TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SİDAR BERKSOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/56992)
Karar Tarihi: 9/4/2026
Başkan
:
İrfan FİDAN
Üyeler
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Raportör
Burak TOPALOĞLU
Başvurucu
Sidar BERKSOY
Vekili
Av. Songül KASIRGA
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, mahkemece hatalı sonuca ulaşılması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda esaslı iddiaların karşılanmaması, istinaf mahkemesi tarafından verilen kararda gerekçenin kısa olması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu; Diyarbakır'ın Sur ilçesi, Küçükakören Mahallesi Sütpınar mezrasında gerçekleştirilen kontrol faaliyetleri esnasında görevlilerin dur ihtarına uymamıştır. Başvurucunun dur ihtarına uymaması sonrasında kontrol görevlileri tarafından havaya ve başvurucunun aracının lastiklerine uyarı amaçlı ateş açılmıştır. Başvurucu, açılan ateşlerde vücuduna mermi isabet etmesi sonucu yaralanmıştır. Başvurucu, yaralanmasında idarenin kusuru olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi zararının tazmini için dava açmıştır. Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi (Mahkeme) davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde olaya ilişkin soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla neticelendiği ve bu nedenle idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, kusursuz sorumluluk ilkesi yönünden yapılan değerlendirmedeyse başvurucunun kendisine yapılan dur ihtarına uymayarak olay yerinde duyduğu endişeyle kaçmaya çalıştığı, bu hâliyle başvurucunun şüpheli hareketleri sonucunda olay yerine gelen kolluk görevlilerince başvurucuya doğru ateş açıldığı, başvurucunun yaralanması olayında dur ihtarına uymayarak hareket ettiği için bizatihi kendi kusurunun mevcut olduğu ve bu sebeple de idarenin kusursuz sorumluluk hâlinin de mevcut olamayacağı belirtilmiştir.
3. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi (Daire) istinaf başvurusuna konu kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğunu belirterek istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir.
4. Başvurucu, nihai kararı 1/11/2021 tarihinde öğrenmiş ve 29/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
5. Komisyon; başvurucunun yaşam hakkının ihlali iddiasının kabul edilemez olduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
6. Başvurucu; ilk derece mahkemesi kararında somut ve açık bir gerekçelendirme yapılmadığını, Daire kararında da gerekçe bulunmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
7. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel, maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması ve yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31- 34).
8. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
9. Somut olayda Mahkemenin davanın reddi kararına ne şekilde ulaştığını esaslı iddiaları karşılayacak ölçüde, objektif, kabul edilebilir nedenlerle açıkladığı anlaşılmaktadır. Daire de dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçesindeki iddiaların incelenmesi sonucu Mahkemenin ulaştığı kanaatin aksi yönünde bir neticeye varmamıştır.
10. Başvurucu; ilk derece yargılaması sırasında mevcut olmayan, ilk kez istinaf aşamasında ortaya çıkan ve bu sebeple Dairenin ayrı ve açık yanıt vermesini gerektiren bir durumun varlığını da iddia etmemiştir. Bu itibarla Daire tarafından Mahkemenin hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
11. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
12. Başvurucu; olaya ilişkin soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunmadığı yönündeki mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirterek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
13. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
14. Bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale iddiası içermeyen, yargılama aşamasında elde edilen delillerin takdiri ile bu deliller ışığında hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasına ilişkin somut başvuru yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup gerekçeli kararda yer verilen hukuki tespitler ve dayanaklar (bkz. § 2) gözönünde bulundurulduğunda derece mahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir. Bu itibarla ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.