logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İbrahim Yılmaz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2021/7551, 3/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İBRAHİM YILMAZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/7551)

 

Karar Tarihi: 3/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportörler

:

Sinan ARMAĞAN

 

 

Hasan HÜZMELİ

Başvurucular

:

1. İbrahim YILMAZ

 

 

2. Özgür MUTLU

 

 

3. Mesut ÖNER

 

 

4. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası

 

 

5. Nursel ÇETİN

 

 

6. Ahmet ÇETİN

 

 

7. Asil ÇETİN

 

 

8. Hikmet ÇETİN

Vekilleri

:

Av. Mürsel ÜNDER

 

:

Av. Şafak AKİ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; etkinliklerin ertelenmesine ilişkin idari karar olduğu gerekçesiyle kolluk tarafından gösteriye müdahale edilmesi sırasında yaralanma meydana gelmesi ve olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağı ile sendika hakkının, başvuruculardan birinin hukuka aykırı olarak gözaltına alınması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Dünya Sağlık Örgütünün Koronavirüs hastalığını pandemi olarak ilan etmesiyle birlikte İçişleri Bakanlığı hastalığın yayılmasının engellenmesi amacıyla genelgeler yayımlamış; umumi hıfzıssıhha kurulları da aynı amaçla bazı kısıtlayıcı tedbirler içeren kararlar vermiştir. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı 2/10/2020 tarihinde valiliklere "Koronavirüs Ek Tedbirler" konulu yazı göndermiştir. Gönderilen yazının ilgili kısmı şöyledir:

"... Bu çerçevede, Sağlık Bakanlığının ilgi yazısı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiye kararı doğrultusunda, mevsimsel etkiler de göz önünde bulundurularak, 02.10.2020 tarihinden itibaren 01.12.2020 tarihine kadar sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek olan etkinliklerin ertelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Vali ve Kaymakamlarca yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 27 nci ve 72 nci maddeleri uyarınca İl/İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulları kararlarının ivedilikle alınması, uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi ve mağduriyete neden olunmaması, alınan kararlara uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanununun ilgili maddeleri gereğince idari işlem tesis edilmesi ve konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195 inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılması hususunda; ..."

3. Bu çerçevede Karaman Valiliğinin resmî internet sitesinden yayımlanan Karaman İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun etkinliklerin ertelenmesine ilişkin 2/10/2020 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu tarafından İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 02.10.2020 tarihli ve 16230 sayılı yazısı gereği aşağıda belirtilen kararların alınması uygun görülmüştür.

1-Mevsimsel etkilerde göz önünde bulundurularak, sivil toplum kuruluşları, Mimarlar Odası, Ziraat Odası, Baro Başkanlığı, Tabip Odası ve diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, birlikler ve kooperatifler tarafından yapılacak olan genel kurul ve etkinliklerin 02.10.2020 tarihinden itibaren 01.12.2020 tarihine kadar ertelenmesine,

..."

4. Olay tarihinde Tahir Çetin, Bağımsız Maden İşçileri Sendikasının Başkanı; ilk üç sıradaki başvurucular ise söz konusu sendikanın üyesidir (Tahir Çetin bireysel başvuru yaptıktan sonra9/7/2021 tarihinde vefat etmiş, söz konusu kişinin mirasçıları olan Nursel Çetin, Ahmet Çetin, Asil Çetin ve Hikmet Çetin başvuruyu devam ettirmek istediklerini bildirmişlerdir. Bundan sonraki anlatım sırasında müteveffa Tahir Çetin'den de başvurucu olarak bahsedilecektir.). Ermenek'te (Karaman) faaliyet gösteren bir maden ocağı işletmesinin işçi alacaklarını vermediği gerekçesiyle başvurucuların da olduğu bir grup bu durumu 12/10/2020 tarihinde protesto etmek istemiştir. Başvuruculara göre bu amaçla gösterici grup, maden ocağı önünde toplanacak ve sonrasında otobüslere binip maden ocağı sahiplerinin Konya'da bulunan yem fabrikasına giderek eylemlerine orada devam edeceklerdir. Başvurucular, yapacakları eylemi Karaman Valiliğine bildirmişler fakat anlatımlarına göre Karaman İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun 2/10/2020 tarihli COVID-19 salgınıyla ilgili kararı gerekçe gösterilerek toplantı yapılması uygun görülmemiştir.

5.Kolluk görevlilerince düzenlenen olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre olayların gelişimi özetle şu şekildedir:

i. Karaman'ın Ermenek ilçesinde faaliyet gösteren bir maden ocağında çalışan işçiler -madende daha önce yaşamını yitiren işçilerin aile fertleriyle birlikte- ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle 29/8/2020 tarihinde maden ocağı girişinde oturma eylemine başlamışlardır. Söz konusu grup, işçilik alacaklarının ödenmesi ve hâlen faaliyette olan maden ocaklarında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması amacıyla 12/10/2020 tarihinde Ermenek'ten Ankara'ya yürüyüş gerçekleştirmeyi planladıklarını bildirmişlerdir.

ii. Karaman İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunca alınan 2/10/2020 tarihli karar ile COVID-19 pandemisi kapsamında etkinliklerin ertelenmesine ilişkin kararı olduğu belirtilerek anılan karar 10/10/2020 tarihinde ilgili sendika temsilcilerine tebliğ edilmiştir. 12/10/2020 tarihinde grubun yürüyüş yapacağı yönünde bilgi edinmesi üzerine kolluk kuvvetleri gerekli güvenlik önlemlerini almıştır.

iii. 12/10/2020 tarihinde saat 11.00 sıralarında kolluk kuvvetleri yürüyüş için toplanan grup ve sendika yetkililerine; söz konusu yürüyüşün kanuna uygun olmadığını, mahalli mülki idare makamlarından gerekli izinlerin alınmadığını ve COVID-19 önlemleri kapsamında yürüyüşün yasaklandığını bildirmiştir. Saat 13.45 sıralarında grup, maden ocağı dışına doğru yürümek istemeleri üzerine -yürüyüşü engellemek amacıyla olay yerinde bulunan- kolluk kuvvetlerince durdurulmuştur. Bunun üzerine katılımcılara "Çekilin biz hakkımızı arıyoruz, yürüyüş yapacağız, Ankara’ya gideceğiz." şeklinde söylemlerde bulunmuşlardır. Daha önce belirtilen gerekçelerle etkinliğe izin verilmeyeceği bildirilmesine ve dağılmaları yönünde yapılan uyarılara rağmen grup bu uyarıları dinlememiştir.

iv. Bu sırada başvuruculardan Tahir Çetin "O zaman beni gözaltına alın." şeklindeki sözleriyle kalabalığı kışkırtmış, ardından grubun jandarma görevlilerinin üzerine doğru yürüyüşe geçmesiyle birlikte yaklaşık on dakika süren bir arbede yaşanmıştır. Başvuruculardan Mesut Öner, jandarma personelinden M.M.yi yeleğinden ve kolundan; Z.D.yi ise kolundan tutarak yere yatırmaya çalışmış, C.K.yı kolundan çekmiş, tırnaklarını geçirerek yaralamış ve yumruk atmaya çalışmıştır. Bunun üzerine biber gazı ile müdahale edilmiş; gazın etkisiyle fenalaşan başvurucu Mesut Öner, kalabalıktan uzaklaştırılarak önce devriye aracında, ardından gelen ambulansta tedavi edilmiş ve annesi eşliğinde Ermenek Devlet Hastanesine (Devlet Hastanesi) sevk edilerek hakkında sağlık raporu düzenlenmiştir.

v. Başvuruculardan İbrahim Yılmaz da gazdan etkilenerek yere düşmüş, ilk müdahale bir jandarma görevlisince yapılmış, daha sonra ambulansla Devlet Hastanesine götürülerek tedavi edilip akabinde taburcu edilmiştir. Müdahalenin ardından grup, "Jandarma yolumuzdan çekil" şeklinde sloganlar atarak oturma eylemine başlamış ve bu eylemi yaklaşık dört saat sürdürmüştür. Saat 18.30 sıralarında grup, maden ocağının girişine geri dönerek oturma eylemine devam etmiştir.

6. Başvurucular 28/10/2020 tarihinde Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) sundukları dilekçeyle ilgili jandarma görevlileri hakkında şikâyette bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde özetle 12/10/2020 tarihli gösteride Karaman sınırları içinde bir etkinlik olmadığını, sadece araçlara binilerek şehirden ayrılmayı ve Konya'da basın açıklaması yapmayı planladıklarını, gösteriye müdahaleye dayanak olarak gösterilen Karaman Valiliğinin kararının hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. Dilekçede; maden ocağından otobüslere binmek için çıktıklarında maden işçileri, aileleri ve çocuklarından oluşan yüz kişinin jandarma tarafından hukuka aykırı şekilde durdurulduğunu, müdahaleler sırasında uyarı yapılmadan plastik mermi kullanıldığını, 10 cm mesafeden hedef alınarak gözlerine gaz sıkıldığını, sendika temsilcilerine provokatör denilerek asılsız suçlamalar yöneltildiğini, sendikal faaliyetlerinin engellendiğini, jandarma tarafından kollarından çekilerek boynu sıkılan, kollarında ve boynunda morluklar oluşan başvurucu Tahir Çetin'in ertesi gün Devlet Hastanesinden (numara ve sayısı bildirilen) darp raporu aldığını, raporun celbedilmesini talep ettiklerini bildirmişlerdir.

7. Dilekçenin devamında; başvurucu Özgür Mutlu'nun jandarma tarafından yere düşürüldüğünü, kendisini yerden kaldırmak isteyen başvurucu İbrahim Yılmaz'ın yüzüne 10 cm mesafeden gaz sıkıldığını, ensesine sert bir cisimle vurulduğunu, bayılması üzerine alandan uzaklaştırıldığını, Devlet Hastanesinden üç gün geçici iş göremez raporu aldığını, bu raporu Başsavcılığa sunacaklarını ileri sürmüşlerdir. Ayrıca telefonu jandarma tarafından elinden alınmaya çalışılan başvurucu Mesut Öner'in yüzüne bu esnada biber gazı sıkıldığını, 5-10 metre boyunca sürüklendiğini, jandarma tarafından yakalanıp kontrol altına alınmasına rağmen sol karın bölgesine yumrukla vurulduğunu, yere yatırılarak kollarının arkadan kelepçelendiğini, havasız bir askerî araca bindirilerek gazın etkisiyle burnu akar vaziyette orada bekletildiğini, gözaltı kararı olmaksızın jandarma aracında tutulduğunu, izinsiz ve gerekçesiz şekilde çantasının arandığını, olay yerine gelen ambulanstaki sağlık görevlilerinin kendisini tedavi etmesine yarım saat boyunca izin verilmediğini, yaşananlara başvurucu Mesut Öner'in annesinin tanıklık ettiğini iddia etmişlerdir. Bu sırada başvurucu Mesut Öner'in jandarma tarafından el konulan telefonundaki bazı fotoğraf ve video kayıtlarının silindiğini, hesap şifrelerinin değiştirildiğini, daha sonra telefonun başvurucu Özgür Mutlu'ya teslim edildiğini öne sürmüşlerdir. Başvuruculara göre Devlet Hastanesi tarafından başvurucu Mesut Öner'in yaralanmasına ilişkin sağlık raporu eksik düzenlenmiş, raporda biber gazının etkilerinden ve meydana gelen yaralardan bahsedilmemiştir. Ayrıca hastane dönüşünde gösterici grubun arasına karışması engellenmiş, maden ocağı girişinde ailesinin yanında bekletilmiştir. Başvurucular, olayın sorumlularının görevi kötüye kullanma, sendikal hakların kullanılmasını engelleme ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılmasını talep etmiştir.

8. Başvurucuların şikâyeti üzerine Başsavcılık tarafından araştırma başlatılmıştır. Bu kapsamda Başsavcılığın 4/11/2020 tarihli yazısı üzerine Ermenek Jandarma Komutanlığı tarafından olay yeri görgü tespit tutanağı (bkz. § 5) dışında, cd çözümleme tutanağı, olaylar sırasında yaralanan dört jandarma görevlisinin ifadeleri ve bu kişiler hakkında alınan sağlık raporları ile başvurucu Mesut Öner'e ait sağlık raporu gönderilmiştir. Üç jandarma tarafından 17/10/2020 tarihinde düzenlenen cd çözümleme tutanağında, göstericilerin jandarmaya direndiği anlara ilişkin 18 dakika 57 saniyelik video kaydındaki çeşitli kesitler anlatılmıştır. Söz konusu tutanağın bazı kısımlarında özetle göstericilerin yürüyüş yapmasına izin verilmemesi üzerine çıkan arbedede başvurucu Mesut Öner'in cep telefonu kamerasıyla olayı ve jandarma personelini kaydettiği, Karaman İl Jandarma Komutanı İ.Ş.nin, basın kartı bulunmayan bu kişinin yanına gelerek görüntü almasına engel olduğu, bunun üzerine başvurucu Mesut Öner'in İ.Ş.nin sol omzuna yumruk attığı, başvurucu Mesut Öner'e C.K. ve Z.D. isimli jandarma görevlileri tarafından müdahale edildiği, kendisine müdahale eden jandarma görevlilerine başvurucu Mesut Öner'in saldırgan bir şekilde direniş gösterdiği, M.M. isimli jandarmanın yeleğinden ve sol kolundan tutarak yere yatırmaya çalıştığı, bunun üzerine kendisine biber gazı ile müdahale edildiği, biber gazının etkisiyle yere yattığı, yere yatmasından sonra jandarma tarafından muhafaza altına alınarak kalabalıktan uzaklaştırıldığı dile getirilmiştir.

9. Jandarma görevlileri Ö.U., C.K., Z.D. ve M.M. 13/10/2020 tarihinde Ermenek İlçe Jandarma Komutanlığında verdikleri ifadelerde; gösteri sırasında nasıl yaralandıklarını anlatmışlar, kimseye vurmadıklarını, jop kullanmadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca -Ö.U. dışındakiler- ifadelerinde başvuruculardan Mesut Öner'in olaylar sırasında gerçekleştirdiği eylemleri ve bu kişiye nasıl müdahale edildiğini anlatmışlardır. C.K., Z.D. ve M.M. hakkında Devlet Hastanesi tarafından 12/10/2020 tarihinde düzenlenen sağlık raporlarında her birinin tek kolunda 2-3 cm çapında kızarıklık tespit edilmiştir. Ö.U. hakkında düzenlenen raporda yaralanma bulgusuna yer verilmemiş, bel bölgesinde ağrı hissettiğinden yakındığı belirtilmiştir.

10. Başvurucu Mesut Öner hakkında Devlet Hastanesinde 12/10/2020 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda şu şekilde kayıt düşülmüştür: "[H]ayati tehlikesi yoktur. [B]asit tıbbi müdahaleye gerek yoktur. [H]asta sözel olarak vücudunda herhangi bir eski ya da yeni iz bulunmadığını beyan etmiştir. [B]u durum bildirir kati hekim raporudur."

11. Başsavcılık, başvurucuların şikâyetiyle ilgili olarak 23/11/2020 tarihinde soruşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başsavcılık, verdiği kararı "Olayla ilgili makamlardan herhangi bir izin alınmadığı için ve mevcut salgın mücadelesi kapsamında müdahalede bulunulduğunun, bu müdahale ile ilgili olarak da tahkikat yürütüldüğünün dosya arasına istenen cevabi tahkikat suretinden anlaşıldığı, görevli jandarma personellerince müştekilere yönelik olarak şikâyete konu zor kullanmalarının ve diğer tüm eylemlerin 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu kapsamında tanınan yetki çerçevesinde yasal sınırlar içinde gerçekleştirildiği, soruşturma yürütülmesi gerektirir suç unsuru bulunmadığı" şeklindeki gerekçeye dayandırmıştır.

12. Başvurucular verilen karara itiraz ederken dilekçelerinde özetle ödenmeyen hak ve alacakları için kamuoyu oluşturmak, farkındalık yaratmak ve sorunlarının çözülmesi amacıyla tepkilerini dile getirmek istediklerini, jandarma görevlilerinin hiçbir adli veya idari karar olmaksızın keyfî ve hukuka aykırı şekilde gösteriye müdahale ettiklerini, halbuki 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu kapsamında yasal bir görevleri olmadığını, Başsavcılık tarafından beyanlarının alınmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, hastane evrakının getirtilmediğini iddia etmişlerdir. Ayrıca başvurucular Tahir Çetin ve İbrahim Yılmaz hakkında düzenlenen raporların ısrarla istenmesine rağmen kendilerine verilmediğini belirterek etkili bir soruşturma yapılmadığını ileri sürmüşlerdir.

13. Başvurucuların itirazı Ermenek Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/12/2020 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

14. Başvurucular, nihai kararı 4/1/2021 tarihinde öğrendikten sonra 3/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Gerçek kişi başvurucular; yapmak istedikleri gösteriye jandarmanın önlerini keserek müdahalede bulunduğunu, müdahale sırasında yoğun şekilde darbedildiklerini ve biber gazına maruz kaldıklarını, yaşadıkları olaylar nedeniyle şikâyette bulunduklarını fakat Başsavcılığın yeterli bir araştırma ve inceleme yapmadan soruşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini belirterek etkili başvuru hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Ayrıca başvurucu Mesut Öner, jandarma tarafından cep telefonunun elinden alınarak bazı video kayıtlarının silindiğini belirterek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Başsavcılık tarafından yapılan araştırmadan bahsedilerek etkili bir soruşturma yapılıp yapılmadığı hususunun Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatları doğrultusunda incelenerek değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

17. Kötü muamele yasağı kapsamında aşağıda varılan sonuç nedeniyle Başsavcılık tarafından yeniden soruşturma yapılacağından başvurucu Mesut Öner'in özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir.

18. Diğer taraftan başvuruculardan Tahir Çetin'in bireysel başvurunun incelenmesi sürecinde vefat etmesi üzerine başvurucunun yukarıda belirtilen (bkz. § 4) mirasçıları bireysel başvuruyu sürdürmek amacıyla Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmuşlardır. Mirasçılarının maddi menfaatleri söz konusu olmasa dahi başvurucunun ölmeden bu başvuruyu yaptığı dikkate alındığında kötü muamele yasağının ihlalinin tespitine yönelik başvurunun devamı bakımından mirasçıların manevi menfaatlerinin olduğu ortadadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Özlem Güner Gürlek ve Mehmet Bartu Gürlek [GK], B. No: 2020/2003, 18/9/2025, §§ 28, 29).

19. Başvurunun bu kısmı Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

21. Anayasa'nın 17. maddesi; "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında, bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğu yönünde yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili olarak bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64; Oğulcan Yiğit Özdemir [1. B.], B. No: 2020/16726, 17/9/2024, § 23).

22. Olay günü bir sendikanın başkanı ve üyesi olan başvurucular, işçi alacaklarının verilmediği gerekçesiyle seslerini duyurmak amacıyla -beyanlarına göre yüz kadar kişiyle birlikte- Ermenek'teki bir maden ocağı önünde toplanmıştır. Başvurucuların da olduğu gösterici grup maden ocağından çıkmak isterken olay yerinde tedbir alan jandarma tarafından engellenmiş ve çıkmalarına izin verilmemiştir. Bu konuda başvurucuların beyanları ile jandarma tarafından düzenlenen tutanaklarda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucular, müdahale sırasında jandarma tarafından yakın mesafeden gaz sıkıldığını ve darbedildiklerini iddia etmişlerdir.

23. Olay yeri görgü ve tespit tutanağına (bkz. § 5) göre göstericiler ile jandarma arasında arbede yaşandığı, bu sırada göz yaşartıcı gaz sıkıldığı, başvuruculardan İbrahim Yılmaz ve Mesur Öner'in fenalaşarak hastanede tedavi edildikleri anlaşılmaktadır. Başsavcılık da verdiği kararda başvuruculara zor kullanıldığını kabul etmiştir. Eldeki bu tespitlerin başvurucuların iddialarını desteklemesine rağmen Başsavcılık, kolluğun cevap yazısı sonrasında başvurucuların şikâyetleri kapsamında herhangi bir araştırma yapmadan soruşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

24. Başvurucuların savunulabilir nitelikteki iddiaları kapsamında Başsavcılığın, düzenlendiği beyan edilen adli muayene raporlarını ilgili sağlık birimlerinden istemesi ya da ilgili başvurucular hakkında sağlık raporu düzenlenmesini sağlaması, olaya ait görüntü kayıtlarını incelemesi, hangi şartlarda ve ne şekilde göz yaşartıcı gaz kullanıldığını ve gaz kullanımının gerekli olup olmadığını aydınlatması ve ayrıca icap ettiğinde başvurucuların ve kolluğun beyanlarına başvurması gerekirken hiçbir araştırma yapmadan sonuca varması gerçeği ciddiyetle öğrenmesi çabası içinde olduğu konusunda kuşku uyandırmaktadır.

25. Sonuç itibarıyla başvurucuların ileri sürdüğü iddialar kapsamında etkili bir soruşturma yapıldığından söz etmek mümkün değildir.

26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

27. Kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği iddialarının incelenebilmesi için olayı çevreleyen maddi koşullar, inceleme yapmaya olanak verecek şekilde aydınlatılmalıdır. Olayın aydınlatılması ise ihlal iddiaları ile ilgili etkili bir soruşturma yapılmasına bağlıdır. Başvuruya konu olayda olayı çevreleyen koşullar yeterince aydınlatılmadığından bu aşamada kötü muamele yasağının maddi boyutu yönünden inceleme yapılması mümkün görülmemiştir.

B. Sendika Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucular, tüm hukuki girişimlerine rağmen ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili ve hâlen faaliyette bulunan maden ocaklarında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması amacıyla sendikal faaliyet çerçevesinde gerçekleştirilmek istenen barışçıl yürüyüşe müdahale edilmesini gerektirecek zorlayıcı bir neden bulunmaksızın ve kanuni bir temele dayanmaksızın kolluk kuvvetlerinin müdahale ettiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular, anılan nedenle müdahalenin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarını ihlal ettiğinden şikâyet etmişlerdir.

29. Bakanlık görüşünde, toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanabilecek kamu düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik taşıması hâlinde yetkili makamların bu tehditleri bertaraf etmek için tedbir alabilecekleri ifade edilmiştir. Bakanlık; alınan tedbirlerin durumun özelliklerine ve gerekliliklerine göre değişiklik gösterebileceğini belirtmiş, bu nedenle idarenin uygulamalarda belli bir takdir yetkisine sahip olduğuna dair Anayasa Mahkemesinin bir kararını alıntılamıştır. Ayrıca Bakanlık, somut olayda kolluk görevlilerinin yürüyüşün kanuni olmadığını ve dağılmaları gerektiğini bildirmelerine rağmen topluluğun yürüyüşte ısrar etmesi ve bazı katılımcıların kolluk kuvvetlerine karşı direnç göstermesi üzerine müdahalenin gerçekleştiğini belirtmiştir. Bakanlık, kolluk kuvvetlerinin müdahalesinin değerlendirilmesinde anılan hususların dikkate alınması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

30. Başvuru; sendika üyelerinin mesleki, ekonomik, sosyal çıkarlarını ve çalışma hayatını korumaya yönelik, diğer bir ifadeyle sendikanın çekirdek faaliyet alanı kapsamında kalan bir konuda aldığı karar doğrultusunda yapılmak istenen yürüyüşün idarenin kararına aykırı olduğu gerekçesiyle müdahale edilmesine ilişkindir. Bu nedenle tüzel kişi sendikanın da aralarında olduğu sendika üyesi olan başvurucuların şikâyetlerinin bir bütün olarak Anayasa'nın 34. maddesinin ışığında Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (farklı bağlamda benzer yönde değerlendirme için bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 72; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkından değerlendirildiği kararlar için bkz. İhsan Uğraş [1. B.], B. No: 2015/5365, 3/4/2019, § 24; Hüseyin Doğan ve Yusuf Kaya [2. B.], B. No: 2020/4741, 5/10/2023, § 8; Songül Eriş ve Bedriye Kuş [2. B.], B. No: 2020/38552, 30/3/2022, § 25).

31. Yukarıda da belirtildiği üzere başvuruculardan Tahir Çetin'in bireysel başvurunun incelenmesi sürecinde ölümü üzerine, başvurucunun mirasçıları bireysel başvuruyu sürdürmek amacıyla Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmuşlardır. Anayasa Mahkemesi -bireysel başvuru tarihindeki- içtihadında, başvurucunun vefat etmesi hâlinde mirasçılarının başvuruyu sürdürebilmek için meşru menfaatlerinin bulunup bulunmadığını değerlendirerek başvuruları incelemekte, başvuru süresi içinde mirasçıların başvuru yapmaması hâlinde ise başvurunun işlemden kaldırılmasına karar vermektedir. Eldeki olayda da başvurucunun gerçekleştirmek istediği yürüyüşe kolluk kuvvetlerince müdahalede bulunulması nedeniyle sendika hakkının ihlal edilip edilmediğine ilişkin incelemenin, başvurucunun mirasçılarının da meşru menfaatini ilgilendirdiği açıktır. Bu itibarla başvurucunun vefatından sonra mirasçıların başvuruyu takip edebileceklerinin kabulü gerekir (benzer nitelikte değerlendirmeler için bkz. Ayşegül Çengel Kömür ve diğerleri [1. B.], B. No: 2016/56228, 23/6/2020, §§ 33, 34).

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

33. Somut olayda Karaman İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun 2/10/2020 tarihli kararının başvurucuların gerçekleştirmek istedikleri yürüyüşün engellenmesine ve bu müdahaleye ilişkin kovuşturmaya yer olmadığı kararına dayanak olduğu görülmüştür. İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu müdahaleye dayanak olan kararını 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 27. ve 72. maddeleri uyarınca vermiştir (bkz. § 2). Mevcut başvuru, sendika hakkına yapılan müdahalenin dayanağı olan kuralların kanunilik ölçütüne uygun olup olmadığı bağlamında incelenecektir.

34. Hak ya da özgürlüklere bir müdahale söz konusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanun hükmünün mevcut olup olmadığıdır. Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında yapılan bir müdahalenin kanunilik şartını sağladığının kabul edilebilmesi için müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması zorunludur. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli değildir. Kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olup bu noktada kanunun niteliği önem kazanmaktadır. Kanunla sınırlama ölçütü sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade eden belirliliğini garanti altına almaktadır (kanuniliğe ilişkin ayrıntılı açıklamalar için bkz. Çağla Yolaşan Kurul [GK], B. No: 2021/29184, 27/9/2023, §§ 35-41; kanunilik şartına başka bağlamlarda dikkat çeken kararlar için bkz. Tuğba Arslan [GK], B. No: 2014/256, 25/6/2014, § 82; Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. [GK], B. No: 2014/19270, 11/7/2019, § 35).

35. Anayasa Mahkemesi Selma Atabey ([GK], B. No: 2021/38893, 27/9/2023) kararında 1593 sayılı Kanun'un 27., 72. ve 77. maddelerinin umumi hıfzıssıhha kuruluna il genelinde yapılacak tüm toplantı ve gösterileri erteleme şeklindeki müdahale yetkisi vermediğini değerlendirerek müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesi kapsamında emredilen kanunilik ölçütünü karşılamaması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Kararda, İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun -bulaşıcı ve salgın hastalığın mevcut olduğu dönemlerde- sadece 1593 sayılı Kanun'da yazılı tedbirlerin uygulanmasına yardımcı olabileceği açıklanmıştır. Ayrıca kanuni düzenlemede sınırlı olarak sayılan tedbirler arasında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını sınırlandırmaya imkân tanıyan bir yetki olmadığı ve müdahale yetkisinin kullanımının sıhhat ve içtimai muavenet vekâletinin tasvibi şartına bağlı tutulduğunu belirtmiştir (ayrıntılı değerlendirmeler için bkz. Selma Atabey, §§ 43-53; farklı bağlamda benzer değerlendirmeler için bkz. Çağla Yolaşan Kurul, §§ 44-56).

36. Somut olayda da sendika hakkı yönünden sözü edilen karardaki değerlendirmeler ile ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun kararı uyarınca yapılan müdahalenin öngörülebilir olmadığı, dolayısıyla müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde açıkça emredilen kanunilik ölçütünü karşılamadığı değerlendirilmiştir.

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Başvurucu Mesut Öner Yönünden Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucunun, herhangi bir karar olmaksızın hukuka aykırı şekilde gözaltına alındığına ilişkin iddiasının Hikmet Kopar ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

39. Başvurucular; ihlalin tespiti ve ayrı ayrı 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

40. Başvuruda tespit edilen kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

41. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

42. Bununla birlikte ihlalin tespit edilmesinin başvurucuların uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için manevi zararları karşılığında taleple bağlı kalınarak net 100.000 TL manevi tazminatın Tahir Çetin'in yasal mirasçısı olan gerçek kişi başvuruculara müştereken, diğer gerçek kişi başvuruculara net 100.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir. Ayrıca tüzel kişi başvurucuya manevi zararları karşılığında net 34.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerçek kişi başvurucular yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Mesut Öner yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tüm başvurucular yönünden sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığına (İhbar Dosya No: 2020/106, Karar No: 2020/81) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucular Nursel Çetin, Ahmet Çetin, Asil Çetin ve Hikmet Çetin'e net 100.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN, diğer gerçek kişi başvuruculara net 100.000 TL manevi tazminatın AYRI AYRI, tüzel kişi başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminatın ÖDENMESİNE,

E.487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(İbrahim Yılmaz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2021/7551, 3/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı İBRAHİM YILMAZ VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2021/7551
Başvuru Tarihi 3/2/2021
Karar Tarihi 3/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, etkinliklerin ertelenmesine ilişkin idari karar olduğu gerekçesiyle kolluk tarafından gösteriye müdahale edilmesi sırasında yaralanma meydana gelmesi ve olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağı ile sendika hakkının, başvuruculardan birinin hukuka aykırı olarak gözaltına alınması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Toplantı ve gösteri yürüyüşüne güç kullanarak müdahale İhlal Yeniden soruşturma
Sendika hakkı Sendika İhlal Manevi tazminat
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Kişisel verilerin korunması İncelenmesine Yer Olmadığı
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Yakalama, gözaltı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi