logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Bılal Padalı Chasanoglou [1. B.], B. No: 2021/14332, 28/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BILAL PADALI CHASANOGLOU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/14332)

 

Karar Tarihi: 28/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ayşenur TUNCER

Başvurucu

:

Bılal PADALI CHASANOGLOU

Vekili

:

Av. Berkay BAŞCI

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, Türkiye'ye giriş yasağı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Yunanistan vatandaşı başvurucu 13/3/2018 tarihinde ülkemize giriş yapmak üzere Pazarkule Kara Hudut Kapısı'na geldiğinde G-82 (Millî Güvenlik Aleyhine Faaliyette Bulunan veya Bulunduğu Şüphesi Olan) tahdit kodu sebebiyle yurda girişine izin verilmemiştir. Başvurucu, yurda giriş yasağı konulmadan önce Türkiye'de çalışma izni kapsamında çalışmış olup 22/10/2018 tarihinde Türk vatandaşı nişanlısı ile Yunanistan'da resmî nikâhla evlenmiştir.

3. Başvurucu, hakkında tesis edilen ülkeye giriş yasağı işleminin iptali ve tahdit kodunun kaldırılması için 25/7/2019 tarihinde idari yargıda dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; yaklaşık beş yıldır Türkiye'de yasal çalışma izniyle ikamet ettiğini, Batı Trakya Türklerinden olduğunu, nişanlısının ise Türk vatandaşı olduğunu, 2018 yılının Mart ayında ailesini ziyaret etmek üzere Yunanistan sınırının hemen diğer tarafında bulunan Demirören adlı Türk köyüne gittiğini, Türkiye'ye tekrar dönmek istediğinde hakkında uygulanan yurda giriş yasağını öğrendiğini belirtmiştir. Bununla birlikte süresiz şekilde Türkiye'ye giriş yasağı konulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. Ankara 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 9/4/2020 tarihli kararında dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olmadığı belirtilerek idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde ise; başvurucu hakkında tahdit kodu veri girişi yapılırken somut bir bulguya dayanılmadığı ve başvurucunun millî güvenlik aleyhine faaliyette bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 12/12/2017 tarihli gizli yazısında başvurucunun millî güvenlik aleyhine nasıl bir faaliyet gösterdiğine ilişkin somut herhangi bir belirlemenin veya tespitin yapılmadığı vurgulanmıştır. Bunun yanında kararda başvurucunun terör örgütleriyle bağlantılı ya da iltisaklı olduğunu ortaya koyan bilgi, belge, soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı tespitine yer verilmiştir.

4. İdare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesince (Daire) 28/1/2021 tarihinde istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararında, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması bağlamında başvurucu hakkında devlet güvenlik birimlerinin raporlarının dikkate alındığı ve hükümranlık yetkisi dâhilinde tesis olunan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı ifade edilmiştir.

5. Başvurucu, nihai hükmü 25/2/2021 tarihinde öğrendikten sonra 22/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

6. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucu; yurda giriş yasağı nedeniyle Türkiye'deki işinden tazminatlarını alamadan çıkarıldığını, Yunanistan'da iş bulamadığını, Türk vatandaşı nişanlısıyla evlendiğini ancak anılan yasak nedeniyle hem bu evliliği Türkiye'de tanıtamadıklarını hem de eşinin Türkiye'de yaşayan ailesiyle görüşemediklerini, eşinin annesinin kanser tedavisi gördüğünü belirterek aile hayatına saygı hakkının, yerleşme ve seyahat hürriyetinin, çalışma hakkının, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; yurda giriş yasağının önce beş yıl süreyle konduğunu, ardından beş yıl daha uzatıldığını, bu şekilde ağır bir yaptırıma tabi tutulduğunu, tamamen istihbari bilgiye dayanan ve somut bir gerekçesi olmayan bu yasağın hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir.

9. Başvuru, aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.

10. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

İrfan FİDAN ve Yılmaz AKÇİL bu görüşe katılmamıştır.

11. Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınan aile hayatı, hâlihazırda mevcut, gerçek, fiilen yakın ve kişisel bağların kurulduğu aile birlikteliklerini içermektedir (Oksana Chicheishvili [1. B.], B. No: 2014/19023, 20/12/2017, § 31).

12. Sınır dışı veya yurda giriş yasağı tahdit kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruların incelenmesinde çözümlenmesi gereken ilk husus, sınır dışı işleminin tesis edildiği tarihte yabancı kişinin bulunduğu ülkede bir özel ve/veya aile hayatının mevcut olup olmadığının ortaya konulmasıdır (Peri Kırık [2. B.], B. No: 2015/19795, 9/1/2019, § 32; A.A.A. [1. B.], B. No: 2018/36516, 15/3/2022, § 43).

13. Somut olayda başvurucu; yurda giriş yasağı konulmadan önce yaklaşık beş yıl Türkiye'de çalışma izni kapsamında çalıştığını, 22/10/2018 tarihinde Türk vatandaşıyla evlilik yaptıktan sonra hakkındaki yurda giriş yasağı nedeniyle Türkiye'ye giriş yapamadığını ve eşinin ailesiyle görüşemediklerini ileri sürmektedir. Bu bağlamda idari yargıda dava açıldığı tarih olan 25/7/2019 tarihinde Türk vatandaşıyla kurulmuş bir aile hayatının söz konusu olduğu açıktır. Bu durumda başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında mevcut bir aile hayatının bulunduğu ve hakkındaki yurda giriş yasağının aile hayatına saygı hakkına müdahale teşkil ettiği kanaatine varılmıştır (benzer yönde değerlendirme için bkz. Hasan Elhalil [1. B.], B. No: 2021/14968, 31/10/2024, § 13).

14. Hakkındaki yurda giriş yasağı tahdit kararı nedeniyle başvurucunun aile hayatına saygı hakkına yönelik müdahalelerin kanuniliği, meşru amacı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ve ölçülülüğünün denetiminde gözetilmesi gereken genel ilkeler Anayasa Mahkemesince birçok kararda ayrıntılı olarak açıklanmıştır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Gulnura Toktomambetova [1. B.], B. No: 2018/29906, 15/3/2022, §§ 62, 63; Demet Hussen Najem [2. B.], B. No: 2019/438, 27/7/2022, §§ 41, 42; A.A.A., §§ 48-53).

15. Anayasa Mahkemesi, yurda giriş yasağına ilişkin tahdit kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli olup olmadığına ilişkin kriterleri A.G. ([2. B.], B. No: 2018/6143, 16/12/2020) ve A.A.A. kararlarında belirlemiştir. Buna göre devletin egemenliğinden kaynaklanan yabancıların ülkeye girişi ve ikametini denetleme yetkisi bu konuyla ilgili konulmuş kanun hükümlerine aykırı davrananlara caydırıcı yaptırımlar kapsamında kamu düzeni ve millî güvenlik yönünden tehlikeli olduğu tespit edilen yabancıların sınır dışı edilmesi mümkündür. Bununla birlikte sınır dışı edilen yabancının ülkede güçlü ailevi bağlara sahip olduğu durumlarda aile hayatı ile sınır dışı veya ülkeye girişin yasaklanması kararı bağlamında gözetilen kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir. Bir yabancının terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesinde veya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir. Yargılama makamlarının da kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur (A.G., §§ 50-54; A.A.A., §§ 50-57).

16. Başvuru konusu olayda yurda giriş yasağına ilişkin tahdit kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun hükümlerine dayandığı anlaşılmıştır. Düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve millî güvenliğin sağlanmasına yönelik meşru amacının bulunduğu açıktır. Bu belirlemenin ardından müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı yönünden inceleme yapılacaktır.

17. Somut olayda başvurucu hakkındaki millî güvenlik aleyhine faaliyet tahdit kaydının gerekçesi Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 12/12/2017 tarihli gizli yazısıdır. Mahkeme 9/4/2020 tarihli kararında anılan evrakın incelenmesi neticesinde Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığınca başvurucunun millî güvenlik aleyhine nasıl bir faaliyet gösterdiğine ilişkin somut herhangi bir tespitin yapılmadığını ifade etmiştir. Bunun yanında başvurucunun terör örgütleriyle bağlantılı ya da iltisaklı olduğunu ortaya koyan herhangi bir bilgi, belge, soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı Mahkemece tespit edilmiştir.

18. Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen kararda ise başvurucu hakkında devlet güvenlik birimlerinin raporlarının dikkate alındığı belirtilerek hükümranlık yetkisi dâhilinde tesis olunan yurda giriş yasağının hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca anılan kararda, başvurucunun aile hayatının kapsamına ve aile yaşantısına ilişkin iddialarına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Bunun yanında başvurucu hakkındaki söz konusu şüpheye ilişkin daha ileri bir değerlendirmenin yapılmadığı, başvurucunun aile yaşantısını doğrudan etkileyebilecek bir idari işlemin hukukiliği incelenirken ortaya konulması gerekli olan yeterli ve ciddi bilgilerin var olup olmadığının tartışılmadığı anlaşılmaktadır. İşlemin başvurucunun aile hayatı üzerinde meydana getireceği olumsuz etkiler dikkate alınmadan ve bu anlamda ilgili ve yeterli gerekçeler açıklanmadan hüküm kurulduğu değerlendirilmektedir.

19. Bu itibarla somut olayda Bölge İdare Mahkemesi kararında yer verilen gerekçelerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında yeterli olmadığı, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması hususundaki kamusal menfaat ile başvurucunun aile hayatına saygı hakkı arasında bir dengeleme yapılmadığı gibi kararda yer verilen unsurların bu dengelemeye imkân verecek kadar ilgili ve yeterli olmadığı sonucuna ulaşmak mümkündür.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

İrfan FİDAN ve Yılmaz AKÇİL bu görüşe katılmamıştır.

III. GİDERİM

21. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılmasını talep etmiştir.

22. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

23. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA İrfan FİDAN ve Yılmaz AKÇİL'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE İrfan FİDAN ve Yılmaz AKÇİL'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine (E.2020/2100, K.2021/39) iletilmek üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine (E.2019/1693, K.2020/855) GÖNDERİLMESİNE,

D. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/1/2026 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınan aile hayatı, hâlihazırda mevcut, gerçek, fiilen yakın ve kişisel bağların kurulduğu aile birlikteliklerini içermektedir (Oksana Chicheishvili [1. B.], B. No: 2014/19023, 20/12/2017, § 31). Bunun yanında sınır dışı veya yurda giriş yasağı tahdit kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruların incelenmesinde çözümlenmesi gereken ilk husus, sınır dışı işleminin tesis edildiği tarihte yabancı kişinin bulunduğu ülkede bir özel ve/veya aile hayatının mevcut olup olmadığının ortaya konulmasıdır (Peri Kırık [2. B.], B. No: 2015/19795, 9/1/2019, § 32; A.A.A. [1. B.], B. No: 2018/36516, 15/3/2022, § 43).

2. Ayrıca Ana Erpay ([2. B.], B. No: 2018/6254, 29/6/2021) kararında Anayasa Mahkemesi ancak temellendirilebilmiş bir bireysel başvurunun incelenebileceğini, başvurucuların şikâyetlerini hem maddi hem hukuki olarak temellendirme zorunluluğunun bulunduğunu vurgulamıştır. Buna göre başvurucuların yükümlülüğü, şikâyetlerine konu temel olay ve olguları açıklamak ve bunlara ilişkin delilleri Anayasa Mahkemesine sunmaktır. Başvurucuların hukuki dayanak yönünden yükümlülüğü ise bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla açıklamak olarak ifade edilmiştir (Ana Erpay, § 35). Ayrıca bir başvurucunun başvurusunun esasını ve bu kapsamda kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını Anayasa Mahkemesine inceletebilmesi için öncelikle kendisinin ihlal iddialarını gerekçelendirmesinin, buna ilişkin olay ve olguları açıklamasının ve delillerini sunmasının zorunlu olduğu anılan kararda belirtilmiştir. Yine, başvurucuların anılan yükümlülüklere uymamaları hâlinde şikâyetlerini temellendiremedikleri için başvurularının açıkça dayanaktan yoksun bulunabileceği, temellendirmeye ilişkin incelemenin her başvurunun somut koşullarında yapılacağı vurgulanmıştır (Ana Erpay, §§ 37-39).

3. Somut başvuruda hakkında yurda giriş yasağı bulunan başvurucu, Türk vatandaşı nişanlısıyla Yunanistan'da resmî nikâhla evlendiğini, söz konusu kayıt nedeniyle Türkiye'ye girişi engellendiğinden resmî nikâhlarını Türkiye'de tanıtamadıklarından ve eşinin kanser tedavisi gören annesini göremediklerinden, ayrıca evlendikten sonra yaşadıkları ülke olan Yunanistan'da iş bulamadıklarından yakınmıştır.

4. Söz konusu tahdidin başvurucunun aile hayatına saygı hakkını ne derecede etkilediği veya mevcut bir müdahalenin bulunup bulunmadığı konusunda başvurucu ile kamu makamları arasında ihtilaf bulunmaktadır. Bu durumda Anayasa Mahkemesinin bu başvurunun esasını inceleyebilmesi için başvurucunun aile hayatı hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmasının kritik önemde olduğu açıktır (Peri Kırık, § 32). Zira başvurucunun ülkemizde güçlü ailevi bağlara sahip olup olmadığına ilişkin olarak vermesi gereken aile hayatına ilişkin bilgiler, aile hayatının korunması konusundaki bireysel menfaat ile yurda giriş yasağına ilişkin işlemin uygulanması bağlamında gözetilen kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulup kurulmadığının saptanabilmesi açısından mutlak bir gerekliliktir (Lobarkhan Madolova [1. B.], B. No: 2021/39006, 31/10/2024, § 12).

5. Yunanistan vatandaşı olan başvurucu hakkında 13/3/2018 tarihinde Türkiye'ye giriş yasağına ilişkin kabul edilemez yolcu formu düzenlenmiştir. Başvurucu, Türk vatandaşı nişanlısıyla 22/10/2018 tarihinde evlenmiştir. Başvurucunun ülkemizde bulunduğu süre içinde ve yurda giriş yasağı işlemi uygulanmadan önce Türk vatandaşıyla evli olmadığı, dolayısıyla Türkiye'de yaşadığı dönemde bir aile hayatına sahip olmadığı görülmektedir. Kaldı ki başvurucu Yunanistan'da yaşayan ailesini ziyaret etmek için yurt dışına çıktığını belirtmektedir.

6. Ancak başvurucu 22/10/2018 tarihinde Türk vatandaşıyla evlilik yaptıktan sonra hakkındaki yurda giriş yasağı nedeniyle Türkiye'ye giriş yapamadığını ve eşinin ailesiyle görüşemediklerini ileri sürmektedir. Bu bağlamda idari yargıda dava açıldığı tarih olan 25/7/2019 tarihinde Türk vatandaşıyla kurulmuş bir aile hayatının söz konusu olduğu açıktır. Ancak evlilik birliğini Yunanistan'da kuran başvurucu, eşiyle birlikte Yunanistan'a ya da başka bir ülkeye gitmelerinde ve aile hayatlarını orada sürdürmelerinde ciddi engeller bulunduğuna dair bilgi ve bulguları başvuru dosyasına sunmamıştır. Bunun yanında başvurucu, eşinin annesinin hastalığına ve tedavisine ilişkin iddiaları yargılama aşamasında ileri sürmediği gibi bu iddiaya ilişkin belgeleri ve raporları bireysel başvuru ekinde ibraz etmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun eşiyle Türkiye'de ikamet etmelerinin neden zorunlu bir ihtiyaca dayandığı konusunda ikna edici bir gerekçenin bulunmadığı değerlendirilmektedir. Yine başvurucu, devletin kamu düzenini korumak üzere yabancıların ülkeye girişini ve ikamet etmesini denetleme konusundaki takdir yetkisinin kötüye kullanıldığını gösteren ikna edici deliller de sunamamıştır. Ayrıca bireysel başvuru formu ekinde sunulan başvurucunun eşinin nüfus kayıt örneğinde tarafların evliliğinin Türk kayıtlarına işlendiği görülmüştür.

7. Sonuç olarak başvurucu, şikâyetlerine konu temel olay ve olgular ile bireysel başvuruya konu ettiği ve aile hayatına saygı hakkının hangi nedenlerle ihlal edildiğini açıklamak yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiş; bu bağlamda ileri sürdüğü ihlal iddialarını temellendirememiştir.

8. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle diğer kabul edilebilirlik koşulları incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşmaktayız.

9. Öte yandan ihtilafın esasının incelenmesinden, başvuru konusu olayda yurda giriş yasağına ilişkin tahdit kararının 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun hükümlerine dayandığı anlaşılmaktadır. Anılan düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve millî güvenliğin sağlanmasına yönelik meşru amacının bulunduğu açıktır. Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen kararda ise başvurucu hakkında devlet güvenlik birimlerinin raporlarının dikkate alındığı belirtilerek hükümranlık yetkisi dâhilinde tesis olunan yurda giriş yasağının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda anılan kararda yer verilen gerekçelerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında ilgili ve yeterli olduğunu değerlendirmekteyiz.

10. Bu durumda Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun işin esasına ilişkin aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.

 

Üye

İrfan FİDAN

 

Üye

Yılmaz AKÇİL

 

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Bılal Padalı Chasanoglou [1. B.], B. No: 2021/14332, 28/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı BILAL PADALI CHASANOGLOU
Başvuru No 2021/14332
Başvuru Tarihi 22/3/2021
Karar Tarihi 28/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, Türkiye'ye giriş yasağı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Sınırdışı-Yurda giriş yasağı İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi