logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Boğaziçi Elektronik-Elektrik Mühendislik Ticaret Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2021/2302, 24/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BOĞAZİÇİ ELEKTRONİK-ELEKTRİK MÜHENDİSLİK TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/2302)

 

Karar Tarihi: 24/12/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucu

:

Boğaziçi Elektronik-Elektrik Mühendislik Ticaret Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Mehmet KAYA

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında hükmedilen bedelin değer kaybına uğratılması ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu Şirkete ait olup Antalya'nın Konyaaltı ilçesi, Arapsuyu Mahallesi, 20189 ada, 11 parsel numaralı taşınmazda bulunan 160,50 m² yüz ölçümlü bağımsız bölümün (3/8 arsa paylı depolu asma katlı dükkân vasıflı) 1/1.000 ölçekli imar planı değişikliği neticesinde yol ve park alanında kalması dolayısıyla Konyaaltı Belediye Başkanlığı (İdare) tarafından kamulaştırılmasına karar verilmiştir. İdareye bağlı kıymet takdir komisyonunca kamulaştırma bedeli 631.375 TL olarak belirlenmiş ancak taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması üzerine idare tarafından Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davası açılmıştır.

3. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 20/6/2017 tarihli raporda taşınmazın arsa niteliğinde olduğu tespit edilerek emsal incelemesi yapılmak suretiyle zemin değeri, muhtesat değeri ve çevre düzenlemesi ile ilgili muhtesat değerleri (taş kaplama, çevre duvarı ve ağaçlar) dikkate alınarak toplam kamulaştırma bedeli 783.711 TL olarak hesaplanmıştır. Raporda emsal taşınmaz olarak dava konusu taşınmazın 5.775,00 metre güneybatısında yer alan 2.729 m² yüz ölçümlü olup 25/11/2011 tarihinde 228/2400 hissesi 390.000 TL bedelle satışa konu olmuş taşınmaz belirlenmiş; söz konusu taşınmazın dava tarihinden önce özel amacı olmayan serbest satış olması ve yapılan piyasa araştırmalarına göre satış değerinin reel değerleri yansıtması gibi sebeplerle emsal taşınmaz olarak seçildiği belirtilmiştir. Emsal taşınmazın satış tarihi itibarıyla arsa m² değerinin 1.504,31 TL, dava tarihine göre güncel değerinin ise 2.167,18 TL olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda dava konusu taşınmazın m² değeri 3.736 TL olarak zemin değeri ise 599.626 TL olarak hesaplanmıştır.

4. Mahkemece bilirkişi heyetinin emsal aldığı satış sözleşmesinde limitet şirketin taraf olması nedeniyle satışın özel ve ticari satış amacıyla yapıldığı kanısını uyandırdığı belirtilerek taraflara emsal alınabilecek taşınmaz satış sözleşmeleri sunmaları için süre verilmiş, aynı zamanda taraflara verilen sürenin bitiminden itibaren bilirkişi heyetinden özel ve ticari amaç içermeyen farklı bir emsal satış sözleşmesini baz alarak ek rapor düzenlenmesi istenmiştir. Mahkemece verilen süre içinde idare, herhangi bir emsal satış sözleşmesi sunmamış; başvurucu Şirket ise dava konusu taşınmaz ile aynı mahallede bulunan 3797 ada 9 parsel numaralı taşınmazın emsal alınabileceğini belirttiği beyan dilekçesi sunmuştur.

5. Başvurucu Şirket tarafından sunulan taşınmaz, dava tarihinden önce özel amacı olmayan satış olması, yapılan piyasa araştırmasında piyasa rayiç değerlerine uygun olması gibi sebeplerle bilirkişi heyetince de ek bilirkişi raporunda emsal taşınmaz olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda emsal taşınmazın dava konusu taşınmazın 845 metre güneybatısında, Konyaaltı Plajı'nın kuzeyinde, söz konusu plaja 50 metre mesafede yer aldığı, imar planında otel alanı olarak ayrıldığı, Antalya'nın merkezi olan Hükûmet Konağının kuş uçuşuyla 5.200 metre güneybatısında bulunduğu belirtilmiş ve söz konusu taşınmazın satış tarihi itibarıyla arsa m² değerinin 1.500 TL, dava tarihine göre güncel değerinin 3.507,87 TL olduğu belirtilmiştir.

6. Öte yandan ek bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmaz birtakım mukayese kriterlerine göre karşılaştırılmış; her iki taşınmazın merkeze olan uzaklıkları, ulaşım durumları, çevresel gelişmişlik durumları, plan fonksiyonları ve topoğrafik yapıları bakımından %100 oranında eşit değerde oldukları ifade edilmiştir. Bunun yanında çevresindeki parsellerin inşaat yoğunluğu bakımından dava konusu taşınmazın %100 oranında, emsal taşınmazın ise %80 oranında, deniz mesafeleri bakımından dava konusu taşınmazın %8 oranında, emsal taşınmazın ise denize daha yakın mesafede bulunması dolayısıyla %100 oranında, arz ve talep durumları bakımından dava konusu taşınmazın %90 oranında, emsal taşınmazın ise %100 oranında, son olarak vergi değerleri bakımından dava konusu taşınmazın %100 oranında, emsal taşınmazın %72 oranında değerde olduğu tespit edilmiş; emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan 1,07 oranında daha değerli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda dava konusu taşınmazın m² değeri 3.278,38 TL, zemin değeri ise 526.180 TL olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak taşınmazın zemin değeri, muhtesat değeri ve çevre düzenlemesiyle ilgili muhtesat değeri olmak üzere toplam kamulaştırma bedeli 710.190,98 TL olarak tespit edilmiştir.

7. Mahkemece ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin 710.190,98 TL olarak tespitine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol ve park alanı olarak terkinine karar verilmiştir. Kararda aynı zamanda idare lehine 2.725 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

8. Taraflarca karara karşı yapılan istinaf başvurusu Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından esastan reddedilmiştir. Kararda, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazla emsal taşınmazın benzer özellikleriyle üstün ve eksik yanları belirtilmek suretiyle taşınmazın değerinin belirlendiği ifade edilmiş; her iki taşınmazın da imar parseli olduğu, yüz ölçümleri arasında afaki bir fark bulunmadığı, emsal taşınmazın özel amaçlı bir satışa konu olmadığı da vurgulanmıştır. Sonuç olarak kararda ek bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya elverişli olduğu belirtilmiştir.

9. Karara karşı taraflarca yapılan temyiz başvurusu Yargıtay 5. Hukuk Dairesince reddedilmiş ve karar onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

10. Başvurucu Şirket nihai kararı 21/12/2020 tarihinde öğrendikten sonra 6/1/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu Şirket ticari imarlı arsa vasıflı olan dava konusu taşınmazın niteliğine aykırı şekilde özel ve ticari amaç içermeyen satışların taşınmazın değerinin belirlenmesinde emsal alınması nedeniyle kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, kamulaştırma bedeline uygulanan yasal faizin yetersiz kaldığını, hükmedilen bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin kamulaştırmada gerçek değerin ödenmesine engel teşkil ettiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, kamulaştırma bedelinin ödenmiş olması hâlinde başvurucunun mağdur sıfatının devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, diğer hak ihlali iddialarının ise kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Başvurucu şirket, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

A. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia

14. Anayasa Mahkemesi kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.

15. Başvurucu Şirket, bilirkişi heyetince hazırlanan rapor esas alınarak belirlenen kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu ileri sürmüştür. Öte yandan başvurucu Şirket taşınmazın ticari arsa vasfı dikkate alınarak özel amaçlı satışlar baz alınarak değerinin hesaplanması gerektiğini de iddia etmektedir.

16. Gayrimenkul satışlarında daha az harç ödenmesi amacıyla resmî satış senedindeki satış bedelinin gerçeğinden düşük gösterilebildiği bilinen bir vakıadır. Bu sebeple kamulaştırma bedelinin tespitinde özel kişiler arasında yapılan satışlardaki fiyatların emsal olarak alınmasının taşınmaz bedelinin doğru bir biçimde hesaplanmaması riskine yol açacağı gözardı edilmemelidir (Surp Haç Tibrevank Ermeni Lisesi Vakfı (2) [2. B.], B. No: 2018/3222, 29/12/2021, § 40). Somut olayda Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda bu riskin farkında olunarak hareket edildiği görülmüştür (bkz. § 5). Bu kapsamda bilirkişi raporunda özel amacı bulunmayan emsal satışlardan hareket edileceği belirtilmiştir. Aynı zamanda raporda emsal taşınmazın yapılan piyasa araştırmasında piyasa rayiç değerlerine uygun olduğu da açıkça ifade edilmiştir. Bu itibarla başvurucu Şirketin özel amaçlı satışların dikkate alınması gerektiği yönündeki iddiasının bir temeli olmadığı ve Mahkemece özel amacı bulunmayan satışların dikkate alınmasının ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklandığı anlaşılmıştır.

17. Öte yandan raporda dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın birtakım mukayese kriterleri bağlamında karşılaştırılmış, denize yakınlıkları, arz-talep durumları, vergi değerleri ve çevrelerindeki parsellerin inşaat yoğunlukları bakımından farklı değerlerde olması dolayısıyla emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan yalnızca 1,07 oranında daha değerli olduğu tespit edilerek dava konusu taşınmazın m² birim değeri belirlenmiştir (bkz. § 6). Raporda başvuru Şirket tarafından sunulan emsal taşınmaz dikkate alınarak taşınmazın değerinin tespit edildiği, bir başka ifadeyle başvurucu Şirketin beyanı gözönünde bulundurularak değerlendirme yapıldığı açıktır. Dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin ve taşınmazın değerinin emsal taşınmazla kıyaslanmasıyla ilgili olarak varılan sonucun keyfî ve temelsiz olmadığı değerlendirilmiştir.

18. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatlarında ortaya koyduğu ilkeler uyarınca Mahkeme tarafından hükmedilen kamulaştırma bedelinin Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan gerçek karşılık güvencesine aykırılık teşkil etmediği, bu durumda kamulaştırma bedelinin tespiti bakımından mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğramasına İlişkin İddia

20. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1.B.], B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına (veya uğratılarak ödenmesine) ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının (veya uğratılarak ödenmesinin) başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Aleyhe Vekâlet Ücretine Hükmedildiğine İlişkin İddia

22. Anayasa Mahkemesi olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Kübra Yıldız ve diğerleri ([GK], B. No: 2018/32734, 28/7/2022), Mehmet Komutan ([1. B.], B. No: 2020/10899, 30/4/2024) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili ile kamulaştırmasız el atma davalarında aleyhe hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücreti nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerde uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede başvurucu aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın sözüne uygun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesi ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlallerin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğradığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

 3. Aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,

 2. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/129, K.2019/43) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Boğaziçi Elektronik-Elektrik Mühendislik Ticaret Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2021/2302, 24/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı BOĞAZİÇİ ELEKTRONİK-ELEKTRİK MÜHENDİSLİK TİCARET LTD. ŞTİ.
Başvuru No 2021/2302
Başvuru Tarihi 6/1/2021
Karar Tarihi 24/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında hükmedilen bedelin değer kaybına uğratılması ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Kamulaştırma bedeli, kamu yararı Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Yargılama gideri İhlal Yeniden yargılama
Kamulaştırmada değer kaybı İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi