logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Emel Öztürk, B. No: 2021/265, 19/1/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

EMEL ÖZTÜRK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/265)

 

Karar Tarihi:19/1/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

Raportör

:

Murat BAŞPINAR

Başvurucu

:

Emel ÖZTÜRK

Vekili

:

Av. Ahmet Köksal BAYRAKTAR

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, resen yapılması gereken tutukluluk incelemelerinin kanuni süresi içinde yapılmaması ve tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/12/2020 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Doğal gaz ithal eden özel bir şirket olan Bosphorus Gaz A.Ş.de genel müdür yardımcısı olarak çalışan başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheli hakkında devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla açıklama ve rüşvet alma veya verme suçlamalarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır.

9. Başvurucu, Başsavcılığın talimatıyla 1/9/2020 tarihinde evinde yapılan arama ve elkoyma işlemleri sonrasında gözaltına alınmıştır.

10. Başvurucu 10/9/2020 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde müdafii huzurunda ifade vermiştir. Beyanında özetle; Boushporus isimli firmanın Gazpromdan gaz alımı yaparken Türkiye'deki tüketim ve fiyat tahminlerini analiz ederek daha ucuz gaz alımı sağlamak amacında olduğunu, tahminlerini fiyatlar daha aşağı miktarlarda ise daha yüksek tuttuklarını, şahsi olarak herhangi bir maddi menfaat temin etmediğini, firma olarak ise daha düşük fiyata gaz alımı taleplerinin olduğunu, kendi bilgisi dâhilinde piyasadan herhangi bir veri toplaması olmadığını, S.Ö.nün Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve BOTAŞ ile iletişimi sağladığını, G.Ö. isimli kişiyi tanımadığını ve bu kişinin S.Ö. ile iletişim hâlinde olduğunun bilgisi dâhilinde olmadığını, firma olarak ucuza gaz aldıkları için bu değerlerin piyasada emsal oluşturmadığını ve gelecek dönemde de yeni gaz alımlarında etkili olmadığını belirterek isnat edilen suçlamalarla bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.

11. Başsavcılık, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla açıklama ve rüşvet alma veya verme suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu 11/9/2020 tarihinde İstanbul nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir.

12. Başvurucunun sorgusu İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafileri de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu sorgudaki savunmasında da eski beyanlarını tekrar ederek isnat edilen suçlamalarla bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.

13. Sorgu sonucunda başvurucunun anılan suçlardan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...atılı suçların vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki delil durumu, şüpheliler Emel Öztürk, M.K., M.F. ile S.Ö.nün kaçamaklı ifadeleri, şüpheli G.Ö.nün etkin pişmanlık kapsamında alınan emniyet ifadesi, CMK nun 135 maddesi kapsamında elde edilen iletişim tespiti tutanakları, şüphelilere ait digital materyal ön inceleme tutanakları, EPDK rapor içerikleri dikkate alındığında;

A-) Şüphelinin üzerine atılı Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri Casusluk Maksadıyla Açıklama suçu ile ilgili olarak şüphelinin Bosphorus Gaz A.Ş Genel Müdür Yardımcısı olduğu, Bosphorus Gaz A.Ş.nin hakim ortağının Gazprom Export isimli Doğalgaz ihracatı yapan şirket olduğu, sonrasında bu hisselerin A.Ş. tarafından satın alındığı, ancak Gazprom Export isimli Doğalgaz ihracatı yapan şirketin halen Bosphorus Gaz A.Ş. üzerinde etkili olduğu, bu nedenle Bosphorus Gaz A.Ş. genel müdür yardımcısı şüpheli Emel Öztürk'ün Gazprom Export isimli Doğalgaz ihracatı yapan şirketin Güney Pazarları Bölümü Gaz İhracatı İdaresi yetkilileri B.V.Y., L.S.S., L.D.O. ile irtibatlı olduğu, B.V. Y., L.S.S. ve L.D.O.nun Bosphorus Gaz A.Ş Genel Müdür Yardımcısı şüpheli Emel Öztürk'ten Türkiye Cumhuriyeti Devletinin günlük doğalgaz tüketim verileri ve doğalgaz ithalat fiyatları gibi gizli bilgileri temin edilmesini şüpheli Emel Öztürk'e gönderdikleri mailler ile istedikleri, Şüpheli Emel Öztürk'ün Gazprom Export şirketi yöneticileri tarafından talep edilen gizli bilgileri temin etmeleri için şüpheliler S.Ö. ve M.F.yi talimatlandırdığı, şüpheli Emel Öztürk'ün talimatıyla şüphelilerden M.F.ninBOTAŞ Doğalgaz İşletme ve Piyasa İşlemleri Bölge Müdür Yardımcısı şüpheli M.K. ile rüşvet anlaşması yaparak irtibat kurduğu, Bosphorus Gaz A.Ş'nin faaliyet alanına girmeyen doğalgaz boru hatlarının kapasitesi hakkındaki bilgileri elektronik bültende yayınlanmadan önce yayınlanacak bilgileri diğer gaz şirketlerinden önce menfaat temin ettiği, M.K.dan elde ettiği, elde ettiği bu bilgi ve belgeleri şüpheli Emel Öztürk'e gönderdiği, şüpheli Emel Öztürk'ün Türkiye'nin enerji güvenliği ile ilgili devletin iç siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri Gazprom yöneticilerine kendisinden talep edildiği gibi mail ortamında aylık bilgiler halinde tablo ve grafik olarak gönderdiği, Türkiye Cumhuriyeti Devletine Doğalgaz ihracatı yapan Gazprom şirketi yetkililerinin Türkiye'nin enerji güvenliği ile ilgili gizli ve kritik bilgileri Türkiye Cumhuriyeti Devletinin diğer tedarikçilerden aldığı gaz fiyatlarını, gaz stoklarını ve bunların tüm maliyetlerini öğrenmesine yardım ettiği, temin edilen ve paylaşılan bu bilgilerin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 4/9/2020 tarihli yazısı eki incelendiğinde 4/9/2020 tarihli soruşturma raporuna dair bilgi notunda ele geçirilen 2018 ve 2019 yıllarına ait günlük ve aylık bazda Türkiye'ye günlük doğalgaz giriş noktalarından kaynak bazlı giriş miktarlarının günlük ve aylık bazda bulunan tabloları ile ülke ve kaynak bazlı doğalgaz alım fiyatlarının tablolarının Gizli ve Doğru verilerden oluşan ticari sır olduğu, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 7/9/2020 tarihli yazısı eki incelendiğinde 7/9/2020 tarihli soruşturma raporuna dair bilgi notunda, ülke ve kaynak bazlı doğalgaz alım fiyatlarının gösterildiği tabloların Tanap üzerinden alınan Azeri Gazına ilişkin gizliliği yüksek önemi haiz, fiyat, miktar ve çekiş rejimi verilerin yer aldığı tablonun 16 Ocak 2019 Gaz gününe ait Türkiye'ye günlük doğalgaz giriş noktalarından kaynak bazlı giriş miktarlarının bulunduğu tablonun BOTAŞ'ın ulusal dengeleme noktasından (UDN) diğer piyasa oyuncusu şirketlerden günlük bazda satın aldığı gaz miktarlarını gösteren tabloların Gizli ve Doğru verilerden oluşan ticari sır olduğunun anlaşıldığı, bu ticari sırların ve yukarıda bahsedilen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın yazıları gözetildiğinde devlet sırrı niteliği şüphesi taşıdığı kanaatine varılmakla,

B-) Şüphelinin üzerine atılı Rüşvet Almak ve Vermek suçu yönünden; şüphelinin gizli bilgileri temin etmeleri için diğer şüpheliler S.Ö. ve M.F.yi talimatlandırmasından sonra bu kişilerin diğer şüpheli G.Ö. ile irtibat kurdukları, şüpheli S.Ö.nün elektronik bülten tablosundan yayınlanmayan gizli bilgileri kendisine temin etme konusunda şüpheli G.Ö. ile aylık 1.500 TL rüşvet ödemesi karşılığında anlaşma yaptığı, G.Ö.nün rüşvet paralarını her ay düzenli olarak Bosphorus Gaz A.Ş.nin Tepe Prime isimli iş merkezinin 2. katındaki ofisine giderek elden aldığı, şüpheli G.Ö.nün etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ederek verdiği emniyet ifadesinde bu hususu ikrar ettiği kanaatine varılmakla,

bu nedenlerle şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine yönelik kuvvetli suç şüphesinin varlığı dikkate alındığında şüphelinin delilleri karartma şüphesinin bulunması,kaçma şüphesi bulunması, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK 100 maddesinde sayılan tutuklama sebebi var kabul edilen suçlardan olması ve bu suç için ceza kanununda öngörülen ceza miktarı ile soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağından CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince şüphelinin üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"

14. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 25/9/2020 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"Dosyada şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek yeni bir delil bulunmadığı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, eylemlerin oluş ve biçimi, delillerin henüz toplanmamış olması, şüphelilere kovuşturma evresinde verilmesi beklenen ceza miktarı dikkate alındığında bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin tutuklamadan beklenen faydayı sağlamayacağı kanaatine varılmakla İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 11/9/2020 tarih ve 2020/684 sorgu sayılı kararının yerinde olduğu anlaşıldığından itirazların ayrı ayrı reddine... [karar verildi.]"

15. Başsavcılık 7/10/2020 tarihli iddianame ile başvurucunun devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla açıklama ve rüşvet verme suçlarından cezalandırılması istemiyle hakkında aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucuyla birlikte toplam altı şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, Bosphorus Gaz Corporation A.Ş.de genel müdür yardımcılığı yapan başvurucunun Türkiye’ye ithal edilen boru hattı doğal gazının ithal edilen ülke bilgileri ile giriş noktaları ve miktarları ile ilgili bilgileri, gizli olan ayrıntıları kullanıcısı olduğu e-posta yoluyla tablo ve grafik hâlinde Gazprom Şirketinin Rusya'daki yetkililerine periyodik olarak ilettiği şeklindeki ihbara istinaden başlatılan soruşturma sonucu iletişimin dinlenilmesi ve kayda alınması neticesinde elde edilen konuşmalar, mailler ve WhatsApp yazışmaları, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığından alınan bilgi notu ve raporlar ile şüpheli beyanlarına, başvurucu ile birlikte diğer şüphelilerin eylemlerine değinilmiştir. İddianamede başvurucuya isnat edilen suçlamaya esas alınan olgular şöyledir:

i. Yabancı ülkede faaliyet yürüten ve doğal gaz ihracatı yapan Gazprom Gaz unvanlı Şirketin yöneticileri olan V.Y.B., D.O.L. ve S.S.L. isimli şahısların Bosphorus Gaz A.Ş.nin genel müdür yardımcısı olan başvurucudan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin günlük doğal gaz tüketim verilerinin ve diğer tedarikçilerin doğal gaz ithalat fiyatlarını temin etmesini istediği, başvurucunun da istenen bilgilerle ilgili talepleri Bosphorus Gaz A.Ş. yöneticilerinden S.Ö. ve M.F.ye ileterek onlara bu konuda talimat verdiği ileri sürülmüştür

ii. Başvurucunun bu talebi üzerine S.Ö.nün 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye tabi kamu kuruluşu olan BOTAŞ İşletme ve Piyasa İşlemleri Bölge Müdürlüğünde planlama uzmanı olarak görev yapan G.Ö. ile rüşvet anlaşması yaparak 2017 yılının başından 2019 yılının Aralık ayına kadar gizli bilgileri düzenli olarak aldığı, M.F.nin ise yine BOTAŞ'ta Doğalgaz İşletme ve Piyasa İşlemleri Müdürlüğünde bölge müdür yardımcısı olan şüpheli M.K. ile rüşvet anlaşması yaparak gizli bilgileri düzenli şekilde aldığı belirtilmiştir. Diğer şüpheliler S.Ö. ve M.F. tarafından hukuka aykırı olarak elde edilen gizli bilgi ve belgelerin başvurucuya gönderildiği, başvurucunun da kendisinde toplanan gizli bilgileri mail ortamında Gazprom yetkililerine her ay düzenli olarak ilettiği iddia edilmiştir.

iii. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yazılarında; yabancı ülkede faaliyet yürüten Gazprom Gaza gönderilen bilgi ve belgelerden 4/9/2020 ve 7/9/2020 tarihli yazılara konu bilgi ve belgelerin "ticari sır" kapsamında gizli ve doğru verilerden oluştuğu, 10/9/2020 ve 23/9/2020 tarihli yazılara konu bilgi ve belgelerin ise içerikleri itibarıyla gizli verilerden oluştuğu bildirilmiştir.

iv. İsnat edilen eylemlerle ilgili olarak arama ve elkoyma tutanakları, yöntemince elde edilen iletişimin tespiti tutanakları, dijital materyaller üzerinde yapılan incelemeler, tespit tutanakları, bilirkişi raporları, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yazıları, suçları açıkça ikrar eden şüpheli G.Ö. ile diğer şüpheliler S.Ö., M.F., A.H.G. ve M.K.nın beyanlarının bulunduğu ileri sürülmüştür.

16. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak diğer şüphelilerin beyanlarının ilgili kısmı özetle şöyledir:

- Şüpheli M.F. savunmasında özetle;

i. Başvurucu ile gerçekleştirdiği bir konuşma olduğunu, bahsedilen konunun Gazpromda satın alınan gazın taşınması sırasında kendilerinin teslim alma noktası olan Kıyıköy'e gelinceye kadarki gazın sorumluluğu ve sigortası hususu olduğunu, bu konu hakkında başvurucu ile görüştüğünü, "2018 Kasım şeyi" olarak bahsedilenin bu husus ile ilgili olarak o tarihlerde devletin yayımladığı özelge diye hatırladığı belge olduğunu, bunun herhangi bir sır durumunun olmadığını, bu özelgeyi okuyup karşı taraftan isteyeceği talep yazısı ile ilgili hususların kafasında netleşmesi için başvurucuya gönderdiğini, başvurucunun sormuş olduğu maliyet konusu hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığını, eğer bir yerde yayımlanmışsa görmüş olabileceğini ve bilgi sahibi olduğunu düşünerek sorduğunu, telefonda başvurucu ile görüşürken kendisinin sorusuna karşılık o an kafasından geçeni sesli düşündüğünü ve görüşmenin bu doğrultuda olduğunu beyan etmiştir.

ii. Konuşmada geçen V.nin Gazprom isimli firmanın güney ülkelerine gaz sevk eden bölümünün operasyonel kısmında çalışan kişi olduğunu, bu kişinin gaz sevkiyatı ve fatura miktarları ile fiyatı konusunda mutabakat sağladığı şahıs olduğunu, gaz sattıkları müşterilerin isteğine göre bazen rutin miktardan fazla gaz talebinin olabildiğini, Gazpromda bu durumların olabileceğini bildiğinden dolayı o tarihte çalışma yapacağı için kendilerine bu şekilde bildirimde bulunduğunu, kendilerinin iki yazı arasındaki uyumsuzluğu konuşarak Şirket bazında halletmeye çalıştıklarını, S.Ö. şirketlerinin Ankara temsilcisi olduğundan ve bu konuda danıştığı herhangi bir şirket olabileceğini düşündüğünden S.Ö.den bilgi talep ettiğini, ona gelmiş güncel bilgi olup olmadığını sormak için onu aradığını ve onun da bizzat M.G. tarafından talimat gelmesi durumunda bu konularla ilgili bir çalışma yapabileceğini söylediğini belirtmiştir.

iii. İran ve Azerbaycan gaz fiyatlarını öğrenmenin Şirkete ne gibi bir avantaj sağlayacağı konusunda bilgisinin olmadığını, işin ticari ve strateji boyutunu bilmediğini, kendisinden bu bilgiyi hatırladığı kadarı ile M.G.nin talep ettiğini, M.G.nin talimatı üzerine konu hakkında bilgi sahibi olduğunu düşündüğü S.Ö.ye sorduğunu, onun da M.G.nin talep etmesi durumunda bu konuda çalışma yapabileceğini bildirdiğini, neden bu bilgilerin talep edildiğini bilmediğini, sadece çalışan olarak üstünden gelen talimatı yerine getirmeye çalıştığını, bu bilgilerin başka devletlerin eline geçmesi durumunun yine ticari bir konu olduğunu ve kendi çalışma alanı dışında olduğunu, bu nedenle bir fikrinin olmadığını, ülkenin zafiyete uğramasını kesinlikle istemediğini, S.Ö. isimli şahsın bu bilgileri hangi kurumdan ve kimden elde ettiği konusunda herhangi bir bilgisinin olmadığını ve kendisine söylemediğini beyan etmiştir.

iv. Başvurucuyla aralarında geçen görüşmede LNC diye bahsedilen şeyin sıvılaştırılmış doğal gaz olduğunu, bu gazın özel taşıma şartlarının bulunduğunu ve ayrıca tesislerde işlenerek doğal gaza dönüştürüldüğünü, yapılan görüşmenin de LNC gazının fiyatı ile ilgili bir görüşme olduğunu ancak kendisinin İran ve Azerbaycan gazlarının bu fiyatlandırma sistemine çevrilmesi ile alakalı bir bilgisinin olmadığını, o sıralarda piyasadan BOTAŞ'ın LNC gazı ile alakalı bir ihale yaptığını fakat TFF fiyatlarından daha fazla olacağı için taraflarla tam anlaşamadığını ancak anlaştığı gazın fiyatının da TFF fiyatlarından olacağını ve bu işin de 2020 yılının 3. çeyreğinde olacağını duyduğunu başvurucuya söylediğini, bunu sektördeki konuşmalardan duyduğunu, TFF diye bahsedilenin ise doğal gazın dünyaca kabul gören Hollanda standartları fiyatının olduğunu, Gazpromun başvurucudan istediği bilgiler ve fiyatlandırma koşulları hakkında ise herhangi bir bilgisinin olmadığını, fiyatlandırma koşulları ile ilgili olarak firmanın Ankara temsilcisinin de bilgisi olabileceğini değerlendirdiğinden bu konuyu S.Ö.ye de sorabileceğini başvurucuya söylediğini ifade etmiştir.

v. 2019 yılının Şirket tarafından gaz satışının az yapıldığı bir yıl olduğunu, muhtemelen yönetim tarafından başvurucuya bunun neden olduğu ile alakalı bir soru yöneltildiğini, başvurucunun da bunu kendisine sorduğunu, buna karşılık olarak sözleşmenin sene başında yapıldığını, BOTAŞ fiyatında ve dolar kurunda bir kesinlik olmadığından müşteriler ile anlaşma sağlanamadığını ve sebeplerin bunlar olduğunu tahmin ettiğini söylediğini beyan etmiştir.

vi. Ayrıca G.Ö. isimli şahsı tanımadığını, kendisine gösterilen mail eklerindeki tablolarda yer alan tarihler, hatlar, günlük ve aylık tüketim miktarlarının kendisinin tuttuğu ve ayrıca bu işle ilgili resmî kurumların herkese açık veriler üzerinden yaptığı tablolarla uyumlu olduğunu, Bosphorus Şirketinin gaz alım ve satım miktarları ile ilgilenen biriminde çalıştığını, tabloları hazırladığı için üstü olan başvurucunun kendisine ekran alıntısı ve fotoğraf şeklinde göndermiş olduğu görüntüleri de kendisine söylediği üzere tablo hâline getirip gönderdiği verilerdeki rakamlarda herhangi bir oynama yapmadan ve rakamlara müdahale etmeden Excel veya grafik hâline dönüştürerek geri gönderdiği tablolar olduğunu tahmin ettiğini, kendisine gösterilen tabloların da istatistik için tuttuğu tablolar olduğunu, bu tablolarda fiyat ve gelecek ile ilgili tahmin bulunmadığını, kendisine gösterilen verilerdeki bilgileri başvurucudan almış olabileceğini, şu an için emin olmadığını, bu verileri başvurucunun nereden ve ne şekilde temin ettiği, kimlerle paylaştığı konusunda herhangi bir bilgisinin olmadığını, bunların tahminden ibaret olduğunu düşündüğünü, bu şekilde olan verilere kendisinin ya da Şirketinin ulaşmış olacağının aklının ucundan dahi geçmeyeceğini, D.O.L. ve S.S.L. isimli şahısları ise tanımadığını ifade etmiştir.

- Şüpheli S.Ö. savunmasında özetle;

i. Başvurucunun kendisini aradığını, gümrükten doğal gaz geçişinde sigorta belgeleri ve sigortanın gerekli olup olmadığını sorduğunu, kendisinin de bilmediğini söylediğini, gümrük mevzuatı ile bir ilgisinin olmadığını, başvurucunun kendisine sormasının sebebinin tamamen Ankara’da bir personel var, ona soralım mantığıyla olduğunu, hiçbir şekilde gümrük işleri ile alakasının olmadığını, bu işlemleri kimin yaptığını da bilmediğini, başvurucunun konuşmasından gümrük işleri yapan kişiler olduğunu düşündüğünü, gümrük işlemleri ile ilgili olarak kimseye para vermediğini, bu konuşma akabinde de gümrükte sigorta konusunun nasıl halledildiğini bilmediğini, resmî kayıt dışında para trafiğinin olmadığını, başvurucunun neden kendisine bu hususları sorduğunu bilmediğini, bu yönde bir araştırma yapmadığını, EPDK'nın onayladığı iletim tarifelerine baktığını ve bu tarifelerin herkese açık tarifeler olduğunu, bunlar ile ilgili gayri resmî bir araştırmasının olmadığını, soruşturayım derken de Şirketteki genel müdür yardımcısına argo tabir ile başından atmak istemesi sebebi ile soruşturayım dediğini, başkaca bir amacının ve niyetinin olmadığını beyan etmiştir.

ii. F.İ. isimli kişinin eski BOTAŞ çalışanı olduğunu, şu anda da Gazprom unvanlı Şirketin alt şirketi olduğunu bildiği ve boru hatlarının inşaatını yapan ZMB unvanlı Şirkette çalıştığını, konuşulan konunun özetle bir gazetecinin yaptığı haber üzerine tamamen kişisel yorumlarını içeren, resmî bir bilgi ve belgeye dayanmayan konuşma olduğunu, F.İ.nin ulaştığı gizli bilgiden neyi kastettiği hakkında bir bilgisinin olmadığını, gizli konunun ne olduğunu bilmediğini, enerji sektöründe çalışması sebebi ile meraktan yaptığı bir araştırma olduğunu, bu konuları tüm sektörün konuştuğunu, bu bilgileri paylaşırsa M.G. ile paylaşacağını, bunların özel sektörde kendi aralarındaki tahminlerden ibaret rakamlar olduğunu, gerçek veriler ile alakası olmadığını ifade etmiştir.

iii. M.F.nin bu fiyatları elde etmesinin mümkün olmadığını, fiyatların elde edilmesinin şirketlere bir avantaj sağlayacağını düşünmediğini, kendisinin de bu fiyatları elde etme imkânının olmadığını, bu fiyatları ancak tahmin edebileceğini, bunların da kendisinin yirmi yıllık tecrübesine dayanan tahminî veriler olduğunu, zaten M.F.nin görüşmede tahmin yapılarak verilen verilerin formüle uymadığını söylediğini, kendi verilerinin açık kaynaklar, gazete haberlerinden öğrendiği analiz verileri olduğunu, bu fiyatları ancak çok üst düzey yetkililerin bildiğini, İran ve Azerbaycan gazı ile ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir gizli belgesini kesinlikle kimseye vermediğini ancak yirmi yıllık iş tecrübesine dayanarak yaptığı tahminlerini içeren verileri şirketi ile paylaştığını belirtmiştir.

iv. M.F.nin mail ve ekinde bulunan belgeyi kendisine neden gönderdiğini bilmediğini, bu belgeyi kimseye göndermediğini, BOTAŞ çalışanı G.Ö. isimli şahsı EPDK da çalıştığı dönemden beri tanıdığını, G.Ö.nün özel eğitime ihtiyacı bulunan ve eğitimleri de oldukça külfetli ve maliyetli iki çocuğu olduğunu, ayrıca eşinin de işten yeni çıkartıldığını, bu sebeple kendisinin de ona yardım olsun diye aylık bir miktar para verdiğini, bu paranın ortalama olarak 3.000 TL civarında olduğunu, bunu hiçbir zaman rüşvet amacıyla veya kendisine belge göndermesi sebebiyle vermediğini, tamamen kazancından yardım amacıyla ve üçüncü bir şahsa yardım etme niyetiyle verdiğini, onun da raporda belirtilen bilgileri zaman zaman kendisine gönderdiğini, çoğu zaman bu belgeleri kimseyle paylaşmadan okuyup geçtiğini, kendisine gönderdiği belgelerin doğruluğunu ve gerçek verileri kapsayıp kapsamadığını bilmediğini, G.Ö.ye iyi niyetlerle ve sırf çocukları için yardımda bulunduğunu ancak bu kişinin kendisinden daha pahalı araca bindiğini görünce yaklaşık 1 yıldır G.Ö. ile ilişkisini de ona yardım etmeyi de kesmiş olduğunu, zaten görüşme kayıtlarına bakılırsa 2019 yılından beri görüşmediğinin anlaşılacağını beyan etmiştir.

v. G.Ö.nün kendisine gönderdiği verilerin tamamıyla tüketim verilerini kapsadığını, bu verilerin EPDK tarafından paylaşılması gereken veriler olup sene başında tahminler, yıl ortasında aylık raporlar hâlinde ve yıl sonunda da tüm gerçekleşmeler hâlinde şirketlerin kullanımına sunulduğunu, internet sitesi üzerinden de kullanıcıların kullanımına sunulduğunu, kendisinin yani enerji şirketlerinin bu veriler üzerinden tahminler yaparak ve piyasaya yatırım yaparak ticaretini tamamladığını, bu belgelerin sektör tarafından bilinmesi gereken ve devlet tarafından yayımlanan veriler olduğunu, ayrıca BOTAŞ İşletme Müdürlüğü iletim sisteminin geçmiş durumu, gelecek durumu ve kış aylarındaki tahminî tüketim miktarları ve karşısında alınacak önlemleri hazuruna sunum hâlinde açıkladığını, hatta haziran ayı içindeki sunumlar sırasında Enerji Bakanlığı, EPDK, Rekabet Kurumu yetkililerinin ve bazı toplantılarda milletvekillerinin de hazır bulunduğunu bununla birlikte bu verilerin doğal gaz dernekleri tarafından (Türkiye Doğalgaz Dağıtıcıları Birliği, Doğalgaz İthalatçıları Derneği, PETFORM, TOBB vb.) ve ayrıca sektör dergileri tarafından da yayımlandığını ifade etmiştir.

vi. Doğal gaz piyasasının serbestleşmesini sağlayabilmek için tüm bu verilerin devletin ilgili kurumları tarafından sektör raporu olarak paylaşıldığını, G.Ö.nün kendisine gönderdiği veriler geçmiş veriler olduğundan bunların devlet tarafından aleni olarak paylaşılmış veriler olduğunu, ilgili kanunun özünde de bu verilere özel şirketlerin ulaşması gerektiğini, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan strateji belgesinde de fiyatların düşmesi için fiyatların ve tüketim verilerinin ve ticaretin şeffaf olacağının açıklandığını beyan etmiştir.

- Şüpheli G.Ö. savunmasında özetle;

i. Bosphorus Gaz A.Ş isimli Şirketin yöneticisi olan S.Ö.yü yaklaşık 8-10 senedir tanıdığını, daha önce BOTAŞ'ta çalışan ve ayrılarak Bosphorus Gaz A.Ş.ye geçen F.İ.nin kendisini S.Ö. ile tanıştırdığını, tanışmadan sonra iş nedeniyle S.Ö. ile zaman zaman görüşmelerinin olduğunu, 2017 yılına kadar iş gereği çeşitli ortamlarda karşılaşıp piyasa ile ilgili genel konulardan konuşmuşluğunun olduğunu, 2017 yılında yine iş dolayısıyla bir araya geldiklerinde S.Ö.nün BOTAŞ'ın günlük işletme raporunu kendisinden istediğini, işletme raporlarının %90'lık kısmının Elektronik Bülten Tablosu'nda yayımlandığını söylediğini, S.Ö.nün yayımlanmayan %10'luk kısmı içerir raporu istediğini ve bu raporu patronu olan A.Ş. ve Şirketin genel müdürü olan M.G.nin istediğini söylediğini, bunun üzerine Elektronik Bülten Tablosu'nda yayımlanmayan günlük işletme raporunun %10'luk kısmını içerir bilgileri S.Ö.ye WhatsApp uygulaması ile cep telefonundan gönderdiğini, söz konusu günlük işletme raporlarının kendisine de işi gereği her gün mail olarak Dispatch'ten (Gaz Kontrol Merkezi) gönderildiğini, tarafına atılan maili S.Ö.ye gönderdiğini belirtmiştir.

ii. Bu talebini karşıladıktan sonra S.Ö.nün kendisinden günlük işletme raporunun tamamını her gün bu şekilde göndermesini istediğini, eğer gönderirse her ay düzenli olarak 1.500 TL vereceğini söylediğini, işletme raporlarını göndermesi karşılığında S.Ö.nün teklif ettiği 1.500 TL'yi kabul ettiğini, bu tekliften sonra her gün düzenli olarak Elektronik Bülten Tablosu'nda yer almayan, BOTAŞ'ın günlük işletme raporunu Bosphorus Gaz Şirketinin yöneticisi olan S.Ö.ye göndermeye başladığını, her gün Dispatch tarafından mail olarak gönderilen günlük işletme raporlarını WhatsApp ve e-posta yoluyla göndermeye başladığını, bu şeklide BOTAŞ'ın Elektronik Bülten Tablosu'nda yer almayan günlük işletme raporunu 2017 yılının başından 2019 yılı Aralık ayının sonuna kadar gönderdiğini ve bunun karşılığında S.Ö. tarafından kendisine her ay düzenli olarak 1.500 TL verildiğini, bu ücretin zamanla 2.000 TL, 2.500 TL ve 3.000 TL olarak da artırıldığını, aldığı paranın miktarının S.Ö. tarafından belirlendiğini, miktarın artırılması yönünde talebinin olmadığını, söz konusu paraları Tepe Prime isimli iş merkezinin 2. katında bulunan ve S.Ö.nün yöneticiliğini yaptığı Bosphorus Gaz A.Ş.deki ofisine giderek S.Ö.den her ay düzenli olarak elden aldığını, hiçbir şekilde banka üzerinden tarafına para gönderilmediğini beyan etmiştir.

iii. S.Ö.ye BOTAŞ'ın günlük işletme raporunu vermeye devam ettiği sırada S.Ö.nün BOTAŞ'ın doğal gaz ithalat fiyatlarını da istemeye başladığını, doğal gaz ithalat fiyatlarını hatırladığı kadarıyla 3-5 kez istediğini, iki kez doğal gaz ithalat fiyatlarını öğrenerek yine WhatsApp ve e-posta üzerinden gönderdiğini, BOTAŞ'ın doğal gaz ithalat fiyatlarını o dönem Alım ve İhracat Daire Başkanlığında çalışan A.G.den öğrendiğini, bu fiyat tablolarını S.Ö.ye WhatsApp ya da e-posta üzerinden gönderdiğini, A.G. ile aynı kurumda çalıştığı için samimiyetinin olduğunu, bu fiyat tablolarını samimiyetine binaen tarafına verdiğini, kendisinden herhangi bir maddi ve manevi talebinin olmadığını, kendisine herhangi bir para vermediğini, menfaat sağlamadığını ve vaatte bulunmadığını, S.Ö.ye 2017 yılından 2019 yılının Aralık ayının sonuna kadar her gün düzenli olarak göndermiş olduğu Enerji Elektronik Bülten Tablosu'nda yayımlanmayan BOTAŞ'ın günlük işletme raporları ile kendisinden 3-5 kez istediği ve kendisinin de 2 kez A.G.den temin ederek gönderdiği BOTAŞ doğal gaz alım fiyat listelerinin gizli ve kurum dışından kimsenin bilmemesi gereken bilgiler olduğunu bildiğini ancak S.Ö.nün düzenli olarak para vermesi üzerine zaafına yenilip bu bilgi ve belgeleri S.Ö.ye gönderdiğini, vermiş olduğu bilgi ve belgelerin ne amaçla kullanıldığını bilmediğini ifade etmiştir.

iv. S.Ö.nün her ay düzenli olarak vermiş olduğu parayı 2020 yılının başında düşürmeye başladığını, bunun üzerine bilgi ve belge göndermemeye ve taleplerini karşılamamaya başladığını, bu tarihten sonra kendisinden hiçbir şekilde bilgi ve belge talep etmediğini, bu bilgi ve belgelerin kurum dışından birileri tarafından öğrenilmesinin mümkün olamayacağını, S.Ö.nün BOTAŞ'tan başka şahıslar bularak bu bilgi ve belgelere ulaştığı yönünde kendisinde kanaat oluşmaya başladığını hatta S.Ö.ye bilgi göndermeyince "Bir tek sen mi varsın, Bosphorus'un ulaşamayacağı kişi yoktur." dediğini, kendisinden talep edilen ve gönderdiği günlük tüketim raporları ve doğal gaz ithalat fiyatlarını, BOTAŞ Finansman Daire Başkanlığında bütçe müdürü olan H.H.Ü.den temin ettiğini düşündüğünü, bu kişiyle S.Ö.nün çok samimi olduğunu, sürekli aynı sosyal ortamları paylaştıklarını, H.H.Ü.nün de görevi gereği doğal gaz fiyatlarını bilen şahıslardan olduğunu, bu sebepten dolayı S.Ö.ye doğal gaz fiyatlarını vermiş olabileceğini, S.Ö.nün BOTAŞ'ın günlük işletme raporlarını ise BOTAŞ Bölge Müdürlüğünde piyasa işlemleri müdürü olarak görev yapan İ.A.dan temin ettiğini düşündüğünü, İ.A.nın da tıpkı H.H.Ü. gibi S.Ö.yle çok samimi olduğunu, aynı zamanda İ.A., H.H.Ü. ve S.Ö.nün birlikte sosyal ortamlarda bulunduklarını, S.Ö. ile irtibatını kestikten sonra bu şahsın çalıştığı birime geldiğinde direkt İ.A.nın yanına gittiğini, samimiyetleri, sosyal ortamlardaki arkadaşlıkları, S.Ö.nün günlük işletme raporları ile doğal gaz fiyatlarını mutlaka elde etmesi gerektiği ve artık kendisinden de temin edemediği hususlarını bir araya getirdiğinde bilgileri bu kişilerden temin ettiğini düşündüğünü, bu kişilere de yine kendisine verdiği gibi her ay düzenli olarak para verdiği kanaatinde olduğunu çünkü S.Ö.nün istediği bilgilerin gizli bilgiler olduğunu, bu bilgileri veren kişinin işin riskini de düşünerek menfaat elde ettiğini ileri sürmüştür.

v. Ayrıca F.İ. ile uzun zamandır arkadaş ve çok samimi olduklarını, zaman zaman sohbet ederken S.Ö.ye BOTAŞ'ın günlük işletme raporlarını düzenli olarak gönderdiğini, karşılığında ise S.Ö. tarafından düzenli olarak maaşa bağlandığını F.İ.ye söylediğini, ithal doğal gaz fiyatlarını gönderdiğini ise söylemediğini, F.İ.nin ise S.Ö.nün kendisinden de doğalgaz fiyatlarını öğrenmesini istediğini, kendisinin de bu fiyatları öğrenebileceğini, karşılığında ne kadar para verebileceklerini sorduğunda düşük miktarlı bir teklif aldığını ve bundan dolayı S.Ö.nün teklifini kabul etmediğini söylediğini, F.İ. ile Alım ve İhracat Daire Başkanlığında çalışan A.G.nin samimi arkadaş olduklarını, F.İ.nin bu bilgileri temin etmiş olsaydı muhtemelen bu kişiden temin edeceğini, F.İ.nin doğal gaz fiyatlarını öğrenip öğrenmediğini bilmediğini ancak para karşılığı S.Ö.nün talebinin olduğunu F.İ.nin söylediklerinden bildiğini, S.Ö. haricinde, kendisinden BOTAŞ'ın doğal gaz ithalat fiyatları ile günlük tüketim raporlarını talep eden kimsenin olmadığını, bu şahıs haricinde hiç kimseye bu bilgileri vermediğini, isimlerini saymış olduğu BOTAŞ çalışanlarının da S.Ö. haricinde başka kişilere bu bilgileri verdiklerine dair herhangi bir bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

- Şüpheli M.K. savunmasında özetle;

i. S.Ö.yü 5-10 yıldır tanıdığını ve onunla samimiyetinin olmadığını, firmasının doğal gaz taşıtma işi yapmasından dolayı doğal gaz taşıtma işleriyle ilgili görüştüklerini görüştüklerini, G.Ö.yü yaklaşık olarak yirmi yıldır tanıdığını, BOTAŞ'ta kendisine bağlı olarak çalışmaya devam ettiğini, aynı yerde çalışmaları ve yaklaşık olarak yirmi yıldır birbirlerini tanımalarından dolayı görüştüklerini, BOTAŞ Gaz İletim bölümünde soy ismi K. olan sadece kendisinin olduğunu, M.F.yi yaklaşık 7-8 yıldır tanıdığını ve onunla gaz taşıma konularında görüştüğünü, başvurucunun öğrenmek istediği Kıyıköy Bulgaristan sınırı taşıma maliyetinin sır yani gizli bilgi olduğunu ve bu konu hakkında bilgisinin olmadığını, bu bilgiyi başvurucunun öğrenip Gazprom tarafından Bosphorus Gaz A.Ş.ye satılacak gazın fiyatını tahmin etmek için araştırma yapıyor olabileceğini, sadece kulaktan dolma ve doğruluğunu bilmediği bazı bilgilerin olduğunu, bu bilgiyi BOTAŞ Genel Müdürlüğü üst yöneticileri ve transit hattı işleten yöneticilerin bildiğini, bu konu hakkında net bilgisinin olmadığını, M.F.nin bu bilgileri daha önce çalıştığı firma dolayısıyla bildiğini düşündüğünü, kendisine bu tarihler arasında herhangi bir değişiklik olabilir mi diye sormuş olabileceğini, planlı bakım günlerinin Rus firması olan Gazprom tarafından ithalatçı firmalara -Bosphorus Gaz A.Ş. isimli firma da dâhil olmak üzere- önceden bildirildiğini beyan etmiştir.

ii. M.F.nin bakım programının revize edilip edilmeyeceğini araştırıyor olabileceğini, bunun kararını kendisi ve ekibi verdiği için kendisine sorduğunu, bu yılki pandemi süreci nedeniyle bakım tarihlerinin daha net olmadığını ancak yine de bakım yapacaklarını belirttiğini, bu konuda bilgi verme amacının karşı Şirketin COVID nedeniyle herhangi bir ertelemenin olmayacağı beklentisine girmemesi olduğunu, bu bilgileri BOTAŞ'ın resmî sayfasında yayımlanmadan önce mi veya yayımlandıktan sonra mı verdiğini hatırlamadığını, genel olarak taşıtan firmaların mağdur olmaması için BOTAŞ'ın resmî sayfasında yayımlanmadan gizli bilgiler haricindeki rutin bilgileri verdiğini, gaz kesintileri bilgilerini ve sürelerini öğrenen şirketlerin mağdur olmamak için daha önceden tedbirlerini aldıklarını belirtmiştir.

iii. İçerikte geçen ''devam eden çalışma" diye bahsettiği konunun Kıyıköy Terminali'nden gaz alınımını etkileyen planlı bakım ve onarım dönemi olduğunu, bu konuyu büyük ihtimalle yayımlamayı geciktirdiğini, bu firmanın Gazprom firması üzerinden bilgisi olduğu için revize olma umudu ile kendisini arayarak neden yayımlanıp yayımlanmadığını sorduğunu, kendisinin de buna cevap verdiğini, tekrar unutmamak için WhatsApp üzerinden bilgilendirme yapmasını istediğini, M.F.nin büyük ihtimalle kendi yöneticilerinin ay sonu planı istiyor olabileceğini ve bunun kendisi ile bir alakasının olmadığını, herhangi bir ay sonu planını M.F.ye vermediğini, M.F.nin bu bilgileri isteme sebebinin bu kararların kendisi tarafından verilmesinin olduğunu, şirketlerin mağdur olmaması ve gerekli önlemleri almaları için bu tür bilgileri paylaştığını, bu paylaşımlarından herhangi bir menfaat elde etmediğini ve ayrıca kurumu olan BOTAŞ'ı bu şirketler nezdinde cezai durumlara düşürmemek için bilgilendirme yaptığını ileri sürmüştür.

iv. İran ve Azerbaycan gazı kapasitesi konusunda M.F. ile aralarında gerçekleşen mesajlaşmada, bütün firmalar dâhil piyasa aktörlerine iletim şebekesinin gelişimi hakkında düzenli olarak gerekli bilgilendirme ve sunumlar yaptığı için ve M.F. de İran'dan ve Azerbaycan'dan alınabilecek gaz artış kapasitesini takip ettiğinden M.F.nin bu soruları kendisine sorduğunu, bu bilgilendirmeyi M.F.nin herhangi bir beklentisi olmaması ve ilgili ülkelerden ilave gaz alma düşüncesine girmemesi için yaptığını, 17/8/2020 tarihli diğer görüşmede bahsedilen işlemlerin günlük gaz giriş miktarları ile ilgili işlemler olduğunu, M.F.nin çalıştığı Bosphorus Gaz A.Ş.nin BOTAŞ İletim EBT'ye göndermiş olduğu günlük çekiş miktarının BOTAŞ İletim tarafından tam alınamadığı ve dolayısıyla BOTAŞ yüzünden Bosphorus Gaz A.Ş.ye teminat yetersizliği nedeniyle EPİAŞ (Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.) tarafından teminat cezası kesileceği ve bu cezanın BOTAŞ'a da rücu edilme ihtimali olduğunu çünkü BOTAŞ'ın burada gaz iletiminde kusuru olduğunu, kendisinin görüşmeleri ve mesajlaşmaları da kurum tarafından yapılan bir hatadan dolayı Şirketin uğradığı mağduriyeti ay sonuna kadar gidermek için gerçekleştirdiğini ifade etmiştir.

v. M.F.nin sadece Azerbaycan ve İran gazının giriş kapasitesi ile ilgili bilgiler sorduğunu, gazların fiyat yöntemi ve metodolojisinden bahsedildiğini, bu konunun kendisinin çalıştığı konum ile alakasının olmadığını, G.Ö.nün hiyerarşik anlamda kendisine bağlı olarak çalıştığını, bu kişinin kendisine gösterilen bilgilere ulaşma yetkisinin olup olmadığını şu an tam olarak hatırlamadığını, kendisine gösterilmiş olan belgeler arasında iletim şebekesinin doğal gaz arz talep değerlendirmesi hakkındaki bilginin ve 16/1/2019 tarihinde iletim şebekesine arz kaynaklarından yapılacak gaz giriş miktarlarının gaz kontrol merkezinde Dispatch personeli tarafından kullanılan günlük program bilgilerinin olduğunu, EPDK tarafından kuruluşa gönderilen Makedonya ve Bulgaristan için yapılan ihracat başvurusunu değerlendirmek için BOTAŞ'tan görüş alma yazısının olduğu belgelerin kendi bölümünü ilgilendirdiğini ancak G.Ö. isimli şahsa bu belgelerin hiçbirini yaptırmadığını, bunun G.Ö.nün görev kapsamında olmadığını beyan etmiştir.

- Şüpheli A.H.G. savunmasında özetle; Aynı kurumda görev yaptığı arkadaşı G.Ö.nün kendisinden istediği bilgileri aralarındaki samimiyete binaen ve maddi bir menfaat gütmeden verdiğini, bu bilgileri G.Ö.nün kimlerle hangi amaçla paylaştığını bilmediğini, verdiği bilgilerin gizli bilgiler olmadığını beyan etmiştir.

17. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"İddia, arama ve el koyma tutanakları, CMK 135. maddeye göre elde edilen iletişimin tespiti tutanakları, dijital materyaller üzerinde yapılan incelemeler, tespit tutanakları, bilirkişi raporları, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 4/7/2020 tarih ve 50875018 - 622.03(622.03) - E. 27604 sayılı, 7/9/2020 tarih ve 50875018 - 622.03 (622.03) - E. 28248 sayılı yazıları, şüpheli G.Ö.'nün atılı suçları ikrar eden beyanları, şüpheliler Emel Öztürk, S.Ö., M.F., A.H.G.(Ö.)ve M.K.'nın tevilli ikrara dönük beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde,

Şüphelilerin birlikte hareket ederek Türkiye Cumhuriyetinin gizli belge ve bilgilerini yurt dışına aktardıkları, enerji güvenliğini tehlikeye düşürdükleri,

1. ) Şüphelilerden Emel Öztürk'ün Devletin Güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, zincirleme suç şeklinde rüşvet vermek suçlarını işlediği anlaşılmakla; ..."

18. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 23/10/2020 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2020/324 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

19. Mahkemece aynı tarihte yapılan tensip incelemesinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Mahkeme anılan kararda, 20/11/2020 ve 18/12/2020 tarihlerinde başvurucunun tutukluluk durumunun incelenmesine de karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar Emel Öztürk, G.Ö., M.K., M.F. ve S.Ö.nün üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün 2/9/2020 tarihli yazıları ekinde bulunan 2/9/2020 tarihli 57 sayfadan ibaret tutanak, 2/9/2020 tarihli 70 sayfadan ibaret bilirkişi raporu, ... sanık Emel Öztürk'ten elde edilen Apple marka cep telefonuna ait9/9/2020 tarihli 14 sayfadan ibaret ön inceleme tutanağı, 21/9/2020 tarihli 12 sayfadan ibaret araştırma tutanağı, ... CMK 135. maddesine göre elde edilen iletişimin tespiti tutanakları, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 4/7/2020 tarih ve 50875018 - 622.03(622.03) - E. 27604 sayılı, 7/9/2020 tarih ve 50875018 - 622.03 (622.03) - E. 28248 sayılı yazıları, sanık G.Ö.'nün ikrar içeren savunma ve beyanları, diğer sanıkların tevil yollu ikrarları, arama tutanakları ve ekleri vs. deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması, sanıkların üzerine atılı suçun tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı, CMK 100/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suç oluşu, sanığa isnat edilen suçun kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, Anayasının 13. maddesindeki hukuki düzenleme de değerlendirildiğinde sanığın eyleminin subüta ermesi halinde sanığa verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü olması, sanık üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu dikkate alınarak tutukluluğa itirazlarının ayrı ayrı reddi ile sanıkların CMK. 100 ve devamı maddeleri gereğince tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

20. Başvurucu 4/11/2020 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş; İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi 23/11/2021 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

21. Başvurucu, anılan kararın 1/12/2020 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek 22/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

22. Mahkeme 23/12/2020 tarihinde yaptığı ilk duruşmada başvurucunun ve müdafilerinin esasa ilişkin savunmalarını almış, ayrıca tutukluğa dair söyleyeceklerini dinlemiş ve duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar Emel Öztürk, G.Ö., M.K., M.F. ve S.Ö.nün üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutanaklar dosya içerisinde bulunan ön inceleme tutanakları, CMK 135.Maddesine göre elde edilen iletişimin tespiti tutanakları, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yazıları, sanık G.Ö.'nün emniyet ve sorgudaki ikrar içeren savunma ve beyanlarına rağmen huzurda yaptığı savunmada önceki beyanlarından dönmüş oluşu, diğer sanıkların tevil yollu ikrarları, arama tutanakları ve ekleri vs. deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması, sanıkların üzerine atılı suçun tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı, sanıklara isnat edilen suçun kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, Anayasının 13. maddesindeki hukuki düzenleme de değerlendirildiğinde sanıkların eyleminin subüta ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü olması, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu dikkate alındığında sanıkların CMK. 100 ve devamı maddeleri gereğince tutukluluk halinin devamına... [karar verildi.]"

23. Mahkemece 17/2/2021 tarihli duruşmada tanık beyanı alınmış, eksik hususların giderilmesine yönelik işlemler yapılmış ve duruşma sonunda başvurucunun rüşvet suçu yönünden tahliyesiyle birlikte atılı diğer suç yönünden tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar Emel Öztürk, G.Ö. ve S.Ö.nün üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutanaklar dosya içerisinde bulunan ön inceleme tutanakları, CMK 135. maddesine göre elde edilen iletişimin tespiti tutanakları, tapeler, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yazıları, sanık savunmaları ve içeriği arama tutanakları ve ekleri vs. deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması, sanıklara isnat edilen suçun kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, Anayasının 13. maddesindeki hukuki düzenleme de değerlendirildiğinde sanıkların eyleminin subüta ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü olması, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu dikkate alındığında sanıkların CMK. 100 ve devamı maddeleri gereğince tutukluluk halinin devamına... [karar verildi.]"

24. Mahkeme 4/5/2021 tarihli duruşmada başvurucunun devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçu yönünden de yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiriyle birlikte tahliyesine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar S.Ö., G.Ö., Emel Öztürk'ün tutuklulukta geçirdiği süre, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının yazı cevabı ve ekindeki belgeler, mevcut delil durumu dikkate alındığında şu aşamadan sonra tutukluluğun ölçülü olmayacağı ve tutukluluktan beklenen faydanın adli kontrol ile de sağlanabileceği değerlendirilerek tüm tutuklu sanıkların CMK 109/3-a maddesindeki yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol yasağı uygulanmak suretiyle derhal tahliyelerine... [karar verildi.]"

25. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2020/324 sayılı dosyasında derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

26. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Rüşvet" kenar başlıklı 252. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

...

 (8) Bu madde hükümleri;

...

b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler"

27. 5237 sayılı Kanun'un "Gizli kalması gereken bilgileri açıklama" kenar başlıklı 330. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklayan kimseye müebbet hapis cezası verilir. "

28. İlgili diğer hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48; Yavuz Cengiz, B. No: 2019/37138, 15/6/2021, §§ 23-30.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Anayasa Mahkemesinin 19/1/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; aynı suç isnadıyla hakkında yürütülen soruşturmada daha önce yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanmasına rağmen kaçma şüphesi gerekçe gösterilmek suretiyle verilen tutuklama kararının koşullarının oluşmadığını belirterek haksız olarak tutuklanmış olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde öncelikle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esas bakımından ise Bakanlık, uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağının bulunduğunu, tutuklamaya esas alınan delillerin başvurucunun üzerine atılı suçları işlediği yönünde ikna edecek yeterlilikte olduğunu, somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu belirterek başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirlerinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî ve temelsiz olduğunun söylenemeyeceği kanaatindedir.

b. Değerlendirme

32. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

33. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığına yönelen iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

35. Genel ilkeler için bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

36. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, Türkiye’nin doğal gaz ithalatı ile ilgili gizli bilgileri tablo ve grafikler hâlinde yurt dışına ilettiği şeklindeki ihbara istinaden başlatılan soruşturmada devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla açıklama ve rüşvet alma veya verme suçlamalarıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağı bulunmaktadır.

37. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

38. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında, başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna değinilmiş ve buna ilişkin olarak Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yazıları ile etkin pişmanlık kapsamında suçları açıkça ikrar eden şüpheli G.Ö.nün beyanına dayanılmıştır (bkz. § 13).

39. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ise Bosphorus Gaz Corporation A.Ş.de genel müdür yardımcılığı yapan başvurucunun Türkiye’ye ithal edilen boru hattı doğal gazının ithal edildiği ülke bilgilerini, ülkeye giriş noktaları ve miktarlarına ilişkin gizli bilgiler ile ayrıntılarını kullanıcısı olduğu e-posta yoluyla tablo ve grafik hâlinde Gazprom Şirketinin Rusya'daki yetkililerine periyodik olarak ilettiği ileri sürülmüş ve bunlarla ilgili olarak iletişimin dinlenilmesi ve kayda alınması neticesinde elde edilen konuşmalara, maillere ve WhatsApp yazışmalarına, dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelere, tespit tutanaklarına, bilirkişi raporlarına, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığından alınan bilgi notu ve raporlarına dayanılmıştır (bkz. §§ 15-17). Ayrıca başvurucu hakkında yürütülen soruşturmada etkin pişmanlık kapsamında verdiği beyanla suçları açıkça ikrar eden şüpheli G.Ö. ile diğer şüpheliler S.Ö., M.F., A.H.G. ve M.K.nın beyanlarının bulunduğu ileri sürülmüştür (bkz. § 16).

40. Soruşturma dosyasında, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığından alınan yazılardan ticari sır kapsamında, gizli ve doğru verilerden olduğu belirtilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin günlük doğal gaz tüketim verilerinin ve diğer tedarikçilerin doğal gaz ithalat fiyatlarına ilişkin bilgilerin temini hususunda Bosphorus Gaz Corporation A.Ş.de genel müdür yardımcısı konumunda olan başvurucunun aynı Şirkette çalışan S.Ö. ve M.F.yi görevlendirdiği belirtilmektedir. Aynı suçlardan hakkında soruşturma yapılan ve BOTAŞ'ta planlama uzmanı olarak çalışan G.Ö.nün etkin pişmanlık kapsamında verdiği beyanda S.Ö. tarafından kendisine her ay düzenli olarak ödenen ücret karşılığında günlük işletme raporu ve doğal gaz ithalat fiyatlarını gönderdiğine yönelik anlatımlarda bulunduğu, bu anlatımların kısmen A.H.G. tarafından da doğrulandığı görülmektedir (bkz. § 16). Bununla birlikte G.Ö.nün aldığı ücret karşılığında, görevi nedeniyle ulaştığı bilgileri ve arkadaşlık ilişkilerini de kullanarak elde ettiği bir kısım bilgiyi S.Ö. aracılığıyla başvurucuya aktardığı yönünde suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir.

41. Dolayısıyla soruşturma makamlarınca iletişimin dinlenilmesi ve kayda alınması neticesinde elde edilen konuşmalar, mailler, WhatsApp yazışmaları, raporlar ve özellikle de bir kısmı ikrar içeren diğer şüpheli beyanlarından başvurucunun, S.Ö. ve M.F. aracılığıyla hukuka aykırı olarak elde ettiği ticari sır kapsamında, gizli ve doğru verilerden oluştuğu belirtilen günlük işletme raporu ve doğal gaz ithalat fiyatlarını sürekli irtibat hâlinde olduğu yurt dışı şirketinde çalışan yetkili kişilere ulaştırdığına yönelik tespitlerin somut olayın koşullarında tutuklamanın hukukiliği bağlamında devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla açıklama ve rüşvet alma veya verme suçlarının işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

42. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.

43. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla açıklama ve rüşvet alma veya verme suçları Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).

44. Somut olayda İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken; işlendiği iddia olunan suçların niteliğine, kanunda öngörülen yaptırımların ağırlığına, kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunmasına, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).

45. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma ve delilleri etkileme şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

46. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

47. Öncelikle bu nitelikteki suçların soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64).

48. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 13) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

49. Açıklanan gerekçelerle tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Resen Yapılması Gereken Tutukluluk İncelemelerinin Kanuni Süresi İçinde Yapılmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu; resen yapılması gereken tutukluluk incelemelerinin otuz günlük kanuni süre dikkate alınmadan yapıldığını ve bu konudaki taleplerinin de dikkate alınmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

51. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

52. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular, bireysel başvuru kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

53. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci ve Sözleşme’nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkraları, her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkında süratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri, esas olarak tutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olan davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının incelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 30).

54. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinde; soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. madde hükümleri gözönünde bulundurularak, kovuşturma evresinde ise tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim veya mahkemece resen karar verileceği hükme bağlanmıştır.

55. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılacak değerlendirme resen yapılmakta olup Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkı kapsamında değerlendirilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24).

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

57. Başvurucu 11/9/2020 tarihinde tutuklandıktan sonra başvuru tarihine kadar hâkim önüne çıkarılmadığını, ilk duruşmasının 23/12/2020 tarihine bırakıldığı gözetildiğinde doksan gün içinde hâkim önünde düzenli ve makul aralıklarla kendini ifade etme imkânı tanınmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

58. Bakanlık görüşünde, başvurucunun ağır ceza mahkemesi önünde 5271 sayılı Kanun'un 141. ve devamı maddeleri doğrultusunda tazminat davası açtığına dair bir bilgiye rastlanmadığı belirtilerek bu doğrultuda başvurunun kabul edilebilirliğine dair yapılacak incelemede bu hususun dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Bakanlık ayrıca başvurucunun hakkında verilen kararlara karşı etkin bir şekilde itiraz edebildiğini belirterek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşulları gözönüne alınarak değerlendirme yapılması gerektiği kanaatindedir.

b. Değerlendirme

59. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

60. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Somut olayda başvurucunun yargılamayı yapan Mahkemece tutukluluk durumunun uzunca bir süre dosya üzerinden incelenmesine karar verilmesi nedeniyle tutukluluğa ilişkin itirazlarını etkili şekilde ileri süremediğinden şikâyet ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.

61. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerinin düzenlendiği 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

62. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

63. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

64. Anayasa Mahkemesi Ulaş Kaya ve Adnan Ataman (B. No: 2013/4128, 18/11/2015) kararında olağan dönemde başvurucunun tutukluluk hâlinin 3 ay 17 gün boyunca duruşma yapılmaksızın, dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda verilen kararlar ile devam ettirilmesinin Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal ettiği sonucuna varmıştır (Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, § 61).

65. Anayasa Mahkemesi Kadir Ayhan (B. No: 2020/20083, 10/3/2021) ve Yavuz Cengiz (B. No: 2019/37138, 15/6/2021) kararlarında ise aynı mahiyetteki şikâyetlere ilişkin yaptığı incelemelerde, inceleme tarihi itibarıyla başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağını ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş; bu durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.

66. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel başvuruda bulunulması gerektiğini ifade ederek 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.

67. Somut olayda başvurucunun soruşturma evresinde tutuklandığı 11/9/2020 tarihinden 3 ay 12 gün sonra 23/12/2020 tarihli duruşmada başvurucu ve müdafii mahkeme önüne çıkmış ve tutukluluğa yönelik itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur (bkz. § 22). Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan kararlardan (bkz. § 65) ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası ile ilgili olarak olağan başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

69. Başvurucu; yöntemince alınan karar olmaksızın hakkında telefon dinlemeleri yapıldığını ve böylece kendisine yeterli savunma imkânı tanınmadığını belirterek soruşturma sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

70. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan savunma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

71. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

72. Somut olayda Anayasa Mahkemesince inceleme yapıldığı tarih itibarıyla başvurucu hakkındaki dava ilk derece mahkemesinde devam etmektedir. Başvurucunun hakkındaki soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkin şikâyetlerini yargılama sırasında, kanun yollarında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise şikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede başvurucu tarafından yargılamada ve sonrasında istinaf/temyiz süreçleri beklenmeden ileri sürülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür. Dolayısıyla olağan başvuru yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

73. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Resen yapılması gereken tutukluluk incelemelerinin kanuni süresi içinde yapılmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 19/1/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Emel Öztürk, B. No: 2021/265, 19/1/2022, § …)
   
Başvuru Adı EMEL ÖZTÜRK
Başvuru No 2021/265
Başvuru Tarihi 22/12/2020
Karar Tarihi 19/1/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, resen yapılması gereken tutukluluk incelemelerinin kanuni süresi içinde yapılmaması ve tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Suç isnadı (tutuklunun hakları) Konu Bakımından Yetkisizlik
Suç isnadı (tutukluluğun hukuki olmadığı) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Tutukluluğa itiraz (duruşma yapılmaması, bağımsız tarafsız mahkeme olmama) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Adil yargılanma hakkı (genel) (ceza) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 2
5237 Türk Ceza Kanunu 330
5235 Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 12
10
3713 Terörle Mücadele Kanunu geçici 19
5
3
2
1
5237 Türk Ceza Kanunu 314
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 101
5237 Türk Ceza Kanunu 328
252
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 161
142
141
108
104
2802 Hakimler ve Savcılar Kanunu 94
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi