logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Hüseyin Güngör Babacan [2. B.], B. No: 2020/6956, 23/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HÜSEYİN GÜNGÖR BABACAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/6956)

 

Karar Tarihi: 23/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Mustafa Erdem ATLIHAN

Başvurucu

:

Hüseyin Güngör BABACAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; hastaneye sevki esnasında hükümlüye kelepçe takılması, hükümlünün temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, elleri kelepçeli hâlde Adli Tıp Kurumu önünde bekletilmesi ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle olay tarihinde tutuklu sıfatıyla Ereğli (Konya) T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) barındırılmaktadır. İddiasına göre başvurucu, çeşitli hastalıklarını gerekçe göstererek yargılamasını yapan mahkemeden tahliyesini talep etmiş; mahkeme talep hakkında bir karar verebilmek için başvurucunun Adli Tıp Kurumuna (Adli Tıp) sevkine karar vermiştir. Başvurucu, ilgili kurumdan rapor alınması için 31/7/2018 tarihinde görevli jandarma personeli tarafından güvenlikli bir araçla Ereğli'den İstanbul'a götürülmüş, on iki saat kadar süren bir yolculuktan sonra getirildiği İstanbul'da bir gece Metris T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmış ve ertesi gün götürüldüğü Adli Tıpta gerekli işlemler yapıldıktan sonra aynı kolluk görevlileri eşliğinde 1/8/2018 günü saat 23.30 sıralarında İnfaz Kurumuna getirilmiştir.

3. Başvurucunun olay anlatımı ve yakınmaları şöyledir:

- Yola çıkmalarından kısa süre sonra ellerine takılan kelepçenin sıktığını söylemesi üzerine sevki komuta eden astsubayın kelepçeyi gevşetmek için açmaya çalışırken anahtarı kırması üzerine İnfaz Kurumuna döndüklerini, görevlilerin yaklaşık bir saat uğraştıktan sonra açtıkları kelepçeyi bir başka kelepçeyle değiştirdiklerini, sonrasında başlayan seyahatte sadece tuvalet ihtiyacını gidermesi için kelepçelerini çıkardıklarını, seyahat boyunca gerekmediği hâlde araçta kelepçeli olarak tutulduğunu iddia etmiştir. Sıkı şekilde bağlanan kelepçeler nedeniyle ellerinde morluklar ve kızarıklıklar oluştuğunu, İnfaz Kurumuna dönüşte bu durumu infaz koruma görevlileri ile aynı odayı paylaştığı mahpuslar R.G., H.S. ve M.K.nında gördüğünü ifade etmiştir.

-Adli Tıpta kelepçeli olarak bekletilerek teşhir edildiğini ileri sürmüştür.

- Yola çıkarken bir günlük yiyecek olarak sadece ekmek, 25 gram kadar peynir, helva ile 200 mililitrelik bir kutu süt verilmiş ve bu yiyecekler ancak gidiş yolunda kahvaltı ve öğle yemeği için yeterli gelmiştir. Saat 20.30 sıralarında ulaştıkları İstanbul'da bir gece barındırılmış, Kurum görevlilerine ilettiği yemek isteği, akşam yemeği saatinin geçtiği gerekçesiyle reddedilmiş ancak saat 23.30 sıralarında getirilen yemeği yol yorgunluğu nedeniyle o anda yiyememiş, sabah ise tutulduğu odada soğutucu olmadığından yiyeceklerin bozulduğunu görmüş, yine aç kalmıştır. Dönüş yolundaki öğle yemeği ve akşam yemeği molalarında yemek verilmediği gibi görevli personelin komutanı olan astsubay yiyecek isteyip istemediğini de sormamıştır. Görevli jandarma erlerinden biri kendisine yemek almayı teklif etmişse de yemek ihtiyacını gidermenin komutanın sorumluluğunda olduğunu, askerin parasıyla yemek yiyecek kadar onursuz olmadığını söyleyerek teklifi reddetmiştir. Aynı jandarma erinin ısrar ederek kendisine verdiği bisküviyi onu kırmamak için almış ancak yememiştir. Yaklaşık 27-28 saat aç kaldığını, bu nedenle ilaçlarını da alamadığını iddia etmiştir.

4. Başvurucu 2/8/2018 ve 3/8/2018 tarihlerinde İnfaz Kurumuna, 2/8/2018 tarihinde ise Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) yazdığı dilekçelerde elinde oluşan morlukların tespiti için sağlık raporu aldırılmasını istediğini ifade etmiştir. Başsavcılığa yazdığı dilekçenin -Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla İnfaz Kurumuna yazılmış olan dilekçelerin akıbetine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşılamamıştır.- İnfaz Kurumunca aynı gün muhatabına gönderildiği, Başsavcılıkça soruşturma işlemlerine başlandığı görülmüştür. Başvurucunun 6/8/2018 tarihinde aynı olaya ilişkin olarak Başsavcılığa gönderdiği şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan diğer soruşturmanın ise ilk soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Başvurucu 6/8/2018 tarihli ikinci dilekçesinde tarih/mekân bilgisi de vererek olayı anlatmış; gerekmediği hâlde kilitli araç içinde elleri kelepçeli olarak uzun süre bekletilerek insanlık dışı muameleye tabi tutulduğunu, aç bırakıldığını iddia etmiştir. İnfaz koruma memurlarının ve koğuş arkadaşlarının elinde oluşan morluklara dair tanık olarak dinlenmesini istemiş, sevki gerçekleştiren jandarma komutanından ve talebine rağmen zamanında sağlık raporu aldırmayarak delillerin kaybolmasına sebep olan İnfaz Kurumu görevlilerinden şikâyetçi olmuştur.

5. Başsavcılık 4/9/2018 tarihli yazıyla, İnfaz Kurumu ile İnfaz Kurumu Jandarma Komutanlığından başvurucunun sevkine ilişkin evrakın gönderilmesini, sorumlu personelin bildirilmesini ve başvurucu hakkında rapor aldırılmasını talep etmiştir.

6. Başvurucu hakkında 5/9/2018 tarihinde Ereğli Devlet Hastanesinde düzenlenen adli muayene raporunda darp ve cebir izi olmadığı tespiti yapılmıştır.

7. İnfaz Kurumu tarafından Başsavcılığa yazılan 20/5/2019 tarihli müzekkere cevabında sevk, nakil, tedavi vb. nedenlerle Kurumdan çıkan hükümlü ve tutuklulara bir gün önceden verilen kahvaltılara ek olarak kumanya verildiği, şikâyete binaen 28/8/2018 tarihli iaşe tablosunda 29/8/2018 gününe ait kahvaltılıklarla öğle yemeği için de kumanya verildiği bilgisi iletilmiş, iaşe tablosu yazı ekinde gönderilmiştir.

8. Başvurucunun sevk edilmesini komuta eden şüpheli Astsubay K.Ö. 28/5/2019 tarihinde Başsavcılıkta verdiği ifadesinde başvurucunun sevki öncesinde İnfaz Kurumundan iaşesi de alınarak sabah saatlerinde yola çıkıldığını, kısa bir mesafe alınmışken başvurucunun kelepçenin sıktığını söylemesi üzerine kelepçeyi gevşetmeye çalışırken kelepçenin anahtarı kırılınca İnfaz Kurumuna dönüldüğünü, kelepçenin bir süre uğraşılarak çıkarılıp yenisi ile değiştirildikten sonra yolculuğa başlandığını, başvurucunun güvenlik açısından ve mevzuat gereğince yol boyunca kelepçeli tutulduğunu, bu kelepçelerin kasıtlı olarak acı verecek şekilde takılmasının söz konusu olmadığını, başvurucunun yolda birkaç kez kelepçenin sıkı olduğunu söylediğini, kelepçeyle bilek arasında bir başparmak sığacak kadar boşluk olduğunun tespit edildiğini, başvurucuya yol boyunca bir ihtiyacı olup olmadığının sorulduğunu ve isteklerinin de karşılandığını dile getirmiştir.

9. Başsavcılık 31/5/2019 tarihinde başvurucunun iddialarını destekleyen delile ulaşılamamasını gerekçe göstererek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun dilekçelerine rağmen raporun ancak ellerindeki morluklar kaybolduktan sonra alındığını, tanıkların dinlenmediğini ve ifadesine dahi başvurulmadan karar verilmediğini ileri sürerek anılan karara karşı yaptığı itiraz Ereğli (Konya) Sulh Ceza Hâkimliğince 6/1/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

10. Başvurucu, nihai kararı 14/1/2020 tarihinde öğrendikten sonra 11/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

13. Başvurucu; gerekmediği hâlde uzun süre nakil aracı içinde kelepçeli olarak tutulması ve yiyecek ihtiyacının karşılanmaması, teşhir için elleri kelepçeli şekilde Adli Tıp önünde bekletilmesi ve bu olaya ilişkin yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada deliller toplanmadan, hak arama hürriyetini ihlal eder biçimde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi sebebiyle adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı, kötü muamele yasağı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, kötü muamele iddialarında etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihadına değinilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

14. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Anayasa'nın 17. maddesi -"Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).

17. Başvurucu, hakkında sağlık durumunu gösterir rapor düzenlenmesi için Ereğli'den İstanbul'a götürülüp geri getirilirken yol boyunca gerekmediği hâlde oldukça sıkı şekilde ellerinin kelepçeli tutulduğunu, yolculuk süresinin neredeyse tamamında aç bırakıldığını ileri sürmüştür.

18. Başsavcılık, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda başvuruya konu sevk işleminde görevli şüpheli personelin kelepçenin sürekli kontrol edildiğini ve başvurucunun ihtiyaçlarının sorularak giderildiğini beyan ettiğini belirtmiştir. Kararda; İnfaz Kurumuna yazılan yazıya verilen cevapta sevk, nakil, tedavi vb. nedenlerle kurumdan çıkan hükümlü ve tutuklulara bir gün önceden verilen kahvaltılara ek olarak kumanya da verildiği ve başvurucunun sevkinde kahvaltılıklar ile birlikte öğle yemeği için de kumanya verildiğinin bildirildiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak kararda başvurucunun iddialarını destekler nitelikte delil bulunamadığı gerekçesi açıklanmıştır.

19. Başvurucunun iddialarına ilişkin olarak kamu makamlarınca yürütülen soruşturma kapsamında yeterli derinlikte bir araştırma yapılmadığı, başvurucunun ifadesinin alınmadığı, başvurucunun oldukça sıkı bir kelepçe ile uzun süre seyahat etmeye zorlanması nedeniyle bileklerinde oluşan morlukların ve kızarıklıkların tespit edilmesi için rapor aldırılması talebini yazılı olarak hem İnfaz Kurumuna hem de Başsavcılığa iletmesine rağmen bu yöndeki sağlık raporunun ancak bir ay sonra alındığı, kelepçenin aşırı sıkılması sonucu meydana gelebilecek yaraların aradan geçen süre nazara alınarak muayene tarihinde geçmiş olup olamayacağı konusunda rapor düzenlenmesi sağlanarak başvurucunun iddialarının doğruluğunun da test edilebileceğinin düşünülmediği anlaşılmıştır. Başvurucu, kelepçe nedeniyle bileğinde meydana gelen morlukların İnfaz Kurumu görevlilerince ve koğuş arkadaşlarınca görüldüğünü ileri sürmüş ve bu şahısların tanık olarak dinlenmesini istemesine rağmen tanıklar da Başsavcılık tarafından dinlenmemiştir. Yine başvurucunun 31/7/2018 günü barındırıldığı İnfaz Kurumundan yola çıkarken kendisine yetersiz miktarda yiyecek verildiği iddiası bakımından İnfaz Kurumu yanıtı ile yetinilmesinin yanında bu yanıt ekinde gönderilen iaşe tablosunun farklı bir tarihe ait olduğunun ise hiç sorgulanmadığı görülmüştür. Bunun gibi başvurucunun dönüş yolunda da yemek ihtiyacının kamu görevlilerince kasıtlı olarak giderilmediği, kelepçeli olarak teşhir edildiği iddiaları da soruşturma mercii tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda araştırılmamış ve değerlendirilmemiştir.

20. Soruşturma makamı tarafından kötü muameleye maruz kalındığı iddialarına yönelik olarak etkili bir soruşturma yürütülmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği dikkate alınarak kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

22. Kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği iddialarının incelenebilmesi için olayı çevreleyen maddi koşullar, inceleme yapmaya olanak verecek şekilde aydınlatılmalıdır. Olayın aydınlatılması ise ihlal iddiaları ile ilgili etkili bir soruşturma yapılmasına bağlıdır. Başvuruya konu olayda olayı çevreleyen koşullar yeterince aydınlatılmadığından bu aşamada kötü muamele yasağının maddi boyutu yönünden inceleme yapılması mümkün görülmemiştir.

III. GİDERİM

23. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden soruşturma yapılması ve 1.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

25. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

26. Ayrıca başvurucuya manevi zararları karşılığında net 115.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2018/4967) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 115.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Hüseyin Güngör Babacan [2. B.], B. No: 2020/6956, 23/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı HÜSEYİN GÜNGÖR BABACAN
Başvuru No 2020/6956
Başvuru Tarihi 11/2/2020
Karar Tarihi 23/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, hastaneye sevki esnasında hükümlüye kelepçe takılması, hükümlünün temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, elleri kelepçeli hâlde Adli Tıp Kurumu önünde bekletilmesi ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı İnfaz kurumunda güç kullanımı İhlal Yeniden soruşturma
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi