|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Olcay ÖZCAN
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Cemal KORKMAZ
|
|
|
|
2. Kemal KORKMAZ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Ayhan AKIN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, imar mevzuatına aykırı olduğu gerekçesiyle yıkılan yapılar dolayısıyla meydana gelen zararın giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Ankara'nın Altındağ ilçesi Hacılar Mahallesi'nde bulunan 3459 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 33981/974240 hissesi başvurucuların murisi Ş.K. tarafından 7/5/1975 tarihinde satın alınmıştır.
3. Muris tarafından Altındağ Belediyesi (Belediye) İmar Müdürlüğüne 8/5/1983 tarihinde sunulan ve "Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçinde İmar Mevzuatına Aykırı Olarak Yapılan Yapılara Ait Başvuru Dilekçe Formu" başlıklı belgede Hacılar Mahallesi 33. Sokak No: 5 Altındağ adresinde bulunan taşınmaz üzerine yapı inşa edildiği bildirilmiştir. Daha sonra muris, aynı yapı için 4/3/1987 tarihinde yeniden Belediyeye başvurmuş; 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun kapsamında imar affı başvurusunda bulunmuştur. Aynı tarihlerde yeminli özel büro tarafından düzenlenen belgede murisin yığma tuğladan konut nitelikli, tek katlı yapı inşa ettiği, yapının 10/11/1985 tarihinden evvel inşa edildiği belirtilmiştir. Bu müracaatlar Belediye tarafından sonuçlandırılmamıştır.
4. Anılan bölgede yapılan kadastro çalışması sonucunda 3/11/1993 tarihindetaşınmaz22254 ada 6 sayılı parsel olarak 165/853 hisse ile tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra ise bölgede kentsel dönüşüm projesi uygulanarak parselasyon yapılmıştır. Buna göre başvurucuların 22254 ada 6 sayılı parsel taşınmazda bulunan hisseleri yol ve park alanında kaldığından başvurucular aynı yerde bulunan 24045 ada 8 parsel sayılı taşınmaza hisselendirilmiştir.
5. Başvurucular, 2014 yılında Hacılar Mahallesi 889/1 Sokak No: 5 Altındağ adresinde bulunan yapı için emlak vergisi bildiriminde bulunmuştur.
6. Söz konusu yapı için Belediye 16/5/2014 tarihinde yapı tatil zaptı düzenlemiş ve aynı mahallede bulunan 22032 ve 22033 adalar arasında kalan park alanına zemin ve bir normal kattan oluşan ruhsatsız bina yapıldığını tespit ederek yapının 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yıkılması için on gün süre vermiştir. Belediye Encümeni 28/5/2014 tarihinde yapının yıkımına karar vermiştir.
7. Başvurucu Kemal Korkmaz 22/8/2014 tarihinde, 28/5/2014 tarihli yıkım işleminin iptali talebiyle Belediye aleyhine dava açmıştır. Ankara 10. İdare Mahkemesi (10. İdare Mahkemesi) 14/7/2015 tarihinde usulüne uygun düzenlenmeyen tutanağa dayanılarak ve 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinde öngörülen bir aylık süre beklenmeden yapının yıkımı yönünde tesis edilen işlemin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.
8. Ayrıca 10. İdare Mahkemesinde devam eden yargılama sırasında başvurucu Kemal Korkmaz'ın talebi üzerine Hacılar Mahallesi 889/1 Sokak No: 5 Altındağ adresinde bulunan yapı üzerinde Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesince (Sulh Hukuk Mahkemesi) delil tespiti yapılmıştır. 14/8/2015 tarihinde düzenlenen inşaat mühendisi bilirkişi raporunda; tespite konu binanın bodrum kat, zemin kat ve birinci kattan oluştuğu, bodrumun depo ve kömürlük, diğer katların ise mesken olarak kullanıldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yapı yaklaşık birim maliyet hesabına görebinanın III/A yapı sınıfına girdiği, 2015 yılı birim fiyatının 590 TL/m² olduğu, yapı değerinin 70.800 TL, enkaz bedelinin ise 7.080 TL olduğu ifade edilmiştir. Taşınmazın bahçesindeki deponun I/Ayapı sınıfına girdiği, 2015 yılı birim fiyatının 110 TL/m² olduğu, buna göre yapı bedelinin 330 TL, enkaz bedelinin 33 TL olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak bilirkişi raporundabina ve deponun yapı bedeli 71.100 TL, enkaz bedeli ise 7.113 TL olarak hesaplanmıştır.
9. Başvurucuların Belediyeye yazdıkları yazıya verilen 11/9/2015 tarihli cevapta yapının yıkıldığı ifade edilmiştir.
10. 10. İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz talebini inceleyen Danıştay (Kapatılan) Ondördüncü Dairesi (Danıştay) 20/6/2018 tarihinde kararı farklı gerekçeyle onamıştır. Onama kararının gerekçesinde, dava konusu parsel üzerinde 2981 sayılı Kanun'a göre imar affı başvurusu yapılan yerlerin bulunup bulunmadığının araştırılması, başvurucu KemalKorkmaz'ın yaptığı af başvurusunun değerlendirilerek sonuçlandırılması ve buna göre işlem tesis edilmesi gerekirken af başvurusu sonuçlandırılmadan alınan yıkım kararının hukuka uygun olmadığını ifade etmiştir.
11. Başvurucular 27/9/2018 tarihinde Belediye aleyhine dava açmıştır. Davada,Hacılar Mahallesi 889/1 Sokak No: 5 Altındağ adresinde bulunan binanın kaçak ve ruhsatsız olduğu gerekçesiyle Belediye Encümeni kararıyla 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince yıkıldığını ancak işlemin iptal edildiğini ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Meydana gelen zararları için 71.100 TL bina bedelinin yıkımın icra edildiği 11/9/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, yapıda bulunan iki dairenin yıkım tarihinden dava tarihine kadar rayiç kira bedeline karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 900 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesini, bu davada ve delil tespiti dosyasında yaptıkları yargılama giderlerinin tahsilini talep etmiştir.
12. Ankara 23. İdare Mahkemesi (23. İdare Mahkemesi) 7/10/2019 tarihinde dava konusu tazminat talebinin bina bedeline ilişkin 7.113 TL'lik kısım ile Sulh Hukuk Mahkemesi tespit dosyasında yapılan 747,90 TL yargılama giderine ilişkin kısmının kabulüne, kalan 63.987 TL'lik kısım ile kira bedeli ödenmesine ilişkin kısım yönünden davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; yapının kaçak olması nedeniyle yıkımından dolayı tazminat ödenmesi gerekmeyeceği ancak yıkım işleminin iptaline karar verildiğinden tazminat talebinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. İmar uygulaması sonucunda anılan yerin park alanına dönüştürülerek başvuruculara yeni oluşan 24045 ada 8 sayılı parselden hisseli arsa verildiğini, 2981 sayılı Kanun'da imar affından yararlanabilecek yapıların bulunduğu yerde korunamamasıdurumunda yapıya karşılık enkaz bedeli ödenmesi ve başka yerden arsa veya hisse tahsis edilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, bu nedenle enkaz bedelinin hüküm altına alınması gerektiğini, bunun yanında yapının kaçak olması, başka yerden taşınmaz verilmesi ve 2981 sayılı Kanun'da kira bedeli verilmesi gerektiğine ilişkin hüküm bulunmaması nedeniyle kira bedeli talebinin reddi gerektiğini açıklamıştır.
13. Başvurucuların istinaf talebini inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) esasa yönelik olarak istinaf başvurusunun reddine, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı Belediye lehine hükmedilen nispi vekâlet ücretinin kaldırılarak Belediye lehine 1.700 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesine karar vermiştir. Kararda esasa ilişkin ayrı bir gerekçeye yer vermemiştir.
14. Başvurucular, nihai kararı 27/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 26/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
16. Başvurucular; parselasyon işlemi sonucu yeşil alan üzerinde kalan yapının kamulaştırılması gerektiği hâlde bu usulün uygulanmadığını, muris tarafından imar affı başvurusunda bulunulmasına rağmen bu konuda bir karar verilmediği gibi binanın her türlü altyapı hizmetinden faydalandırıldıktan otuz beş yıl sonra yıkılmasına karar verilmesinin hukuki güvenliği ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Belediyenin yapının kullanılmasına uzun süre sessiz kalmasının, su ve elektrik aboneliğinin kesintisiz sürmesinin, emlak vergisi tahsil edilmesinin yapının yıkılıp yıkılmayacağı yönünde belirsiz bir durum oluşmasına neden olduğunu, devam eden edilgen tutumun bir anda değişeceğini öngörmelerinin beklenemeyeceğini, ayrıca yıkım işleminin hukuka aykırı olduğunu ve yapı bedeli ile kira kaybından oluşan gerçek zararın ödenmesi gerektiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
17. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
19. Anayasa Mahkemesi, ruhsatsız yapıların yıkılmasına ilişkin Mehmet Memiş ([2. B.], B. No: 2015/5380, 30/10/2018) ve Beyhan Polat ve Mehmet Polat ([2. B.], B. No: 2016/6635, 4/4/2019) kararlarında başvurucuların yıkılan yapıların kullanımı yönünden Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir menfaatleri olduğunu kabul etmiştir (Mehmet Memiş, § 37; Beyhan Polat ve Mehmet Polat, § 27). Başvuru konusu olayda da başvurucuların yıkılan yapı ve kullanımı yönünden Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken menfaatlerinin olduğu kabul edilmiştir.
20. Durali Gümüşbaş ([2. B.], B. No: 2015/6427, 10/10/2018) kararında, başvurucu adına kayıtlı tapulu taşınmaz üzerindeki ruhsatsız binanın belediye tarafından yürütülen yol açma çalışması sırasında yıkıldığı, bu nedenle kamu makamlarının doğrudan yürütmekte olduğu bir faaliyet sırasında başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale meydana geldiği ifade edilmiştir. Söz konusu müdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genel kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Durali Gümüşbaş, §§ 40-42). Somut olayda da başvurucuların mülkiyet hakkı yönünden şikâyet ettikleri temel husus, taşınmaz üzerindeki yapının bedeli yerine enkaz bedeli tutarında tazminat ödenmek suretiyle yıkılmasına ilişkindir. Dolayısıyla bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı değerlendirilmiş ve başvurunun mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına saygıya ilişkin genel kural çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür.
21. Başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, yıkıldığı anlaşılan yapıya ilişkin müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmelidir.
22. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62). Bu bağlamda öncelikle müdahalenin kanuni dayanağı olup olmadığı incelenmelidir.
23. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Ford Motor Company [2. B.], B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49).
24. Demet Demirel ve diğerleri ([GK], B. No: 2019/12998, 1/12/2022) kararında, başvurucuların iş müfettişliğine atanmalarının geciktirilmesinin hukuka aykırı olduğunun idare mahkemelerinin istinaf denetiminden geçmiş kararlarıyla saptandığı ifade edilmiştir. Atama işlemlerinin geciktirilmesinin hukuka aykırı olmasının başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanaktan yoksun olduğunu gösterdiği belirtilmiş ve mülkiyet hakkına yönelik ihlalin idare mahkemeleri tarafından tespit edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu aşamadan sonra Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemenin bu ihlalin giderilip giderilmediğine yönelik olacağı ifade edilmiştir (Demet Demirel ve diğerleri, § 41).
25. Hukuk devletinde idare, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu ihlalleri giderme yükümlülüğü altındadır. İdare, eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesi gereğince kişiyi, hukuka aykırı işlem tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacaksa ona mümkün olduğunca en yakın konuma getirmekle yükümlüdür(Demet Demirel ve diğerleri, § 45; Narin Nihal Parlak [1. B.], B. No: 2019/16487, 3/3/2022, § 39).
26. İdarenin tesis ettiği işlemle hak ve özgürlüklerini ihlal ettiği başvurucuların uğradığı mali kayıpları telafi etmekle yükümlü kılınması hukuka aykırı işlem tesis edilmesi konusunda kamu görevlileri yönünden caydırıcı bir etki de yaratabilecektir. Anayasa'nın 5. maddesi devlete, hak ve özgürlüklerin ihlalinin önlenmesi için caydırıcı tedbirler alma ödevi de yüklemektedir (Demet Demirel ve diğerleri, § 46; Narin Nihal Parlak, § 40).
27. Somut olayda başvurucuların murisi, hissesi bulunan taşınmaz üzerine bir katlı yapı inşa etmiş; 1983 ile 1987 yıllarında imar affından yararlanmak için Belediyeye müracaat etmiştir. Murisin imar affı başvurusu hakkında karar verilmediği anlaşılmıştır. Yapının bulunduğu bölgede 1993 yılında kadastro çalışması ve daha sonra da kentsel dönüşüm projesi kapsamında parselasyon uygulaması yapılmış, uygulama ile başvurucuların hisseleri yol ve park alanında bırakılmıştır. Yapılan delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere tek katlı yapıya ilave birinci katın inşa edildiği, ayrıca yapının bahçesinde bir de depo bulunduğu görülmüştür. Belediye tarafından başvuruculara ait yapının ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yapı tatil zaptı düzenlenmiş, daha sonra da Belediye Encümeni yapının yıkımına karar vermiştir. Başvurucu Kemal Korkmaz'ın yıkım kararının iptali talebiyle açtığı dava 10. İdare Mahkemesince 14/7/2015 tarihinde kabul edilmesine rağmen yapının 11/9/2015 tarihi öncesinde yıkıldığı anlaşılmıştır. 10. İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesini yapan Danıştay dava konusu parsel üzerinde 2981 sayılı Kanun'a göre imar affı başvurusu yapılan yerler olup olmadığının araştırılması, başvurucu Kemal Korkmaz'ın yaptığı af başvurusunun değerlendirilerek sonuçlandırılması ve buna göre işlem tesis edilmesi gerekirken af başvurusu sonuçlandırılmadan alınan yıkım kararının hukuka uygun olmadığını ifade etmiş ve kararı onamıştır. Dolayısıyla yapılan yıkım işleminin hukuka uygun olmadığı yargı mercilerinin kararları ile kesin olarak hüküm altına alınmıştır. Demet Demirel ve diğerleri kararında ifade edildiği üzere yıkım işleminin hukuka aykırı olması başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanaktan yoksun olduğunu gösterir. Bu aşamadan sonra Anayasa Mahkemesince yapılacak inceleme bu ihlalin giderilip giderilmediğine yönelik olacaktır.
28. Bilirkişi raporunda bina ve deponun yapı bedelinin 71.100 TL, enkaz bedelinin ise 7.113 TL olacağı belirtilmiş ve yargılama mercileri de 7.113 TL'lik enkaz bedeli yönünden davayı kabul etmiştir. 14/4/2006 tarihli ve 26139 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Yönetmeliği'nin 18. maddesinde enkaz bedeli tanımına yer verilmiştir. Buna göre hak sahiplerine ait gecekondu, tesis, müştemilat ve ağaçlar için belediyece oluşturulacak, kıymet takdir komisyonunca belirlenecek kıymet takdir bedelinin %10'unun enkaz bedeli olarak hesaplanacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla enkaz bedelinin gerçek bedelin yaklaşık %10'una denk düştüğü görülmektedir. Bu durumda Belediye hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanmış yıkım işlemi nedeniyle yapıların bedelinin yalnızca %10'undan sorumlu tutulacaktır. Oysa Belediyenin başvuruya konu yapıları hukuka aykırı şekilde yıktığı yargılama mercilerince belirlendiğine göre meydana gelen tüm zararı gidermek suretiyle anılan hukuka aykırılığı ortadan kaldırması gerekir. Aksi hâlde zarar tam olarak giderilmediğinden hukuka aykırılığın ortadan kaldırıldığından da söz etmek mümkün olmayacaktır.
29. Sonuç olarak Belediye, hukuka aykırılığı yargı mercilerince saptanan yıkım kararını uygulayarak başvuruculara ait yapıları yıkmış; bu nedenle başvurucuların mülkiyet hakkına kanuni dayanaktan yoksun şekilde müdahalede bulunmuştur. Bunun yanında mülkiyet hakkını ihlal eden bu müdahalenin başvurucuların zararının giderilmesi suretiyle ortadan kaldırılabilmesi mümkün olduğu hâlde yargı mercilerinin yalnızca yapıların enkaz bedelinin talep edilebileceği yönündeki yorumu mülkiyet hakkına ilişkin ihlalin devam etmesine yol açmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
31. Başvurucular, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
32. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 23. İdare Mahkemesine (E.2018/386, K.2019/2405) GÖNDERİLMESİNE,
D. 446,90 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.446,90 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.