logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Önder Çınar [1. B.], B. No: 2022/1438, 11/3/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ÖNDER ÇINAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/1438)

 

Karar Tarihi: 11/3/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan y.

:

Recai AKYEL

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

:

Önder ÇINAR

Vekili

:

Av. Ahmet ADIGÜZEL

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

A. Başvuruya Konu Ceza Soruşturmasıyla İlgili Bilgiler

1. Başvuru; gözaltında tutma sırasında kolluk görevlileri tarafından darbedilme ve bu olayla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, yasak usullerle elde edilen belgelerin ceza davasında hükme alınması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu 21/5/2021 günü saat 02.00 sıralarında aracıyla Küçükçekmece'de seyrederken polis ve mahalle bekçilerinin yol denetimine denk gelmiştir. Başvurucu, aracını durdurmamış ve denetimde görevli olan iki bekçiye aracıyla çarparak uzaklaşmıştır. Çarpmanın etkisiyle bir bacağı kopan ve ağır yaralanan K.T. hastaneye kaldırılmış, yapılan tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak ertesi gün sabah saatlerinde vefat etmiştir. Diğer görevli ise başından ve vücudunun değişik yerlerinden basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmıştır. Başvurucu, olayın meydana geldiği yerin biraz ilerisinde aracıyla tek taraflı başka bir kaza yapmıştır. Kaza sonrası saat 02.49'da yapılan ölçümde başvurucunun 1.55 promil alkollü olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu, meydana gelen olaylardan sonra İkitelli'deki bir polis merkezi amirliğinde gözaltında tutulmuştur. Başvurucu, aynı gün sabah 08.30'da trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan avukatı olmaksızın, 09.30'da öldürmeye teşebbüs suçundan bu kez avukatı eşliğinde toplamda iki kez polis merkezinde, 14.05'te ise iki avukatı eşliğinde Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığında (Başsavcılık) ifade vermiştir.

3. Başvurucu -bir kişinin ölümüyle neticelenen olaya ilişkin beyanları dışında- Başsavcılık ifadesinde aracının hava yastıklarının açılması nedeniyle kendisinin de yaralandığını, götürüldüğü polis merkezinde kameraların olmadığı bir yerde yedi sekiz polis memurunun kendisini darbettiğini, birkaçını teşhis edebileceğini, hastaneye darp raporu için götürüldüğünü ve tedavi olduğunu, yüzünde morluklar oluştuğunu ve kaşına dikiş atıldığını, kendisini darbeden polislerden şikâyetçi olduğunu söylemiştir. Başvurucunun avukatları, başvurucunun polis merkezinde darbedildiğini, kendisine bazı tutanakların zorla imzalatıldığını, bu nedenle polis merkezinde susma hakkını kullandığını ifade etmiştir. Başvurucu, kolluktaki 08.30'da alınan ifadesinde darbedilmesine ilişkin bir anlatımda bulunmamıştır. Avukatının hazır olduğu sonraki ifadesinde ise susma hakkını kullanmak istediğini bildirmiştir.

4. Başsavcılık, ifadesini aldıktan sonra başvurucuyu olası kasıtla öldürmeye teşebbüs suçundan tutuklanması istemiyle sorguya sevk etmiştir. Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hâkimliğinde yapılan 21/5/2021 tarihli sorgusu sırasında başvurucu, Başsavcılıkta verdiği ifadeyi tekrar ettiğini söylemiştir. Başvurucunun avukatları sorguda yaptıkları savunmada başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada yedi sekiz kişinin işkencesine maruz kaldığını, polis merkezine götürülmeden önce hakkında adli rapor düzenlenmediğini, raporun darp eylemi gerçekleştirildikten sonra alındığını iddia etmiştir. Başvurucu, isnat edilen suç kapsamında tutuklanmıştır.

5. Başvurucu, avukatı aracılığıyla 26/5/2021 tarihinde Başsavcılığa şikâyet dilekçesi sunarak 21/5/2021 tarihinde polis merkezinde gözaltında tutulduğu sırada işkenceye maruz kaldığını iddia ederek ilgili polislerden şikâyetçi olmuştur. Şikâyet dilekçesinde olay günü aracıyla yaptığı kazada aracının hava yastıklarının açılması nedeniyle kendisinde meydana gelen yaralanmaların gözle fark edilebilir nitelikte olmadığını, kaza sonrasında götürüldüğü polis merkezine girişte çekilen fotoğraflara bakılınca bu durumun anlaşılacağını, polis merkezine girişten önce hakkında sağlık raporu düzenlenmediğini, gözaltında tutulduğu sırada kendisine zorla olay tutanağı imzalatıldığını, söz konusu tutanakta belirtilenin aksine alkol almış olsa da bilincinin açık olduğunu, olayı hatırladığını iddia etmiştir. Başvurucu, gözaltında tutulduğu sırada yedi sekiz polis memuru tarafından darbedildiğini, bundan ötürü sol kaşının patladığını, sağ gözünün kapanacak şekilde şiştiğini ve etrafında morluklar oluştuğunu, bu sebeple kollukta susma hakkını kullandığını, hakkındaki ilk sağlık raporunun Başsavcılığa götürülmeden önce düzenlendiğini, polis merkezine girişte çekilen fotoğrafı ile Başsavcılık ifadesi öncesinde çekilen fotoğrafı karşılaştırıldığında gözaltında darbedildiğinin anlaşılacağını belirterek beyanında geçen fotoğrafları dilekçe ekinde sunmuştur.

6. Başvurucu tarafından sunulan söz konusu fotoğraflardan ilkine bakıldığında fotoğrafın bir internet haber sitesinden cep telefonu aracılığıyla ekran görüntüsü olarak elde edildiği, başvurucunun olayın geçtiği polis merkezi önünde kolları arkada olacak şekilde, vücudunun belden yukarısının ve başının sol tarafının görüldüğü, yüzünde maske olan bir polis memurunun başvurucunun sağ kolunu tuttuğu, gözünün kapalı olduğu, sol göz veya kaş kısmında fark edilebilen bir yara veya kan olmadığı, fotoğraflardan bir diğerinin T. isimli bir sosyal medya kanalından yine ekran görüntüsü şeklinde elde edildiği, başvurucunun yüzünün yakın çekim olarak fotoğraflandığı, fotoğrafa bakılınca sol kaşın altındaki açık yaranın hemen fark edildiği, alın bölgesi hariç yüzün sol bölümünde, burun üst ve sol yanında kan bulunduğu, diğer üçfotoğrafta ise başvurucunun maske taktığı, sol kaşına bandaj yapıldığı, sağ gözünün oldukça şiş ve etrafının ise mor olduğu, öncekinden başka bir renk gömlek giydiği anlaşılmaktadır.

7. Başsavcılık, şikâyet sonrası başlattığı soruşturma kapsamında Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğüne 10/6/2021 tarihinde yazdığı yazıyla şüphelilerin Başsavcılığa gelmelerinin sağlanmasını ve olayı gören kamera kayıtlarının temin edilerek gönderilmesini istemiştir. Gözaltı işleminin gerçekleştiği polis merkezi görevlilerinin Başsavcılığa hitaben yazdığı 26/6/2021 tarihli cevap yazısında, kayıt saklamaya ilişkin zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle kamera görüntülerinin elde edilemediği ayrıca sokağa çıkma yasağı olduğu için ilçede görev yapan çeşitli şubelerden görevlilerin polis merkezine gelmesi nedeniyle olayın şüphelilerinin tespit edilemediği bildirilmiştir. Kamera kayıtlarının saklanma süresi belirtilmemiştir. Ayrıca iki polis tarafından düzenlenen 7/7/2021 tarihli tutanakta olay günü nezarethane görevlisinin polis memuru B.C. olduğu ifade edilmiştir.

8. Başsavcılık, polis merkezine 9/7/2021 tarihinde gönderdiği yazıyla polis memuru B.C.nin savunmasının alınmasını istemiştir. Polis memuru B.C. 14/7/2021 tarihinde polis merkezinde verdiği ifadede; yapılan anons üzerine meslektaşlarıyla birlikte vefat eden K.T.nin bulunduğu kaza yerine gittiğini, saat 09.00'a kadar hastane işleriyle uğraştığını, o saatten sonra evine gittiğini, başvurucuyu hiç görmediğini beyan etmiştir.

9. Başsavcılık 12/9/2021 tarihinde başvurucunun şikâyetiyle ilgili soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; kararda polis merkezindeki kamera kayıtlarının elde edilemediği, şüpheli olarak ifadesi alınan B.C.nin suçlamayı kabul etmediği, aleyhinde yürütülen soruşturma dosyası getirilerek incelenen ve başvurucuya ait olan genel adli muayene raporlarında herhangi bir yeni darp ve cebir izine rastlanmadığının belirtildiği, şüphelinin üzerine atılı suçu işlemediği, başvurucunun soyut iddiasından başka delil tespit edilemediği şeklinde gerekçelere yer vermiştir.

10. Başvurucu, Başsavcılığın kararına itiraz ederken sunduğu dilekçede önceki beyanlarından farklı olarak polis merkezine girişinden önce hakkında adli rapor düzenlendiğini, bu raporda yüzünde herhangi bir şişlik veya morluktan bahsedilmediğini bildirerek söz konusu raporun bir örneğini dilekçesine eklemiştir. Başvurucu, gözaltından çıkışından sonra düzenlenen sağlık raporunda -bu raporun da bir örneğini sunmuştur- sağ göz ve sol kaş çevresinde oluşan yaralanmalar tespit edildiğini, bu durumun gözaltında işkenceye maruz kaldığını ortaya koyduğunu, olay tutanağını imzalaması için üzerinde baskı kurulup işkence yapıldığını iddia etmiştir (Bahsedilen olay tutanağı dilekçeye eklenmemiştir.). Başvurucu, ayrıca polis merkezine girişinde çekildiğini belirttiği fotoğrafın yer aldığı haber sitesinin internet bağlantı adresini de vermiştir [Bağlantı adresindeki fotoğrafa bakıldığında daha önce sunulan fotoğrafla (bkz. § 5) aynı olduğu görülmüştür]. Başvurucu; olayla ilgili kamera görüntülerine ulaşılamamasının akla ve mantığa aykırı olduğunu, bu durumun delilleri yok etme çabasını ortaya koyduğunu, elde edilen diğer delillere rağmen gözaltında meydana gelen yaralanmalar konusunda Başsavcılığın makul bir açıklama getirmediğini iddia etmiştir.

11. Başvurucunun Başsavcılık kararına itirazı, Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/11/2021 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, verilen kararı 10/12/2021 tarihinde öğrenmiş; 5/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

B. Başvuruyla İlgili Diğer Bilgiler

13. Başvurucu hakkında düzenlenen 21/5/2021 tarihli iki adli muayene raporu incelendiğinde saat 02.50'de düzenlenen raporda kolluğun giriş muayenesi için başvurucuyu getirdiği, yapılan fiziki muayeneye ve kendi beyanına göre başvurucuda darp ve cebir izi olmadığı belirtilmiş; muayene bulguları kısmı ise boş bırakılmıştır. Saat 11.26'da düzenlenen raporda, olay öyküsü "çıkış+etanol alımı" olarak belirtilmiş, muayene bulgularına "Sağ göz etrafında yanağa uzanan geniş morluk şişlik, sol kaş üzerinde süturasyon yapılmış, pansumanı yapılmış kapalı yara." şeklinde kayıt düşülmüştür. Raporun sonuç kısmına ise "Giriş muayenesinde söylenenin dışında herhangi bir yeni darp cebir izine rastlanmamıştır. BTM [basit tıbbi müdahale] ile giderilebilir. Hayati tehlikesi yoktur." yazılmıştır.

14. Başvurucunun yakalanmasına ilişkin olarak 21/5/2021 tarihinde tutanak düzenlendiği ve tutanağı başvurucunun da imzaladığı görülmektedir. Tutanakta, başvurucunun kamu görevlilerine çarptıktan yaklaşık 100 metre sonra kaza yapmış şekilde 34 J... 8... plakalı aracının içinde muhafaza altına alındığı, hakkında arama kaydı olmadığı, alınan doktor raporu sonrası polis merkezine götürüldüğü belirtilmiş; başvurucunun beyanına yer verilmemiştir.

15. Başvurucunun ölümle neticelenen olayla ilgili olarak aleyhinde yürütülen soruşturma dosyası Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden incelendiğinde "Gözaltına Alma Kararı" adlı belgeye göre başvurucu hakkındaki gözaltı süresinin 21/5/2021 günü saat 01.50'de başlayıp aynı gün saat 15.00'te bittiği, başvurucuya isnat edilen suçun ise olası kasıtla öldürmeye teşebbüs olduğu görülmüştür. Ayrıca başvurucunun polis merkezinde gözaltında tutulmasına ilişkin olarak üç polis memuru tarafından düzenlenen tutanakta başvurucunun 21/5/2021 tarihinde saat 03.00'te nezarethaneye konulduğu, saat 11.00'de Başsavcılığa götürülmek için nezarethaneden çıkarıldığı belirtilerek tutanağa nezarethane kayıt defterinin bir örneği de eklenmiştir.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısı ekinde gönderilen belgeler içinde -yukarıda belirtilenler dışında- başvurucu hakkında 21/5/2021 günü saat 05.01'de düzenlenen başka bir genel adli muayene raporu daha bulunmaktadır. Raporda olay öyküsü darp olarak belirtilmiş, muayene bulgularında ise "sağ göz etrafında yaygın ödem, sol kaşta 2 cmlik kesi" tespit edilmiştir. Sonuç kısmı "Tetkiki istendi. Kesi sütüre edildi. Yara pansuman ve tetanoz yapıldı. Sabah 8.30 da göz pol. kons. için çağrıldı." şeklinde doldurulmuştur. Başvurucunun kranial BT rapor sonucunda "Sağ periorbital yumuşak doku şişliği ile yumuşak dokularda ve periorbital alanda hava değerleri izlenmiştir. Sağ orbita tabanında maksiller sinüse açılan fraktür görünümü izlenmiştir. Ayrıca sağ maksillerin sinüste hemoraji ile uyumlu effüzyon görünümü izlenmiştir." şeklinde bir değerlendirme mevcuttur. Başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada alınan üç sağlık raporunun farklı doktorlar tarafından düzenlendiği görülmüştür.

17. Bakanlık tarafından gönderilen belgeler içinde başvurucunun 22/5/2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine yaptığı darbedilmesi şikâyeti üzerine yürütülen disiplin soruşturması da bulunmaktadır. Araştırmacı/soruşturmacı olarak görevlendirilen Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürü A.K.nın disiplin soruşturması kapsamında yaklaşık on polis memurunu dinleyerek hazırladığı 24/1/2022 tarihli raporda başvurucunun gözaltı giriş muayenesi sonrasında polis merkezine getirildiği sırada sivil giyimli polislerin de aralarında olduğu bir grubun başvurucuya saldırdığı, bunun üzerine başvurucunun korunması amacıyla hemen polis merkezine alındığı şeklinde anlatımlar söz konusudur.

18. Yukarıda anılan raporun sonuç kısmında; başvurucu hakkında saat 02.50 ve 05.01'de düzenlenen sağlık raporları karşılaştırıldığında başvurucunun darbedildiğinin anlaşıldığı, başvurucunun darbedilmesiyle ilgili olarak olay yerinde çok sayıda sivil giyimli kişinin olması ve kamera kayıtlarına ulaşılamaması nedeniyle kusurlu personelin tespit edilemediği, başvurucunun hastaneye götürülüp getirilmesinde görev alan polis memuru E.K.nın başvurucunun sağlığından ve güvenliğinden sorumlu olduğu, olaylarla ilgili herhangi bir rapor, tutanak, Cumhuriyet savcısıyla görüşme yapıldığına dair evrak da bulunmadığı dikkate alındığında E.K.nın görev gereğini yerine getirmede müsamaha ve savsaklama gösterdiği, bu nedenle E.K.ya kınama cezası verilmesinin önerildiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca Polis Merkezi Amiri M.A.C.nin de yaşanan olumsuz olaylara karşı gerekli tedbirleri alma, intikal eden olayı inceleme ve Cumhuriyet savcısına bilgi verme görevi olduğu hatırlatılarak bunlarda müsamaha ve savsaklama gösterdiği ifade edilmiş; aynı şekilde cezalandırılması gerektiği değerlendirilmiştir. İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu 3/3/2022 tarihli kararla bahsi geçen polis memurlarına kınama cezası vermiştir.

19. Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararından sonra kararda şüpheli olarak yer alan B.C. hakkında başvurucunun işkence iddialarıyla ilgili olarak Küçükçekmece Kaymakamlığının 6/4/2022 tarihli oluru ilearaştırma ve gerekiyorsa disiplin soruşturması başlatılmış, Komiser N.K. bu kapsamda görevlendirilmiştir. 6/5/2022 tarihinde hazırlanan disiplin araştırma raporunda olaya ilişkin kamera kayıtlarına ulaşılamadığı, olayın faili olan kişilerin tespit edilemediği, sağlık raporlarında darp ve cebire ilişkin bir ibare bulunmadığı, Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği ve bu karara yapılan itirazın reddedildiği, B.C.nin suçlamayı kabul etmediği, iddiaların soyut nitelikte olduğu belirtilerek soruşturma yapılmasına gerek olmadığı, dosyanın işlemden kaldırılması gerektiği değerlendirilmiştir. Küçükçekmece Kaymakamlığı araştırma raporu doğrultusunda B.C. hakkındaki dosyanın işlemden kaldırılmasına 11/5/2022 tarihinde olur vermiştir.

20. Başvurucunun bir kamu görevlisinin ölümüyle ilgili olarak yargılandığı ceza davasında Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 14/9/2022 tarihinde olası kastla öldürme suçundan başvurucunun 18 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, Yargıtay 1. Ceza Dairesi verilen kararı 28/5/2024 tarihinde suç vasfı yönünden hatalı olduğu gerekçesiyle bozmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi yeniden yaptığı yargılama sonunda 15/1/2025 tarihinde başvurucunun bir kamu görevlisinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarını işlediği gerekçesiyle müebbet hapis cezası ile 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Verilen karar inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasındadır.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

22. Başvurucu; gözaltına giriş ve çıkışta düzenlenen sağlık raporları ve sunduğu fotoğraflardan polis merkezinde işkenceye maruz kaldığının açıkça anlaşıldığını, şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada olayın faillerinin tespit edilmediğini, olayın tanıklarının dinlenilmediğini, Başsavcılığın yeterli araştırma yapmadan ve gözaltında meydana gelen yaralanmalar konusunda makul bir açıklama getirmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Bakanlık görüşünde; Başsavcılık tarafından yapılan ceza soruşturmasının ve verilen kararın bir özeti yapılarak başvurucunun şikâyetiyle ilgili delillerin toplandığı, başvurucunun Başsavcılıkça verilen karara itiraz etme imkânından yararlandığı belirtilmiş; yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında olayın meydana geliş şekline ilişkin olarak şikâyet dilekçesindeki iddialarını tekrarlamış; sonrasında disiplin soruşturması sonucunda verilen kınama cezalarından bahsetmiştir. Devamında, verilen kınama cezalarının darbedildiği iddialarını doğruladığını, etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ileri sürmüştür.

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvuruda kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

25. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik hâlleri veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

26. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları -kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun- ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 81; K.K., § 27).

27. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95) zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).

28. Somut olayda başvurucu; bir kamu görevlisinin ölümü, diğerinin ise yaralanmasıyla neticelenen olay sonrasında şüpheli olarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu hakkında 21/5/2021 günü saat 01.50-15.00 arasında gözaltı kararı olduğu, başvurucunun aynı gün 03.00-11.00 saatleri arasında polis merkezindeki nezarethanede tutulduğu görülmüştür (bkz. § 15). Başvurucu, gözaltına alındıktan sonra henüz polis merkezindeki nezarethanede tutulmaya başlanmadan önce hakkında sağlık raporu düzenlenmiştir. 21/5/2021 günü saat 02.50'de düzenlenen sağlık raporunda başvurucuda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığı bildirilmiştir. Başvurucunun sunduğu fotoğraf da söz konusu raporu desteklemektedir (bkz. §§ 5, 6, 10). Aynı gün biri saat 05.01'de, diğeri başvurucunun nezarethaneden çıkışı sonrasında saat 11.26'da olmak üzere başvurucu hakkında iki sağlık raporu daha düzenlenmiştir. Söz konusu raporlardan başvurucunun sol kaşında açılma meydana geldiği ve yaranın dikildiği, sağ gözünün ise şiştiği ve morardığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun sunduğu fotoğrafların da sağlık raporlarıyla uyumlu olduğu görülmüştür (bkz. §§ 13, 16).

29. Başvurucu, polis merkezinde gözaltında tutulması sırasında kameraların görmediği bir odaya götürülerek yedi sekiz polis tarafından darbedildiğini iddia etmiştir. Başvurucunun dile getirdiği iddia ve hakkında düzenlenen sağlık raporları birlikte değerlendirildiğinde soruşturma makamlarının gözaltında olmak suretiyle devletin gözetiminde bulunan başvurucunun yaralanmasıyla ilgili tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama yapmakla yükümlü olduğunu kabul etmek gerekir. Yapılan ceza soruşturması sonunda Başsavcılık, başvurucunun gözaltında yaralanmasıyla ilgili bir açıklama yapmamış hatta dile getirdiği darp iddiasını soyut bulmuştur. Soruşturma dosyasında başvurucunun yaralanmasıyla ilgili olarak kamu görevlileri tarafından yapılan bir tespit ve tutanak da yoktur.

30. Diğer taraftan ceza soruşturması yanında olayla ilgili idari soruşturmalar yapıldığı, birinin ceza soruşturması devam ederken başladığı ama her iki idari soruşturmanın da ceza soruşturmasından sonra neticelendiği anlaşılmıştır. Bakanlık görüşü ekinde yer alan disiplin soruşturması evrakında ceza soruşturmasına yansımayan bazı olaylardan bahsedilmiştir (bkz. §§ 17, 18). Soruşturma raporunda başvurucunun gözaltına giriş muayenesinden getirildikten sonra polis merkezi önünde bulunan bir grubun başvurucuya saldırdığından bahsedilmektedir. Bununla birlikte soruşturma raporunda başvurucuda meydana gelen yaralanmaların tamamının bu arbede sırasında oluştuğuna ilişkin birtespit yapılmadığı gibi olaydan dolayı kimlerin sorumlu olduğunun da belirlenemediğinin bildirildiği görülmüştür. Kaldı ki başvurucu, beyanlarında polis merkezinde darbedildiğini ileri sürmüştür. Dolayısıyla ceza soruşturmasına yansımayan polis merkezi önündeki olay kapsamında başvurucunun yaralandığını kabul etmek mümkün gözükmemektedir.

31. Başvurucu, maruz kaldığı darp eyleminin bazı tutanakları imzalatmak amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ise de olayın yaşandığı gün Başsavcılıkta bizzat dinlenen başvurucunun olayın sıcağıyla verdiği ifadesinde böyle bir iddia dile getirmediği görülmüştür (bkz. § 3). Tutanak imzalatmak gibi belli bir amaç doğrultusunda başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığını tespit etmek için dosyada yeterli veri bulunmadığı gibi başvurucunun da bu konuda ayrıntılı bir açıklama yapmadığı değerlendirilmiştir.

32. Anayasa Mahkemesi, güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin gereksiz ve/veya orantısız güç kullandığı sonucuna vardığı hâllerde genellikle mağdurun uğradığı muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan yasaklanmış muamele türlerinden (işkence, eziyet, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele) hangisine karşılık geldiğini de açıklamaktadır (Muamele türleriyle ilgili ayrıntılı açıklamalar için bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84-91; S.D., § 84-88). Bunun sebebi çok ağır ve dayanılmaz acılara neden olan kasıtlı insanlık dışı muamelelerin varlığına özel olarak işaret etmektir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri,§ 84). Anayasa Mahkemesine göre somut olayda yasaklanan muamele türlerinden hangisinin söz konusu olduğunu açıklamaya gerek bulunmamaktadır ve başvurucunun maruz kaldığı muamelenin yasaklanan muamele türlerinin tamamını kapsayan bir üst kavram olan “kötü muamele yasağı” içinde kaldığını ifade etmek yeterlidir.

33. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Selahaddin MENTEŞbu sonuca farklı gerekçeyle katılmıştır.

34. Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm delilleri toplamalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).

35. Başvurucunun sağlık raporlarıyla desteklenen iddiaları kişiye kötü muamelede bulunulmuş olabileceğine ilişkin yeterince açık belirtiler olmasına, başvurucunun bunları Başsavcılıkta ve sorguda dile getirmesine rağmen (bkz. §§ 3, 4) Başsavcılık derhâl harekete geçmemiş, başvurucunun şikâyet dilekçesi üzerine soruşturma başlatmıştır. Başsavcılık derhâl soruşturma başlatmadığı gibi olayın aydınlatılmasına büyük ölçüde katkı sağlama potansiyeli olan kamera görüntülerini istemek için de on beş gün beklemiştir. Kamera kayıtlarının ne kadar süre sonra silindiği ilgili tutanakta bildirilmemekte ise de (bkz. § 7) söz konusu delile ulaşılamamasında Başsavcılığın gösterdiği ihmalin önemli bir etken olduğu değerlendirilmiştir.

36. Başsavcılık, kolluğun gönderdiği yazı sonrasında nezarethane görevlisi olduğu bildirilen B.C.nin ifadesini aldırmakla yetinmiş, başkaca bir soruşturma işlemi yapmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başsavcılık, olayın nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesi ve faillerin teşhis edilmesi adına önemli olduğu anlaşılmasına rağmen başvurucunun beyanını almamış, olaylar sırasında görevli olan kolluk görevlilerini tespit edip dinlememiş, başvurucunun gözaltında tutulduğu polis merkezindeki kamera kayıtlarını istemekte gecikme göstermiş, başvurucudaki yaralanmaların nasıl meydana geldiğini araştırmamıştır. Diğer taraftan -sadece- olayın faili olabilecek polis memurlarının görev yaptığı birim tarafından düzenlenen bilgi/belgelere dayanarak bir sonuca ulaşması ve tespit edilen tek şüphelinin polis merkezinde ifade vermesi nedeniyle soruşturmanın bağımsız kişilerce yürütülmesi ilkesine aykırı davranmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun da ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucu, zorla imzalatılan belgelerin yargılandığı ceza davasında hükme esas alınabilecek olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden de şikâyet etmiştir.

39. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

40. Başvurucu, kötü muamele iddialarına konu ceza soruşturması sonucunda bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun yargılandığı ceza davasının temyiz aşamasında olduğu görüldüğünden ihlal iddialarıyla ilgili olarak hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

42. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden soruşturma yapılması yanında 40.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

43. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

44. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2021/27133) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

 

 

FARKLI GEREKÇE

1. Mahkemenin sayın çoğunluğu tarafından başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Aşağıda belirteceğim farklı gerekçelerle eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği gerekçesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmaktayım.

2. Başvurucu; gözaltına giriş ve çıkışta düzenlenen sağlık raporları ve sunduğu fotoğraflardan polis merkezinde işkenceye maruz kaldığının açıkça anlaşıldığını, şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada olayın faillerinin tespit edilmediğini, olayın tanıklarının dinlenilmediğini, Başsavcılığın yeterli araştırma yapmadan ve gözaltında meydana gelen yaralanmalar konusunda makul bir açıklama getirmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

3. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik hâlleri veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

4. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları -kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun- ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 81; K.K., § 27).

5. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95) zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).

6. Somut olayda başvurucu; bir kamu görevlisinin ölümü, diğerinin ise yaralanmasıyla neticelenen olay sonrasında şüpheli olarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu hakkında 21/5/2021 günü saat 01.50-15.00 arasında gözaltı kararı olduğu, başvurucunun aynı gün 03.00-11.00 saatleri arasında polis merkezindeki nezarethanede tutulduğu görülmüştür (bkz. § 14). Başvurucu, gözaltına alındıktan sonra henüz polis merkezindeki nezarethanede tutulmaya başlanmadan önce hakkında sağlık raporu düzenlenmiştir. 21/5/2021 günü saat 02.50'de düzenlenen sağlık raporunda başvurucuda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığı bildirilmiştir. Başvurucunun sunduğu fotoğraf da söz konusu raporu desteklemektedir (bkz. §§ 5, 9). Aynı gün biri saat 05.01'de, diğeri başvurucunun nezarethaneden çıkışı sonrasında saat 11.26'da olmak üzere başvurucu hakkında iki sağlık raporu daha düzenlenmiştir. Söz konusu raporlardan başvurucunun sol kaşında açılma meydana geldiği ve yaranın dikildiği, sağ gözünün ise şiştiği ve morardığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun sunduğu fotoğrafların da sağlık raporlarıyla uyumlu olduğu görülmüştür (bkz. §§ 12, 15).

7. Başvurucu, polis merkezinde gözaltında tutulması sırasında kameraların görmediği bir odaya götürülerek yedi sekiz polis tarafından darbedildiğini iddia etmiştir. Başvurucunun dile getirdiği iddia ve hakkında düzenlenen sağlık raporları birlikte değerlendirildiğinde soruşturma makamlarının gözaltında olmak suretiyle devletin gözetiminde bulunan başvurucunun yaralanmasıyla ilgili tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama yapmakla yükümlü olduğunu kabul etmek gerekir. Yapılan ceza soruşturması sonunda Başsavcılık, başvurucunun gözaltında yaralanmasıyla ilgili bir açıklama yapmamış hatta dile getirdiği darp iddiasını soyut bulmuştur. Soruşturma dosyasında başvurucunun yaralanmasıyla ilgili olarak kamu görevlileri tarafından yapılan bir tespit ve tutanak da yoktur. Diğer taraftan ceza soruşturması yanında olayla ilgili idari soruşturmalar yapıldığı, birinin ceza soruşturması devam ederken başladığı ama her iki idari soruşturmanın da ceza soruşturmasından sonra neticelendiği anlaşılmıştır. Bakanlık görüşü ekinde yer alan disiplin soruşturması evrakında ceza soruşturmasına yansımayan bazı olaylardan bahsedilmiştir (bkz. § 16). Soruşturma raporunda başvurucunun gözaltına giriş muayenesinden getirildikten sonra polis merkezi önünde bulunan bir grubun başvurucuya saldırdığından bahsedilmektedir. Bununla birlikte soruşturma raporunda başvurucuda meydana gelen yaralanmaların tamamının bu arbede sırasında oluştuğuna ilişkin birtespit yapılmadığı gibi olaydan dolayı kimlerin sorumlu olduğunun da belirlenemediğinin bildirildiği görülmüştür. Kaldı ki başvurucu, beyanlarında polis merkezinde darbedildiğini ileri sürmüştür. Dolayısıyla ceza soruşturmasına yansımayan polis merkezi önündeki olay kapsamında başvurucunun yaralandığını kabul etmek mümkün gözükmemektedir. Sonuç itibarıyla başvurucunun gözaltında tutulması sırasında yaralanmasıyla ilgili olarak tatmin edici ve inandırıcı açıklama getirme yükümlülüğünün yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmalıdır. Başvurucu, maruz kaldığı darp eyleminin bazı tutanakları imzalatmak amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ise de olayın yaşandığı gün Başsavcılıkta bizzat dinlenen başvurucunun olayın sıcağıyla verdiği ifadesinde böyle bir iddia dile getirmediği görülmüştür (bkz. § 3). Tutanak imzalatmak gibi belli bir amaç doğrultusunda başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığını tespit etmek için dosyada yeterli veri bulunmadığı gibi başvurucunun da bu konuda ayrıntılı bir açıklama yapmadığı değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan muamelelerle ilgili değerlendirmelerine göre başvurucunun yaralanmasına neden olan muamele eziyet olarak kabul edilebilir (bahsi geçen muamelelerle ilgili ayrıntılı açıklamalar için birçok karar arasından bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84-91; S.D., §§ 84-88).

8. Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm delilleri toplamalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).

9. Başvurucunun sağlık raporlarıyla desteklenen iddiaları kişiye kötü muamelede bulunulmuş olabileceğine ilişkin yeterince açık belirtiler olmasına, başvurucunun bunları Başsavcılıkta ve sorguda dile getirmesine rağmen (bkz. §§ 3,4) Başsavcılık derhâl harekete geçmemiş, başvurucunun şikâyet dilekçesi üzerine soruşturma başlatmıştır. Başsavcılık derhâl soruşturma başlatmadığı gibi olayın aydınlatılmasına büyük ölçüde katkı sağlama potansiyeli olan kamera görüntülerini istemek için de on beş gün beklemiştir. Kamera kayıtlarının ne kadar süre sonra silindiği ilgili tutanakta bildirilmemekte ise de (bkz. § 6) söz konusu delile ulaşılamamasında Başsavcılığın gösterdiği ihmalin önemli bir etken olduğu değerlendirilmiştir.

10. Başsavcılık, kolluğun gönderdiği yazı sonrasında nezarethane görevlisi olduğu bildirilen B.C.nin ifadesini aldırmakla yetinmiş, başkaca bir soruşturma işlemi yapmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başsavcılık, başvurucunun beyanını almayarak mağdurun soruşturmaya etkili şekilde katılımını sağlamamış, olaylar sırasında görevli olan kolluk görevlilerini tespit edip dinlememiş, başvurucunun gözaltında tutulduğu polis merkezindeki kamera kayıtlarını istemekte gecikme göstermiş, başvurucudaki yaralanmaların nasıl meydana geldiğini araştırmamıştır. Diğer taraftan -sadece- olayın faili olabilecek polis memurlarının görev yaptığı birim tarafından düzenlenen bilgi/belgelere dayanarak bir sonuca ulaşması ve tespit edilen tek şüphelinin polis merkezinde ifade vermesi nedeniyle soruşturmanın bağımsız kişilerce yürütülmesi ilkesine aykırı davranmıştır.

11. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmalıdır.

 

 

 

 

Üye

 Selahaddin MENTEŞ

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Önder Çınar [1. B.], B. No: 2022/1438, 11/3/2026, § …)
   
Başvuru Adı ÖNDER ÇINAR
Başvuru No 2022/1438
Başvuru Tarihi 5/1/2022
Karar Tarihi 11/3/2026

II. BAŞVURU KONUSU


A. Başvuruya Konu Ceza Soruşturmasıyla İlgili Bilgiler Başvuru, gözaltında tutma sırasında kolluk görevlileri tarafından darbedilme ve bu olayla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, yasak usullerle elde edilen belgelerin ceza davasında hükme alınması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Kötü muamele yasağı Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı İhlal Yeniden soruşturma
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi