|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
İDRİS ÖRS VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2020/25125)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 14/12/2023
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Kadir ÖZKAYA
|
|
Üyeler
|
:
|
M. Emin KUZ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Basri BAĞCI
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
Raportörler
|
:
|
Leyla Nur ODUNCU
|
|
|
|
Akif YILDIRIM
|
|
Başvurucu
|
:
|
İdris ÖRS ve diğerleri (bkz.
ekli listenin (B) sütunu)
|
|
Vekilleri
|
:
|
bkz. ekli listenin (C) sütunu
|
I. BAŞVURUNUN
KONUSU
1. Başvuru, ceza davasında hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği
iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU
SÜRECİ
2. Başvurular, muhtelif tarihlerde yapılmıştır. Ekli
listenin (A) sütununda gösterilen dosyalar konu yönünden hukuki irtibat
bulunması nedeniyle 2020/25125 numaralı bireysel başvuru dosyası ile
birleştirilmiş ve inceleme 2020/25125 numaralı bireysel başvuru dosyası
üzerinden yürütülmüştür.
3. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin
Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet
Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
Başvuruculardan bir kısmı, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE
OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla ulaşılan bilgi ve
belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucular hakkında ekli listenin (D) sütununda
gösterilen suçlardan açılan kamu davalarında ekli listenin (E) sütununda
belirtilen mahkemelerce başvurucuların mahkûmiyetine karar verilmiş ancak
verilen mahkûmiyet hükümlerinin açıklanması geri bırakılmıştır.
7. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararına
yapılan itiraz, ekli listenin (F) sütununda gösterilen mahkemelerce
reddedilmiştir. İtirazın reddine dair kararlarda esas olarak HAGB kararlarının
usul ve yasaya uygun olduğu, kararlarda herhangi bir hukuka aykırılığın
bulunmadığı, HAGB şartlarının gerçekleştiği hususlarına dayanılmıştır.
8. Başvurucular, nihai karardan sonra süresinde bireysel
başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ
HUKUK
9. İlgili ulusal ve uluslararası mevzuat, içtihat ve
belgeler için bkz. Atilla Yazar ve diğerleri [GK], B. No: 2016/1635,
5/7/2022, §§ 64-87.
V. İNCELEME VE
GEREKÇE
10. Anayasa Mahkemesinin 14/12/2023 tarihinde yapmış
olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım
Talebi Yönünden
11. Ekli listenin (H) sütununda adli yardım talebinde
bulunduğu belirtilen başvurucuların başvuru giderlerini karşılayabilecek ölçüde
mal varlığı bulunmadığı ve taleplerinin dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılmış
olup adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama giderini ödemekten geçici
olarak muaf tutulmasına karar verilmesi gerekir.
B. Adil
Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucuların
İddiaları ve Bakanlık Görüşü
12. Başvurucular;
i. Açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükümlerinin
yeterli gerekçe içermediğini, kendilerine yüklenen suçların sabit olup olmadığı
yeterince araştırılmadan varsayımlar üzerine cezalandırıldıklarını,
ii. Bazı bilgi, belge veya raporları dosyaya sunarak
yargılama sonucunu etkileyecek araştırmalar yapılmasını, bazı tanıklarını
dinlenilmesini mahkemeden talep ettikleri hâlde bu taleplerinin
karşılanmadığını veya hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini belirterek
HAGB kararı verilen yargılamalarda adil yargılanma hakkının çeşitli
güvencelerinin ihlal edildiğini,
iii. HAGB kararlarına itiraz etme hakları olsa bile
itiraz mercilerinin kalıplaşmış ve soyut gerekçelerle itirazları reddettiğini,
esastan bir inceleme yapmadığını, yalnızca HAGB kararı verilmesinin şeklî
şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden bir değerlendirme yaptığını, ileri sürdükleri
argümanların itiraz mercilerince de değerlendirilmemesi nedeniyle bu yolun
etkisiz bir hak arama yolu hâline geldiğini ve hak arama özgürlüklerinin ihlal
edildiğini ileri sürmüştür.
13. Bakanlık görüşünde, başvurucuların HAGB kararını
kabul etmekle HAGB kararından elde ettikleri menfaatlere karşılık olarak bu
kararla ihlal edildiğini iddia ettikleri haklarına yapıldığını beyan ettikleri
müdahalenin incelenmesi hakkından feragat edip etmediklerinin, böylelikle
etkili başvuru yollarını tüketip tüketmediklerinin başvuruların kabul
edilebilirliğine ilişkin inceleme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal ve ihlal kararlarında işaret edilen
hususlara da değinilerek belirtilmiştir.
14. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında
HAGB kararının verilmesini kabul etmenin beraat kararı verilmesinden de feragat
edildiği veya suçlu sayılmayı kabul etmek anlamına gelmeyeceğini belirterek
genel olarak başvuru formlarında yer alan iddialarını tekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
15. Anayasa’nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası
şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve
savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından
yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki
tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,
§ 16). Başvurucuların iddialarının adil yargılanma hakkı yönünden
incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul
Edilebilirlik Yönünden
17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul
edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı
anlaşılan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul
edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas
Yönünden
i. Genel İlkeler
18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun 231. maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre HAGB için sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adli para cezası olmalıdır. HAGB kararı verilebilmesi
için genel olarak sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,
mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen veya suçtan önceki hâle getirme ya
da tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, mahkemece sanığın kişilik özellikleri
ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç
işlemeyeceği hususunda kanaate varılması gerekir. 231. maddenin (8) numaralı
fıkrası uyarınca daha önce hakkında HAGB kararı verilmiş kişiler denetim süresi
içinde kasıtlı bir suç işledikleri takdirde bir daha HAGB kurumundan
faydalanamaz. Son olarak HAGB kararı ancak mahkûmiyet hükmü sonucunda
verilebilir(Atilla Yazar ve diğerleri, § 113).
19. Yargıtayın HAGB kurumuyla ilgili ilk kararları,
itirazı incelemeye yetkili makamın HAGB’nin yalnızca şeklî koşullarının oluşup
oluşmadığı hususlarında sınırlı bir inceleme yapması ve suçun sübutuna ilişkin
bir inceleme yapmaması gerektiği yönünde olmuştur (Yargıtay Ceza Genel
Kurulunun 7/4/2009 tarihli ve E.2009/3-64, K.2009/83 sayılı kararı). Daha sonra
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, içtihat değişikliğine giderek HAGB kararına itirazı
incelemeye yetkili makamın HAGB’nin şeklî koşullarının yanı sıra maddi yönden
de bir inceleme yapması gerektiği yönünde karar vermiştir (Yargıtay Ceza Genel
Kurulunun 22/1/2013 tarihli ve E.2012/10-534, K.2013/15 sayılı; 15/4/2014
tarihli ve E.2012/6-1452, K.2014/195 sayılı; 3/3/2020 tarihli ve
E.2016/11-1150, K.2020/148 sayılı; 23/6/2020 tarihli ve E.2017/5.MD-1119,
K.2020/349 sayılı; 10/12/2019 tarihli ve E.2017/5.MD-620, K.2019/704 sayılı;
20/6/2019 tarihli ve E.2016/7-1413, K.2019/489 sayılı; 25/10/2018 tarihli ve
E.2017/5.MD-621, K.2018/476 sayılı kararları).
20. Buna karşılık bazı Yargıtay dairelerince itiraz
mercilerinin esas incelemesi yapamayacağına dair kararlar verilmeye devam
edilmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16/2/2014 tarihli ve E.2013/25594,
K.2014/3461 sayılı; Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 18/12/2013 tarihli ve
E.2013/32810, K.2013/25480 sayılı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16/11/2016
tarihli ve E.2016/9684, K.2016/7622 sayılı kararları). Bu çerçevede HAGB
kararlarına karşı yapılacak itirazlarda incelemenin kapsamına ilişkin yerleşmiş
bir uygulamanın olmadığı anlaşılmıştır (Atilla Yazar ve diğerleri, §
76).
21. Bireysel başvuru mekanizmasının yürürlüğe sokulması
üzerine HAGB kararları Anayasa Mahkemesine de bireysel başvuru yoluyla
taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi ilk olarak Ali Gürsoy (B. No: 2012/833,
26/3/2013) kararında, bu konuda norm denetimi kapsamında verdiği kararlarında
(AYM, E.2011/41, K.2012/25, 16/2/2012; AYM, E.2007/14, K.2009/48, 12/3/2009;
AYM, E.2008/45, K.2009/53, 12/3/2009; AYM, E.2008/106, K.2009/54, 12/3/2009;
AYM, E.2009/22, K.2009/55, 7/5/2009) ortaya koyduğu yaklaşıma benzer bir sonuca
varmıştır. Bu süreçte Anayasa Mahkemesi, başvurucuların talebi üzerine HAGB
kararı verildiğini ve istinaf/temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karara
hükmedilmesini başvurucuların tercih etmediğini belirterek adil yargılanma
hakkına yönelik başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
22. Yukarıda söz edilen Ali Gürsoy kararı uzun
süre istikrarlı şekilde uygulanmıştır. Daha sonra Anayasa Mahkemesi, HAGB
kurumunun cezasızlıkla bağlantılı olarak yaşam hakkı ile işkence ve kötü
muamele yasağıyla ilgili sorunlara neden olduğunu, bunların yanı sıra başta
ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere
birçok temel hak ve özgürlüğe müdahale teşkil ettiğini, kamu otoritelerinin
keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermediğini ve hak ihlallerine neden
olduğunu ifade ettiği ve anılan kurumun Anayasa’ya aykırı yönlerine birçok defa
dikkat çektiği kararlar vermiştir (Atilla Yazar ve diğerleri, § 97; Seyfullah
Turan ve diğerleri, B. No: 2014/1982, 9/11/2017, §§ 194-197; Necla Kara
ve diğerleri, B. No: 2018/5075, 15/3/2022, §§ 103-110; Zübeyde Füsun
Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019; Bekir Coşkun
[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015; Osman Erbil, B. No: 2013/2394,
25/3/2015; Memduh Yılmaz ve Naciye Yılmaz, B. No: 2018/36717,
7/10/2021).
23. Haklarında çeşitli suçlardan HAGB kararı verilmesinin
başvurucuların ifade özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme
haklarını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bir bireysel başvuruda Anayasa
Mahkemesi, uygulamadan kaynaklanan anayasal sorunlarla ilgili kapsamlı
değerlendirmeler yaparak somut tespitlerde bulunmuştur. Anılan kararda Anayasa
Mahkemesi, usuli güvenceleri ortadan kaldırır şekildeki HAGB kurumu
uygulamasının kanunilik ölçütünü sağlamadığı sonucuna vararak ihlal kararı
vermiştir (Atilla Yazar ve diğerleri, § 174).
24. Anayasa Mahkemesi Atilla Yazar ve diğerleri kararında,
sanıkların HAGB kararını kabule ilişkin irade beyanlarının alınması usulündeki
güvence eksikliğine, ilk derece mahkemelerince verilen gerekçeli kararlarda
sadece ilgili kanun hükmünün ya da başvuruculara isnat edilen söz ya da
davranışın tekrarından ibaret ifadelere yer verildiğine yahut ilgisiz gerekçe
içerdiğine dikkat çekmiştir. Ayrıca yerel mahkemelerce izlenen usul ve yöntemin
silahların eşitliği ilkesinin gereklerine uygun olmadığı, iddia karşısında
savunma makamının sahip olduğu güvenceleri yeterince koruyamadığı ve onu
dezavantajlı hâle getirdiği sonucuna varmış; somut başvurularda müdafi
yardımından yararlanma ve bu hakla bağlantılı olarak savunma için gerekli zaman
ve kolaylığa sahip olma haklarına ilişkin güvencelerin sağlanmadığını
belirtmiştir (Atilla Yazar ve diğerleri, §§ 124- 142).
25. Anayasa Mahkemesi anılan kararda ayrıca itiraz
mercileriningenel olarak HAGB itirazları üzerine verdikleri kararların dosya
üzerinden yeknesak bir şekilde ve sadece şeklî koşullar yönünden, ilk derece
mahkemelerince verilen kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığını ve bu sebeple
de itirazın reddedildiğini bildiren bir cümleden ibaret gerekçelerden
oluştuğunu belirtmiştir. Böylelikle uygulamada HAGB kararlarına karşı itiraz
mercilerinin davayla doğrudan ilgili hususları ayrıca değerlendirerek yeterli
bir gerekçe ile cevap vermeleri gerekirken sistemsel olarak bu yükümlülüklerini
yerine getirmedikleri sonucuna ulaşmıştır (Atilla Yazar ve diğerleri, §
155). Nitekim Anayasa Mahkemesi 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (12)
numaralı fıkrasında yer alan ve HAGB kararlarına karşı itiraz yolunun açık
olduğunu düzenleyen kurala ilişkin yapılan başvuruda, anılan kuralı bireysel
başvuru kapsamında görünür hâle gelen hususları gözönünde bulundurarak
anayasallık denetimine tabi tutmuş; kuralın itiraz kanun yoluna başvuranların
iddia ve delillerinin dikkate alınmasında, çatışan menfaatlerin
dengelenmesinde, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalenin demokratik
toplum düzeninin gereklerine uygunluğunun ve ölçülülüğünün belirlenebilmesinde
belirli ve etkili bir denetim yolu öngörmediği, bu durumun temel hak ve
özgürlüklere yapılan müdahalelerin giderilmesi ve kamu gücünü kullananların
keyfî davranışlarının önüne geçilmesi imkânlarının sağlanmadığı sonucuna
ulaşarak iptaline karar vermiştir (AYM, E.2021/121, K.2022/88, 20/7/2022).
26. Daha sonra Anayasa Mahkemesi 1/6/2023 tarihinde
E.2022/120 numaralı dosyada, 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine 6/12/2006
tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle eklenen (5) numaralı fıkranın
birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın Resmî
Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar
vermiştir. Anılan cümlenin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan aynı
maddenin (5) numaralı fıkranın ikinci ve üçüncü cümleleri ile (6), (7), (8),
(9), (10), (11), (12), (13) ve (14) numaralı fıkralarının 30/3/2011 tarihli ve
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptallerine
hükmetmiştir. Bu kararla iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para
cezası ile cezalandırılan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri
bırakılabileceğini öngören ve bunun şartlarını düzenleyen tüm kurallar iptal
edilmiştir (AYM, E.2022/120, K.2023/107, 1/6/2023, §§ 22-56).
27. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, HAGB kurumunun
işleyişine dair daha önce yaptığı tespit ve değerlendirmeleri gözönünde
bulundurarak kurumun temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvencelere
uygunluğunu değerlendirmiştir. Buna göre ilk olarak HAGB kurumunun haklarında
uygulanmasını yargılamanın henüz başında kabul eden sanıklar hakkında
yargılamanın sonraki aşamalarında adil yargılanma hakkı güvencelerinin ilk
derece mahkemesince sağlanıp sağlanmadığının denetiminin istinaf kanun yolunda
yapılamadığını ve bu durumun hak ihlallerine yol açtığını ifade etmiştir. Bu
kapsamda Anayasa Mahkemesi kararda; istinaf kanun yoluna tabi olması öngörülen
bir yargılamanın sanığın HAGB kararı verilmesini kabul etmesiyle itiraz yoluna
tabi hâle geldiğini, hakkında HAGB kararı verilmesini kabul etmekle sanığın
istinaf kanun yoluna başvurma hakkından feragat ettiğini vurgulamıştır. Bununla
birlikte mahkûmiyet hükmünün kurulmasından önceki bir aşamada açıklanan belirli
bir kanun yolundan feragat iradesinin adil yargılanma hakkı yönünden anayasal
geçerlilik koşullarını sağlamadığı sonucuna varmıştır.
ii. İlkelerin
Olaya Uygulanması
28. Başvurucular esas olarak isnat edilen suçun sübutu
bakımından yeterince araştırma yapılmadığını, HAGB kararı ile sonuçlanan
yargılamada adil yargılanma hakkının güvencelerine riayet edilmediğini,
mahkûmiyetlerine ilişkin gerekçenin yeterli olmadığını iddia etmiştir.
Başvurucular ayrıca haklarında verilen HAGB kararına karşı itiraz etmiş iseler
de itiraz taleplerinin soyut ve kalıplaşmış ifadelerle reddiliğinden, itiraz
incelemesinde şeklî bir denetim yapılması ile yetinildiğinden, etkili bir
denetim mekanizması bulunmadığından şikâyetçi olmuştur (bkz. § 12).
29. Anayasa Mahkemesinin anılan kurumla ilgili iptal ve
ihlal kararları birlikte değerlendirildiğinde başvurucular hakkındaki
yargılamaların adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere uygun şekilde
yürütülmediği anlaşılmıştır. İlk olarak anılan kurum, mahkûmiyet hükmünün
kurulmasından önceki bir aşamada açıklandığı için anayasal geçerlilik koşullarını
taşımayan feragat iradesi esas alınarak uygulanmıştır. İkinci olarak
yargılamalarda sanıkların delil toplatma ve inceletme talepleri silahların
eşitliği ve çelişmeli yargılama ilklerine aykırı olarak reddedilmiş,
başvurucular iddia makamına nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülmüştür.
Başvurucular birçok usule ilişkin imkândan yararlandırılmamıştır. Teknik bilgi
gerektiren ve uzmanlık isteyen konularda başvurucuların talepleri yetersiz
gerekçelerle reddedilmiştir. Gerekçeli kararlarda başvurucuların davanın
sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiaları ve savunmaları
karşılanmamıştır. Dahası başvuru konusu olaylar bakımından HAGB kararlarına
karşı itiraz kanun yoluna başvurma imkânının mevzuatta yer alması mevcut
uygulanış şekli itibarıyla yetersiz kalmış; itiraz yolu, uygulamada
başvuruculara başvurucuların iddiaları hakkında (bkz. § 12) başarı şansı
sunamamıştır. Başvuru konusu somut yargılamaların icra edildiği tarihlerde HAGB
kararlarına karşı yapılan itiraz incelemelerinde HAGB kurumunun uygulanmasından
ve bu kararla sonuçlanan yargılama sürecindeki eksikliklerden/özensizliklerden
kaynaklanan adil yargılanma hakkı ihlalleri giderilememiştir. Dolayısıyla somut
başvurularda da yukarıda izah edilen iptal ve ihlal kararlarında varılan
sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde
güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar
verilmesi gerekir.
C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
İlişkin İddia
31. Başvurucular Yasin Göksu ve F.E. yargılandıkları ceza
davalarının uzun zamandır devam etmesi nedeniyle makul sürede yargılanma
haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvurular
ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK] B. No: 2022/100837, 27/4/2023)
kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa
Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un
geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile
yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest
olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara
ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan
başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile
bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan
ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
33. Açıklanan gerekçelerle makul sürede yargılanma
hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun diğer kabul
edilebilirlik şartları incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Diğer İhlal
İddiaları
34. Başvurucuların bir kısmı, yukarıda belirtilen
hakların yanı sıra Anayasa'da güvence altına alınan diğer hak ve
özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucuların iddiaları
Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru inceleme yetkisine girdiği ölçüde ve
sunulan belgeler çerçevesinde değerlendirildiğinde temel hak ve özgürlüklerin
ihlal edildiğine ilişkin iddiaların 6216 sayılı Kanun'da düzenlenen diğer kabul
edilebilirlik kriterlerini karşılamadığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle
başvurunun bu kısmının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması
nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
35. Başvurucular ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi,
maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.
36. İncelenen başvuruda HAGB kararlarıyla
gerçekleştirilen müdahalelerin başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde
güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
İhlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında
hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince
yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa
Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında
belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50.
maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden
yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet
Doğan, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 53-60, 66; Kadri
Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
37. Yargı mercilerince yapılacak yeniden yargılamada
beraat veya denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmemişse ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılması nedeniyle düşme
kararı verilmeyecekse karar boyunca yapılan değerlendirmeler çerçevesinde
aşağıda zikredilen hususların dikkate alınmasında yarar olduğu kanaatine
varılmıştır (Atilla Yazar ve diğerleri, § 198):
i. Başta gerekçeli karar hakkı olmak üzere adil yargılama
hakkının tüm güvencelerinin sağlandığı bir yargılama yapılmalıdır.
ii. Sanığa HAGB’yi kabul edip etmediği sorulmadan önce
hüküm kurulmalı; sanık, kurulan hükmün sonucundan tefhim veya tebliğ yoluyla
haberdar edilmelidir. Huzurda bulunmayan sanığa aynı tebligat evrakıyla,
kurulan hükmün sonucunun bildirilmesi ve HAGB’yi kabul edip etmediğinin
sorulması mümkündür.
iii. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 21.
maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralı fıkrasında
yapılan değişiklik ve madde gerekçesi de dikkate alınarak hem hukuka uygunluk
hem de maddi vakalara uygunluk denetiminin yapılması, usul ve esasa ilişkin tüm
hukuka aykırılık iddialarının incelenmesi, bunlara yeterli bir gerekçe ile
cevap verilmesi gerekir.
38. Başvurucular, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge
sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Ayrıca
açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması hâlinde başvurucuların istinaf ve
temyiz hakları bulunduğu nazara alındığında ihlal tespiti ve yeniden yargılama
yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı değerlendirildiğinden manevi
tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli
yardım taleplerinin KABULÜNE,
B. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Başvurucular Yasin GÖKSU ve F.E.'nin makul sürede
yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının
tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik
kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının
ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak
üzere ekli listenin (E) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Vekille temsil edilen başvuruculara ekli listenin (G)
sütununda belirtilen vekâlet ücretleri ile ekli listenin (H) sütununda
belirtilen harçların bu tabloda gösterildiği şekilde ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların
Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde
yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten
ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
GÖNDERİLMESİNE 14/12/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.