logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İsmail Çelik, B. No: 2019/78, 4/7/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İSMAİL ÇELİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/78)

 

Karar Tarihi: 4/7/2022

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Murat İlter DEVECİ

Başvurucu

:

İsmail ÇELİK

Vekili

:

Av. Barış KILIÇ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, cebir ve tehdit kullanmak suretiyle senet imzalattıkları iddia edilen kişiler hakkında açılan ceza davasının makul bir özen ve süratle yürütülmemesi sonucunda dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın düşmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. İddiasına göre başvurucu, 12/5/2004 tarihinde S.K., O.K., M.K. ve H.K. tarafından zorla bir araca bindirilerek bir dağa götürülmüş ve burada kendisine bono imzalattırılmıştır.

6. Altıntaş Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13/5/2004 tarihli geçiciraporda başvurucunun kafatası üst oksipital bölgesinde 7x3 cm genişliğinde çökme mevcut olduğu ve başvurucu için hayati tehlike bulunduğu belirtilmiş, Kütahya Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi Bölümünce düzenlenen 14/5/2004 tarihli raporda ise travma sonrasında izlenen X-Ray düz filmde lezyon izlendiği ancak beyin cerrahi yönünden başvurucunun hayati tehlike geçirmediği, ayrıca iş ve güçten kalmadığı açıklanmıştır.

A. Ceza Soruşturması İle İlgili Süreç

7. Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı dağa kaldırarak zorla senet imzalatmak suçunu işledikleri iddiasıyla 26/10/2004 tarihinde şüpheliler S.K., O.K., M.K. ve H.K. hakkında Kütahya Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) kamu davası açmıştır.

8. Başvurucu yargılamada katılan sıfatıyla yer almıştır.

9. Ceza Mahkemesi 23/5/2006 tarihinde, başvurucunun soyut beyanı dışında sanıkların isnat edilen suçu işlediklerine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine karar vermiştir.

10. Başvurucunun temyiz talebini inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi (Daire) 5/6/2012 tarihinde, başvurucunun ve tanıkların beyanına göre başvurucunun ıssız bir yere götürüldükten sonra keşidecisi M.A. olan bonoyu avalist olarak tehditle ve cebren imzalamaya mecbur bırakıldığı ve sanıklara isnat edilen suçun kanıtlandığı gerekçesiyle Ceza Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar vermiştir.

11. Ceza Mahkemesi 8/11/2012 tarihli kararıyla Dairenin kararına direnmiştir.

12. Başvurucunun ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemini inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Genel Kurul) başvurucunun “sanıkların kendisini darbedip ölümle tehdit ederek zorla kefil olarak senet imzalattıklarına” ilişkin istikrarlı ve birbiriyle uyumlu anlatımlarına, bir tanığın beyanına, başvurucu hakkında düzenlenmiş raporlara ve suça konu bono üzerindeki yazıların sanık M.K.ya ait olduğuna ait uzmanlık raporuna işaret ederek sanıkların zorla senet imzalatma eyleminin sabit olduğu ve sanıkların eylemlerini hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirdikleri sonucuna varmıştır. Bu nedenle Genel Kurul başvurucunun kesin adli raporunun aldırılmasına ve somut olay yönünden sanıkların lehine olan kanunun tespiti için 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinin (765 sayılı mülga Kanun’un 308 ve 456. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun’un 150. maddesi) karşılaştırılmasına ilişkin gerekliliği ifade ederek Ceza Mahkemesinin direnme kararının bozulmasına 25/2/2014 tarihinde karar vermiştir.

13. Genel Kurulun bozma kararı sonrasında başvurucuya ilişkin kesin adli rapor alınmıştır. Buna göre başvurucuda meydana gelen yumuşak doku lezyonu başvurucunun yaşamını tehlikeye sokmamıştır ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafiftir.

14. Ceza Mahkemesi, dava zamanaşımı süresini dolduğu gerekçesiyle 20/10/2014 tarihinde düşme kararı vermiştir.

15. Başvurucunun temyiz talebini inceleyen Daire 26/11/2018 tarihinde, Ceza Mahkemesince verilen kararı onamıştır.

B. Menfi Tespit Davası İle İlgili Süreç

16. Başvurucunun şikâyetine konu bono, tahsil amacıyla S.K. tarafından 2004 yılında icra takibine konu edilmiştir.

17. Başvurucu 17/6/2004 tarihinde bonoyu zor ve tehdit sonucu imzaladığı ile bu nedenle borcunun bulunmadığı iddiasıyla Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Hukuk Mahkemesi) menfi tespit davası açmıştır.

18. Hukuk Mahkemesi 2/12/2012 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Bu karar 16/2/2015 tarihinde kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 765 sayılı mülga Kanun’un 102., 104., 308. ve 456. maddelerinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Madde 102:

Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

...

4 - Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene,

...

geçmesile ortadan kalkar.

...

Madde 104:

Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkümiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanın kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müddetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.

Madde 308:

Bir kimse Hükümete müracaata muktedir olduğu ahvalde iddia eylediği bir hakkı istihsal maksadiyle eşya üzerinde kuvvet sarfiyle kendiliğinden hakkını ihkak ederse otuz liradan elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahküm olur.

Eğer fail eşya üzerine değil de şahıslara karşı tehdit veya şiddet istimal etmiş olursa bir aydan bir seneye kadar hapis ve elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahküm olur.

Şiddet silah ile veya dövmek veyahut yaralamak ile vuuka gelirse işbu dövmek veya yaralamaktan dolayı 456 ncı maddenin birinci fıkrasında beyan olunan ahvalden daha ağır bir netice husule gelmediği takdirde hapis iki aydan ve ağır cezayı nakdi kırk liradan aşağı olamaz.

...

Madde 456:

Her kim katil kasdiyle olmaksızın bir kimseye cismen eza verir veya sıhhatini ihlale yahut akli melekelerinde teşevvüş husulüne sebep olursa altı aydan bir seneye kadar hapsolunur.

...

Eğer fiil, hiçbir hastalığı veya mütat iştigallerden mahrumiyeti mucip olmamış yahut bu haller on günden ziyade uzamamış ise takibat icrası muntazarrırın şikayetine bağlı olmak şartiyle fail hakkında iki aydan altı aya kadar hapis veya 200 liradan 2.500 liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.

... ”

20. 5237 sayılı Kanun’un 7., 66., 67., 86., 106. ve 150. maddelerinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Madde 7:

...

 (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

...

Madde 66:

 (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;

...

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

Geçmesiyle düşer.

...

Madde 67:

...

 (2) Bir suçla ilgili olarak;

a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,

...

c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,

...

Halinde, dava zamanaşımı kesilir.

 (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.

 (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.

Madde 86:

...

 (2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

...

Madde 106:

 (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır...

 (2) Tehdidin;

...

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

...

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 (3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.

Madde 150:

(1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

...”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Anayasa Mahkemesinin 4/7/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; darbederek kendisinden zorla senet alan ve bu suçları mahkemece sabit görülen sanıklar hakkındaki yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını, bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını ve sanıkların eyleminin cezasız kaldığını belirterek Anayasa’nın 17., 36. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca devletin kendisinden zorla senet almasına karşı koruyamadığını öne sürerek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden de şikâyet etmiştir. Başvurucuya göre mağduru olduğu eylem insan hasiyetiyle bağdaşmayan bir muameledir.

2. Değerlendirme

a. İddiaların Vasıflandırılması ve Kötü Muamele Yasağı Kapsamında İncelenebilirliği (Uygulanabilirlik) Yönünden

23. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı ile üçüncü fıkrası şöyledir:

 “Herkes, ...maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.

...”

24. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

26. Başvurucunun uğradığını iddia ettiği muamelenin başvurucuyu belirli bir davranışta bulunmaya zorlamak için yapıldığı dikkate alındığında başvurucunun bütün ihlal iddialarının özünde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine yönelik olduğu görülmektedir ancak kamu görevlisi olan veya olmayan bir kimsenin başkasına yaptığı bir muamelenin sözü edilen Anayasal norm anlamında kötü muamele olarak kabul edilebilmesi için söz konusu muamelenin asgari eşik seviyesini aşması gerekir ve her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı muamelenin süresi, mağdurun üzerinde bıraktığı fiziksel ve ruhsal etki ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler dikkate alınarak değerlendirilmelidir (Tahir Canan, § 23). Bu bakımdan başvuruya konu muamelenin kötü muamele yasağı için aranan asgari eşiği aşıp aşmadığı incelenmelidir.

27. Altıntaş Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13/5/2004 tarihli geçici rapora göre başvuruya konu olay sonrasında başvurucunun kafatasının üst oksipital bölgesinde 7x3 cm genişliğinde çökme oluşmuştur. Ayrıca Genel Kurul, başka hususlar yanında başvurucunun “sanıkların kendisini darp edip, ölümle tehdit ederek zorla kefil olarak senet imzalattıklarına” ilişkin istikrarlı ve birbiriyle uyumlu anlatımlarına işaret ederek sanıkların işledikleri iddia edilen eylemin sabit olduğu sonucuna varmıştır. Bu durumda başvurucunun maruz kaldığını iddia ettiği muamelenin kötü muamele yasağı için aranan asgari eşiği aştığı kabul edilmelidir.

b. İncelemenin Kapsamı Yönünden

28. Başvurucunun devletin kendisinden zorla senet almasına karşı koruyamadığına ilişkin iddiasının kötü muamele yasağının koruma yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu kapsamında, diğer iddialarının ise kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesi gerekir.

c. Kabul Edilebilirlik Yönünden

i. Kötü Muamele Yasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Anayasa’nın 17. maddesi devlete kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye -bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile- maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevi de yüklemektedir. Bu sebeple bilinen ya da bilinmesi gereken bir kötü muamele tehlikesinin gerçekleşmesini engellemek için gerekli makul tedbirlerin yetkilerce alınmaması, devletin 17. maddenin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğunu ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 82). Ne var ki başvurucunun kendisine kötü muamelede bulunulacağının olay öncesinde kamu makamlarınca bilindiğine veya bilinmesi gerektiğine yönelik bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurudaki hiçbir unsur da sözü edilen hususun varlığına işaret etmemektedir.

30. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Kötü Muamele Yasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının usul boyutunu ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

32. Başvuruya uygulanabilir nitelikteki genel ilkeler Tuncay Alemdaroğlu (B. No: 2012/827, 15/10/2014, §§ 36-47) ve Bilal Çiçek (B. No: 2014/29, 13/7/2016, §§ 44-52) kararında açıklanmıştır. Bu ilkelere göre kamu görevlilerinin dâhil olmadığı kötü muamele teşkil eden eylemlerle ilgili ceza soruşturmaları da makul bir özen ve süratle yürütülmeli ve bu eylemlerin zamanaşımına uğramaması için yetkililer ellerinden gelen gayreti sarf etmelidir.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

33. Somut olayda Ceza Mahkemesi, başvuruya konu yargılamayı iki seneden daha kısa bir sürede sonuçlandırsa da (bkz. §§ 7, 9) Ceza Mahkemesince verilen 23/5/2006 tarihli karar ile Dairenin 5/6/2012 tarihli bozma kararı arasında altı yıldan fazla bir süre geçmiş, bu nedenli uzaması için hiçbir haklı neden bulunmamasına rağmen yargılama ancak 14 yıl 6 ay 14 günde nihayete erdirilmiştir. Sonuç olarakbaşvurucunun maruz kaldığı ve Genel Kurulun sabit gördüğü eylemin sanıkları mutlak bir cezasızlık nedeni olan dava zamanaşımı süresinden yararlanmıştır. Bu bakımdan başvuruya konu edilen yargılamanın makul bir özen ve süratle yürütüldüğü söylenemez.

34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu; S.K.nın bonoyu icra takibine konu etmesi nedeniyle menfi tespit davası açmak zorunda kaldığını, sözü edilen davada on yıl süreyle ceza yargılamasının sonuçlanmasının beklendiğini, Hukuk Mahkemesince verilen karara kadar icra tehdidi altında kaldığını ve bir miktar ödeme yaptığını, yine aynı süreçte taşınır veya taşınmaz mal edinemediği gibi banka hesaplarını da kullanamadığını, Hukuk Mahkemesi kararından sonra ödediği parayı geri almak için başlattığı icra takibinin S.K.nın mal varlığının olmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını, sanıkların cezasız kaldığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

36. Başvurucunun ihlal iddialarını başvuruya konu ceza yargılamasının makul bir sürat ve özenle yürütülmemesine dayandırdığı ve başvuruya konu edilen yargılamanın makul bir özen ve süratle yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verildiği dikkate alınarak başvurucunun diğer ihlal iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

37. Başvurucu; ihlalin tespiti yanında 10.000 TL maddi tazminat ile 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

38. Kötü muamele yasağının usul boyutlarının ihlali yargılama makamlarının ihmalinden ileri gelmiştir. Bu durumda kötü muamele yasağına ilişkin ihlallerin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Ne var ki başvuruya konu yargılamada dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi ve Anayasa’nın 38. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç için sonradan yürürlüğe giren kanunda öngörülen daha uzun dava zamanaşımı süresinin geçmişte işlenen suç yönünden uygulanamaması nedeniyle kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ceza Mahkemesine gönderilmesi mümkün değildir.

39. Öte yandan başvurucuya manevi zararları karşılığında net 81.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerekir. Ancak Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNİN GEREKLİ OLMADIĞINA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 81.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.794,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ile Yargıtay 6. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/7/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(İsmail Çelik, B. No: 2019/78, 4/7/2022, § …)
   
Başvuru Adı İSMAİL ÇELİK
Başvuru No 2019/78
Başvuru Tarihi 24/12/2018
Karar Tarihi 4/7/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, cebir ve tehdit kullanmak suretiyle senet imzalattıkları iddia edilen kişiler hakkında açılan ceza davasının makul bir özen ve süratle yürütülmemesi sonucunda dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın düşmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Kötü muamele etkili soruşturma (makul süre) İhlal Manevi tazminat
Üçüncü kişilerce kötü muamele Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 765 Türk Ceza Kanunu 102
104
308
456
5237 Türk Ceza Kanunu 7
66
67
86
106
150
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi