logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ebru İnay, B. No: 2020/5840, 4/7/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

EBRU İNAY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/5840)

 

Karar Tarihi: 4/7/2022

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Fatma Burcu NACAR YÜCE

Başvurucu

:

Ebru İNAY

Vekili

:

Av. Yusuf TAŞ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sürekli işçi kadrosuna atanma talebiyle açılan davanın süre aşımından dolayı reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/2/2020 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu olay tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yürüttüğü Aile ve Sosyal Destek Programı (ASDEP) kapsamında Balıkesir Altıeylül Sosyal Hizmet Merkezinde taşeron şirket işçisi olarak geçici işçi statüsünde çalışmaktadır.

8. 24/12/2017 tarihli ve 30280 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (696 sayılı KHK) 127. maddesi ile 30/6/1989 tarihli ve 20211 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkındaki 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarında personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalışmakta olanların sürekli işçi kadrolarına veya mahallî idare şirketlerinde işçi statüsüne geçme hakkı tanınmış, başvurucu da bu haktan yararlanmak üzere Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvuruda bulunmuştur. Ancak idare, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işe giriş bildirgesine göre başvurucunun 4/12/2017 tarihinde görev başlangıcının olmadığını, bu nedenle "...hizmet alım sözleşmeleri kapsamında 04.12.2017 tarihinde çalışıyor olmak" şartının gerçekleşmediğini belirterek başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucunun bu işleme karşı itirazı da reddedilerek bu karar 26/2/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

9. Başvurucu 6/8/2019 tarihinde Balıkesir 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) işlemin iptaline yönelik dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde 24/11/2017 tarihinde ASDEP personel alım sonuçları sözlü mülakatında başarılı olduğunu ve asil olarak kabul edildiğini, 11/12/2017 tarihinde ASDEP personeli olarak Balıkesir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, geçici işçi statüsünden sürekli işçi statüsüne geçmek için idareye başvuruda bulunduğunu, başvurusunun gerekçesiz reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu, kadroya geçiş sürecinde ağır bir mağduriyet yaşadığını, aynı durumda olan kişiler için açılan davalarda verilen kararlarda mahkemelerin amaçsal bir yorum yaparak lehe kararlar verdiğini ileri sürmüştür.

10. Mahkeme 26/9/2019 tarihli kararla davayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir;

".... davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş için yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine, bu işleme karşı yapılan itirazın, 26.02.2018 tarihinde imzası karşılığında davacıya tebliğ edilen Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nün 26.02.2018 tarih ve E:2759 sayılı işlemi ile reddine karar verildiği, davacı tarafından da bu işleme karşı dava açılmayarak yasal dava açma süresi içinde 10.04.2018 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumu'na şikayet başvurusunda bulunulduğu, yapılan bu başvurunun, 26.02.2018 tarihinde başlayan dava açma süresi durdurduğu, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından gereğinin yapılması amacıyla ilgili merciine gönderilen başvurunun, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nün 10.05.2018 tarih ve E:6036 sayılı işlemi ile reddine karar verildiği, bu işlemin de 11.05.2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve bu tarihten sonra dava açma süresinin, kaldığı yerden yeniden işlemeye başladığı göz önüne alındığında, 26.02.2018 tarihinden itibaren başlayan dava açma süresinin, 10.04.2018 tarihinde yapılan Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvuru ile durdurduğu ve bu süre zarfında geçen 42 günün, idarenin ret cevabının tebliğ edildiği 11.05.2018 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayan dava açma süresinin hesabında dikkate alınarak, 11.05.2018 tarihinden itibaren kalan 18 gün içerisinde dava açılması (en son 04.06.2018 tarihinde) gerektiğinden 06.08.2019 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Öte yandan, davacı tarafın 21/06/2019 tarihinde davalı idareye ikinci kez yapmış olduğu başvuru üzerine tesis edilen 17/07/2019 tarih ve 1755441 sayılı işlemin geçirilmiş olan dava açma süresini canlandırmayacağı da izahtan varestedir.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle REDDİNE..."

11. Başvurucunun istinaf talebi İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin (Bölge İdare Mahkemesi)26/12/2019 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

12. Nihai karar 6/1/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 5/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 375 sayılı KHK'nın geçici 23. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri (MİT Müsteşarlığı hariç) ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı listede yer alan idarelerin merkez ve taşra teşkilatlarında; ödemeleri merkezi yönetim, sosyal güvenlik kurumu, fon, kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü bütçelerinden veya döner sermaye bütçelerinden, anılan liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi bütçelerinden karşılanan 4734 sayılı Kanun ve diğer mevzuattaki hükümler uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanlar;

a) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak,

b) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olmak,

c) Bu kapsamda çalıştırılmalarına ilişkin olarak açtıkları davalardan ve/veya icra takiplerinden feragat edeceğine dair yazılı beyanda bulunmak,

ç) En son çalıştığı idare ile daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini yazılı olarak beyan etmek,

kaydıyla, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde idaresinin hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birimine, sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurabilirler. Başvuranların şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite itirazların karara bağlanması, şartları taşıyanların idarelerince belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması, sınav sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların kadroya geçirilmesine ilişkin süreç bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde idarelerince sonuçlandırılır. Sınavlarda başarılı olanlar, varsa bu fıkranın (c) bendinde öngörülen davalardan feragat ettiklerini tevsik eden belgeyi ve/veya icra takibine konu alacaktan feragat ettiğine dair icra müdürlüğünden alınacak belgeyi ibraz etmek, bu fıkranın (ç) bendinde öngörülen sulh sözleşmesini ibraz etmek ve öngörülen şartları taşımaya devam etmek kaydıyla, sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip, her bir sözleşme itibarıyla, yüklenicinin hakedişlerinin ödendiği bütçe, teşkilat ve birim/yerleşim yeri adına vize edilmiş sayılan sürekli işçi kadrolarına idarelerince topluca geçirilir. Bu fıkra kapsamında feragat edilen davalara veya takiplere ilişkin yargılama ve takip giderleri davacı veya takip eden üzerinde bırakılır ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmolunmaz, hükmedilenler tahsil edilmez ve bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar tahsil edilenler ise iade edilmez. Bu fıkra kapsamında yapılacak sulh sözleşmelerinden damga vergisi alınmaz.''

14. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

...

Tarihi izleyen günden başlar."

15. 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi şöyledir:

" 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler. "

16. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. "

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Anayasa Mahkemesinin 4/7/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; geçici işçi statüsünün kaldırılması ve sürekli işçi statüsüne geçirilmemesi nedeniyle 1/4/2018 tarihinde ASPED personeli görevinin sona erdirildiğini, bir hafta sonra aynı kurumda ek ders ücreti karşılığı işe başlatıldığını, idarenin işe giriş bildirgesini 4/12/2017 tarihinden önce SGK'ya teslim etmediğini, kadroya geçiş işleminin tamamen idarenin hatası yüzünden reddedildiğini bu nedenle kanuni düzenlemeden yararlanamadığını, idare mahkemesinin dava dilekçesini karşı tarafa tebliğ etmeden karar verdiğini, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, subjektif değerlendirmelerle davanın reddine karar verildiğini ve kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

19. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurunun iddiaları davanınhukuka aykırı bir şekilde süre aşımından dolayı reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği hususuna dayanmaktadır. Buna göre başvurucunun iddiası uyuşmazlığın esasının mahkemece incelenmemesine yönelik olduğundan, iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

21. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

22. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

23. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

25. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte sınırlandırmanın kanuna dayanması, meşru amacının bulunması ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

26. Başvuruya konu olayda süre aşımı nedeni ile davanın reddedilmesi suretiyle işin esasının incelenmemesinin mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu müdahale, 2577 sayılı Kanun'un 7., 10. ve 11. maddelerine dayanmakta olup müdahalenin kanuni dayanağı mevcuttur. Bunun yanı sıra idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadeyle idari istikrarın sağlanması şeklinde meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

27. Bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığı da incelenmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

28. Dava açma hakkının süre koşuluna bağlanarak mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin idari işlemlerde belirlilik ve hukuki istikrarın sağlanarak kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez. Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi bakımından asıl önem taşıyan ölçüt ise orantılılıktır. Bu itibarla uygulanan tedbirle başvurucuya aşırı ve orantısız bir külfet yüklenip yüklenmediğinin tespiti gerekmektedir.

29. Somut olayda başvurucu tarafından açılan davada süre aşımı nedeniyle verilen ret kararında mahkemenin ayrıntılı, objektif, kabul edilebilir gerekçelerle altmış günlük dava açma süresini başvurucunun sürekli işçi kadrosuna geçiş için yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin kararın tebliğ edildiği tarihe göre başlattığı, dava açma süresi işlerken başvurucunun Kamu Denetçiliği Kurumuna yaptığı şikâyet sürecinin de mahkemece dikkate alındığı, buna göre davanın süresinden sonra açıldığı sonucuna ulaşılarak ret kararı verildiği anlaşılmaktadır.

30. Bunun yanında başvurucu bireysel başvuru formunda süre ret kararının neden hukuka aykırı olduğu yönünde herhangi bir iddia ileri sürmemiş, davalı idarenin savunması alınmadan karar verilmesinden şikâyet etmiştir.

31. Mahkemenin gerek uyuşmazlık konusu olguyu gerekse bu olgudan hareketle dava açma süresinin hesaplanma usulünü, sürenin başlatılacağı tarihi belirlemesiyle ilgili yorumunun ve mevzuata dair değerlendirmesinin öngörülemez nitelikte olmadığı ve başvurucunun dava açmasını aşırı derecede zorlaştıracak ya da imkânsız kılacak nitelikte katı bir yaklaşım içermediği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre süresinde olmayan davada davalının savunması alınmadan karar verilmesinde somut olayın koşullarında görünür bir ihlal tespit edilememiştir.

32. Buna göre başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olduğu, dolayısıyla belirtilen şikâyet bağlamında mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu idarenin hatası yüzünden mağdur olduğunu sürekli işçi kadrosuna alınmaması nedeniyle mali haklardan faydalanamadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

36. Somut olayda başvurucunun açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği ve derece mahkemelerinin bu yorumunun Anayasa Mahkemesince mahkemeye erişim hakkını ihlal eder nitelikte görülmediği dikkate alındığında başvurucunun hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmediği sonucuna varılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurucu tarafından hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 4/7/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Ebru İnay, B. No: 2020/5840, 4/7/2022, § …)
   
Başvuru Adı EBRU İNAY
Başvuru No 2020/5840
Başvuru Tarihi 5/2/2020
Karar Tarihi 4/7/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, sürekli işçi kadrosuna atanma talebiyle açılan davanın süre aşımından dolayı reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (İdare) Mahkemeye erişim hakkı (idare) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Mülkiyet hakkı Mülkiyetin Korunması Başvuru Yollarının Tüketilmemesi

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu 10
7
11
KHK 375 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler Ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname geçici 23
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi