logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Abula Aızemaıtı [2. B.], B. No: 2022/108353, 1/10/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ABULA AIZEMAITI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/108353)

 

Karar Tarihi: 1/10/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Merve ARSLANTÜRK

Başvurucu

:

Abula AIZEMAITI

Vekili

:

Av. Ali Tuğrul EKŞİ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sınır dışı etme kararında güvenli üçüncü olarak belirlenen ülkenin menşe ülkeye iade etme riski ile doğrudan menşe ülkeye sınır dışı edilme hâlinde kötü muameleye maruz kalma riski nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/12/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Bölüm tarafındanAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesi uyarınca sınır dışı etme işleminin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 1998 doğumlu olup Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşıdır.

6. Başvurucu, 22/2/2022 tarihinde Türkiye'den Suriye'ye yasa dışı yollarla geçmeye çalıştığı sırada Hatay ili sınırında birinci derece kara askerî yasak bölgede yakalanmıştır. Başvurucu, hakkındaki adli işlemlerin tamamlanmasının ardından gerekli idari işlemlerin tesisi için Hatay İl Göç İdare Müdürlüğüne (Göç İdaresi) teslim edilmiştir.

7. Göç İdaresi 23/2/2022 tarihinde başvurucu hakkında 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi (kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar) ve (h) bendi (Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler) uyarınca sınır dışı etme ve aynı Kanun'un 57. maddesi uyarınca altı ay süreyle idari gözetim kararı vermiştir.

8. Söz konusu sınır dışı etme kararının gerekçe kısmında 6458 sayılı Kanun'un 4. ve 55. maddeleri kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda başvurucunun güvenli üçüncü ülke Kırgızistan'a sınır dışı edileceği belirtilmiştir. Aynı kararın hüküm kısmında başvurucunun anılan maddeler kapsamında olmadığı ifade edilerek menşe ülkesine, gidebileceği güvenli üçüncü bir ülkeye veya transit gideceği ülkeye sınır dışı edilmesine karar verilmiştir.

9. Başvurucu, sınır dışı edilmesi işlemine karşı Hatay 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; Çin yönetimi tarafından İslam dinine mensup olanlara yönelik sistematik baskılar ve insanlık dışı uygulamalar bulunduğunu, inanç temelli yaşam biçimlerinin suç sayıldığını, bu durumun tüm kamuoyunun malumu olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, ayrıca hakkında herhangi bir ceza soruşturması veya mahkûmiyet bulunmadığını, kamu düzenine tehdit oluşturmadığını iddia etmiştir.

10. İdare Mahkemesi, başvurucudan sınır dışı edileceği Kırgızistan'ın insan hakları açısından risk taşıyıp taşımadığı, oraya gönderilmesi hâlinde kötü muameleye uğrayacağına dair kişisel, somut ve ispatlanabilir bir iddiası olup olmadığını açıklığa kavuşturmasını, başvurucunun bu iddialarını bireysel durumunu somut şekilde ortaya koyan belgelerle birlikte sunmasını istemiştir. Başvurucu, Kırgızistan ile Çin arasında suçluların iadesi anlaşması olduğunu, Kırgızistan'a gönderilmesi hâlinde Çin'e iade edilme riski doğacağını, bu nedenle Kırgızistan'ın Uygur Türkleri bakımından güvenli bir ülke olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda başvurucu, dilekçe ekinde Kırgızistan'ın Uygurları Çin'e iade ettiğine dikkat çeken bir makale, 2014 yılında Kırgızistan'da 12 Uygur'un güvenlik güçlerince öldürüldüğüne ilişkin bir haber metni ve Uygurların dolaylı yollarla Çin'e teslim edildiğini konu alan 2019 tarihli bir başka haber metnini sunmuştur.

11. İdare Mahkemesi, davalı idare tarafından başvurucunun Kırgızistan'a sınır dışı edilmesine karar verildiğini esas alarak yalnızca bu ülkeye ilişkin bir değerlendirme yapmış, başvurucunun Çin'e gönderilmesi hâlinde maruz kalabileceği riskler yönünden herhangi bir incelemede bulunmamıştır. Başvurucunun Kırgızistan'daki kötü muamele veya iade riskine ilişkin beyanlarının genel nitelikte olduğu, kişisel durumunu somutlaştıran ciddi, güncel ve araştırmaya değer bilgi veya belge sunmadığı, Kırgızistan'ın güvenli üçüncü ülke olarak değerlendirilebileceği ve sınır dışı etme işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 11/11/2022 tarihinde davanın kesin olarak reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu, nihai kararı 7/12/2022 tarihinde öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Abulıkemu Helılı ([2. B.], B. No: 2021/7144, 13/5/2025, §§ 12-20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Anayasa Mahkemesinin 1/10/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

15. Anayasa Mahkemesi tarafından adli yardım talebinin kabul edilebilmesi için gerekli şartlar Mehmet Şerif Ay ([2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013, § 23) kararında, yabancıların adli yardım talepleri konusunda benimsenen ilkeler ise Nadali Aghelı Kohne Shahrı ([1. B.], B. No: 2014/12633, 9/9/2015, §§ 17, 18) kararında yer almaktadır. Anılan ilkelere göre adli yardım için gerekli şartlar mevcutsa karşılıklılık şartı gerçekleşmese bile yabancının adli yardım talebi kabul edilmelidir. Somut başvuruda da yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

16. Başvurucu; Uygur Türkü olduğunu ve Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki Uygurlara yönelik sistematik baskı politikalarının kamuoyunca da bilindiğini belirterek doğrudan Çin'e iade edilmese dahi güvenli üçüncü ülke olarak belirlenen Kırgızistan aracılığıyla dolaylı olarak Çin'e iade edilme riskiyle karşı karşıya kalacağını ileri sürmüştür. Bu kapsamda Şangay İş Birliği Örgütüne taraf devletlerin Çin'le sıkı ilişkiler içinde olduğunu, Uygurların doğrudan değilse bile ikinci ülkeler üzerinden Çin'e teslim edildiğini belirterek Kırgızistan'ın güvenli üçüncü ülke olarak değerlendirilmesinin gerçeği yansıtmadığını ifade etmiş; söz konusu sınır dışı işleminin uygulanması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edileceğini ileri sürmüştür.

17. Bakanlık görüşünde, başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilmesinde Anayasa'nın 17. maddesi, 6458 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

18. Başvuru, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

20. Yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet etmeleri ve ülkeden çıkarılmaları,uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere devletin egemenlik yetkisi kapsamındadır (birçok karar arasından bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).

21. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında kötü muamele yasağı güvence altına alınmıştır. Bu yasakla ilgili herhangi bir istisna da kabul edilmemiştir. “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” kenar başlıklı 15. maddede ise savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağı ifade edilmiştir. Kötü muamele yasağının mutlak niteliğini ortaya koyan sözü edilen düzenlemelere göre bir yabancının sınır dışı edileceği ülkede Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçelerin gösterildiği hâllerde yabancının sınır dışı edilmesi kötü muamele yasağını ihlal edebilir zira böyle bir durumda yabancının kötü muamele riskiyle karşı karşıya kalması devletin tutumunun doğrudan bir sonucudur. Dolayısıyla devlet bu hâllerde yabancıyı o ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğü altındadır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. A.A. ve A.A., §§ 55, 56; Masoud Talebı [2. B.], B. No: 2023/26088, 19/3/2024, § 64). Bu yükümlülük, yabancıların riskin bulunduğu ülkeye dolaylı olarak gönderilmemelerini de kapsamaktadır (A.D. [1. B.], B. No: 2014/19506, 3/4/2019, § 55).

22. Sınır dışı edilmesi hâlinde kötü muameleye uğrayacağını iddia eden yabancı, ilke olarak sınır dışı edileceği ülkede kötü muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı nedenler bulunduğunu kanıtlayabilecek delilleri idari merciler ile yargı mercilerine sunmalıdır. Bu doğrultuda yabancı, sınır dışı edileceğiülkede var olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı, varsa bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri ibraz etmelidir (A.A. ve A.A., § 68).

23. Yabancı; sınır dışı edileceği ülkedeki kamu makamlarının, etnik kökenleri, dinî inançları, siyasi görüşleri ya da belirli bir gruba mensubiyetleri gibi nedenlerle kişilere sistematik olarak kötü muamelede bulunduklarını iddia ediyor ise uygulamanın varlığı ile risk altında olduğu iddia edilen gruba mensup olduğuna inanılması için ciddi nedenler bulunduğunu ortaya koymalıdır. Geri gönderileceği ülkedeki riskin kamu görevlisi olmayan kişi veya gruplardan kaynaklandığı ileri süren yabancı, hem riskin gerçekliğini hem de söz konusu ülkenin kamu makamlarının bu riski ortadan kaldırma konusunda yeterli korumayı sağlamakta yetersiz kalacaklarını kanıtlamalıdır. Bununla birlikte yabancı, sınır dışı edileceği ülkede uzun süredir devam eden genel siyasi istikrarsızlık ya da ülkenin tamamına yayılmış iç karışıklık nedeniyle kötü muameleye maruz kalacağını ileri sürmüşse anılan ülkenin genel koşullarının nesnel olarak kötü muamele yasağına aykırılık oluşturmayacağı idari ve yargısal makamlar tarafından ortaya konulmalıdır (A.A. ve A.A., §§ 66-69).

24. İspat külfetinin başvurucuya ait olduğu ve bu külfetten doğan yükümlülüğün yerinegetirildiği hâllerde idari ve yargı mercileri gerçek riskin varlığı konusunda titiz bir inceleme yapmalıdır. Bu inceleme yapılırken yabancının sınır dışı edilmesinin öngörülebilir sonuçları, yabancının sınır dışı edileceği ülkenin genel durumu, yabancının kişisel durumu ve uğranılacağı iddia edilen muamelenin kötü muamele yasağı için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı dikkate alınmalıdır. Riskin varlığı araştırılırken ulusal veya uluslararası kurum ve kuruluşların düzenledikleri raporlardan ya da somut olay hakkında bilgi edinilmesini sağlayacak başka kaynaklardan yararlanılması mümkündür (A.A. ve A.A.,§§ 62-64).

25. Gerçek riskin varlığıyla ilgili değerlendirmede kural olarak sınır dışı kararının verildiği tarihteki koşullar dikkate alınmalıdır ancak yapılacak değerlendirmenin sonucunu doğrudan etkileyecek önemli gelişmeler de gözönünde tutulmalıdır (A.A. ve A.A., § 70).

26. Başvurucunun sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı ve sınır dışı edileceği ülkede Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına inanılması için esaslı gerekçeleri gösterdiği bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin rolü kural olarak başvurucuya, doğrudan veya dolaylı olarak kötü muamele riskiyle karşılaşacağı ülkeye gönderilmesine karşı koruyan etkili usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığını tespit etmektir. Usul güvencelerinin sağlandığı durumlarda geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riski bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. A.A. ve A.A., § 71). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, somut olayın özel koşulları altında gerekli gördüğü hâllerde geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riski bulunup bulunmadığını istisnai olarak ilk elden kendisi de inceleyebilir (A.A. ve A.A., § 72).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

27. Anayasa Mahkemesi, Abulıkemu Helılı başvurusunda Uygur kökenli bir Müslümanın Çin'e sınır dışı edilmesi hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edileceğine ilişkin iddiayı incelemiştir. Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, uluslararası raporlarda Çin'in Sincan bölgesinde uygulanan politikaların Uygur kökenli Müslümanların etnik ve dinî kimlikleri nedeniyle kitlesel olarak hedef alınmalarına ve geri gönderilmeleri hâlinde ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaşmalarına yol açabileceğine ilişkin tespit ve değerlendirmelere yer verildiğine dikkat çekmiştir. Bu durumda Çin'deki koşulların nesnel olarak kötü muamele yasağına aykırılık oluşturmayacağının idari ve yargısal makamlarca ortaya konulması gerektiğini ifade etmiştir. Anılan kararda idare mahkemesince başvurucunun etnik ve dinî kimliği nedeniyle karşılaşabileceği risklere ilişkin özenli ve titiz bir değerlendirme yapılmadığı, dolayısıyla ölüm ve kötü muamele riski bulunan bir ülkeye gönderilmesine karşı koruma sağlayacak etkili usul güvencelerinin sağlanmadığı belirtilerek Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir (Abulıkemu Helılı, §§ 35-36).

28. Başvurucu, Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı olup Uygur kökenli bir Müslümandır. Hakkında tesis edilen sınır dışı etme kararının gerekçe kısmında 6458 sayılı Kanun'un 4. ve 55. maddeleri kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda Kırgızistan'ın güvenli üçüncü ülke olarak belirlendiği belirtilmiştir. Bununla birlikte kararın hüküm kısmında başvurucunun bu maddeler kapsamında olmadığı ifade edilerek menşe ülkesine, güvenli üçüncü bir ülkeye veya transit gideceği ülkeye sınır dışı edilmesine karar verilmiştir (bkz. § 8). Bu durumda kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki bulunduğu ve başvurucunun menşe ülkesi olan Çin'e de sınır dışı edilebileceği anlaşılmıştır. Buna rağmen İdare Mahkemesi, değerlendirmesini yalnızca Kırgızistan'a yönelik riskler üzerinden yapmış ve kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasındaki uyumsuzluğun sonuçlarına ilişkin bir değerlendirmede bulunmamıştır. Oysa sözü edilen uyumsuzluğun başvurucunun Çin'e sınır dışı edilmesine neden olacağının değerlendirilmesi hâlinde bu ihtimal kapsamında karşılaşabileceği riskler yönünden bir inceleme yapılması gerekirdi. Diğer taraftan başvurucu, İdare Mahkemesine Kırgızistan'ın Uygur kökenli kişileri Çin'e iade ettiğine veya dolaylı yollarla Çin makamlarına teslim ettiğine ilişkin haber metinleri ve makale sunmuştur (bkz. § 10). Bu belgelerde Kırgızistan'da Uygurların güvenlik güçlerince öldürüldüğü ve Çin'e teslim edildiği yönünde iddialar yer almaktadır. Söz konusu bilgi ve belgeler, Kırgızistan'a gönderilme hâlinde Çin'e iade edilme riskinin ayrıca ele alınmasını gerektirmektedir. Ne var ki İdare Mahkemesi, bu risk iddialarını somutlaştırmamış ve genel nitelikte bulmuştur.

29. Sonuç olarak İdare Mahkemesi sınır dışı etme kararının uygulanması hâlinde başvurucunun doğrudan Çin'e gönderilme riski yönünden herhangi bir değerlendirme yapmamış, Kırgızistan üzerinden Çin'e iade edilme riskini ise sunduğu belgelere rağmen genel nitelikte bularak ayrıca araştırmamıştır. Bu nedenle başvurucuya kötü muamele riskiyle karşı karşıya kalabileceği ülkeye gönderilmesine karşı koruyan etkili usul güvencelerinin sağlanmadığı sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

31. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

32. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

33. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

34. Başvurucu hakkında verilen sınır dışı kararının uygulanmaması yönünde tedbir kararı verildiği de (bkz. § 2) dikkate alındığında ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması başvurucuya yeterli giderim sağlayacaktır. Bu nedenle başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Hatay 1. İdare Mahkemesine (E.2022/912, K.2022/1868) GÖNDERİLMESİNE,

E. Sınır dışı etme kararıyla ilgili yargılama sonuçlanıncaya kadar başvurucunun SINIR DIŞI EDİLMEMESİNE,

F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

G. 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

H. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

İ. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı ile Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Abula Aızemaıtı [2. B.], B. No: 2022/108353, 1/10/2025, § …)
   
Başvuru Adı ABULA AIZEMAITI
Başvuru No 2022/108353
Başvuru Tarihi 27/12/2022
Karar Tarihi 1/10/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, sınır dışı etme kararında güvenli üçüncü olarak belirlenen ülkenin menşe ülkeye iade etme riski ile doğrudan menşe ülkeye sınır dışı edilme hâlinde kötü muameleye maruz kalma riski nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Kötü muamele riskine rağmen sınır dışı İhlal Yeniden yargılama
İhlal Sınırdışı edilmeme
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi