logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Yavuz Selim Erol [2.B.], B. No: 2020/26004, 30/10/2024, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

YAVUZ SELİM EROL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/26004)

 

Karar Tarihi: 30/10/2024

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Ayşenur TUNCER

Başvurucu

:

Yavuz Selim EROL

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucuya hücreye koyma cezası verilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, başvuru tarihinde Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) hükümözlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu hakkında Kurum Disiplin Kurulunun 15/6/2020 tarihli kararıyla 4 gün hücreye koyma şeklinde disiplin cezası verilmiştir. Kararın gerekçesinde; kurum görevlilerince tanzim edilen tutanak, başvurucunun savunması, tanık ifadeleri, olayla ilgili CD görüntülerinin birlikte değerlendirildiği belirtilerek başvurucunun koğuşta çöp poşetlerini bantlayarak kendisine urgan yaptığı gerekçesiyle disiplin cezası verildiği vurgulanmıştır. Ayrıca başvurucunun savunmasında spor yapmak ve ip atlamak için çöp poşetlerini bantladığını beyan ettiğinin anlaşıldığı ancak yapılan aletin başvurucuya ve diğer hükümlülere/tutuklulara zarar verme amacıyla kullanılabileceğinin değerlendirildiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak başvurucu hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un44. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendi gereğince 4 gün süreyle hücreye koyma cezası verilmiştir.

3. Anılan Kurul kararında yer verilen tanık ifadelerinde koğuşta bulunan ipin sadece spor amaçlı kullanıldığı, başka bir amaç için kullanılmadığı, başvurucunun millî sporcu olması nedeniyle sürekli spor yaptığı, gerekli spor ekipmanları olmadığından çöp poşetini ip atlamak için kullandığı şeklindedir.

4. Başvurucu; bu karara karşı İnfaz Hâkimliğine (Hâkimlik) yaptığı şikâyet başvurusunda çöp poşetiyle ip atladığı sırada kurum görevlilerinin gördüğünü, bu malzemenin kendisinden alındığını, çöp poşetini kantinden aldığını ve kimseye zarar vermek amacıyla kullanmadığını, millî sporcu olması nedeniyle spor amaçlı kullandığını belirterek verilen disiplin cezasının kaldırılmasını talep etmiştir. Ayrıca başvurucu, hakkındaki disiplin soruşturmasında video görüntüleri ve tanık beyanlarında yer alan lehindeki hususların değerlendirilmediğini vurgulamıştır.

5. Anılan başvuru üzerine Hâkimlik, 4 gün hücreye koyma cezasının onanmasına karar vermiştir. Kararda; başvurucu hakkında düzenlenen 8/6/2020 tarihli tutanakta başvurucudan ele geçen urganın fotoğrafı, tanık beyanları, başvurucunun savunmasının birlikte değerlendirildiği ve ele geçen urganın suç aleti niteliğinde olduğu, anılan aletin başvurucu ve diğer hükümlü ile tutuklular için tehlike arz ettiği ve kötü niyetle kullanılabileceğinin şüpheye yer bırakmaksızın açık olduğunu belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun, urganı spor yapmak amacıyla yaptığı şeklindeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı ve bu nedenle başvurucunun savunmasına itibar edilmediği ifade edilmiştir.

6. Söz konusu karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz, Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Kararda, Hâkimlik tarafından verilen kararın usule ve kanuna uygun bulunduğu belirtilmiştir.

7. Başvurucu, nihai hükmü 13/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 24/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Komisyon, başvurucunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay, B. No: 2012/1181, 17/9/2013).

10. Başvurucu geçmişte millî sporcu olduğunu, vücudunda hareketsizlikten dolayı yağlanma, kilo alma ve stres problemi ile hastalıkların oluştuğunu vurgulayarak kantinden aldığı çöp poşetinden yaptığı eşyayı spor yapmak ve hastalıklardan korunmak amaçlı kullandığını ifade etmiştir. Böylelikle anılan eşyayı koğuşta bulundurması nedeniyle 4 günlük hücre cezası verildiğinden fiziksel ve ruhsal olarak çöküntü yaşadığını belirten başvurucu işkence ve kötü muamele yasağı ile maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bunun yanında başvurucu, tanık ifadeleri ve kamera görüntülerinin tarafına verilmemesi nedeniyle bunlara ilişkin savunma yapamadığını ve tanıklara soru sorma imkânı tanınmadığını belirterek adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ve tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı görüşünde mevcut başvuruya konu disiplin cezasının, ceza infaz kurumunda düzenin ve güvenliğin sağlanması için gereken acil bir sosyal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı, ihtiyaç duyulan demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olup olmadığı ve müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla orantılı olup olmadığının değerlendirilmesinde Anayasa ve mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşullarının gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

12. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır. Başvurucunun, şikâyetinin özü hakkında verilen hücreye koyma cezasının sonucu itibarıyla hakkaniyete uygun olmadığına ilişkin olduğundan başvuru, bir bütün hâlinde maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı kapsamında incelenmiştir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi, disiplinin sağlanması, kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).

15. Tutuklu ve hükümlülerin hak ve özgürlüklerine yönelik olarak getirilen çoğu sınırlama esasen ceza infaz kurumunda tutulmanın doğasından kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda kamu makamlarının tutuklu ve hükümlülerin hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması hususunda diğer kişilere yönelik kısıtlamalara nazaran daha geniş bir takdir yetkisine sahip olduklarının kabulü gerekir. Tutuklu ve hükümlülerin hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasında Anayasa'nın ilgili maddelerinde öngörülen sınırlama sebeplerine ek olarak ceza infaz kurumunun disiplininin ve güvenliğinin sağlanmasının da bir sınırlama sebebi teşkil edebileceği söylenebilecektir. Fakat bu sınırlandırmaların da Anayasa'nın 13. maddesinde güvence altına alınan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerine uygun olması gerekir (Rasul Kocatürk, [GK], B. No: 2016/8080, 26/12/2019, § 49).

16. Somut olayda başvurucuya kantinden aldığı çöp poşetlerini bantlamak suretiyle elde ettiği ve spor yapmak amacıyla kullandığı ip şeklindeki eşya nedeniyle 4 gün hücreye koyma cezası verilmiştir.

17. Başvuruya konu olay bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri kişisel eşyalarına kamu makamları tarafından keyfî bir şekilde müdahale edilmesinin önlenmesi bakımından Anayasa'nın sağladığı güvenceler bulunduğu vurgulanmalıdır. Bu bağlamda 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince her türlü ateşli silâh, mermi, patlayıcı madde, kesici, delici, yaralayıcı, bereleyici alet, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, bayıltıcı, kör edici gaz ve ecza, her türlü zehir ve uyuşturucu ilaç ve madde, cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracını kuruma sokmak, bulundurmak ve kullanmak yasaklanmıştır.

18. Bununla birlikte 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendine göre yukarıda belirtilenler haricinde Kanun'a uygun olarak yasaklanmış bulunan her türlü eşyanın, aracın, gerecin veya malzemenin ceza infaz kurumlarına sokulmasının, bunların bulundurulmasının ve kullanılmasının hücre cezası gerektirdiği belirlenmiştir. Somut olayda anılan madde, verilen hücre cezasının kanuni dayanağını oluşturmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu görülmüştür. Bunun yanında müdahalenin ceza infaz kurumunda düzeni ve disiplini sağlamaya yönelik meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Bu nedenle söz konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

19. İlgili idare ve yargılama makamları kararları incelendiğinde, başvurucunun disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan aletin başvurucuya ve diğer hükümlülere/tutuklulara zarar verme amacıyla kullanılabileceğinin değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Ancak anılan kararlarda başvurucunun bu eşyayı tehlike arz eder şekilde ve kötü niyetle kullandığına dair somut tespitlere yer verilmediği gibi Kurul kararında yer alan tanık beyanlarında koğuşta bulunan ipin sadece spor amaçlı kullanıldığının, başka bir amaç için kullanılmadığının, başvurucunun millî sporcu olması nedeniyle sürekli spor yaptığının ve gerekli spor ekipmanları olmadığından çöp poşetini ip atlamak için kullandığının tespit edildiği görülmektedir. Böylelikle anılan kararlarda yalnızca soyut bir değerlendirmeyle yetinilerek spor yapma amacıyla kullanıldığı tanık beyanlarında belirtilen eşyanın somut bir zarara veya tehlikeye neden olduğunun ortaya konulmadığı söylenebilir. Ayrıca başvurucunun tanık ifadeleri ve kamera görüntülerinin tarafına verilmemesi nedeniyle bunlara ilişkin savunma yapamadığı şeklindeki itirazının Ağır Ceza Mahkemesince karşılanmadığını da vurgulamak gerekmektedir.

20. Bunun yanında başvuru konusu somut olayda spor yapmak için kullanıldığı belirtilen ve kantinden alınan çöp poşetinden yapılan eşyanın 5275 sayılı Kanun'da yer alan hangi tanıma dâhil olduğunun da kararlarda açıkça somutlaştırılmadığı, başvurucunun eyleminin hangi nedenlerle anılan kanun hükmü kapsamında kaldığı hususunda ilgili ve yeterli bir gerekçe gösterilmediği anlaşılmaktadır.

21. Öte yandan hükmedilen hücreye koyma cezasının yasal dayanağını oluşturan 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan eylemlerin bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektirdiği belirtilmesine rağmen anılan kararlarda uygun görülen 4 günlük hücreye koyma cezası bakımından neden alt sınırdan uzaklaşıldığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulmadığına da işaret etmek gerekir. Tüm bunların yanında idare ve yargılama makamlarınca somut olayın koşullarında herhangi bir somut zararın doğduğunun delillerle ortaya konulamaması karşısında salt eşyanın alıkonulması şeklindeki yaptırımın neden tercih edilmediğinin ilgili ve yeterli gerekçeyle tartışılmadığı da belirtilmelidir.

22. Böylelikle başvurucunun eylemi nedeniyle 4 gün hücreye koyma şeklindeki disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulamadığından başvurucunun maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkına yapılan bu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olduğu sonucuna varılamayacağı değerlendirilmiştir.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu; ihlalin tespiti, 30.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

25. Başvurucu hâlen ceza infaz kurumunda bulunduğundan tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. Öte yandan eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararı karşılığında net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Ayrıca başvurucunun uğradığını iddia ettiği zararla ilgili bilgi ve belge sunmaması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Kahramanmaraş İnfaz Hâkimliğine (E.2020/1919, K.2020/1947) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi (2020/1016 D.İş) ile Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 30/10/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Yavuz Selim Erol [2.B.], B. No: 2020/26004, 30/10/2024, § …)
   
Başvuru Adı YAVUZ SELİM EROL
Başvuru No 2020/26004
Başvuru Tarihi 27/7/2020
Karar Tarihi 30/10/2024

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucuya hücreye koyma cezası verilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Maddi ve manevi varlığın korunması hakkı Fiziksel ve ruhsal bütünlük (şiddet, kazalar vs) İhlal Yeniden yargılama
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi