|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Ç.K. VE Y.K. BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/42870)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 14/10/2025
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
RESEN GİZLİLİK KARARI
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Soner GÖÇER
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Ç.K.
|
|
|
|
2. Y.K.
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Banu ÇUKADAR YILMAZ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, somut delillere rağmen tutuklanmayan eski eşin aynı aileden bir bireye yönelik gerçekleştirdiği öldürme eylemi dolayısıyla yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvuru; başvurucu Ç.K.nın eski eşi olan M.B.nin başvurucuya şiddet uygulamasına ve ölümle tehdit etmesine rağmen tutuklanmayıp salıverilmesi üzerine bir gün sonra başvurucu Ç.K.nın babası ve diğer başvurucu Y.K.nın ise eşi olan A.K.yı kasten öldürdüğü iddiasına dayanmaktadır. Olay örgüsünün daha ziyade başvurucu Ç.K.yla ilgili olması nedeniyle anlatım kolaylığı bakımından karar metninde Ç.K.dan başvurucu olarak bahsedilecektir.
3. 28/8/2021 günü saat 21.20 sıralarında 112 Haber Merkezine gelen bir ihbar üzerine ihbara konu adrese ulaşan kolluk görevlilerini başvurucu karşılamıştır. Başvurucu; boşandığı eşi M.B.nin kısa bir süre önce kendisini zorla alıkoyduğunu, ölümle tehdit edip kendisini darbettiğini ifade ederek M.B.den şikâyetçi olmuştur. Başvurucu; kolluk görevlilerince alınan beyanında boşandığı eşi M.B.nin çocukların durumunu görüşmek bahanesiyle kendisini evine çağırdığını, eve geldikten sonra M.B.nin kapıları kilitleyip kendisini ayaklarından turuncu bir iple bağlamaya çalıştığını, hakaretler savurduğunu ve öldürmekle tehdit ettiğini, dahası bıçakla kolundan yaraladığını, bir baltanın künt kısmıyla kollarına ve boynuna üç dört kez vurduğunu, bacaklarına vurup göğsüne yumruk attığını ileri sürmüştür. Başvurucu; barışma teklifini kabul etmiş gibi görünerek M.B.nin kendisini bırakmasını sağladığını, M.B.nin evinden çıktıktan sonra hızla aynı sitedeki evine gidip ortak kızları F.B.ye durumu anlattığını, kızının da Polis İmdat hattını aradığını ifade etmiştir.
4. Başvurucunun yapılan adli muayenesinde vücudunun muhtelif yerlerinde kesi ve ekimozlar bulunduğu tespit edilmiş, yaralanmasının boyutunun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif olduğu mütalaa edilmiştir.
5. Başvurucu ile M.B.nin ortak kızı olan F.B. kolluk görevlilerince alınan ifadesinde olay akşamı başvurucunun saat 19.00 sıralarında arkadaşına gideceğini söyleyerek evden çıktığını, iki saat kadar sonra oldukça telaşlı ve ağlamaklı bir şekilde eve döndüğünü, "Baban beni öldürmeye çalıştı." dediğini, bunun üzerine kendisinin de 112 Polis İhbar hattını aradığını belirtmiştir.
6. Şüpheli M.B., Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda aynı gece saat 00.30 sıralarında yakalanarak gözaltına alınmıştır. Yakalama sırasında üzerinde herhangi bir suç aletine rastlanmayan M.B. önce kolluk, sonrasında Cumhuriyet savcısı tarafından alınan beyanında suçlamaları reddetmiştir. M.B., boşandığı eşi olan başvurucunun rızası ile ikametgâhına geldiğini, bir buçuk saat kadar kaldığını ve sohbet ettiklerini, daha sonra evden birlikte çıktıklarını, kendisine iftira attığını ileri sürmüştür.
7. Cumhuriyet savcısının talimatı ile M.B.nin ikametgâhında gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamında arama yapılmıştır. Aramada, odalardan birinin zemininde yaklaşık 4 metre civarında, turuncu renkli bir ip bulunmuş; ip geçici olarak muhafaza altına alınmış, ikametgâhta başkaca bir suça veya suç unsuruna rastlanmamıştır.
8. Başvurucu, kollukta alınan beyanı sırasında sığınma evine yerleştirilme yönünde talebi bulunmamakla birlikte önleyici ve koruyucu tedbir kararı verilmesini istemiştir. Aile İçi Şiddet Olayları ve Kayıt ve Risk Değerlendirme Formu'nda risk düzeyi "çok yüksek" olarak nitelendirilmiştir. Görüşme sırasında başvurucu, M.B.nin diğer aile fertlerini tehdit etmediğini ancak nadiren olsa da fiziksel şiddet uyguladığını ifade etmiş ancak kastettiği aile fertlerinin kim olduğunu belirtmemiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde kolluk amirince 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında otuz gün süre ile geçerli olmak üzere önleyici tedbir kararı verilmiştir. Bu kapsamda M.B.nin başvurucuya şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, ayrıca başvurucuya, başvurucunun bulunduğu konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması yönünde tedbir kararı verilmiştir. Bunun yanında 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca "d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması." yönünde de tedbir kararı alınmış ise de kararda bu tedbirin başvurucunun hangi yakınlarına, tanıklara veya çocuklara yönelik olduğu belirtilmemiştir. Kollukta alınan ifadesi sırasında M.B., hakkında verilen önleyici tedbir kararına ilişkin bilgilendirilmiş; ayrıca önleyici tedbir karar formu kendisine tebliğ edilerek tedbir kararına uymaması hâlinde zorlama hapsine hükmedilebileceği ihtar edilmiştir.
9. M.B. tutuklanması talebi ile sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Başsavcılık sevk yazısında M.B.nin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğunu, başvurucunun vücudunun birçok bölgesinde kesi ve ekimoz tespit edildiğini, M.B.nin salıverilmesi durumunda başvurucuya daha fazla zarar verebileceği ihtimalinin gözönünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir.
10. M.B. Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda önceki beyanlarını tekrar etmiş; üzerine atılı suçlamaları reddederek eski eşi olan başvurucu ile aralarında para nedeniyle ihtilaf olduğunu, bu nedenle kendisine iftira attığını ileri sürmüştür. M.B. ayrıca ikametgâhında ele geçirilen ipi psikolojik sıkıntılar yaşadığı için intihar etmek maksadıyla aldığını ancak öyle bir şey yapmadığını söylemiştir. Sorgu sonrası Sulh Ceza Hâkimliği M.B.nin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular olduğunu kabul etmiş ancak başvurucuda meydana gelen yaralanmanın niteliği, olayınmeydana geliş şekli ile ölçülülük ilkesi gereğince adli kontrol tedbirinin bu aşamada tutuklamadan beklenen faydayı sağlayacağı kanaatine varmıştır. Erzincan Sulh Ceza Hâkimliği 29/8/2021 tarihli kararla tutuklama talebinin reddine, M.B.nin adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Bu doğrultuda yurt dışına çıkışı yasaklanan M.B.nin her pazartesi imza atmak suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar verilmiştir.
11. Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün karara itiraz ederek M.B. hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine karar verilmesini talep etmiş; talep yazısında M.B.nin boşandığı eşi olan başvurucuya yönelik olmak üzere iki saat içinde birden fazla darp eylemi gerçekleştirdiğini, M.B.nin salıverilmesi durumunda başvurucuya zarar verme tehlikesi olduğunu ifade etmiştir. Erzincan Sulh Ceza Hâkimliği 31/8/2021 tarihli kararla talebi reddederek talebin itirazı incelemekle görevli Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar vermiş, Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği ise 1/9/2021 tarihli kararla Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddinekarar vermiştir.
12. Tutuklama talebinin reddine yönelik karar sonrası 29/8/2021 tarihinde salıverilen M.B. hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı 1/9/2021 tarihinde, M.Y. ile başvurucuların yakını A.K.yı kasten öldürdüğü iddiası ile resen soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınan M.B.birkaç gün önce yaşanan olayda boşandığı eşi başvurucuyu darbettiğini, bıçak ve balta ile yaraladığını kabul ederek olay sırasında başvurucunun kendisini aldattığını ikrar ettiğini ileri sürmüştür. M.B. başvurucunun acı çekmesi için babasını öldürmeye karar verdiğini, araba kiralama şirketinde tanıştığı biri vasıtasıyla 31/8/2021 günü silah satın aldığını ancak şahsın mermi getirmediğini, bunun üzerine mermi arayışına girdiğini söylemiştir. İfadesine göre M.B. mermi bulamayınca başka bir silah bulmak kastıyla babasının ikamet ettiği yer olan Pelitli köyüne gitmiş, köyde arıcılık yapan M.Y.yi bulmuştur. Saat 18.00 sıralarında sohbet ettikleri esnada daha önce aldığı silahı çıkararak M.Y.nin sırtına dayamış ve silahını istemiştir. M.Y.nin silahı olmadığını söylemesi üzerine M.B. elindeki silahın kabzası ile M.Y.nin kafasına vurmuştur. M.Y.nin bağırmaya başlaması üzerine M.B. ağzını kapatarak kafasına birkaç kez daha vurmuş, bunun üzerine M.Y. yere düşmüştür. Akabinde M.B. baraka içindeki çadırlarda silah aramış fakat bulamamıştır. Can çekişen M.Y.nin ölmesi için çekiçle kafasına ve boynuna vurmuştur. Daha sonra babasının evine dönmüş, evde babasının tarlaya girmeye çalışan domuzları vurduğu konuşulunca evde silah olduğunu anlayarak küçük kardeşinden domuz vuracağını söyleyerek silah almış, silahın içindeki bir fişeğe ek olarak kardeşi üç fişek daha getirmiş, gece 02.00 sıralarında tüfek ve mermileri alarak eski kayınpederi olan A.K.nın köyüne gitmiştir. Saat 05.00-06.00 sıralarında A.K.nın hayvanlarını çıkaracağı patika yolda beklemeye başlamış, bir süre sonra gördüğü A.K.nın yanına araçla yaklaşmış, "Orospu kızına neden sahip çıkmıyorsun?" diyerek kafasına doğru bir el ateş etmiştir. Alınan beyanında M.B. eski eşi olan başvurucuya daha önce "İstesem seni öldürürdüm; sırf daha çok acı çek, diye babanı öldüreceğim." dediğini, istese başvurucuyu öldürebileceğini ancak A.K.yı öldürürse başvurucunun çok sevdiği babasının ölümünden ötürü vicdan azabı yaşayarak intihar edeceğini düşündüğü için onu öldürdüğünü ifade etmiştir. Tutuklanması talebi ile sevk edilen M.B. Sulh Ceza Hâkimliği sorgusunda da benzer yönde beyanda bulunmuştur. Nihayetinde M.B.nin tutuklanmasına karar verilmiştir.
13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) yazısı ekinde yer alan belgelerden anlaşıldığı kadarıyla yukarıda izah edilen olaylar silsilesi öncesinde de başvurucu ile boşandığı eşi M.B. arasında adli vakalar yaşanmıştır. Buna göre başvurucunun şikâyeti veya talebi üzerine M.B. hakkında 13/6/2018 ve 17/6/2019 tarihlerinde de benzer yönde önleyici tedbir kararları alınmıştır.
14. Başvurucular, Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğinin Cumhuriyet Başsavcılığının M.B. hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine yönelik itirazının reddine dair 1/9/2021 tarihli kararı (bkz. § 10) sonrası 28/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
16. Başvurucular, başvurucunun boşandığı eşi M.B.nin başvurucuyu alıkoyup ölümle tehdit etmesine, fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamasına hatta iple boğmaya çalışmasına rağmen somut deliller bulunduğu hâlde tutuklanmayarak salıverilmesinin hemen sonrasında sırf kendilerini manen çökertmek amacıyla başvurucunun babası A.K.yı öldürdüğünü ileri sürerek yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvuruculara göre somut deliller ile M.B.nin şiddet dolu geçmişi dikkate alınsa veM.B. tutuklanmış olsaydı bu cinayeti işleyemeyecektir. Bakanlık görüşünde, başvuru konusu olaya ilişkin olarak iki farklı yargılama yürütülmesi nedeniyle başvuru yollarının tüketilmediği, yakınmaların esasına ilişkin olarak ise olayda önleyici ve koruyucu önlemlerin uygulandığı bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundakine benzer yönde beyanlarda bulunmuştur.
17. Başvuru, yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.
18. Bakanlık görüşünde belirtilen yargılamaların başvurucuların bu başvuruda dile getirdiği yaşam hakkının koruma yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutuyla ilgili olmadığı açıktır. Ayrıca başvuru açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
19. Anayasa’nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin kendisine yüklediği pozitif yükümlülükler uyarınca devlet; yetki alanındaki bireylerin yaşamlarını kamu görevlileri ile diğer bireylerin eylemlerinden hatta kişilerin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır (Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 35).
20. Koruma ödevinin yerine getirilebilmesi için devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturmalıdır (İpek Deniz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, § 135). Nitekim kadınların ve aile bireylerinin şiddetten korunmasının temin edilebilmesi için 6284 sayılı Kanun'da şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esaslar ile yaptırımlar düzenlenmiş; böylece devletin yaşamı koruma yükümlülüğü çerçevesinde gerekli yasal altyapı oluşturulmuştur (Semra Özel Üner [1. B.], B. No: 2014/12009, 26/10/2016, § 39; A.Z.Ö. [2. B.], B. No: 2014/546, 19/12/2017, § 76; Ö.T. [1. B.], B. No: 2015/16029, 19/2/2019, § 32).
21. Koruma ödevinin yerine getirilebilmesi için bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlike olduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda devlet, organları veya görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler almalıdır (T.A., § 136; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 36).
22. Öte yandan yetkili makamlardan yaşamla ilgili her türlü potansiyel tehdidin gerçekleşmesini önlemek için somut tedbirler alması beklenemeyeceği (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya [1. B.], B. No: 2013/1280, 28/5/2014 § 60) gibi -özellikle insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi dikkate alındığında- koruma yükümlülüğünün kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanması da mümkün değildir. Ayrıca hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız olunsa bile pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir. Unutulmaması gerekir ki yaşam hakkının gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin belirlenmesi, idari ve yargısal makamların takdirindedir (T.A., § 136, 137; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 37).
23. Somut başvuru bakımından incelenmesi gereken husus, yetkili kamu makamlarının başvurucuların yakını A.K.nın, kızının boşandığı eşi M.B. tarafından öldürülme riskini bilip bilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konulması, böyle bir durum söz konusu ise yetkileri çerçevesinde kendilerinden makul olarak beklenebilecek tedbirleri alıp almadıklarıdır.
24. Başvurucu ile boşandığı eşi M.B. arasında geçmişte bir kısım adli vaka yaşanmış, başvurucunun şikâyeti veya talebi üzerine M.B. hakkında 13/6/2018 ve 17/6/2019 tarihlerinde önleyici tedbir kararları alınmıştır (bkz. § 13). Dosya kapsamında -başvuru konusu olay öncesinde- M.B.nin başvurucunun babası olan A.K.ya veya başka bir aile ferdine şiddet uyguladığına, onları tehdit ettiğine ve bu kapsamda yaşanmış adli vakalar bulunduğuna ya da daha önce A.K.ya veya başkaca bir aile ferdine yönelik olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı verildiğine dair bir bilgi yoktur. Başvuru formunda da bu yönde bir iddia dile getirilmemiştir.
25. Takip eden süreçte 28/8/2021 günü, başvurucunun M.B.nin kendisini zorla alıkoyduğunu, ölümle tehdit ettiğini ve darbettiğini ifade ederek şikâyetçi olması üzerine adli süreç başlatılmıştır. Bu aşamada, başlatılan soruşturma ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen önleyici tedbir kararlarının da -daha önceden olduğu gibi- M.B.nin boşandığı eşi olan başvurucuya yönelik şiddet ve tehdit eylemleri ile yine başvurucuya yönelmesi muhtemel eylemlere dair olduğu dikkate alınmalıdır. Soruşturma sırasında beyanları alınan başvurucu ve başvurucu ile M.B.nin ortak kızı olan tanık F.B., M.B.nin A.K.ya veya başka bir aile ferdine yönelik olarak gerçekleştirdiği şiddet, tehdit eyleminden ya da bu yönde bir ihtimalden bahsetmemiştir ( bkz. §§ 3, 5). M.B. de bu yönde bir beyanda bulunmamıştır (bkz. §§ 6, 10).
26. Başvurucunun 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir verilmesi talebinde bulunması üzerine yapılan mülakatta M.B.nin diğer aile fertlerini tehdit etmediğini ancak nadiren olsa da fiziksel şiddet uyguladığını beyan etmiş fakat kastettiği aile fertlerinin kim olduğunu söylememiştir (bkz. § 8). Yapılan değerlendirme neticesinde 6284 sayılı Kanun kapsamında otuz gün süre ile önleyici tedbir kararı verilmiştir. Tedbir kararı esas olarak M.B.nin başvurucuya yönelebilecek eylemlerine ilişkindir. Bunun yanında gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin yakınlarına, tanıklarına, çocuklarına yaklaşmama şeklinde bir tedbir verilmişse de karar içeriğinde bu tedbirin başvurucunun hangi yakınlarına, tanıklarına veya çocuklara yönelik olduğu belirtilmemiştir (bkz. § 8).
27. Yürütülen soruşturmada gözaltına alınan M.B. tutuklanması talebi ile sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Başsavcılık tutuklamaya sevk yazısında M.B.nin salıverilmesi durumunda başvurucuya daha fazla zarar verebileceği ihtimalinin gözönünde bulundurulması gerektiğini ifade etmiş ancak A.K.ya veya başka bir aile ferdine yönelik bir şiddet tehdidinden veya ihtimalden bahsetmemiştir (bkz. § 9). Sulh Ceza Hâkimliği, ölçülülük ilkesi gereğince adli kontrol tedbirinin bu aşamada tutuklamadan beklenen faydayı sağlayacağı kanaatine ulaşarak tutuklama talebini reddetmiştir. Başsavcılık, karara itiraza dair yazısında yine M.B.nin salıverilmesi durumunda başvurucuya daha fazla zarar verebileceği ihtimalinin dikkate alınması gerektiğini belirtmiş ancak A.K.ya veya başka bir aile ferdine yönelik bir şiddet tehdidi veya ihtimalinden bahsetmemiştir (bkz. § 11). Başsavcılığın itirazının ilgili merci tarafından reddine karar verilmesi üzerine M.B. salıverilmiştir.
28. Salıverilmesi sonrasında M.B. hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca 1/9/2021 tarihinde başvurucuların yakını A.K.yı kasten öldürdüğü iddiasıyla resen soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesi alınan M.B. başvurucunun acı çekmesi için babasını öldürdüğünü ikrar etmiştir (bkz. § 12).
29. M.B.nin boşandığı eşi olan başvurucunun yaşamı açısından gerçek ve yakın bir risk oluşturduğunun kamu makamları tarafından bilindiği ve bu yönde 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı alındığı anlaşılmıştır ancak somut başvurunun başvurucunun yaşamına ilişkin olmadığı dikkate alınmalıdır. Başvurucunun boşandığı eşi M.B. başvurucununacı çekmesi için babası A.K.yı öldürdüğünü ikrar etmiş olsa da somut olay örgüsü içinde M.B.nin A.K.nın yaşamı açısından gerçek ve yakın bir risk oluşturduğunun kamu makamları tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği söylenemez. M.B.nin başvurucuya yönelik eylemi dolayısıyla tutuklanması hâlinde A.K.ya yönelik öldürme eylemini gerçekleştiremeyeceği şekildeki argüman, farazi bir yaklaşım olup kamu makamlarının üzerine aşırı yük yükleyen bir yoruma meydan verecektir.
30. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin RESEN GİZLİ TUTULMASINA,
B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 14/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.