|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
MEHMET ALİ ALBAYRAK BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/48747)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 17/2/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Yunus Emre BAĞLAR
|
|
Başvurucu
|
:
|
Mehmet Ali ALBAYRAK
|
|
Vekili
|
:
|
Av. İnan UZUN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; kişinin diğer sanıklarla aynı anda duruşmada hazır bulunamadığından bahisle duruşmada hazır bulunma hakkının, mahkûmiyet hükmüne esas alınan tanıkların hükmü veren mahkeme huzurunda dinlenmemesi nedeniyle de doğrudan doğruyalık ilkesi bağlamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Rize İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesinde polis memuru olarak görev yapan başvurucu hakkında usulsüz olarak dinleme faaliyeti gerçekleştirildiği şüphesiyle soruşturma başlatmıştır.
3. Başsavcılık; başvurucunun kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme, suç uydurma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından cezalandırılması talebiyle 5/6/2015 tarihli iddianame düzenlemiştir.
4. Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2015/171 Esas sayılı yargılama dosyasında duruşma hazırlığı işlemleriyle birlikte yetkisizlik kararı vererek dosya Rize Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
5. Diğer taraftan Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle başvurucu hakkında başlatılan soruşturmada; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle 14/3/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmıştır. Duruşmaların 3. celsesinde; görülen davayla Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/177 Esas sayılı dava dosyası arasında fiilî ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle her iki dava dosyasının birleştirilmesine karar verilmiştir.
6. Rize Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçlarını işlediği sabit kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme gerekçesinde; başvurucunun örgüt yapılanması içinde yer aldığına dair teşhisler ve tanık beyanları iledinlemelere ilişkin usulsüz olarak resmî evrak düzenlediği hususları göz önünde bulundurulmuştur.
7. Başvurucunun istinaf kanun yolu talebi, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir. Başvurucunun anılan karara karşı sunduğu temyiz dilekçesinde duruşmada hazır bulunma hakkının ve doğrudan doğruyalık ilkesi bağlamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyeti ileri sürmediği anlaşılmaktadır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi Rize Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararını 30/6/2021 tarihinde onamıştır.
8. Başvurucu, nihai hükmü 6/10/2021 tarihinde öğrendikten sonra 22/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği şikâyetinin kabul edilemez olduğuna, duruşmada hazır bulunma ve tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Duruşmada Hazır Bulunma Hakkının ve Doğrudan Doğruyalık İlkesi Bağlamında Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
10. Başvurucu, diğer sanıklarla aynı anda duruşmada hazır bulunamadığından bahisle duruşmada hazır bulunma hakkının ve mahkûmiyet hükmüne esas alınan tanıkların hükmü veren mahkeme huzurunda dinlenmemesi sebebiyle doğrudan doğruyalık ilkesi bağlamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetini ileri sürmüştür.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunan başvurucu, bireysel başvuru formunda dile getirdiği itirazlarını yinelemiştir.
12. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkı ve doğrudan doğruyalık ilkesi bağlamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.
13. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanun yolları tüketilmiş olmalıdır. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle yargı mercileri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
14. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
15. Somut olayda başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkının ve doğrudan doğruyalık ilkesi bağlamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetini temyiz kanun yolunda ileri sürmediği anlaşılmaktadır (bkz. § 7). Dolayısıyla başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkına ve doğrudan doğruyalık ilkesi bağlamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkına dair ihlal iddialarını yargılama sürecinde dile getirmediği ve böylece başvuru yollarını usulüne uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.
16. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
17. Başvurucunun; suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle; gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Abdullah Topçu ([1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §§ 74-79) kararı; silahların eşitliği ve çelişmeli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı; yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 43-46) kararı; savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Erol Aydeğer ([1. B.], B. No: 2013/4784, 7/3/2014, §46) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle; haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasının Tuncay Örnek ([1. B.], B. No: 2020/26173, 17/9/2024, §§ 20-24) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle; bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının, özel hayata saygı hakkının, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağının, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle; hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Hikmet Balabanoğlu ([2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24); Mustafa Başer ve Metin Özçelik ([1. B.], B. No: 2015/7908, 20/1/2016); Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Duruşmada hazır bulunma hakkının ve doğrudan doğruyalık ilkesi bağlamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 17/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.