|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Nur Hilal MERMER
|
|
Başvurucu
|
:
|
Boğaziçi Elektronik-Elektrik
Mühendislik Ticaret Ltd. Şti.
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Mehmet KAYA
|
I. BAŞVURUNUN
ÖZETİ
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi,
kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında hükmedilen bedelin değer
kaybına uğratılması ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet
hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu Şirkete ait olup Antalya'nın Konyaaltı
ilçesi, Arapsuyu Mahallesi, 20189 ada, 11 parsel numaralı taşınmazda bulunan
160,50 m² yüz ölçümlü bağımsız bölümün (3/8 arsa paylı depolu asma katlı dükkân
vasıflı) 1/1.000 ölçekli imar planı değişikliği neticesinde yol ve park
alanında kalması dolayısıyla Konyaaltı Belediye Başkanlığı (İdare) tarafından
kamulaştırılmasına karar verilmiştir. İdareye bağlı kıymet takdir komisyonunca
kamulaştırma bedeli 631.375 TL olarak belirlenmiş ancak taraflar arasında
uzlaşma sağlanamaması üzerine idare tarafından Antalya 11. Asliye Hukuk
Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davası
açılmıştır.
3. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 20/6/2017 tarihli raporda taşınmazın
arsa niteliğinde olduğu tespit edilerek emsal incelemesi yapılmak suretiyle
zemin değeri, muhtesat değeri ve çevre düzenlemesi ile ilgili muhtesat
değerleri (taş kaplama, çevre duvarı ve ağaçlar) dikkate alınarak toplam
kamulaştırma bedeli 783.711 TL olarak hesaplanmıştır. Raporda emsal taşınmaz
olarak dava konusu taşınmazın 5.775,00 metre güneybatısında yer alan 2.729 m²
yüz ölçümlü olup 25/11/2011 tarihinde 228/2400 hissesi 390.000 TL bedelle
satışa konu olmuş taşınmaz belirlenmiş; söz konusu taşınmazın dava tarihinden
önce özel amacı olmayan serbest satış olması ve yapılan piyasa araştırmalarına
göre satış değerinin reel değerleri yansıtması gibi sebeplerle emsal taşınmaz
olarak seçildiği belirtilmiştir. Emsal taşınmazın satış tarihi itibarıyla arsa
m² değerinin 1.504,31 TL, dava tarihine göre güncel değerinin ise 2.167,18 TL
olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda dava konusu taşınmazın m² değeri 3.736 TL
olarak zemin değeri ise 599.626 TL olarak hesaplanmıştır.
4. Mahkemece bilirkişi heyetinin emsal aldığı satış
sözleşmesinde limitet şirketin taraf olması nedeniyle satışın özel ve ticari
satış amacıyla yapıldığı kanısını uyandırdığı belirtilerek taraflara emsal
alınabilecek taşınmaz satış sözleşmeleri sunmaları için süre verilmiş, aynı
zamanda taraflara verilen sürenin bitiminden itibaren bilirkişi heyetinden özel
ve ticari amaç içermeyen farklı bir emsal satış sözleşmesini baz alarak ek
rapor düzenlenmesi istenmiştir. Mahkemece verilen süre içinde idare, herhangi
bir emsal satış sözleşmesi sunmamış; başvurucu Şirket ise dava konusu taşınmaz
ile aynı mahallede bulunan 3797 ada 9 parsel numaralı taşınmazın emsal
alınabileceğini belirttiği beyan dilekçesi sunmuştur.
5. Başvurucu Şirket tarafından sunulan taşınmaz, dava
tarihinden önce özel amacı olmayan satış olması, yapılan piyasa araştırmasında
piyasa rayiç değerlerine uygun olması gibi sebeplerle bilirkişi heyetince de ek
bilirkişi raporunda emsal taşınmaz olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda emsal
taşınmazın dava konusu taşınmazın 845 metre güneybatısında, Konyaaltı Plajı'nın
kuzeyinde, söz konusu plaja 50 metre mesafede yer aldığı, imar planında otel
alanı olarak ayrıldığı, Antalya'nın merkezi olan Hükûmet Konağının kuş uçuşuyla
5.200 metre güneybatısında bulunduğu belirtilmiş ve söz konusu taşınmazın satış
tarihi itibarıyla arsa m² değerinin 1.500 TL, dava tarihine göre güncel
değerinin 3.507,87 TL olduğu belirtilmiştir.
6. Öte yandan ek bilirkişi raporunda, dava konusu
taşınmaz ile emsal taşınmaz birtakım mukayese kriterlerine göre
karşılaştırılmış; her iki taşınmazın merkeze olan uzaklıkları, ulaşım
durumları, çevresel gelişmişlik durumları, plan fonksiyonları ve topoğrafik
yapıları bakımından %100 oranında eşit değerde oldukları ifade edilmiştir.
Bunun yanında çevresindeki parsellerin inşaat yoğunluğu bakımından dava konusu
taşınmazın %100 oranında, emsal taşınmazın ise %80 oranında, deniz mesafeleri
bakımından dava konusu taşınmazın %8 oranında, emsal taşınmazın ise denize daha
yakın mesafede bulunması dolayısıyla %100 oranında, arz ve talep durumları
bakımından dava konusu taşınmazın %90 oranında, emsal taşınmazın ise %100
oranında, son olarak vergi değerleri bakımından dava konusu taşınmazın %100
oranında, emsal taşınmazın %72 oranında değerde olduğu tespit edilmiş; emsal
taşınmazın dava konusu taşınmazdan 1,07 oranında daha değerli olduğu kanaatine
varılmıştır. Bu kapsamda dava konusu taşınmazın m² değeri 3.278,38 TL, zemin
değeri ise 526.180 TL olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak taşınmazın zemin
değeri, muhtesat değeri ve çevre düzenlemesiyle ilgili muhtesat değeri olmak
üzere toplam kamulaştırma bedeli 710.190,98 TL olarak tespit edilmiştir.
7. Mahkemece ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın
kabulüne, kamulaştırma bedelinin 710.190,98 TL olarak tespitine, dava konusu
taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol ve park alanı olarak terkinine karar
verilmiştir. Kararda aynı zamanda idare lehine 2.725 TL vekâlet ücretine
hükmedilmiştir.
8. Taraflarca karara karşı yapılan istinaf başvurusu
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi)
tarafından esastan reddedilmiştir. Kararda, hükme esas alınan ek bilirkişi
raporunda dava konusu taşınmazla emsal taşınmazın benzer özellikleriyle üstün ve
eksik yanları belirtilmek suretiyle taşınmazın değerinin belirlendiği ifade
edilmiş; her iki taşınmazın da imar parseli olduğu, yüz ölçümleri arasında
afaki bir fark bulunmadığı, emsal taşınmazın özel amaçlı bir satışa konu
olmadığı da vurgulanmıştır. Sonuç olarak kararda ek bilirkişi raporunun hükme
esas alınmaya elverişli olduğu belirtilmiştir.
9. Karara karşı taraflarca yapılan temyiz başvurusu
Yargıtay 5. Hukuk Dairesince reddedilmiş ve karar onanmak suretiyle
kesinleşmiştir.
10. Başvurucu Şirket nihai kararı 21/12/2020 tarihinde
öğrendikten sonra 6/1/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
11. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin
Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Başvurucu Şirket ticari imarlı arsa vasıflı olan dava
konusu taşınmazın niteliğine aykırı şekilde özel ve ticari amaç içermeyen
satışların taşınmazın değerinin belirlenmesinde emsal alınması nedeniyle
kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, kamulaştırma bedeline uygulanan yasal
faizin yetersiz kaldığını, hükmedilen bedelin enflasyon karşısında değer
kaybına uğradığını, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin
kamulaştırmada gerçek değerin ödenmesine engel teşkil ettiğini belirterek
mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, kamulaştırma
bedelinin ödenmiş olması hâlinde başvurucunun mağdur sıfatının devam edip
etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, diğer hak ihlali iddialarının ise
kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Başvurucu şirket,
Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
A. Kamulaştırma
Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia
14. Anayasa Mahkemesi kamulaştırma
bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı
yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında
incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri
([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri
([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri
([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No:
2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192,
21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu
kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi
nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman
dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın
bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini
incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin
bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir
temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka
uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte
Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin
ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu
madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü
olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule
ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli
bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
15. Başvurucu Şirket, bilirkişi heyetince hazırlanan
rapor esas alınarak belirlenen kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu ileri
sürmüştür. Öte yandan başvurucu Şirket taşınmazın ticari arsa vasfı dikkate
alınarak özel amaçlı satışlar baz alınarak değerinin hesaplanması gerektiğini
de iddia etmektedir.
16. Gayrimenkul satışlarında daha az harç ödenmesi
amacıyla resmî satış senedindeki satış bedelinin gerçeğinden düşük
gösterilebildiği bilinen bir vakıadır. Bu sebeple kamulaştırma bedelinin
tespitinde özel kişiler arasında yapılan satışlardaki fiyatların emsal olarak
alınmasının taşınmaz bedelinin doğru bir biçimde hesaplanmaması riskine yol
açacağı gözardı edilmemelidir (Surp Haç Tibrevank Ermeni Lisesi Vakfı (2)
[2. B.], B. No: 2018/3222, 29/12/2021, § 40). Somut olayda Mahkemenin hükme
esas aldığı bilirkişi raporunda bu riskin farkında olunarak hareket edildiği
görülmüştür (bkz. § 5). Bu kapsamda bilirkişi raporunda özel amacı bulunmayan
emsal satışlardan hareket edileceği belirtilmiştir. Aynı zamanda raporda emsal
taşınmazın yapılan piyasa araştırmasında piyasa rayiç değerlerine uygun olduğu
da açıkça ifade edilmiştir. Bu itibarla başvurucu Şirketin özel amaçlı
satışların dikkate alınması gerektiği yönündeki iddiasının bir temeli olmadığı
ve Mahkemece özel amacı bulunmayan satışların dikkate alınmasının ilgili ve
yeterli gerekçeyle açıklandığı anlaşılmıştır.
17. Öte yandan raporda dava konusu taşınmaz ile emsal
taşınmazın birtakım mukayese kriterleri bağlamında karşılaştırılmış, denize
yakınlıkları, arz-talep durumları, vergi değerleri ve çevrelerindeki
parsellerin inşaat yoğunlukları bakımından farklı değerlerde olması dolayısıyla
emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan yalnızca 1,07 oranında daha değerli
olduğu tespit edilerek dava konusu taşınmazın m² birim değeri belirlenmiştir
(bkz. § 6). Raporda başvuru Şirket tarafından sunulan emsal taşınmaz dikkate
alınarak taşınmazın değerinin tespit edildiği, bir başka ifadeyle başvurucu
Şirketin beyanı gözönünde bulundurularak değerlendirme yapıldığı açıktır.
Dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin ve taşınmazın
değerinin emsal taşınmazla kıyaslanmasıyla ilgili olarak varılan sonucun keyfî
ve temelsiz olmadığı değerlendirilmiştir.
18. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesinin önceki
içtihatlarında ortaya koyduğu ilkeler uyarınca Mahkeme tarafından hükmedilen
kamulaştırma bedelinin Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan
gerçek karşılık güvencesine aykırılık teşkil etmediği, bu durumda kamulaştırma
bedelinin tespiti bakımından mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin
bulunmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının
açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar
verilmesi gerekir.
B. Kamulaştırma
Bedelinin Değer Kaybına Uğramasına İlişkin İddia
20. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile
benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No:
2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No:
2013/817, 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908,
21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1.B.], B. No: 2015/19289,
17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine
Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020)
kararlarında kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon
karşısında değer kaybına uğratılmasına (veya uğratılarak ödenmesine) ilişkin
şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu
çerçevede kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer
kaybına uğratılmasının (veya uğratılarak ödenmesinin) başvuruculara şahsi olarak
aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal
edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan
ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden
Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal
edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. Aleyhe
Vekâlet Ücretine Hükmedildiğine İlişkin İddia
22. Anayasa Mahkemesi olay ve olguları somut başvuru ile
benzer nitelikte olan Kübra Yıldız ve diğerleri ([GK], B. No:
2018/32734, 28/7/2022), Mehmet Komutan ([1. B.], B. No: 2020/10899,
30/4/2024) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024)
kararlarında kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili ile kamulaştırmasız el
atma davalarında aleyhe hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücreti nedeniyle
mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerde uygulanacak anayasal
ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede başvurucu aleyhine vekâlet ücretine
hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın sözüne
uygun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda
açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum
bulunmamaktadır.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde
güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi
gerekir.
III. GİDERİM
24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya
hükmedilmesi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
25. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesi ve aleyhe
vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki
yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile
30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının
gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama
işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere
ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin
nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda
bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül
Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60,
66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§
93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlallerin niteliğine göre
yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından
başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğine ilişkin
iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ
OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğradığına
ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle
mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan
mülkiyet hakkının kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle İHLAL
EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan
mülkiyet hakkının aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle İHLAL
EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kamulaştırma bedelinin değer
kaybına uğratılması ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet
hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama
yapılmak üzere Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/129, K.2019/43)
GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan
toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde
yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten
ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
GÖNDERİLMESİNE 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.