|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
AHMET AKALIN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/109260)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 24/12/2025
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Volkan SEVTEKİN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ahmet AKALIN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Göktuğ YEŞİLKAYA
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucunun açtığı icra takibine itiraz davasında Elazığ 1. İcra Hukuk Mahkemesi (Mahkeme), davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine dair 20/4/2021 tarihli kararını taraf vekillerinin yüzlerine karşı kısa kararın tefhimi tarihinden itibaren on gün içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere vermiştir.
3. Başvurucu vekili, Mahkemeye hitaben yazdığı 16/3/2022 tarihli dilekçeyle gerekçeli kararın tebliğe çıkarılması talebinde bulunmuştur. Mahkeme, gerekçeli kararı başvurucu vekiline 17/3/2022 tarihinde tebliğ etmiş; başvurucu vekili 21/3/2022 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Mahkeme 24/3/2022 tarihli ek kararı ile istinafa konu kararın taraf vekillerinin yüzüne karşı (tefhim) verilmiş olduğunu ancak anılan karara karşı yasal süresi içinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmadığını belirterek, istinaf başvurusunun süresinde olmadığından istinaf talebinin reddine karar vermiştir.
4. Başvurucu vekili, ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (İstinaf Dairesi) 13/6/2022 tarihli kararı ile Mahkemenin ek kararındaki değerlendirmenin hukuka uygun olduğunu belirterek, istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“Somut olayda, kararın davacı borçlu vekilinin yüzüne karşı tefhimle 20.04.2021 tarihinde verildiği, herhangi bir süre tutum dilekçesinin sunulmadığı ve gerekçeli kararın tebliğinden sonra 21.03.2022 tarihinde istinaf yoluna başvurduğu, yasal 10 günlük istinaf süresinin geçirildiği görülmektedir.
O halde davacı borçlu tarafın süresinde istinaf yoluna başvurmaması sebebiyle ilk derece mahkemesinin istinaf dilekçesinin reddine ilişkin ek kararı usul ve yasaya uygun olduğu, aksi yöndeki istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı görülmekle, HMK'nun 353/1(b)-1. maddesi uyarınca duruşma yapılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde ek karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine,
Tarafların yokluğunda İİK'nun 365/1. ve 365/3. maddeleri gereğince kesin olarak karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.”
5. İstinaf Dairesinin kesin olarak verdiği karar başvurucu vekiline 25/7/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.
6. Bu defa başvurucu vekili, İstinaf Dairesinin kesin olarak verdiği kararı temyiz etmiştir. İstinaf Dairesi 14/9/2022 tarihli ek kararıyla, önceki kararının 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları gereğince kesin olarak verildiğini, kesin olarak verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını belirterek temyiz talebinin reddine karar vermiştir.
7. Başvurucu vekilinin İstinaf Dairesinin ek kararını da temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 27/10/2022 tarihli kararı ile temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararın onanmasına karar vermiştir. Anılan karar, başvurucu vekiline 26/11/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.
8. Başvurucu 21/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu, istinaf süresinin gerekçesi açıklanmayan kararın tefhim edildiği tarihten başlatılarak istinaf talebinin süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ve bu kapsamda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Başvurucunun şikâyetinin özü istinaf talebinin süreden reddedilmesine yönelik olduğundan başvuru, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
11. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "İstinaf dilekçesinin reddi" başlıklı 346. maddesi şu şekildedir:
"(1) İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.
(2) Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar."
12. 2004 sayılı Kanun'un “İstinaf dilekçesinin reddi” başlıklı 365. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
"İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir.
…
Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar."
13. Bireysel başvuruların 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikleri vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (Yasin Yaman [1. B.], B. No: 2012/1075, 12/2/2013, §§ 18, 19). Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (Taner Kurban [2. B.], B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).
14. Etkili olmadığı açıkça belli olan yolların tüketilmesinden sonra bireysel başvuru yapılması hâlinde süre aşımı söz konusu olabilir. Buna karşılık etkili olup olmadığı ancak nitelikli bir hukuki tartışmadan sonra anlaşılabilen bir yolun tüketilmesinden sonra yapılan bireysel başvuruların esasının incelenmesi gerekir. Bu nedenle bir başvuru yolunun makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolu olup olmadığının her somut olayın özel şartları içinde denetlenmesi gerekmektedir (Murat Durmuş [1. B.], B. No: 2015/13800, 9/6/2020, § 22; Ümit Durak Özdemir [1. B.], B. No: 2019/30047, 25/1/2024, § 12).
15. Anayasa Mahkemesi; Umut Öztürk ([GK], B. No: 2017/37079, 29/9/2021) kararında istinaf kanun yolu açık olduğu hâlde, ilk derece mahkemesinin kararını kesin olarak tefhim ederek kanun yoluna başvuru imkânını ortadan kaldırması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir. Bir kararın kesin olup olmadığı hususu kanun yollarını düzenleyen mevzuatın yorumlanması suretiyle tespit edilecektir. Söz konusu mevzuatın yorumlanması görevi ise öncelikle derece mahkemelerine aittir. Anayasa Mahkemesinin usul hükümlerini ilk elden yorumlama görevi bulunmadığı gibi usul hükümlerinin doğrudan Anayasa Mahkemesince yorumlanması bireysel başvurunun amacıyla da bağdaşmaz. 6100 sayılı Kanun’un 346. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlara karşı istinaf dilekçesi sunulması ve bu dilekçenin reddi hâlinde ret kararına karşı kanunlarda öngörülen süre içinde kanun yoluna müracaat edilmesinin mümkün olduğu açıklanmıştır. İlk derece mahkemesi veya istinaf mahkemesinin verdiği kararın kesin olduğu hususunda yaptığı tespitin yargı denetimi dışında olmadığının ve bu tespite karşı bir üst kanun yoluna müracaat edilmesinin mümkün olduğunun altı çizilmiştir. Böylelikle kanun yolu mercii, bir alt derece mahkemesinin kararının kesinliğine dair tespitinin usul kanunlarına uygun olup olmadığını inceleyecek ve alt derece mahkemesinin değerlendirmesini isabetli görmediği takdirde ret kararını kaldırarak kanun yolu başvurusunun esasını inceleyebilecektir (Umut Öztürk, §§ 32-36).
16. Anayasa Mahkemesi de anılan kararda ilk derece veya istinaf mahkemesince kesin olduğu belirtilerek verilen kararlara karşı kanun yolunun açık olduğu iddia edilerek yapılan şikâyetlerin öncelikli olarak kanun yolu nezdinde (istinaf/temyiz) dile getirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu çerçevede kesin olarak verilen kararlara karşı kanun yoluna başvuru hakkının engellendiği iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Başvurucunun kararın kesin olmadığı iddiasının öncelikle istinaf/temyiz merciinde tartışılması gerekmektedir. İlk derece/istinaf mahkemesinin kesin kararlarına karşı -kararın kesin olduğu belirtilsin veya belirtilmesin- kanun yoluna başvurulması kural olarak bireysel başvuru süresini etkilemeyeceği, bununla birlikte karara karşı üst kanun yollarına başvurmada tartışmalı durumların söz konusu olduğu hâllerde yani başvurucunun üst kanun yoluna başvurmasının kabul edilebilir nedenlerinin bulunması durumunda başvuru süresi kanun yolu merciinin kararının öğrenilmesinden itibaren başlayacaktır (Umut Öztürk, §§ 32-36).
17. Somut olayda başvurucu 2004 sayılı Kanun'un 365. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları gereğince kesin karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Anılan mevzuata göre istinaf mahkemesinin verdiği kararın kesin olduğu, bir başka ifadeyle başvurucuya temyiz kanun yolunun açıkça kapatıldığı ve bu hususta tartışmalı bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bireysel başvuru süresinin istinaf kanun yolu merciinin kararının öğrenilmesinden itibaren başlayacağı, başvurucunun İstinaf Dairesinin nihai kararını 25/7/2022 tarihinde öğrendiği (bkz. § 5), bireysel başvurunun ise otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 21/12/2022 tarihinde yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.