logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Özgür Aras [1. B.], B. No: 2022/50991, 4/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ÖZGÜR ARAS BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/50991)

 

Karar Tarihi: 4/12/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

İsmail ŞAHİN

Başvurucu

:

Özgür ARAS

Vekili

:

Av. Mahmut AYTEKİN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu 2014 yılından itibaren Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresiGenel Müdürlüğü (DİSKİ) bünyesinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında iş gören şirketlerde belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında sayaç okuma personeli olarak çalışmaktadır.

3. Başvurucu20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (696 sayılı KHK) 127. maddesiyle 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. ve 24. maddesi kapsamında DİSKİ bünyesinde sürekli işçi kadrosuna atanmak için başvuruda bulunmuştur.

4. DİSKİ tarafından, Çermik Kaymakamlığının 4/10/2018 tarihli yazısında başvurucunun 2018 yılında PKK/KCK terör örgütünün mensubu bir kişinin cenazesine katıldığının belirtildiği gerekçesiyle başvurucunun iş sözleşmesinin sonlandırılması için bildirimde bulunulmuştur. Bu kapsamda şirket tarafından başvurucunun iş sözleşmesi 12/10/2018 tarihinde feshedilmiştir.

5. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talebiyle 15/11/2018 tarihinde Diyarbakır 3. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme, başvurucunun iş sözleşmesinin 696 sayılı KHK kapsamında iş sözleşmesinin feshedildiği gerekçesiyle 1/7/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

6. Anılan kararın başvurucu tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 17/3/2022 tarihindeistinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun 2001 yılında taksirle ölüme neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, 1993 yılında devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak, yasa dışı terör örgütünün sair üyesi olmak suçundan yargılandığı ve delil yetersizliğinden beraat ettiği ve başvurucunun kamusal platformda çalıştığı dikkate alınarak iş ilişkisinin devamının işverenden beklenemeyeceği ifade edilmiştir.

7. Başvurucu vekili, nihai hükmü 9/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 25/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Komisyon; başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilerek yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu; terör örgütü mensubunun cenazesine katıldığına ilişkin tutanak gerekçe gösterilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini, mahkemelerce tutanak tanıklarının ve kendisinin bu kapsamda gösterdiği tanıklarının dinlenmediğini, 1993 tarihli beraat kararı ve babasının ölümü ile sonuçlanan trafik kazasına ilişkin yargılama dosyası gerekçe gösterilerek deliller toplanmadan ve tartışılmadan hukuka aykırı olarak işe iade davasının reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu bu kapsamda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının ve diğer anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü hususları yinelemiştir.

11. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu bağlamda başvurucunun anılan iddiaları özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.

12. Başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesine yönelik işlem, özel hayata saygı hakkının otomatik olarak uygulanabilirliğini sağlamamakla birlikte mevcut başvuruda mesleki hayata yönelik müdahalenin başvurucunun özel hayatını ciddi şekilde etkilediği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı değerlendirildiğinden başvuru özel hayata saygı hakkı yönünden uygulanabilir bulunmuş ve bu kapsamda incelenmiştir (benzer şekildeki değerlendirmeler için bkz. C.A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §§ 97-101; Ayla Demir İşat [GK], B. No: 2018/24245, 8/10/2020, §§ 106-110).

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Başvuruya konu edilen işlemin olağanüstü hâl ilanının sona ermesinin akabinde tesis edildiği anlaşıldığından Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan olağan döneme ilişkin güvence rejimi dikkate alınacaktır. Somut olayda başvurucunun mesleki hayatına yönelik müdahalenin, DİSKİ tarafından yapılan bildirim üzerine işveren şirket tarafından yapıldığı görülmektedir. Bu kapsamda DİSKİ'nin kamu gücü kullanan kuruluşlardan olduğu da dikkate alındığında başvurucunun iş sözleşmesinin feshinin kamu gücünün kullanımı olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varıldığından somut başvuru devletin negatif yükümlülükleri bağlamında ele alınacaktır.

15. Güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmelerinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalelerin kanuniliği, meşru amacı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ve ölçülülüğünün denetiminde gözetilmesi gereken genel ilkeler Anayasa Mahkemesi kararlarında ayrıntılı olarak açıklanmıştır (bkz. C.A. (3), §§ 103-118; Ayla Demir İşat, §§ 112-127).

16. Somut olaya konu olan müdahalenin 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı fıkrası çerçevesinde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağı bulunmaktadır (benzer yönde değerlendirme için bkz. C.A. (3), § 108; Ayla Demir İşat, § 117).

17. Özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil eden mesleğe ilişkin tedbirlerde millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasının, kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasının hakkın doğasından kaynaklanan bir sınırlandırma nedeni olarak kabul edilebileceği değerlendirilmektedir. Bu bağlamda somut olay özelinde başvurucunun özel hayata saygı hakkına yönelen müdahalenin söz konusu sınırlama nedenlerine dayandığı ve bu suretle meşru amaç unsurunu taşıdığı sonucuna varılmıştır (benzer yönde değerlendirme için bkz. C.A. (3), § 113; Ayla Demir İşat, § 122).

18. İşçilerin tabi oldukları iş sözleşmeleri gereğince tanımlı olan mesleklerini yapmalarının mutlak bir hak olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. İşverenlerin bünyesinde çalıştırdıkları işçilerin verimli şekilde iş görmeleri ve önceden saptanmış nesnel kurallara karşı sadakat göstermeleri konusunda beklenti içinde olmalarının haklı bir gerekliliğe dayandığını söylemek gerekir. Zira işin veriminin düşmesine veya işveren ile olan güven ilişkisinin ciddi şekilde zedelenmesine işçiden kaynaklanan nedenlerle yol açılan durumlarda işverenin menfaatinin etkileneceği açıktır. Dolayısıyla yasal düzenlemelerin ve işverenin belirlediği kurallar çerçevesinde devam eden iş ilişkisinin meşru nedenler ortaya çıktığında bozulması ve sona erdirilmesi olağan bir durumdur (C.A. (3), § 123; Ayla Demir İşat, § 131).

19. Bu tür durumlarda başvurulabilecek tedbirlerden olan iş sözleşmesinin feshedilmesi konusunda Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı, iş ilişkisinin tek taraflı bir irade beyanıyla sonlandırılmasını yasaklamamaktadır. Ancak işveren tarafından hayata geçirilen iş ilişkisinin sona erdirilmesine ilişkin tedbirin zorunlu ve başvurulabilecek en son çare olarak nitelendirilebilmesi için işçinin işverenin menfaatine ve beklentilerine aykırı davrandığının ortaya konulması gerekir. Başka bir deyişle işverenin menfaatine zarar vermeyen nedenlerin zorunlu ve son çare olarak başvurulmuş tedbirler olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Örneğin işçinin belli bir dünya görüşüne sahip olması veya belli gruplara sempatisinin bulunması tek başına işverenin menfaatini etkileyen bir durum olarak nitelendirilemez (C.A. (3), § 124; Ayla Demir İşat, § 132).

20. Öte yandan "işverenin menfaati" kavramı, bu işverenin kamu kurum ya da kuruluşlarından veya birtakım kamu gücü ayrıcalıklarıyla donatılan özel hukuk tüzel kişilerinden olması hâlinde geniş yorumlanabilir. Ancak işçi tarafından sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiği, dolayısıyla işçi ve işveren arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak alınacak tedbirler bakımından basit bir şüphenin yeterli olmayacağı, bu durumun somut olgularla desteklenmesi gerektiği açıktır. Gerek işveren gerekse yargı organları tarafından açıklanan nedenlerin işveren ile işçi arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini ortaya koyacak ve ikna edecek yeterlilikte olması gerekir (C.A. (3), § 125; Ayla Demir İşat, § 133).

21. Şüphe feshinin mahiyeti gereği ispatı beklenmese de Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere (benzer yöndeki Yargıtay kararları için bkz. C.A. (3), §§ 46-56; Ayla Demir İşat, §§ 52-62) şüphenin işçinin kişiliğinden kaynaklanan bir sebebe dayanması, bu sebebin de ciddi, önemli ve somut nitelikte objektif olay ve vakıalar ile desteklenmesi gerekmektedir. Aksi hâlde hukuk devletinin bir gereği olan hukuki güvenlik ilkesine aykırı bir şekilde keyfî uygulamaların gündeme gelmesi söz konusu olabilecektir (Delil Metin [2. B.], B. No: 2019/1419, 18/1/2023, § 32).

22. Somut olaydaki feshin gerekçesi, terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu konusunda başvurucudan duyulan şüphe ve bu şüphe nedeniyle güven ilişkisinin ortadan kalkmasıdır. Bununla birlikte yargılamayı gerçekleştiren mahkemelerce başvurucunun eski tarihli taksirle adam öldürmek suçundan cezalandırılmasına ve terör suçundan delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesine dayanıldığı anlaşılmaktadır. Ancak yargılama makamlarınca başvurucu hakkında çok eski tarihli mahkûmiyet ve beraat kararlarına dayanıldığı dikkate alındığında, anılan kararlarda yer alan hususlar bağlamında terör örgütüyle irtibatı ya da iltisakı olduğu konusunda başvurucudan duyulan şüphenin başvurucunun çalıştığı pozisyon da dikkate alınmak suretiyle hangi sebeplerle ciddi, güçlü ve objektif olduğuna ilişkin bireyselleştirilmiş ikna edici gerekçelerin ortaya konulmadığı sonucuna ulaşılmıştır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Nuri Balca [2. B.], B. No: 2019/13732, 6/9/2023, §§ 8-23; Abdulhaluk Yavi [1. B.], B. No: 2019/17695, 6/3/2024, §§ 17-31).

23. Ayrıca somut olayda idarece ileri sürülmemesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince saptanan farklı bir gerekçeye -başvurucunun eski tarihli taksirle adam öldürmek suçundan cezalandırılmasına ve terör suçundan delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesine- göre eylemlerin değerlendirilerek sebep ikamesi yapıldığı da gözardı edilemez. Anayasa Mahkemesi bu gibi durumlarda üst mahkemelerin yeni durumu taraflara bildirmesi, bu bağlamda görüş ve itirazları alarak çelişmeli yargılama ilkesine uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ancak mevcut başvuruda Bölge Adliye Mahkemesince anılan gereksinimlerin karşılanmadığı gözetildiğinde istinaf yargılamalarının çelişmeli yargılama ilkesine uygun yürütüldüğünü de şu hâlde kabul etmek mümkün olmamıştır (Koray Erdoğan [1. B.], B. No: 2013/1989, 10/3/2016, §§ 37-44).

24. Son olarak yargılama sürecinde iddialarının da (bkz. § 9) karşılanmadığı dikkate alındığında başvurucunun yargı makamları önünde delillerini sunmak suretiyle iddiada bulunma ve savunma hakkını tam olarak kullanabildiğinden de söz edilmesi mümkün görünmemektedir. Ayrıca nihai kararda başvurucunun hangi görevi ne kadar süredir ifa ettiğinden ve görevinin niteliğinden hareketle gerekçede belirtilen hususlar kapsamında başvurucudan duyulan şüphenin mevcut görevine ne gibi bir olumsuz etkisi olacağına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla söz konusu kararda başvurucunun PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı olduğu için işverenle güven ilişkisinin bozulduğunu gösteren objektif, ciddi ve güçlü verilerin bulunduğuna ilişkin kişiselleştirilmiş ikna edici nedenlerin ortaya konulduğu söylenemeyecektir.

25. Bu itibarla terör örgütü ile irtibatı ya da iltisakı olduğu konusunda başvurucudan şüphe duyulmasını gerektiren ilgili ve yeterli gerekçenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

III. GİDERİM

27. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile tazminat talebinde bulunmuştur.

28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

29. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 3. İş Mahkemesine (E.2018/675, K. 2019/713) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Özgür Aras [1. B.], B. No: 2022/50991, 4/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı ÖZGÜR ARAS
Başvuru No 2022/50991
Başvuru Tarihi 25/4/2022
Karar Tarihi 4/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı KHK-İHRAÇ (OHAL tedbiri, hakim-savcı dışındaki kamu personeli) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi