayacağı teorik düzeyde açıkça anlaşılmayan (bkz. Umut Öztürk kararı) ve pratikte de etkisiz kaldığı belirli hâle gelmeyen bir başvuru olması yeterlidir (Hakan Yıkılmaz, B. No: 11/7/2023, 2020/24117, § 53).
15. Somut olayda başvurucu tarafından 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları için temyiz yolunun açık olduğu ifade edilerek Eğitim Merkezindeki konumu gereği kendisinin de öğrenci olması nedeniyle Dairenin kararına karşı temyiz yoluna başvurulabileceğini ileri sürdüğü görülmektedir. Buna karşın temyiz incelemesinde Dairenin kararının hukuka uygun olduğu dolayısıyla başvurucunun öğrenci statüsünde olmadığının belirlendiği anlaşılmıştır.
16. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun polis memuru olarak görev yaptığı sırada amirlik eğitimi için Eğitim Merkezinde geçici olarak görevlendirildiği bir başka deyişle memur olarak meslek içi eğitime tâbi tutulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Yönetmelik'in Tanımlar kenar başlıklı 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasında "Aday" ve "Emniyet Mensubu Aday" ayrımına gidildiği görülmüştür. Bu ayrıma göre, "Aday: Polis Amirleri Eğitimi Merkezi öğrenci adayı" olarak tanımlanmışken "Emniyet mensubu aday: Emniyet Hizmetleri sınıfında meslekte fiilen iki yılını dolduran lisans mezunu polis memuru" şeklinde düzenlenmiştir. Bu itibarla başvurucunun temyiz talebinin etkili bir sonuç doğurmayacağının teorik düzeyde açıkça anlaşılacağı ortadadır.
17. Sonuç olarak başvurucunun temyiz yoluna başvurma niyetinin dayanaksız ve soyut olduğu değerlendirildiğinden bireysel başvuruya konu edilen nihai kararı içeren tebligatın başvurucunun vekiline 31/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, başvurucunun tebligatın yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunması gerekirken bu tarihi geçirdikten sonra 21/8/2019 tarihinde başvuruda bulunduğu dikkate alındığında bireysel başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 24/1/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.