|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
A.Ç.BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/11785)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 9/12/2025
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Hüseyin ERAL
|
|
Başvurucu
|
:
|
A.Ç.
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Süleyman Nail ABAY
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği tarihten sonra müşteki tarafından verilen şikâyetten vazgeçme dilekçesi doğrultusunda başlatılan yeniden yargılamada önceki kararın onaylanmasına karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Müşteki tarafından yapılan şikâyet üzerine başvurucu hakkında cinsel saldırı suçundan soruşturma başlatılmıştır. Müşteki, soruşturma kapsamında alınan beyanlarında başvurucunun kendisine sürekli mesaj gönderdiğini, odada kendisini öpmeye başladığını ve durumu ailesine anlattığını ifade etmiştir. Müşteki ayrıca başvurucuya ait cep telefonundan kendisine gönderilen "... Şöyle sana doyasıya sarılırdım, Yoksa bu soğukta sana sarılaaa sarılaa yatardım, Canımsın benim ... Direk ben yapıcam iğneyi" şeklindeki mesajlara ilişkin belgeyi de soruşturma dosyasına ibraz etmiştir.
3. Başvurucu ise sosyal sorumluluk projesi kapsamında mahalledeki gençlerle ilgilendiğini, mesajları müştekiye başka birinin atmış olabileceğini, odasındaki görüşmede müştekiye normal bir şekilde sarıldığını ve müştekinin kendisine iftira attığını ileri sürmüştür. Soruşturma aşamasında bilgi sahibi olarak dinlenen D.S. müştekiyi aynı kursa gitmeleri nedeniyle tanıdığını, başvurucuyla ilk konuşmalarında başvurucunun müştekiyi öpmediğini söylediğini ancak daha sonrasında ise öptüğünü kabul ederek müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi için kendisine yardımcı olmasını istediğini ifade etmiştir.
4. Başvurucu, cinsel saldırı suçunu işlediği şüphesiyle 8/6/2017 tarihinde gözaltına alınmış ve aynı tarihte tutuklanmıştır.
5. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucunun cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talebiyle 22/6/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle; başvurucunun işyerine gelmesi nedeniyle tanıdığı müştekiye "canım benim, öptüm, seni seviyorum" şeklinde mesajlar gönderdiği, daha sonra yanına çağırarak odasına girdiklerinde müştekiyi dudağından öptüğü ve vücuduna dokunmaya başladığı, müştekiye sarılarak gitmesine engel olduğu, başvurucunun müştekiye gönderdiği mesajların dosyaya sunulduğu ve tanık beyanından da suçun işlendiğinin anlaşıldığı belirtilerek başvurucunun cezalandırılması talep edilmiştir.
6. İddianame Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) kabul edilmiş ve23/6/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Mahkemece Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- müşteki ve tanık beyanlarının alınması amacıyla işlem yapılmasına karar verilmiştir.
7. Yargılama beş celsede tamamlanmıştır. Birinci celsede başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu; savunmasında özet olarak müşteki ile odada sadece konuştuklarını, müştekinin kendisinden borç para istediğini ancak vermediğini, söz konusu mesajları ise D.S.nin yazdığını beyan etmiştir. Müşteki, önceki beyanları ile aynı doğrultuda anlatımda bulunmuştur. Aynı celsede dinlenen müştekinin babası İ.G. ve kardeşi Y.M.G. ise olay akşamı eve gelen müştekinin yaşadığı taciz olayını kendilerine anlattığını beyan etmiştir. Mahkeme tanık D.S.nin dinlenmesi amacıyla celseyi ertelemiştir.
8. İkinci celse öncesinde dilekçe sunan D.S. başvurucunun cep telefonundan müştekiye gönderilen mesajları kendisinin attığını, amacının şakalaşmak olduğunu ve başvurucunun müştekiye yönelik eylemlerini anlattığı ilk ifadesini ise korkudan verdiğini belirtmiştir. İkinci celse, D.S.nin İstinabe Mahkemesi tarafından dinlenmesi amacıyla ertelenmiştir. Üçüncü celse öncesinde İstinabe Mahkemesi tarafından dinlenen D.S. mesajları kendisinin gönderdiğini ve müştekinin başvurucudan istediği borcu başvurucunun vermemesi üzerine müştekinin bu şikâyeti yaptığını beyan etmiştir. Olay yerine ait kamera görüntüleriyle ilgili düzenlenen bilirkişi raporunda başvurucunun çıkış kapısında müştekinin başını okşadığı ve kapının açılmasıyla birlikte ayrı yönlere doğru ilerledikleri belirtilmiştir.
9. Mahkemece, başvurucunun cinsel saldırı suçunu işlediği sabit kabul edilerek cinsel saldırı suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraatine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu ile aralarında husumet bulunmayan müştekinin aşamalarda vermiş olduğu birbiri ile uyumlu beyanlarına itibar edildiği vurgulanmıştır. Mahkeme ayrıca müştekinin anlatımlarının duruşmada dinlenen tanıklar İ.G. ve Y.M.G.nin beyanlarıyla uyumlu olduğunu, kamera görüntülerinin bu beyanları desteklediğini ve yine başvurucunun çalıştığı kuruma yapılan şikâyet başvurusunun da hayatın doğal akışına uygun olduğunu açıklamıştır. Mesajların tanık D.S. tarafından gönderildiğine yönelik savunmayı da değerlendiren Mahkeme, mesajların gönderildiği zaman diliminin gece olması nedeniyle bu beyanlara itibar edilmediğini açıklamıştır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının gerekçesi ise başvurucunun eylemlerinin cinsel saldırı suçunun gerçekleşebilmesi için gerekli olan olağan süreyi aşmaması olarak belirtilmiştir.
10. Başvurucu, karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- suçun işlendiğine yönelik şüpheyi aşan delil olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebi Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) 4/12/2018 tarihinde esastan reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.
11. Mahkûmiyet kararının infazından sonraki aşamada müşteki Mahkemeye sunmuş olduğu 22/4/2021 tarihli dilekçesi ile dosyadaki mesajlaşmaların başvurucuya ait telefondan D.S. ile kendisi arasında yapıldığını, başvurucudan borç alamayınca sinirlenip başvurucunun kendisine saldırdığını söylediğini, desteklemek için de mesajları kullandığını ancak pişman olduğunu ve şikâyetinden vazgeçtiğini beyan etmiştir.
12. Mahkemece, müştekinin dilekçesinde belirttiği hususların 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında başvurucu lehine yargılamanın yenilenmesi nedeni olduğu kabul edilmiş ve 14/7/2021 tarihli Tensip Tutanağı ile yeniden yargılama talebinin kabulüne karar verilmiştir. Tensip Tutanağı'nda ayrıca müşteki ve tanık D.S.nin beyanlarının alınması amacıyla işlem yapılmasına karar verilmiştir.
13. Birinci celseye başvurucu ve müşteki ile tanık Y.M.G. katılmıştır. Başvurucu, mesajları kendisinin atmadığını tekrar etmiştir. Müşteki ise 22/4/2021 tarihli dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiştir. Tanık Y.M.G. vermiş olduğu ilk beyanlarından sonra kardeşi olan müştekinin pişmanlık duyarak gerçeği kendisine anlattığını ifade etmiştir. Mahkeme, tanık D.S.nin beyanlarının yeniden alınmasının dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle tanık D.S.nin dinlenmesinden vazgeçilmesine karar vermiştir. Aynı celse Cumhuriyet savcısı önceki kararın onaylanmasına yönelik esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Başvurucu; müştekinin kendisine iftira attığını bizzat kabul ettiğini, kaldı ki cinsel saldırı suçunun şikâyete tabi olduğunu ve müştekinin de şikâyetten vazgeçtiğini beyan etmiştir.
14. Mahkeme 14/7/2021 tarihli kararıyla önceki hükmün onaylanmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şu şekildedir:
"...Yargılama[nın] yenile[n]me[si] talebinin kabulü üzerine yapılan kovuşturmada sanığın [başvurucu] mahkememiz huzurundaki savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, her ne kadar katılan yargılama yenileme talepli dilekçesi ve yargılama yenileme aşamasındaki beyanında sanığın üzerine atılı suçu işlemediğini, kendisine para vermemesi sonucu o şekilde beyanda bulunduğunu belirtmiş ise de, önceki yargılamada alınan beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, katılanın beyanlarına itibar edilmediği, sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit görülerek mahkememizin 05/07/2018 tarih 2017/588 Esas 2018/419 karar sayılı hükmünün onaylanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
15. Başvurucu; sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde dinlenen tanığın savunmasını doğruladığını, müştekiye yönelik cinsel eyleminin bulunmadığını ve şikâyetten vazgeçme dilekçesinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebi İstinaf Dairesi tarafından 14/12/2021 tarihinde esastan reddedilmiştir.
16. Başvurucu, nihai hükmü 28/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 24/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
18. Başvurucu, cinsel saldırı suçunun şikâyete tabi bir suç olduğunu, müştekinin yargılama esnasında şikâyetinden vazgeçtiğini, yeniden yargılama sürecinde şikâyet bulunmamasına rağmen ceza verildiğini ve bu durumun bariz takdir hatası olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; öncelikle İçtüzükte belirtilen kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiğini, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisinin esasen derece mahkemesine ait olduğunu, mevcut bir yargılamada sunulan delilin geçerli olup olmadığını ve delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olup olmadığını denetlemenin Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmadığını bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki ihlal iddialarını tekrar etmiştir.
20. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.
21. Suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklarda Anayasa Mahkemesi Nihat Akbulak ([GK], B. No: 2015/10131, 7/6/2018) kararıyla yargılamanın yenilenmesine karar verilmeden önceki aşamalarda başvurucunun suç isnadı altında olmadığı, dolayısıyla bu aşamalarda verilen kararların konu bakımından yetkisizlik nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında incelenemeyeceği sonucuna varmıştır (Nihat Akbulak, §§ 30-39). Diğer yandan Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olduğuna karar verdikten sonra duruşma açılması durumunda olduğu gibi suç isnadının esasının incelendiği bu tür yargılamaların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına girdiğini kabul etmiştir (İnan Çoban [2. B.], B. No: 2014/15208, 19/12/2017, § 31).
22. Somut olayda başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinin Mahkemece kabul edilmesine bağlı olarak gerçekleştirilen -suç isnadı altında olduğu- duruşma neticesinde verilen karara yönelik olarak şikâyetlerini dile getirmektedir. Diğer bir ifadeyle şikâyetin mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 5271 sayılı Kanun'un 320. maddesi uyarınca gerçekleştirilen delillerin toplanması aşamasına ilişkin olduğu, ihlal iddiasının başvurucunun suç isnadı altında olduğu bir aşamaya ilişkin olduğu ve dolayısıyla başvurunun bu kısmının adil yargılanma hakkı kapsamına girdiği anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
23. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ancak bu amacın gerçekleştirilmesi için yapılan araştırma faaliyetleri sınırsız değildir. Maddi gerçeğin hukuka uygun bir şekilde ortaya çıkarılması, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesi için gereklidir. Bu bakımdan ceza yargılamasında hukuka uygun yöntemlerle delil elde edilmesi, hukuk devletinin temel ilkelerinden sayılmaktadır. Bu kapsamda Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında da kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır (Orhan Kılıç [GK], B. No: 2014/4704, 1/2/2018, § 42).
24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak hakkaniyete uygun yargılanma hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı düzenlenmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının hakkaniyete uygun yargılanma güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Onurhan Solmaz [1. B.], B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
25. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerli olup olmadığını veya delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Anayasa Mahkemesinin görevi, başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).
26. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz [1. B.], B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
27. Somut olayda başvurucunun müştekiye yönelik gerçekleştirdiği kabul edilen cinsel saldırı eylemi nedeniyle Mahkemece verilen mahkûmiyet kararı istinaf incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir (bkz. § 10). Müşteki, kararın kesinleştiği tarihten sonraki aşamada sunmuş olduğu dilekçesiyle kovuşturma aşamasında vermiş olduğu beyanlarından farklı bir olay ortaya koymak suretiyle başvurucu hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini beyan etmiştir (bkz. § 11). Mahkeme, müşteki tarafından sunulan söz konusu dilekçeyi yeniden yargılanma talebi olarak değerlendirdikten sonra yeniden yargılama talebini kabule değer bulmuş ve duruşma açılmasına karar vermiştir. Tamamlanan duruşma neticesinde ise müştekinin beyanlarına itibar edilmediği gerekçesiyle önceki kararın onaylanmasına karar vermiştir (bkz. § 14).
28. Başvuru konusu olayda çözümlenmesi gereken temel mesele, ceza kararının kesinleştiği tarihten sonraki dönemde verilen şikâyetten vazgeçme dilekçesi doğrultusunda başlatılan yeniden yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçmenin değerlendirilmemesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal edip etmediğidir. Bu nedenle öncelikle şikâyetten vazgeçmenin zaman bakımından sınırı ile yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi hâlinde eski hükmün hukuki varlığını devam ettirip ettirmediği belirlenmelidir.
29. Şikâyet, işlenmiş bir suçtan dolayı soruşturmaya başlanmasının ve ceza davası açılmasının suçtan zarar görenin müracaatına bağlı tutulmasıdır. Şikâyetten vazgeçme ise süresi geçmemiş ya da henüz yapılmamış şikâyetin artık yapılmayacağının suçtan zarar gören kişi ya da kanuni temsilcisi tarafından açıklanmasıdır. Şikâyetin ne zamana kadar geri alınabileceği diğer bir ifadeyle şikâyeti geri almanın zaman bakımından sınırı 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin (4) numaralı fıkrasında "...hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz." şeklinde ifade edilmiştir. Diğer taraftan 5271 sayılı Kanun'un 2. maddesinde kovuşturma kavramı, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre olarak tanımlanmıştır.
30. 5271 sayılı Kanun’un 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki "Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir." şeklindeki düzenleme uyarınca önceki mahkûmiyet hükmü, mahkûmiyet kararının onaylanacağı ya da iptal edileceği aşamanın tamamlanmasına kadar geçerliliğini korumaktadır. Diğer bir deyişle yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü hâlinde dahi önceki hükmün ortadan kaldırılması sürecin sonunda değerlendirilecek bir husustur (benzer yöndeki karar için bkz. Erol Eşrefoğlu [GK], B. No: 2018/23111, 1/7/2021, § 68).
31. Yargıtay, ceza kararının kesinleşmesinin ardından katılanın ifadesini değiştirmesine bağlı olarak hükümlü müdafi tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer görülmesinden sonra önceki kararın onaylanmasına ilişkin hükmün temyizi üzerine yargılamanın yenilenmesine karar verilebilmesi için katılanın yeni ifadesinin başkaca yan ya da yeni delillerle desteklenmesinin gerektiğini belirtmiştir [bkz. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 29/5/2023 tarihli ve E.2022/5957, K.2023/3553 sayılı kararı]. Ayrıca Yargıtayın cinsel saldırı suçunun basit hâlinin soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 73. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca müştekinin şikâyetinden ancak sanık hakkındaki hüküm kesinleşmeden önce vazgeçebileceğine yönelik kararları da bulunmaktadır [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28/12/2023 tarihli ve E.2023/11570, K.2023/9040; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 27/3/2013 tarihli ve E.2012/2471, K.2013/12609 sayılı kararlar].
32. Somut olayda müşteki, gerekçeli kararda açıklanan mesajlaşmaları -yeni bir olgu olarak- başvurucuya ait cep telefonundan tanık D.S.nin gönderdiğini ileri sürdükten sonra başvurucu hakkındaki şikâyetten vazgeçtiğini de beyan etmiştir. Mahkeme ise yargılamanın yenilenmesi talebini kabule değer gördükten sonra gerçekleştirdiği duruşma neticesinde önceki kararın onaylanmasına karar vermiştir.
33. Şikâyetten vazgeçme ancak kovuşturma aşamasında yapılabilecektir. Ceza kararının kesinleştiği tarihten sonra sunulan şikâyetten vazgeçme dilekçesine bağlı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer bulunmasıyla birlikte önceki hükmün ortadan kalktığı da söylenemeyecektir. Mahkemece bu aşamada duruşma açılmasının ve yargılama faaliyetlerinin yürütülmesinin amacı yeniden yargılamaya konu olayın ve delillerin araştırılması olduğundan, şikâyetten vazgeçmenin zaman bakımından sınırını ifade eden ve 5271 sayılı Kanun'un 2. maddesinde tanımlanan kovuşturma aşamasından da söz edilemeyecektir. Bu doğrultuda Mahkeme kararının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya keyfîlik içermediği, yargılama süreci de bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesi altında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekmektedir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin RESEN GİZLİ TUTULMASINA,
B. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA, 9/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.