|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
E.K. BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/47456)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 23/12/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Merve ARSLANTÜRK
|
|
Başvurucu
|
:
|
E.K.
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Faruk AKDAĞ
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, cinsel istismar iddiası hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/9/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, olay tarihinde on dört yaşındadır. Başvurucunun annesi F.K. 24/12/2020 tarihinde emniyet müdürlüğüne başvurarak yirmi bir yaşında olan akrabası E.Ö.nün kızına cinsel istismarda bulunduğunu belirterek şikâyetçi olmuştur. Alınan ifadesinde F.K. kızının aynı gün sabah saat 11.00 sıralarında eve geldiğini, kızının E.Ö.nün 08.30'da mesaj atarak bulunduğu eve davet ettiğini, eve gittiğinde içeride çok sayıda alkol olduğunu gördüğünü, E.Ö. ile bir süre konuştuktan sonra cinsel saldırıya uğradığını ve oradan zor kaçtığını anlattığını beyan etmiştir.
6. Şikâyet üzerine Gönen (Balıkesir) Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) soruşturma başlatmıştır. Başvurucu hakkında düzenlenen 24/12/2020 tarihli adli muayene raporunda darp ve cebir izine rastlanmadığı, alkolmetre ölçümünde ise sıfır (0) promil alkol tespit edildiği belirtilmiştir.
7. Başvurucu 25/12/2020 tarihinde Çocuk İzleme Merkezinde adli görüşmeci eşliğinde ifade vermiştir. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... [E.] evde iken 'benim elimde kanıtlar var ailene söylememi ister misin' diyerek eski sevgilimin beni kızlık anlamında bozduğunu konuşmaya başladı. Bana 'eski sevgilin seni bozdu mu' diye sordu. Ben 'böyle bir şey yok' dediğimde 'yalan söyleme seni döverim' dedi. [E.nin] kafası güzeldi. Bana 'iç' dedi. Ben 'içmeyeceğim' dedim. Ama içmeye zorladı. Biraz içtiğimi hatırlıyorum. Daha sonra benim dudaklarıma yapışıp öptü. Beni yorganın altına aldı. Cinsel organını ağzıma soktu. İki eli ile de başımı bastırdı. Bu şekilde benim ağzıma boşaldı. Penisinden çıkan sıvı sadece ağzıma geldi. Kıyafetlerime gelmedi. Benim midem bulandı. 'Maskemi takıp evden gideceğim' dediğimde bana 'gidemezsin' dedi. Tekrar içerideki koltuğun üzerine atıp 'sevişelim' dedi. Tekrar dudaklarıma yapıştı. Kıyafetlerimin üzerinden göğüslerime ve alt özel bölgeme dokunmaya çalıştı. Kıyafetlerimi de çıkarmaya çalıştı. Ancak ben izin vermedim. Bana 'tekrar gelecek misin' dediğinde ben beni bıraksın diye 'geleceğim' dedim. Bana 'bu yaptıklarımız aramızda' dedi. Bende evden çıktım. [E.nin] bana dokunmaya çalıştığı sırada üzerinde mont vardı. Bana dokunması sebebiyle vücudumda herhangi bir kızarıklık morartı oluşmadı..."
8. Uzman sosyal çalışmacı olan adli görüşmeci tarafından düzenlenen raporda başvurucunun anlama, kavrama ve ifade becerilerinin yaşına uygun düzeyde olduğu, anlatımının sebep-sonuç ilişkisi yönünden tutarlı, olayın çevresel detayları bakımından gerçekçi olup olayları mantıksal bir çerçevede anlattığı, ifadelerinin açık, samimi ve güvenilir nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
9. Şüpheli E.Ö. savunmasında başvurucunun uzaktan akrabası olduğunu, olay günü arkadaşlarıyla sabaha kadar alkol aldığını, arkadaşlarının 05.30-06.00 sıralarında evden ayrıldığını, saat 06.40'da başvurucuya bir sosyal medya uygulaması üzerinden bir konu konuşmak istediğini yazdığını, başvurucunun ısrarla konunun ne olduğunu sorarak saat 08.30'da eve geldiğini, başvurucuya başkaları ile birlikte olduğunu duyduğunu söylediğini, başvurucunun ise bunu kabul etmediğini, iddia edildiği gibi başvurucuya cinsel istismarda bulunmadığını belirtmiştir.
10. Soruşturma dosyasına sunulan sosyal medya yazışmalarından şüphelinin başvurucuya "balım" ve "kuzu" şeklinde hitap ettiği, bir şeyler duyduğunu ve bunları yüz yüze konuşmaları gerektiğini söylediği anlaşılmaktadır. Yazışmalarda başvurucunun bu ifadeler üzerine konuyu sorduğu, şüphelinin ise konuyu yalnızca yüz yüze konuşabileceğini belirttiği, başvurucunun konuyu öğrenmek amacıyla saat 08.00'de evden çıkabileceğini ifade ettiği, şüphelinin de evden çıkarken evdekilere herhangi bir şey söylememesini istediği görülmüştür.
11. Başsavcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Mağdurun beyanına göre şüphelinin kendisine yorganın altında cinsel organını mağdurun ağzına sokmak şeklindeki ilk eylemde, şüphelinin yorganın altında cinsel organını sokma eylemini gerçekleştirmesinin fiziken hayatın olağan akışına uygun olmadığı, şüphelinin boşalmış olması durumunda ise eyleminin devamlılık arz etmesi gerektiği, istismari eylem sürerken mağdurun şüphelinin cinsel organını ısırmak veya itmek suretiyle tepki vermediği, devamında şüpheli eylemlerinin sevişmeye yönelik olduğunda ise mağdurun buna izin vermediğini söylediği, yani ilk harekette mağdurun hiç bir suretle sesini çıkarmayışı veya şüpheliyi itmeyerek bağırmadığı, ancak boşalma sonrası ikinci kez cinsel hareketlerle sevişmeye yönelik mağdurun vücudunu okşama durumunda ise izin vermeyerek rıza göstermeyişi ile söz konusu eylem akışına dair mağdurun tepkisizliği ile olay akışı arasındaki orantısızlığı, temas ile gerçekleşen eyleme verilecek bir tepkinin gerçekleşmemesinin yine hayatın olağan akışına aykırı olduğu, mağdurun tepki vermeyerek anlık olarak yardım istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gerçekleşen eylemlerde şüphelinin yapmış olduğu bu davranışlara o an neden tepki veremediği yönünde anlık olarak herhangi bir şok, karar verememe ya da kendini kaybetme gibi psikolojik etki ve tepkilerin beyan içeriklerine yansımadığı, şüphelinin iddia ettiği eylemlerine mağdurun müsaade etmesi, tepki vermemesi ve bağırmak suretiyle yardım istememesi hususunda herhangi bir açıklamada bulunmadığı gerçeği karşısında mağdurun direnme, yardım isteme veya kaçma imkânını kullanmadığı, mağdurun kıyafetlerine sperm bulaşmadığının anlaşıldığı, bu anlamda da söz konusu cinsel istismar eyleminin gerçekleştiğine dair somut bir delilin elde edilemediği,
Somut olay ve dosya kapsamına alınan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan nedenler ile müştekinin iddiasının dosya kapsamında bulunan mesaj ekran görüntüleri içeriği ile desteklenmediği, olay esnasında incelemeye tabi tutulabilecek herhangi bir bulaşı elde edilemediği, yukarıda tartışılan olay zinciri bakımından hayatın olağan akışına uygun bulunmayan mağdur iddialarının soyut kaldığı, bu anlamda şüpheli hakkında dava açmaya yeter şüphenin hasıl olmadığı [anlaşılmıştır.]"
12. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazı Bandırma Sulh Ceza Hâkimliğince 16/7/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
13. Başvurucu, nihai kararı 21/8/2021 tarihinde öğrenmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı 103. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ...Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
...
anlaşılır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Anayasa Mahkemesinin 23/12/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
16. Başvurucu; etkili bir soruşturma yapılmadığını, olay tarihinde yaşı itibarıyla cinsel nitelikte eylemlere karşı rızasının hukuken geçerli olmadığının gözetilmediğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa, mevzuat hükümleri ve tespitlerin dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir.
B. Değerlendirme
17. Nitelikli cinsel saldırı, nitelikli cinsel istismar, nitelikli yaralama iddiası gibi ağır nitelikteki eylemler, kötü muamele yasağı kapsamında inceleme yapılabilmesi için gerekli olan asgari ağırlık eşiğine doğası gereği ulaşır. Bu nedenle başvurucunun iddialarının konuyla ilgili ceza soruşturmasının etkisizliğine yönelik olduğu gözetilerek başvuru kötü muamele yasağının usul boyutu kapsamında incelenmiştir.
18. Anayasa'nın devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin kaynağını teşkil eden "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesi ile "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Madde 5:
Devletin temel amaç ve görevleri, ...; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
Madde 17:
Herkes, ...,maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
..."
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
20. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin usuli yönü (usul yükümlülüğü) savunulabilir nitelikteki her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele niteliğindeki fiilleri nedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 110-112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 101-103).
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
21. Başvurucu, olay tarihinde on dört yaşındadır. Başvurucunun annesi, uzaktan akrabaları olan E.Ö.nün kızına cinsel istismarda bulunduğunu belirterek şikâyetçi olmuştur. Başvurucu; Çocuk İzleme Merkezinde alınan ifadesinde şüphelinin kendisini alkol almaya zorladığını, ardından fiziksel baskı uygulayarak cinsel organını ağzına soktuğunu ve ağzına boşaldığını anlatmıştır. Başvurucu, olaydan sonra evi terk ederek durumu annesine bildirmiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen adli muayene raporunda darp ve cebir izi tespit edilmemiş; adli görüşmeci raporunda ise başvurucunun anlatımının yaşına, gelişim düzeyine ve olayın koşullarına uygun biçimde açık, tutarlı ve güvenilir olduğu değerlendirilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun eylem sırasında bağırmama, ısırmama veya kaçma şeklinde direnmediği için rızası olduğu, ayrıca darp ve cebir izi bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Oysa on dört yaşında olan başvurucunun cinsel davranışlara rıza göstermesi hukuken mümkün değildir. Ayrıca cinsel saldırıya maruz kalan çocukların korku, şok veya donakalma hâlinde tepki göstermemeleri psikolojik açıdan olağan kabul edilen bir durumdur. Bu nedenle başvurucunun fiziksel olarak direnmemesinin veya yardım istememesinin beyanlarının güvenilirliğini tek başına zayıflatmayacağı kabul edilmelidir.
22. Başsavcılığın hukuken geçerli olmayan rızaya değer atfederek eylemin gerçekleştiğine dair somut delil araması ve bu bağlamda başvurucunun yaşı, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi ile şüphelinin başvurucuya yönelik samimi hitapları ve gizlilik talep eden yazışmalarını gözetmemesi olayın gerçek boyutlarının ortaya konulmasına imkân vermemektedir. Başvurucunun anlatımındaki ayrıntılar, adli görüşmeci raporundaki güvenilirlik tespitleri ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirildiğinde adli görüşmecinin kanaatinin tersine bir sonuca ulaşılmadan önce alanında uzman olan çocuk ve ergen psikoloğu bilirkişi veya bilirkişilerden görüş alınması gerektiği açıktır. Uzman bilirkişilerin incelemesine başvurulmaksızın ve dosyadaki veriler bir bütün hâlinde analiz edilmeksizin aceleyle temelden yoksun bir sonuca ulaşılarak soruşturmanın sona erdirilmesi etkili soruşturma yükümlülüğünün gerektirdiği özenin gösterilmediğini ortaya koymaktadır.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden soruşturma yapılması ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.
27. Başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin RESEN GİZLİ TUTULMASINA,
B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Gönen (Balıkesir) Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2020/2962) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.