|
Başkan y.
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
Üyeler
|
:
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Ali Erdem ŞAHİN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Hekmat AL ZAIM
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Abdulmecit YILDIRIM
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Fransız ve Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşlıkları bulunan başvurucu, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak bir okulda öğretmenlik yapan Suriye uyruklu M.A. ile evlenerek yasal yollardan ülkemize giriş yapmıştır. Ardından 13/8/2020 tarihinde ikamet izni müracaatında bulunan başvurucuya 12/8/2021 tarihine kadar kısa dönemli ikamet izni verilmiştir.
3. Başvurucu 28/11/2020 tarihinde Suriye uyruklu M.G. ve F.G.nin evine gitmiştir. Bu sırada İzmir Emniyet Müdürlüğüne söz konusu adreste diş doktorluğu yapıldığına ilişkin ihbarda bulunulması üzerine kolluk kuvvetlerince adrese gidilmiş ve ilgililer polis merkezine getirilmiştir. Olay Yeri Tespit Tutanağı'na göre başvurucu, polislere kapıyı açmış ve kendisine içeriden gelen seslerin sorulması üzerine diş tedavisi yaptıklarını beyan etmiştir. Başvurucu, söz konusu tutanağı "iş yerinde çalıştığını beyan eden" kaydıyla imzalamıştır. Ayrıca anılan tutanak doğrultusunda M.G.nin izinsiz yabancı çalıştırdığına ilişkin Kolluk Tespit Tutanağı tanzim edilmiştir.
4. Başvurucu polis merkezinde alınan ifadesinde; M.G.nin diş hekimliği yaptığını bildiğini, bu kişinin yanında çalışmadığını ve yalnızca uzaktan akrabası olan F.G.yi ziyaret amacıyla ilgili adreste bulunduğunu beyan etmiştir. Diş tedavisi için adreste bulunan F.B. ise başvurucunun kendisini içeriye aldığını ve Türkçe bilmemesi nedeniyle eliyle oturmasını işaret ettiğini belirtmenin haricinde başvurucu hakkında herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Nihayetinde başvurucu, polis merkezindeki işlemlerinin ardından Harmandalı Geri Gönderme Merkezine teslim edilmiştir.
5. Bu durumun İzmir Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğüne (İdare) bildirilmesi üzerine başvurucunun resmî izin olmadan çalıştığı gerekçesiyle hakkında 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendi uyarınca sınır dışı etme ve terke davet kararı alınmıştır.
6. Başvurucu 4/12/2020 tarihinde İzmir 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Başvurucu dilekçesinde; öncelikle polis baskını sırasında evinde bulunduğu M.G.nin yanında çalışmadığını ve olay günü F.G. bulaşık yıkadığından nezaketen kapıyı açtığını belirtmiştir. Bunun yanında kamuda öğretmen olarak beş yıldır çalışan eşiyle aile birliğini sağlamak amacıyla Türkiye'ye geldiğini ve sınır dışı edilmesi hâlinde bu birliğin bozulacağını ifade etmiştir. Ayrıca herhangi bir suça karışmadığını, mevcut olayın derhâl sınır dışı işlemini gerektirmediğini ve adli sürecin tamamlanmadan bu şekilde karar verilmesinin masumiyet karinesinin ihlali anlamına geldiğini vurgulamıştır.
7. Mahkeme, yukarıda açıklanan tutanak ve ifadeler ile başvurucu ve diğerleri hakkında 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun kapsamında iddianame düzenlendiği bilgisine yer verdiği 27/5/2021 tarihli kararıyla davayı kesin olarak reddetmiştir.
8. Başvurucu, nihai hükmü 15/6/2021 tarihinde öğrendikten sonra 2/7/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Öte yandan başvurucu hakkında 1219 sayılı Kanun'a muhalefet ettiği iddiası ile kamu davası açılmış ise de İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesi, başvurucunun bu suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle 21/10/2021 tarihinde beraatine karar vermiştir.
10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
11. Başvurucu; dava dilekçesinde (bkz. § 6) belirttiği hususları yinelediği başvuru formunda ayrıca savaş nedeniyle Suriye'ye dönemeyeceğini, Fransa'da ise mesleği olmayan, kimseyi tanımayan ve hamile -doktor raporu mevcut- biri olarak yaşamasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. Nihayetinde somut olayda özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundaki beyanlarını tekrarlamıştır.
12. Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınan aile hayatı, hâlihazırda mevcut, gerçek, fiilen yakın ve kişisel bağların kurulduğu aile birlikteliklerini içermektedir (Oksana Chicheishvili [1. B.], B. No: 2014/19023, 20/12/2017, § 31).
13. Sınır dışı veya yurda giriş yasağı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruların incelenmesinde çözümlenmesi gereken ilk husus, sınır dışı işleminin tesis edildiği tarihte yabancı kişinin bulunduğu ülkede bir özel ve/veya aile hayatının mevcut olup olmadığının ortaya konulmasıdır (Peri Kırık [2. B.], B. No: 2015/19795, 9/1/2019, § 32; A.A.A. [1. B.], B. No: 2018/36516, 15/3/2022, § 43).Sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile ilgili başvurularda aile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki ilişkiler ile ebeveyn ve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde ele alınması gerekmektedir. Yetişkin çocukların ise aileye bağımlı ve muhtaç olduklarının ispat edilebildiği ölçüde aile kavramına dâhil edilebilmeleri mümkündür (Sherapat Yagmyrova [2. B.], B. No: 2017/11905, 21/7/2020, § 39). Yabancının bu şekilde özel ve/veya aile hayatının mevcut olduğunun tespit edilmesi durumundaülkeden sınır dışı edilmesi/yurda giriş yasağı uygulanması özel ve/veya aile hayatına müdahale teşkil edecektir.
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. Somut olayda başvurucunun uzun süredir Türkiye'de yaşayan ve kamuda öğretmen olarak görev yapan Suriye uyruklu M.A.nın yanına evlenerek aile birliğini sağlama amacıyla geldiği gözetildiğinde Türkiye'den sınır dışı edilmesine karar verilmesinin aile hayatına saygı hakkına müdahale teşkil ettiği görülmektedir.
16. Anılan müdahale, çalışma izni yokluğu gerekçe gösterilerek 6458 sayılı Kanun çerçevesinde yapılmıştır. Dolayısıyla düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve kamu düzeninin korunması, ülkenin ekonomik refahı, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasının sağlanmasına yönelik meşru amacının bulunduğu açıktır. Bu belirlemenin ardından müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı yönünden inceleme yapılacaktır (ilgili hukuk ve kriterlerin detayları için bkz. Peri Kırık, §§ 18-27,39-48; A.G. [2. B.], B. No: 2018/6143, 16/12/2020, §§ 18-31, 45-54; Gulnura Toktomambetova [1. B.], B. No: 2018/29906, 15/3/2022, §§ 62, 63; A.A.A., §§ 48-53; Demet Hussen Najem [2. B.], B. No: 2019/438, 27/7/2022, §§ 41, 42).
17. Devletlerin uluslararası hukuktan kaynaklanan yabancıların ülkeye giriş yapmasını ve ikamet etmesini kontrol etme ve gerektiğinde ülkedeki yabancıları sınır dışı etme konusunda geniş takdir yetkileri bulunmaktadır. Devletin egemenliğinden kaynaklanan anılandenetleme yetkisi bu konuyla ilgili konulmuş kanun hükümlerine aykırı davrananlara caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını da doğal olarak içermektedir. Bununla birlikte yabancının ülkede aile hayatının varlığınınve/veya özel hayata ilişkin güçlü bağlarının mevcut olduğunun ortaya konulduğu durumlarda aile ve özel hayatı ile sınır dışı veya yurda giriş işleminin uygulanması bağlamında gözetilen kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Peri Kırık, §§ 47,48; A.G., §§ 50, 51; A.A.A., §§ 53, 54).
18. Bununla birlikte yargı makamlarının temel hak ve özgürlüklerin keyfîliğe karşı gerçekten ve etkili şekilde korunmasını sağlama görevleri gereği kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur (Nargıza Gulamova [1. B.], B. No: 2020/33373, 30/3/2023, § 22; A.G., §§ 50-54; A.A.A., §§ 50-57).
19. Somut olayda müdahaleyi yapan İdarenin ve bu müdahalenin hukuka uygunluğunu denetleyen Mahkemenin gerekçeleri dikkatli bir şekilde ele alınmıştır. İdare gerekçesinde, kolluk kuvvetlerinden gelen bildirim doğrultusunda işlem tesis ettiğini belirtmenin haricinde herhangi bir açıklamada bulunmamıştır (bkz. § 5). Mahkeme gerekçesinde ise başvuru dosyasına yansıyan beyanlara ve başvurucu hakkında iddianame düzenlendiği bilgisine yer vermenin haricinde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır (bkz. § 7).
20. Başvuru konusu müdahalenin başvurucunun izinsiz bir şekilde çalışması nedeniyle yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla olayın çözümünde başvurucunun ilgili adreste hangi sıfatla veya amaçla bulunduğunun net olarak belirlenmesi elzemdir. Bu konuda başvurucunun tercümanla alınan ifadesi ile polis tutanağındaki -beyanının tercüman eşliğinde kaydı bulunmayan- farklı olduğu görülmektedir.Ancak gerek İdare gerekse Mahkeme somut olayın esasını doğrudan etkileyebilecek söz konusu farklılığa (bkz. §§ 3, 4) ve başvurucunun süreç boyunca ısrarla ilgili adreste çalışmadığını iddia etmesine rağmen bu hususa ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır. Bu nedenle anılan mercilerin şu hâlde bahse konu beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında gösterme yükümlülüklerine uygun hareket ettiklerini kabul etmek mümkün olamamıştır (bkz. § 18).
21. Bunun yanında başvurucu, beş yıldır bir devlet okulunda Suriyeli çocuklara öğretmenlik yapan eşiyle aile birliğini sağlamak amacıyla Türkiye'ye geldiğini ve bundan dolayı müdahalenin aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürmesine rağmen (bkz. § 6) anılan husus Mahkeme kararında tartışılmamıştır. Bu nedenle somut olayda sınır dışı işleminin başvurucunun aile hayatı üzerinde doğuracağı etkiler bakımından bir inceleme ve dengelemenin yapılmış olduğu da söylenemez. Ayrıca kararda başvurucu hakkında düzenlenen iddianameye atıfta bulunulmuşsa da ilgili iddianamenin başvurucunun izinsiz çalışmasından ziyade yasa dışı dişçilik faaliyetiyle ilgili olduğu ve yargılama sürecinin beraatle neticelendiği gözetildiğinde (bkz. § 9) bu yönden de Mahkemenin ilgili ve yeterli gerekçe sunma yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirilmiştir.
22. Sonuç olarak somut olayda Mahkeme tarafından müdahalenin başvurucunun aile hayatı üzerinde doğuracağı etkiler yönünden bir incelemenin yapılmadığı ve başvurucunun bu konudaki talep ve itirazlarının karşılanmadığı kanaatine varılmıştır. Bunun yanında idari ve yargısal kararların aile hayatına saygı hakkı bağlamında ilgili ve yeterli olmadığı gibi kamu düzeninin korunması hususundaki kamusal menfaat ile başvurucunun aile hayatına saygı hakkı arasında bir dengelemeyi sağlamadığı değerlendirilmiştir (benzer yöndeki kararlar için bkz. K.A. [2. B.], B. No: 2017/38596, 19/10/2021; N.O. [1. B.], B. No: 2018/36798, 17/11/2021; Musa Polat [2. B.], B. No: 2021/2290, 27/11/2024).
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
24. Somut olayda aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığı için masumiyet karinesi yönünden ayrıca inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
25. Başvurucu, ihlalin tespitine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Masumiyet karinesine ilişkin iddiaların İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 1. İdare Mahkemesine (E.2020/1569, K.2021/886) GÖNDERİLMESİNE,
E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için YASAL FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.