logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Veysel Canlıer [1. B.], B. No: 2020/20798, 28/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

VEYSEL CANLIER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/20798)

 

Karar Tarihi: 28/1/2026

R.G. Tarih ve Sayı: 2/4/2026 - 33212

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Veysel CANLIER

Vekili

:

Av. Halil ÇAY

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, idarenin terfi kararına karşı açılan iptal davasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Emniyet Müdürlüğünde (İdare) komiser yardımcısı olarak görev yapan başvurucu hakkında rütbe terfi sınavında başarılı olmasına rağmen Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek ve Merkez Değerlendirme Kurulunca (Kurul) 25/5/2018 tarihinde terfi edemeyeceğine ilişkin karar verilmiştir.

3. Başvurucu, anılan idari işlemin iptali talebiyle İdare aleyhine dava açmıştır. İdare, davaya cevabında "Terfi edemez" kararının ilgili mevzuat ve liyakat ilkeleri çerçevesinde alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Bununla birlikte bir kısım personel hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) bağlamında bilgilerin İdare tarafından kayıt altına alındığı, başvurucu hakkında bu konuda bir bilgi olup olmadığının ayrıca bildirileceği belirtilmiştir. Antalya 1. İdare Mahkemesinin (Mahkeme) 10/1/2019 tarihli kararıyla dava kabul edilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun olumlu sicili ve sınav sonucu ile başvurucu hakkında yürütülen bir disiplin soruşturmasının bulunmaması gözetilmekle birlikte 12/9/2018 tarihli ve 187 sayılı belge ekinde kapalı zarf içinde sunulan, gizli ibareli olan belgede bulunan bilgilerden başvurucunun FETÖ/PDY ile ilgili irtibat ya da iltisakını somut olarak ortaya koyamayan bilgi notundan başkaca bir kanıtın da bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu ve vekilinin bu süreçte farklı tarihlerde toplam üç kez Mahkemeye, dosyanın bir örneğinin verilmesine dair talep içeren dilekçe verdikleri görülmüştür.

4. İdare anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi 24/12/2019 tarihinde talebin kabulüyle Mahkemenin söz konusu kararının kaldırılmasına kesin olmak üzere oyçokluğuyla karar vermiştir. Kararda; başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakına dair yapılan tespitte "CB" kodunun kullanıldığı, bu kodun anlamının ise sohbet arkadaşları ile kısmen irtibatını devam ettiren ancak örgütten tamamen kopmuş, sosyal faaliyetlere gelebilen, sivil abi ile tanışması sakıncalı görülen, yine de kazanılması için çaba sarf edilen kişi olduğu belirtilmiştir. Karara katılmayan iki üye karşıoylarında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ele geçirilen örgüt arşivinde, davacının "CB" şeklinde kodlandığı ve bu kodun anlamının ise sohbet arkadaşları ile kısmen irtibatını devam ettiren ancak örgütten tamamen kopmuş, sosyal faaliyetlere gelebilen, sivil abi ile tanışması sakıncalı görülen, yine de kazanılması için çaba sarf edilen kişiyi temsil ettiği, buna göre başvurucunun örgütten tamamen koptuğu ve hakkında terör örgütüyle herhangi bir irtibatı veya iltisakı olduğu yönünde bir iddia ve bu iddiayı destekler mahiyette veri sunulmadığı vurgulanmıştır.

5. Başvurucu, nihai kararı 12/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra 29/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. COVID-19 salgını nedeniyle 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun uyarınca 13/3/2020 tarihinden 15/6/2020 tarihine kadar bireysel başvuru süresinin durduğu dikkate alındığında başvurunun süresinde olduğu değerlendirilmiştir.

6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucu; sınavda başarılı olmasına rağmen terfi ettirilmediğini, avukatının dosyanın bir örneğinin verilmesi için başvurduğunu ancak kapalı zarf olduğu gerekçesiyle dosyanın tamamının verilmediğini, Mahkemenin gerekçesiyle de hakkında İdarenin Mahkemeye gizli belge gönderdiğini öğrendiğini belirtmiştir. Gizli belge ve bilgilerinin verilmeyerek içeriğini tam olarak öğrenme ve savunma hakkının engellendiğini, hakkında terör örgütüyle ilişkisine dair mevcut bir soruşturma veya yargılama olmadığını, sadece anılan gizli belge ve bilgiye dayanılarak davanın reddine karar verildiğini vurgulayarak adil yargılanma ve çalışma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarına yer verdikten sonra araştırma sonucu elde edilen bilgilerle ilgili olarak yargı makamlarının farklı yorumda bulunduğu, somut olay değerlendirilirken anılan içtihatların gözönünde tutulması gerektiği belirtilmiştir. Ekte sunulan İdarenin yazısında da olağanüstü hâl dönemine ilişkin bilgiler verilerek bu kapsamda terör örgütleriyle mücadele kapsamında idare personeli hakkında araştırmalar yapıldığı, kapalı zarf içinde gizli ibareli gönderilen bilgi notunun Kurul tarafından terfi için gerekli diğer kriterlerle birlikte değerlendirildiği ve Kurul kararının hukuka uygun olduğu vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

9. Başvurucunun şikâyeti adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden incelenmiştir.

10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

11. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Rıdvan Batur ([1. B.], B. No: 2018/17680, 3/12/2020) kararında başvurucunun idare tarafından sunulan belgelerin içeriğinden hüküm verilene kadar haberdar olmadığını ve kararın gerekçesinin hükme esas alınan belgelerin içeriğini yansıtmaktan uzak olduğunu belirtmiştir. Güvenlik soruşturması sonucunda elde edilen bilgilerin hangi delillere dayandığı, bu iddianın nasıl ve neden doğduğu konusunda idare tarafından mahkemeye sunulan bilgi ve belgelere sahip olmayan başvurucunun ret hükmünün gerekçesi ile (temyiz aşamasında) hükme esas alınan belgelere ilişkin etkin olarak yorumda ve itirazda bulunması için yeterli imkâna sahip olmadığını, somut yargılama sürecine bu çerçeveden bakıldığında başvurucuya hükme esas alınan belgeleri incelemesi, bu belgelere yönelik yorumda ve itirazda bulunabilmesi için pratik ve etkin imkânların sağlanmadığını ifade etmiştir.

12. Anayasa Mahkemesi benzer şekilde Bünyamin Uçar ([1. B.], B. No: 2017/32004, 3/6/2020) kararında da güvenlik soruşturmasına esas alınan gizli nitelikteki bilgilerin başvurucuya incelettirme imkânı sağlanmadığı gibi mahkeme tarafından "gizli" ibareli bilgi ve belgelerin başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması ya da benzeri haklı görülebilecek hususlar nedeniyle başvurucuya verilmediğini gösterecek hiçbir argümanın ortaya konulmadığını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, her iki kararında da başvuruculara hükme esas alınan belgelere yönelik yorumda/itirazda bulunma konusunda etkin ve pratik imkânların sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu bağlamda adil bir yargılamanın gerçekleşmediği sonucuna varmıştır.

13. Söz konusu olayda da yargılama süreci bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde İdarenin Mahkemeye güvenlik soruşturması neticesinde elde edilen ve başvurucuya ilişkin bilgiler içeren gizli belge sunduğu, başvurucuya bu belgelerin verilmediği ve başvurucunun içeriğini tam olarak öğrenerek savunma yapmasının sağlandığına dair bir verinin mevcut olmadığı görülmüştür. Bu durumda anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmayan somut başvuruda da Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir (benzer yönde birçok karar arasından bkz. Ferdi Çetinkaya [2. B.], B. No: 2019/21164, 20/9/2023; Ahmet Engin Cennet [1. B.], B. No: 2018/164, 20/11/2022).

III. GİDERİM

14. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve maddi zararlarının tazmini talebinde bulunmuştur.

15. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

16. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

17. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesine (E.2019/524, K.2019/1466) iletilmek üzere Antalya 1. İdare Mahkemesine (E.2018/792, K.2019/24) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Veysel Canlıer [1. B.], B. No: 2020/20798, 28/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı VEYSEL CANLIER
Başvuru No 2020/20798
Başvuru Tarihi 29/6/2020
Karar Tarihi 28/1/2026
Resmi Gazete Tarihi 2/4/2026 - 33212

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, idarenin terfi kararına karşı açılan iptal davasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (İdare) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi