logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ekoruma Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. [1. B.], B. No: 2020/32700, 2/10/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

EKORUMA DANIŞMANLIK HİZMETLERİ A.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/32700)

 

Karar Tarihi: 2/10/2025

R.G. Tarih ve Sayı: 20/2/2026 - 33174

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Hasan HÜZMELİ

Başvurucu

:

Ekoruma Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.

Vekili

:

Av. Figen ŞİMŞEK BAŞER

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ticari şirkete ait bir internet sitesine erişimin engellenmesi kararı verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu; dijital içerik ve telif haklarının korunması, siber güvenlik, itibar yönetimi ile çevrim içi olumsuz içeriklerin kaldırılması alanında faaliyet gösteren bir anonim şirkettir. Şirket, internet sitesinde https://ekoruma.net alan adıyla hizmet sunmaktadır.

3. Başvurucunun sahibi olduğu internet sitesinde yalnızca avukatlar tarafından verilebilecek hukuki hizmetlere ilişkin içeriklerin yer aldığı iddiasıyla erişimin engellenmesi talebinde bulunulmuştur. Sulh Ceza Hâkimliği, anılan sitede 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi kapsamında yalnızca avukatlar tarafından yürütülebilecek hukuki hizmetlere dair içeriklerin bulunduğu ve bu durumun kişilik haklarını ihlal ettiği kanaatine vararak 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca 26/8/2020 tarihinde erişimin engellenmesine karar vermiştir.

4. Başvurucunun karara itirazı, erişimin engellenmesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 2/9/2020 tarihinde reddedilmiştir. Anılan karar, başvurucu vekilinin elektronik tebligat hesabına 9/9/2020 tarihinde iletilmiştir.

5. Başvurucu, nihai hükmü 9/9/2020 tarihinde öğrendikten sonra 9/10/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru, süresi içinde yapılmıştır.

6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

7. Başvurucu, ticari faaliyetlerini yürüttüğü internet sitesinde teknik yöntemleri ve bilişim yöntemlerini kullanarak içerik kaldırma, korsan yayınlarla mücadele, telif haklarının korunması ve çocuklara yönelik koruma hizmetleri sunduğunu, hukuki iş takibine yönelik herhangi bir içerik olmamasına rağmen hukuka aykırı olarak siteye erişimin engellendiğini ileri sürmüş; anılan internet adresinin şirketin hizmetlerini tanıtmak ve satış işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla kullanıldığını, dolayısıyla marka değeri taşıdığını belirterek Türkiye genelinde internet sitesine erişimin engellenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvuruya konu nihai kararın 2/9/2020 tarihli olduğu ve bireysel başvurunun 9/10/2020 tarihinde yapıldığı belirtilerek başvurunun süresinde olup olmadığının ve ileri sürülen ihlal iddiasının bir kanun yolu şikâyeti niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca erişimi engellenen URL adresinin başvurucunun ticari faaliyetlerini ne ölçüde ve hangi yönlerden etkilediğine dair yeterli açıklama yapılmadığı, mülkiyet hakkı ihlaline ilişkin iddianın temellendirilmediği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünde erişimin engellenmesine ilişkin kararın ticari faaliyetleri üzerindeki etkisine ve mülkiyet hakkının ne ölçüde sınırlandığına dair yeterli açıklamaya yer verilmediğini belirterek başvuru formunda ileri sürdüğü iddialarını yinelemiştir.

9. Başvurucu, her ne kadar mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de başvurucunun şikâyetlerinin özü, şirketin internet sitesindeki bazı ifadeler nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesine ilişkindir. İnternet sitelerine veya internet sitelerinde yer alan haberlere ve içeriklere erişimin engellenmesi biçiminde getirilen her türlü kısıtlama, bilgi alma ve verme özgürlüğüne dokunmakta, bu suretle ifade özgürlüğü yönünden bir müdahale oluşturmaktadır (ayrıntılı değerlendirme için bkz. Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri [GK], B. No: 2018/14884, 27/10/2021, §§ 80-84). Bu nedenle başvuru bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir.

10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin öncelikle Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme şartını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

11. Somut olayda erişimin engellenmesine dair kararın 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

12. Anayasa Mahkemesi Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında, ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin dayanağını oluşturan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin kanunilik şartını sağlayıp sağlamadığını, derece mahkemelerinin kararlarının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ile birlikte ele almıştır. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine dayalı erişimin engellenmesi usulüne ilişkin içtihadını hatırlatmış (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 107–111); ardından başvuruya konu erişimin engellenmesi kararlarıyla Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı, anayasal hakların ihlaline neden olan sorunun doğrudan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinden kaynaklandığı sonucuna varmıştır. Ayrıca müdahaleye dayanak olan söz konusu düzenlemenin kamusal makamların takdir yetkisini sınırlandıracak, keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerinin yanında demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı karar verilmesini sağlayacak güvenceleri içermediğini tespit etmiştir. Bu nedenlerle ifade ve basın özgürlükleri yönünden yapısal bir sorunun bulunduğu sonucuna ulaşmıştır (geniş değerlendirme için bkz. Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 112–118, 120–133).

13. Anayasa Mahkemesi, anılan kararda doğrudan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinden kaynaklanan ihlalin yapısal bir sorun teşkil etmesi nedeniyle pilot karar usulünün uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Bu doğrultuda anılan karar tarihine kadar aynı mahiyette yapılan başvurular ile bu tarihten sonra gelmeye devam edecek yeni başvuruların incelenmesinin Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 75. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca söz konusu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren bir yıl süreyle ertelenmesine ve ilgililerin bu hususta internet sitesi üzerinden başvuru numaraları ilan edilmek suretiyle bilgilendirilmesine hükmetmiştir (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 156-160; Abdullah Kaya ve diğerleri [2. B.], B. No: 2016/1430, 22/11/2023, § 14).

14. Pilot karar usulünün benimsenmesindeki en önemli amaç, benzer başvuruların tamamının ihlalle sonuçlanması yerine ilgili mercilerce çözüme kavuşturulması ile bu suretle ihlalin kaynağının ortadan kaldırılarak yapısal sorunun düzeltilmesinin sağlanmasıdır (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 71). Anayasa Mahkemesi tarafından öngörülen süre içinde yapısal sorunun ve bu kapsamda kalan şikâyetlerin ilgili mercilerce çözülmemesi hâlinde benzer nitelikteki başvuruların artık topluca karara bağlanması mümkün olacaktır (Y.T., § 72; Abdullah Kaya ve diğerleri, § 15).

15. Bu doğrultuda Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının giderilebilmesi ve benzeri yeni ihlallerin önüne geçilebilmesi için ihlale yol açan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtmiş; bu nedenle kararın bir örneğinin yasama organına bildirilmesine hükmetmiştir (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, § 159).

16. Öte yandan Anayasa Mahkemesi 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini değerlendirdiği norm denetimi kararında, Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında kanunilik ilkesi yönünden yapılan tespitlere atıfla anılan maddenin Anayasa’nın 13., 26. ve 28. maddelerine aykırı olduğuna hükmetmiş söz konusu düzenlemeyi iptal etmiştir. Kararda, söz konusu kanunun uygulanması sürecinde sulh ceza hâkimliklerince çelişmeli bir yargılama yürütülmediğini, çatışan haklar arasında adil bir denge kurulmadığını, verilen kararların ise somut olayların koşullarından bağımsız ve genel ifadeler içerdiğini belirtmiştir. Ayrıca bu kararlara karşı yapılan itirazların etkili bir sonuca ulaşmasının oldukça güç olduğunu değerlendirmiştir (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, §§ 97-107).

17. Anayasa Mahkemesi, anılan iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vererek bu alanda oluşacak hukuki boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına imkân tanımıştır (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, § 113). Ne var ki 7/1/2022 tarihli ve 31712 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararı üzerinden 3 yıl 8 ay, 10/1/2024 tarihli ve 32425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan norm denetimine ilişkin iptal kararı üzerinden 20 aydan fazla geçmiş olmasına rağmen yasama organı tarafından bu zamana kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı görülmüştür.

18. Tüm bu açıklamalara göre somut başvuruda Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca verilen erişim engelleme kararlarına karşı yapılan çok sayıda bireysel başvuru, benzer gerekçelerle incelenmiş ve başvurucuların iddialarının karşılanmadığı gerekçesiyle başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmiştir (Abdullah Kaya ve diğerleri, §§ 20, 28). Dolayısıyla başvurucu Şirketin sahibi olduğu internet sitesine erişimin engellenmesi şeklindeki başvuru konusu müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. İfade Özgürlüğü ile Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu; erişimin engellenmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu ortaya koyan iddia ve delillerinin itiraz makamlarınca değerlendirilmediğini, ilk bakışta kişilik haklarının ihlal edildiğini gösterecek açık bir durum olmamasına rağmen gerekçesiz şekilde erişimin engellenmesine karar verildiğini, bu karara karşı yaptığı itirazın da yine gerekçesiz biçimde reddedildiğini belirterek hak arama hürriyeti ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

21. Bakanlık görüşünde; başvurucunun kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, karara karşı birden fazla itiraz hakkının tanındığı, dosyaya erişim yönünden herhangi bir kısıtlama olmadığı, Hâkimliğin takdir yetkisini dayanaklarıyla birlikte gerekçelendirdiği, anılan kararda ilgili hukuki sebep ve yasal düzenlemelere açıkça yer verildiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı cevabında bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü iddialarını yinelemiştir.

22. Başvurucunun şikâyetleri ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmiştir.

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

24. Etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T., § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).

25. Başvurucuların Anayasa'nın 40. maddesi altında düzenlenen etkili başvuru haklarının ihlal edildiği yönündeki şikâyetleri kapsamında yapılması gereken inceleme, Anayasa'nın 26. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğüne yönelik şikâyet kapsamında yukarıda yapılan inceleme ile aynı olgulara dayanmaktadır ve somut başvuru kapsamında hem Anayasa'nın 26. maddesi hem de 40. maddesi, çelişmeli yargılamaya imkân verecek şekilde karardan etkilenen tarafların dinlenebilecekleri ve karara itiraz edebilecekleri bir mahkemenin varlığını gerekli kılmaktadır (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, § 143; Abdullah Kaya ve diğerleri, § 25).

26. Doğrudan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi ile ilgili olan bu tür bir muhakemenin yokluğu, müdahalenin dayanağı kuralın yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini sağlayamaması anlamına geleceğinden maddi hakkın ihlaline yol açacaktır. Öte yandan mahkemenin yokluğu aynı zamanda kamusal makamların başvurucunun müdahale edilen hakkına hukuki çare arayabileceği etkili bir başvuru yolu sunmadığı anlamına gelecektir (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, § 144; Abdullah Kaya ve diğerleri, § 26).

27. Erişimin engellenmesi kararlarına karşı itiraz yoluna başvurma imkânının 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde yer alması tek başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Anayasa Mahkemesi Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında, başvurucular 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile erişimin engellenmesi kararlarına karşı olağan başvuru yolu olarak belirlenen itiraz makamlarına başvuruda bulunabilmiş olsalar da itiraz makamlarının gerekçeli kararlarında başvurucuların iddialarını ve delillerini dikkate almaması, çatışan menfaatleri dengelemeye yönelik bir çaba içinde olmaması, internet içeriklerine erişimin engellenmesi şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ve müdahalenin orantılı olup olmadığını değerlendirmemesi nedeniyle söz konusu başvuru şartlarında itiraz makamının etkili olmadığı sonucuna varmış; başvurucuların ifade özgürlükleriyle bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 145-146; Abdullah Kaya ve diğerleri, § 27).

28. Buna ek olarak Anayasa Mahkemesi 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini değerlendirdiği norm denetimi kararında dava konusu kuralların kişilik haklarına yönelik saldırılara karşı internet içeriklerinin sınırlandırılmasında kademeli bir müdahale yöntemi öngörmediğini belirtmiştir. Anılan kurallar kapsamında getirilen sınırlamanın yalnızca belirli bir internet içeriğine belli bir süreye kadar erişimin engellenmesi ile sınırlı kalmadığını, kararın verildiği andan itibaren içeriğe erişimin süresiz şekilde engellediğini ifade etmiştir. Bu itibarla norm denetimi kararında 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin kamusal makamların takdir yetkisini sınırlayarak keyfî uygulamaların önüne geçilmesini sağlayacak usule ilişkin yargısal güvenceleri içermediği, bu nedenle ifade ve basın özgürlüklerine ağır bir müdahale oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, §§ 97-107).

29. Eldeki başvuruya konu olayda başvurucunun 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile erişimin engellenmesi kararlarına karşı olağan başvuru yolu olarak belirlenen itiraz makamına başvuruda bulunabildiği görülmüştür. Bununla birlikte yukarıda da açıklandığı üzere başvuruya konu kararın verildiği dönemde uygulanan kanun hükmünün yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı bir karar verilmesini sağlayacak yeterli güvenceleri içermediği Anayasa Mahkemesince gerek bireysel başvuru kararlarında gerekse norm denetimi kararında açıkça ortaya konulmuştur.

30. Öte yandan somut başvuruya konu olayda itiraz makamları başvurucunun iddialarını dikkate almamış, çatışan menfaatleri dengelemeye yönelik bir çaba içinde olmamış, internet sitesine tamamen erişimin engellenmesi şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ve müdahalenin orantılı olup olmadığını değerlendirmemiştir.

31. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

32. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

33. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK] B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019,§§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) GK, B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

34. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. İfade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliğine (2020/3304 D.İş) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE

E. 446,90 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE, 2/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ekoruma Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. [1. B.], B. No: 2020/32700, 2/10/2025, § …)
   
Başvuru Adı EKORUMA DANIŞMANLIK HİZMETLERİ A.Ş.
Başvuru No 2020/32700
Başvuru Tarihi 9/10/2020
Karar Tarihi 2/10/2025
Resmi Gazete Tarihi 20/2/2026 - 33174

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ticari şirkete ait bir internet sitesine erişimin engellenmesi kararı verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü İfade özgürlüğü ile bağlantılı etkili başvuru hakkı İhlal Yeniden yargılama
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi