logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Cenap Akman [2. B.], B. No: 2021/52370, 1/10/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

CENAP AKMAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/52370)

 

Karar Tarihi: 1/10/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Olcay ÖZCAN

Başvurucu

:

Cenap AKMAN

Vekili

:

Av. Mustafa EREN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; ihalenin feshi için açılan dava sonunda verilen kararlarda ilgili ve yeterli gerekçe bulunmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, delillerin eksik toplanması ve hatalı karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve ihale bedelinin %10'u oranındaki para cezasının Hazineye irat kaydına karar verilmesi ile aleyhe yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, İzmir 15. İcra Müdürlüğü (İcra Müdürlüğü) dosyası ile alacağının tahsili için borçlu E.Ö. aleyhine icra takibi başlatmış ve İcra Müdürlüğünce borçlunun taşınmazına haciz konmuştur. Başka bir alacaklı tarafından aynı borçlu aleyhinde İzmir 27. İcra Müdürlüğünde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibi sonucunda anılan taşınmaz ihaleye çıkarılmış ve 305.080 TL bedelle D.Ş.ye satılmıştır.

3. Başvurucu 16/6/2017 tarihinde ihalenin feshi talebiyle alacaklı, borçlu mirasçısı C.Ö. ve ihaleyi alan D.Ş. aleyhine İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesinde (İcra Hukuk Mahkemesi) dava açmıştır. Bu davada, C.Ö.nün ihalenin yapıldığı esnada yerin maliki olduğunu ve kendisinin alacağını ifade ederek katılımcıları etkilediğini, ihaleyi yöneten memurun uyarıda bulunmasına rağmen bu durumu tutanağa geçirmediğini, bu nedenle tutanağın da usulsüz olduğunu ve kamera kayıtlarının izlenmesi hâlinde durumun görüleceğini ileri sürmüştür. Ayrıca ihale tutanağında ihale alıcısının adresinin bulunmadığı gibi ikinci olarak en yüksek pey süren N.B.nin de imzası dışında hiçbir bilgisine yer verilmediğini iddia etmiştir. Bunun yanında taşınmazın piyasa değerinin 550.000-600.000 TL edebilecekken çok düşük bedele ihale edildiğini belirterek gerekirse bedel hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasını, ihaleye teminat yatırarak katılan, teminat yatırmayıp salonda olan ve memur olarak görevli olan kişilerin tanık olarak dinlenilmesini ve kamera kayıtlarının getirilerek incelenmesini talep etmiştir.

4. İcra Hukuk Mahkemesi 10/7/2017 tarihinde dosya üzerinden yaptığı inceleme ile başvurucunun ihalenin feshi davası açma sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan reddetmiştir. Kararın istinafı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 11/3/2019 tarihinde duruşma açılmadan karar verilmesi ve başvurucunun haciz alacaklısı olduğu iddiasının değerlendirilmemesi nedeniyle kararı kaldırmıştır.

5. İcra Hukuk Mahkemesi yeniden yaptığı yargılamada, tapu kaydı ve icra dosyasını dosya arasına almış ve ihale görevlisi H.Y.yi tanık olarak dinlemiştir. H.Y. duruşmada, dava dilekçesinde belirtildiği şekilde C.Ö.nün evin maliki olduğuna ve taşınmazı kendisinin alacağına ilişkin beyanda bulunup bulunmadığını hatırlamadığını, ihale esnasında ihaleye aykırı davrananları uyarıp durumu ihale tutanağına geçirdiklerini ve ihale tutanağı içeriğinin doğru olduğunu beyan etmiştir. İcra Hukuk Mahkemesi E.2017/581, E.2017/578 ve E.2017/573 sayılı dosyaları da dosya içerisine almış, ayrıca 11/2/2020 tarihli duruşmada ihaleyi gösterir kamera kayıtlarının İzmir Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığından (Adalet Komisyonu) istenilmesine ilişkin ara karar kurmuştur. Adalet Komisyonu tarafından verilen 17/2/2020 tarihli cevapta, İzmir Adliyesi müzayede salonunda bulunan kayıt cihazının en son 17/2/2020 tarihinde incelendiği ve görüntü kayıtlarının 3/9/2019 tarihinden itibaren başladığı, daha önceki kayıtların silinmiş olduğu ve dolayısıyla istenilen tarihteki kamera kayıtlarının alınamadığı belirtilmiştir.

6. İcra Hukuk Mahkemesi 30/6/2020 tarihli celsede davanın reddine, ihale bedelinin (305.080 TL) %10 'u oranında para cezasının başvurucudan alınarak Hazineye gelir kaydına ve davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden dolayı 1.130 TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davalılara verilmesine karar vermiştir. Ayrıca 54,40 TL maktu harcın başvurucudan alındığı anlaşılmış, başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Ancak kararda yargılama giderlerinin miktarı hususunda bir açıklama bulunmadığı gibi bireysel başvuru dosyası ve eklerinde de bu konuda bir bilgi ve belgeye yer verilmemiştir. Kararın gerekçesinde, ihale görevlisinin beyanına göre ihalenin usulüne uygun yapıldığı, kamera kayıtlarının tespit edilemediği, ihale tutanağına göre de, N.B. tarafından altmış dört kez pey ileri sürüldüğü, tellal tarafından taşınmazın en fazla artıran D.Ş.ye 305.080 TL'ye ihale edildiği ve ihalenin bittiğinin üç kez bağırılmak suretiyle belirtildiği ifade edilmiştir. Ayrıca tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu ve aksinin başvurucu tarafından ispat edilemediği belirtilmiştir.

7. Başvurucu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde kamera kaydının üç yıl sonra istenilmesi sonucunda görüntülerin tespit edilemediğini, tanıkların dinlenmediğini, ihale hakkında aynı şikâyetlerle açılmış diğer ihalenin feshi dava dosyalarında dava açan kişilerin açıkça C.Ö.nün söylemlerinden etkilendiklerini belirtmelerine rağmen İcra Hukuk Mahkemesince bu beyanların dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

8. Bölge Adliye Mahkemesi 5/4/2021 tarihinde istinaf talebini esastan reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, ihaleye katılımın engellendiğine dair herhangi bir iddia veya delil bulunmadığı, aksine dava konusu ihaleye sekiz kişinin katıldığı ve ihalenin davalı üçüncü kişiye yapıldığı belirtilmiştir. Taşınmazın muhammen bedelinin 380.000 TL olduğu ve 305.080 TL'ye ihale edildiği ifade edilmiştir. Taşınmazı ihalede satın alması usulen mümkün olmayan takip borçlusunun taşınmazı kendisinin satın alacağını söylemesinin ve başvurucunun iddia ettiği üzere bir kısım kişilerin bu söylemden etkilenmesi ya da kendi iradeleri ile vazgeçmelerinin ihaleye fesat karıştırıldığı anlamına gelmeyeceği, bu itibarla ihaleye dair kamera görüntülerinin vaktinde celp edilmemesi ya da bir kısım tanıkların dinlenmemesinin eksik inceleme olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir. İhale tutanağının usul ve yasaya uygun düzenlendiği, ihale alıcısı davalının adresinin yazılmaması ya da ikinci en yüksek pey süren kişinin başkaca bilgilerinin yazılmamasının ihalenin feshi sebebi olmadığı vurgulanmıştır. Bu karara karşı yapılan temyiz talebi de Yargıtay 12. Hukuk Dairesince (Yargıtay) 14/9/2021 tarihinde reddedilmiş ve karar onanmıştır.

9. Başvurucu, nihai kararı 30/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 25/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Başvurucu, kararlarda ilgili gerekçeye yer verilmediğinden şikâyet etmiştir.

12. Anayasa Mahkemesi Abdullah Topçu ([1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017), Sencer Başat ve diğerleri ([GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014) ve Yasemin Ekşi ([1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013) kararlarında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkına ilişkin uygulanacak temel ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararlarda; gerekçeli karar hakkının kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçladığı, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri için bunun gerekli olduğu, mahkemelerin anılan yükümlülüğünün, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde cevap verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamayacağı ifade edilmiştir. Söz konusu kararlarda, mahkeme kararlarında hangi unsurların bulunması gerektiğinin davanın niteliğine ve koşullarına bağlı olduğu, muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiği, mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul ya da esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmasının hak ihlaline neden olabileceği belirtilmiştir (Abdullah Topçu, §§ 75, 76; Sencer Başat ve diğerleri, §§ 31, 34, 35, 39; Yasemin Ekşi, §§ 56, 57).

13. Somut olayda İcra Hukuk Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının gerekçelerinde, ihaleye sekiz kişinin katılmış olması, ihale sırasında katılımcılardan N.B.nin altmış dört kez pey sürmüş olması, ihalenin üçüncü bir kişi olan D.Ş.ye yapılması, muhammen bedeli 380.000 TL olan taşınmazın 305.080 TL'ye ihale edilmesi ve görevli memurun herhangi bir usulsüzlük olduğunu hatırlamadığına ilişkin beyanının bulunması hususlarına yer verildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanında taşınmazı ihalede satın alması usulen mümkün olmayan takip borçlusunun taşınmazı kendisinin satın alacağını söylemesinin ve başvurucunun iddia ettiği üzere bir kısım kişilerin bu söylemden etkilenmesi ya da kendi iradeleri ile vazgeçmelerinin ihaleye fesat karıştırıldığı anlamına gelmeyeceği, bu itibarla ihaleye dair kamera görüntülerinin vaktinde celp edilmemesi ya da bir kısım tanıkların dinlenmemesinin eksik inceleme olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir. İhale tutanağının usul ve yasaya uygun düzenlendiği, ihale alıcısı davalının adresinin yazılmaması ya da ikinci en yüksek pey süren kişinin başkaca bilgilerinin yazılmamasının ihalenin feshi sebebi olmadığı vurgulanmıştır. Ayrıca Yargıtay tarafından bu gerekçeler uygun bulunmuş ve karar onanmıştır. Söz konusu kararlar incelendiğinde davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaların tartışılarak hükme ulaşılması için ilgili ve yeterli gerekçe bulunduğu görülmüştür.

14. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Başvurucu, ihalenin usule uygun yapılmadığını, bu kapsamda mahkemeye sunulan delillerle ilgili yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Başvurucunun yargılama sürecine ve sonucuna ilişkin iddialarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

17. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam [2. B.] B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

18. Başvurucunun iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu ve mahkeme kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik de içermediği anlaşılmıştır.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Aleyhe Hükmedilen Yargılama Gideri ve Vekâlet Ücreti Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, yapılan yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması nedeniyle adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun şikâyeti mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

21. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

22. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte sınırlandırmaların hakkın özünü zedeleyecek nitelikte olmaması, meşru bir amaç izlemesi, ölçülü olması ve başvurucuya ağır bir yük getirmemesi gerekir (Serkan Acar [1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

23. Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu makamlarının takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Davanın sonucuna göre kaybeden tarafa yüklenen vekâlet ücretinin davanın açıldığı tarih itibarıyla öngörülebilir olduğu takdirde mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez (Serkan Acar, §§ 38-40).

24. Somut olayda İcra Hukuk Mahkemesi başvurucu aleyhine 1.130 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir. Başvurucu şikâyet ettiği yargılama giderleri hakkında ise bir açıklamada bulunmamış ve belge de sunmamıştır. Yargılama sırasında keşif ve bilirkişi deliline de başvurulmamıştır. İcra Hukuk Mahkemesi kararından başvurucudan 54,40 TL maktu harç alındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla toplam 1.130 TL tutarındaki vekâlet ücreti ile başvurucu üzerinde bırakılan ve yüksek bir meblağ oluşturmadığı değerlendirilen yargılama giderinin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve ağır bir yük oluşturmadığı görüldüğünden mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığı sonucuna varılmıştır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Aleyhe Hükmedilen Para Cezası Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucu, yargılama sonunda aleyhine hükmedilen para cezasından şikâyet etmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

27. Anayasa Mahkemesi, Yıldız Eker ([GK], B. No: 2015/18872, 22/11/2018) kararında mahkemeye erişim hakkı yönünden inceleme yapmış ve uygulanacak ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararda, mahkemelerin somut durumun özelliklerini gözönünde tutmasına izin vermeyen ve hâkime herhangi bir takdir yetkisi de tanımayan kanun hükmüne dayalı olarak uygulanan para cezasının miktarının başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği ve bu durumun başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonucuna varmıştır. Somut başvuruda davası reddedilen başvurucu, ihale bedelinin (305.080 TL) %10'u oranında para cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun şikâyetleri yönünden anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

28. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi toplam 100.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

29. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bununla birlikte eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucunun maddi zararlarının giderilmesi gerekir. Olayda başvurucu aleyhine verilen ve ihale bedelinin %10'u olan 30.508 TL para cezasının hükmün kesinleşmesinden sonra tahsili amacıyla ilgili vergi dairesine gönderilmek üzere harç tahsil müzekkeresi düzenlenmiştir. Bireysel başvuru ve dava dosyasında para cezasının tahsil edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge olmadığı gibi başvurucu tarafından da bu hususta yapılan bir bildirim bulunmamaktadır. Bu itibarla İcra Hukuk Mahkemesince düzenlenen 30/9/2021 tarihli harç tahsil müzekkeresinin ilgili vergi dairesince gereğinin yerine getirilmesini önleyecek şekilde iptali ve ilgili mahkemesine iadesi yeterli bir giderim sağlayacaktır (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

30. İcra Hukuk Mahkemesince düzenlenen harç tahsil müzekkeresinin ilgili vergi dairesince yerine getirilmesini önleyecek şekilde iptalinin ve mahkemesine iadesinin yeterli bir giderim imkânı sağladığı değerlendirilerek başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. a. Aleyhe hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücreti nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. Aleyhe hükmedilen para cezası nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının aleyhe hükmedilen para cezası nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin aleyhe hükmedilen para cezası nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla harç tahsil müzekkeresinin iptali ve ilgili kurumdan geri çekilmesi için İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesine (E.2019/275, K.2020/329) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Cenap Akman [2. B.], B. No: 2021/52370, 1/10/2025, § …)
   
Başvuru Adı CENAP AKMAN
Başvuru No 2021/52370
Başvuru Tarihi 25/10/2021
Karar Tarihi 1/10/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ihalenin feshi için açılan dava sonunda verilen kararlarda ilgili ve yeterli gerekçe bulunmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, delillerin eksik toplanması ve hatalı karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve ihale bedelinin %10'u oranındaki para cezasının Hazineye irat kaydına karar verilmesi ile aleyhe yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Gerekçeli karar hakkı (hukuk) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-hukuk) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
İhlal Gereği için gönderme (Mahkeme/Savcılık)
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi