logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Tahsin Aycan [1. B.], B. No: 2021/51576, 2/10/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

TAHSİN AYCAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/51576)

 

Karar Tarihi: 2/10/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Merve ARSLANTÜRK

Başvurucu

:

Tahsin AYCAN

Vekili

:

Av. Halil İbrahim ERDOĞAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltında tutulan şüpheliye Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal edecek şekilde kötü muamelede bulunulması ve bu konu hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/11/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) H.E.nin 6/3/2020 tarihinde saat 06.34 sıralarında ateşli silahla vurularak öldürülmesi olayıyla ilgili olarak bir ceza soruşturması başlatmıştır. Soruşturma kapsamında maktul H.E.nin ölümü ile ilgili bilgi sahibi olduğu değerlendirilen başvurucu, cep telefonundan aranarak konu ile ilgili bilgi vermesi için Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine davet edilmiştir. Başvurucu 6/3/2020 tarihinde saat 12.00 sıralarında kendi rızasıyla Adana İl Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) gitmiştir. Başvurucu, edinilen bilgiler doğrultusunda olayın şüphelisi olarak değerlendirilerek aynı gün gözaltına alınmıştır.

6. Başvurucu hakkında düzenlenen 6/3/2020 tarihli saat 15.22 gözaltı giriş ve 7/3/2020 tarihli saat 12.09 gözaltı çıkış raporlarında yeni lezyon saptanmadığı belirtilmiştir.

7. Başvurucu, 7/3/2020 tarihinde kollukta müdafii huzurunda şüpheli sıfatıyla ifade verdikten sonra tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu Sulh Ceza Hâkimi huzurundaki sorgusunda gözaltında kolluk görevlilerinin kötü muamelesine maruz kaldığını ileri sürmüştür. Başvurucunun beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"... Dün ben karakolda işkenceye maruz kaldım. Beni çırılçıplak soydular. Testislerimi elleriyle sıktılar. Sen bu olayı anlatmadın niye anlatmıyorsun diye üstüme geldier. Kafamı duvara vurdular. Hatta arkası şu an şiştir gösterebilirim. (şüphelinin bu sırada sırtını dönerek kafasını duvara vurulan yere gösterdiği kafaısının tepe kısmında saçsız bölgede kabarıklığın olduğu görüldü.) ayrıca bacaklarıma da vurdular. Yapmadığım bir olayı anlatmam konusunda bana baskı kurmaya çalıştılar ancak ben olayı ifademde anlattım..."

8. Başvurucu, sorgusunun ardından tutuklanarak Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) yerleştirilmiştir.

9. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumuna alındıktan sonra adli rapor düzenlenmesi amacıyla 8/3/2020 tarihinde Adana Şehir Hastanesine sevk edilmiştir. Bu raporda lezyon veya lezyonlarla ilgili bulgular kısmında birtakım tespitler bulunsa da okunaklı değildir. Raporun sonuç kısmında yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği, hayati tehlikenin bulunmadığı ve raporun kati hekim raporu olduğu belirtilmiştir.

10. Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumundaki ilk muayenesi 9/3/2020 tarihinde yapılmıştır.Bu rapordaki tespitler şöyledir:

"Yapılan FM de sol orbita dış kenarda ekimoz mevcut, sağ gluteal bölgeden sağ femur arka hizasına kadar uzanan yeşil mor lezyon mevcut. Sol femur arkasında 3x7 cmlik yeşil mor lezyon mevcut. Sol kulakta işitme sorunu olduğunu beyan ediyor. KBB poliklinik sevki uygundur."

11. Başsavcılık 12/3/2020 tarihinde işkence yapma suçu yönünden soruşturma evrakını tefrik ederek Genel Soruşturma Bürosuna tevzi etmiş, 21/3/2020 tarihinde ise suçun soruşturmasının Müracaat ve Suçüstü Bürosu tarafından yapılması gerektiği gerekçesiyle evrakı bu kez anılanbüroya tevzi etmiştir.

12. Başvurucu, 19/3/2020 tarihli dilekçesiyle 6/3/2020 tarihinde gözaltına alındığını,ifadesini alan kolluk görevlilerincedövülerek darbedildiğini, kendisine eşlik eden polislerin doktoru etkilemesi nedeniyle doktordan darp raporu alamadığını belirterek şikâyetçi olmuştur.

13. Başsavcılık 8/7/2020 tarihinde olay yerine ilişkin kamera görüntülerinin tespiti de dâhil olmak üzere ilgili delillerin toplanması hususunda Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazmıştır.

14. Emniyet Müdürlüğü 10/7/2020 tarihli tutanakla, güvenlik kayıt cihazının otuz günlük kayıt süresi olması nedeniyle Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinin bulunduğu katı gösterir 6/3/2020 gününe ait güvenlik kamera kayıtlarının olmadığını tespit etmiştir.

15. Yapılan soruşturma kapsamında başvurucunun Cinayet Büro Amirliğinde işlemlerini yapan polis memurları M.A.A., R.Y., B.Y., H.Y., M.Ç. ve nezaret görevlisi polis memuru M.B.nin şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Şüpheli polis memurları, başvurucuya işkence yapmadıklarını veya kötü muamelede bulunmadıklarını, bu tür bir eyleme de şahit olmadıklarını ifade etmiştir. Başvurucu, müşteki sıfatıyla alınan ifadesinde görevli polis memurlarının kasten öldürme suçunuüstlenmesi için üzerinde baskı kurduklarını, Emniyet Müdürlüğüne gittiği günün ertesi sabahına kadar işkence gördüğünü, polis memurlarının tekme ve yumruk attıklarını, copladıklarını, kafasını duvara vurduklarını, olaydan sonra sol kulağında ve sol testisinde hasar meydana geldiğini, polis memurlarını görmesi hâlinde teşhis edebileceğini beyan etmiştir.

16. Başsavcılık 23/2/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Soruşturma dosyası kapsamında bulunan adli raporların yalnızca gözaltı giriş çıkış raporları olduğu, ceza evinde bulunduğu sırada ceza evi aile hekiminin vermiş olduğu adli raporların olduğu, müşteki ve vekilinin ifadelerinde bahsi geçen ifade esnasında darp edildiğine ilişkin herhangi bir raporun bulunmadığının görüldüğü, olay günü görevli olduklarına dair görev belgeleri soruşturma dosyasında bulunan şüpheli polis memurlarının alınan ifadelerinde, müştekiye darp ve kötü muameleye yönelik bir işlem yapılmadığını ve yapıldığına şahit olmadıklarını belirtmiş oldukları, ayrıca şüpheli ifadelerinde aksini gösterir bir çelişkiye rastlanılmadığı, müşteki ifadesini kanıtlar nitelikte herhangi bir tanık beyanının dosyada bulunmadığı,

Ayrıca olay yerine ilişkin kamera görüntülerinin otuz günlük kayıt altına alma süresinin geçmiş olduğundan kamera görüntülerinin tespit edilemediği, şüphelinin müştekiyi zor kullanma yetkisi kapsamı dışında darp ettiğine, işkence yaptıklarına dair soyut iddia dışında kamu davası açmayı gerektirecek yeterli delil elde edilemediği, bu nedenle şüphelilere yüklenen suçları işlediklerini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunamadığı... [anlaşılmıştır.]"

17. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazı 27/5/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

18. Başvurucu, nihai kararı 4/11/2021 tarihinde öğrenmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 2/10/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu; gözaltında kolluk görevlilerinin fiziksel şiddetine maruz kaldığını, olay hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmediğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

21. Başvurucunun iddialarının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Kötü Muamele Yasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel İlkeler

23. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

24. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları, kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 81; K.K. § 27).

25. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan muamelelerin varlığına ilişkin iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. Bu delillerin değerlendirilmesinde ise sözü edilen delillerin iddiayı makul şüphenin ötesinde ispat edip etmediği gözetilmelidir. Bununla birlikte yeterince ciddi, açık ve tutarlı emareler ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karineler de iddianın ispatı için yeterli kanıt teşkil edebilir (K.K., § 28; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, § 95; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 83).

26. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95). Zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).

27. Sözü edilen açıklama yükümlülüğü, mağdurun anlatımına şüphe düşüren delillerin ortaya konulması suretiyle yerine getirilebilir. İspat külfetinin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesinde sadece yaralama olayı hakkında yürütülen soruşturma sonunda verilen karar değil, tüm soruşturma evrakı dikkate alınır (tüm soruşturma evrakı nazara alınarak kötü muamele yasağının maddi boyutunun değerlendirildiği karar için bkz. anılan K.K. kararı). Yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda Anayasa Mahkemesi, yaralanmanın devlet görevlilerinin güç kullanmasından ileri geldiği sonucuna varabilir.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

28. Başvurucu hakkında düzenlenen 6/3/2020 tarihli gözaltı giriş raporu ile 7/3/2020 tarihli gözaltı çıkış raporunda yeni lezyon saptanmadığı belirtilmiştir (bkz. § 6). Bununla birlikte Adana Şehir Hastanesince düzenlenen 8/3/2020 tarihli kesin hekim raporunda birtakım tespitler yapılmış ve başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği belirtilmiştir (bkz. § 9). Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda 9/3/2020 tarihinde yapılan ilk muayenesinde de sol orbita (göz etrafını çevreleyen kemik, kas, yağ, sinir, damar yapılarının tamamı) dış kenarda ekimoz, sağ gluteal bölgede (pelvis bölgesinin arka tarafında yer alan kısım) ve sol femur (uyluk kemiği) arkasında yeşil-mor lezyon saptanmıştır (bkz. § 10). Ayrıca Sulh Ceza Hâkiminin 7/3/2020 tarihinde başvurucuda gözlemlediği yaralanma "kafasının tepe kısmında saçsız bölgede kabarıklık olduğu" şeklinde Sorgu Tutanağı’na yansımıştır (bkz. § 7). Başvurucunun gözaltına giriş raporunda yaralanmasının bulunmadığına ilişkin tespit dikkate alındığında başvurucunun vücudundaki yaralanmanın kamu makamlarının gözetim ve denetimi bulunduğu süre içinde meydana geldiği yeterince sabittir. Başvurucunun konuyla ilgili şikâyeti üzerine yürütülen soruşturmada toplanan deliller de başvurucunun beyanlarına şüphe düşürmemektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yaralanmasının gözaltında tutulurken kendisine güç kullanılmasından ileri geldiği sonucuna varmıştır. O hâlde kötü muamele yasağının maddi boyutu konusunda değerlendirilmesi gereken husus, kullanılan gücün kesin olarak gerekli olup olmadığı, gerekli ise gücün aşırıya kaçmadan, başvurucunun tutumuyla orantılı olarak kullanılıp kullanılmadığıdır.

29. Başvuruya konu edilen soruşturmada başvurucuya karşı kullanılan gücün gerekliliğine işaret eden hiçbir unsur bulunmamaktadır. Bu durumda kötü muamele yasağının maddi boyutu ihlal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan muamelelerle ilgili değerlendirmelerine göre başvurucunun yaralanmasına neden olan muamele, insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muamele olarak kabul edilebilir (Bahsi geçen muamelelerle ilgili ayrıntılı açıklamalar için birçok karar arasından bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84-91; S.D., § 84-88).

30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Kötü Muamele Yasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel İlkeler

31. Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli vesoruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Başvurucunun 6/3/2020 tarihinde gözaltındayken kötü muamele gördüğü iddialarını Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgu sırasında dile getirmesi sonrasında Başsavcılıkça derhâl soruşturma başlatılmış ise de soruşturmanın yürütülmesinde bazı eksikliklerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki, 12/3/2020 tarihinde işkence yapma suçuna ilişkin soruşturma evrakı, kasten öldürme suçuna ilişkin soruşturma evrakından tefrik edilerek dosya Genel Soruşturma Bürosuna, altı gün sonra ise Müracaat ve Suçüstü Bürosuna tevzi edilmiştir. Evrakın 21/3/2020 tarihinde Müracaat ve Suçüstü Bürosuna tevzi edilmesinden sonra ilk araştırma işleminin 8/7/2020 tarihli müzekkere ile başlatıldığı görülmüştür (bkz. § 11). Başsavcılık haklı bir neden olmaksızın üç ayı aşkın bir süre boyunca hiçbir işlem yapmamıştır. Başsavcılığın üç ayı aşkın bir süre boyunca hareketsiz kalması önemi tartışmasız olan ve teknik yapısı gereği muhafaza süresi sınırlı olan kamera kayıtlarına ulaşılamamasına sebep olmuştur (bkz. § 14).

33. Diğer taraftan, gözaltı çıkış muayene raporu (bkz. § 6) ile başvurucunun Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesinden sonra vücudundaki izler hakkında düzenlenen raporlar (bkz. § 9, 10) arasında çelişki olduğu da açıktır. Başsavcılık bu çelişkinin ortadan kaldırılması ve söz konusu izlerin neden daha önce tespit edilemediğinin anlaşılması için gözaltı çıkış raporunu düzenleyen doktorun ifadesine başvurmamıştır. Başvurucunun ifadesini alan polis memurları O.T ve T.T.nin ifadelerinin alınmaması, olay tarihinde görevli polis memurlarının başvurucuya gösterilmesi veya yüzleştirme yoluyla teşhis işlemlerinin yaptırılmaması da soruşturma bakımından eksiklik olarak görülmüştür. Ayrıca Başsavcılık, başvurucuda meydana gelen yaraları gösteren raporlarla ilgili bir değerlendirme yapmamış, maddi delillerle örtüşmeyecek şekilde başvurucunun darbedildiğine ilişkin herhangi bir rapor olmadığını belirtmiştir. Adli muayene raporlarındaki tespitler karşısında Başsavcılığın ulaştığı bu sonuç yapılan incelemenin ne derece özensiz yürütüldüğünü ortaya koymuştur. Bu nedenlerle başvurucunun iddiaları hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği, soruşturmanın sonlandırılması için aceleci davranılarak temelden yoksun tespit ve gerekçelere dayalı olarak sonuca ulaşıldığı değerlendirilmiştir.

34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

V. GİDERİM

35. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 300.000 TL maddi tazminat ve 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

36. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa’nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

37. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

38. Ayrıca ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya 285.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebi reddedilmiştir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutuna ilişkin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Adana Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor No:2020/17141) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 285.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Tahsin Aycan [1. B.], B. No: 2021/51576, 2/10/2025, § …)
   
Başvuru Adı TAHSİN AYCAN
Başvuru No 2021/51576
Başvuru Tarihi 10/11/2021
Karar Tarihi 2/10/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gözaltında tutulan şüpheliye Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal edecek şekilde kötü muamelede bulunulması ve bu konu hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı İhlal Yeniden soruşturma
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi