logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Barış Pehlivan (2) [2. B.], B. No: 2022/54537, 4/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BARIŞ PEHLİVAN BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2022/54537)

 

Karar Tarihi: 4/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın AYGÜN

Başvurucu

:

Barış PEHLİVAN

Vekili

:

Av. Hüseyin ERSÖZ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uygulanma ihtimali olan denetimli serbestlik koşullarına ilişkin düzenleme nedeniyle ifade ve basın özgürlükleri ile ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/5/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun genel yayın yönetmeni olduğu Oda TV isimli internet haber sitesinde "Sessiz Sedasız Ve Törensiz Defnedilen Libya Şehidi Mit Mensubunun Cenaze Görüntülerine Oda Tv Ulaştı, Siyah Çelenkte Bakın Ne Yazıyor" başlığıyla bir haber yayımlanmıştır.

6. Anılan haber ve paylaşım üzerine Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığınca (MİT) 4/3/2020 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu suç duyurusu üzerine Başsavcılık tarafından başvurucunun 6/3/2020 tarihinde ifadesi alınmıştır. Sonrasında başvurucunun istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etme suçundan (1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 27. maddesinin üçüncü fıkrası) tutuklanması talep edilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerince yapılan sorgunun ardından başvurucunun atılı suçtan tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz reddedilmiştir.

7. Başsavcılığın 23/4/2020 tarihli iddianamesiyle başvurucunun 2937 sayılı Kanun'un 27. maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan suç ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 329. maddesinde tanımlanan devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama suçundan cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır.

8. Yargılamayı yapan İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamak suçundan beraatine ve istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucunun istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 28/1/2022 tarihli kararıyla reddedilmiş ve başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmiştir (bu karara ilişkin başvurucu 2022/23737 başvuru numaralı bireysel başvuruda bulunmuştur.). Bunun üzerine başvurucu 15/2/2022 tarihinde Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) gönderilmiştir. Başvurucu hakkında aynı tarihte Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu denetimli serbestliğe ayırma kararı adı altında bir karar almıştır. Kararda başvurucunun iyi hâlli olduğuna ve kalan cezanın denetimli serbestlik tedbirleri uygulanmak suretiyle infazının uygun olduğuna karar verilmiştir.

9. Bu karar üzerine Bakırköy 2. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) başvurucunun kalan cezasının infazında denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Bu kapsamda İnfaz Hâkimliği, hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde "5275 sayılı yasa 105/A-7 maddesi uyarınca hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başladıktan sonra işlediği iddia olunan cezasının altı sınırı 1 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine İnfaz Hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilebileceği hususunun İŞ BU KARARIN TEBLİĞİ SURETİYLE HÜKÜMLÜYE İHTİRANA[ihtarına]" şeklinde karar vermiştir. Karar üzerine başvurucu 15/2/2022 tarihinde Ceza İnfaz Kurumundan tahliye olmuştur.

10. Başvurucu, kararın anılan bendinde yer alan hükmüne itiraz etmiştir. Başvurucu itiraz dilekçesinde gazeteci olduğunu, yazdığı yazı ve haberler nedeniyle birçok kişi tarafından baskı oluşturmak için hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, kararda yer verilen hükmün ifade ve basın özgürlükleri açısından üzerinde baskı oluşturduğunu belirtmiştir.

11. İnfaz Hâkimliği yapılan itirazı yerinde görmediğini belirterek itirazın değerlendirilmesi için dosyanın itirazı inceleyecek merci olan Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) gönderilmesine karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliğinin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını, karardaki gerekçenin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu nihai kararı 3/5/2022 tarihinde öğrenmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" başlıklı 105/A maddesinin bireysel başvuru tarihi itibarıyla ilgili kısmı şöyledir:

"(1) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

...

 (7) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Anayasa Mahkemesinin 4/11/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade ve Basın Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

15. Başvurucu; İnfaz Hâkimliği kararının hüküm kısmında yer verilen (6) numaralı bent uyarınca işlediği iddia olunan suçun kovuşturma aşaması henüz sonuçlanmadan mahkûm olduğu cezanın kalan kısmının açık ceza infaz kurumunda çekilebilmesine imkân tanıdığını, anılan hükmün yargı tacizi yöntemiyle kendisini gazetecilik faaliyetlerini yapmasından alıkoyacağını, hakkında haksız şikâyetlerle devam eden soruşturmaların bulunduğunu, bu nedenle söz konusu kararda yer alan bendin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmiştir.

16. Bakanlık görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede, Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir.

17. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı -genel hatlarıyla- başvuru formunda belirttiği iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

18. Gazeteci olan başvurucunun mahkûm olduğu hapis cezasının kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmiştir. Bu kapsamda başvurucuya hakkında belirli ağırlıktaki suçlar yönünden dava açılması durumunda kalan cezanın açık ceza infaz kurumunda infaz edilebileceği ihtar edilmiştir. Başvurucunun ihlal iddiasının özünün ifade ve basın özgürlüklerine ilişkin bir müdahalenin varlığına yönelik olduğu anlaşıldığından somut olayın koşullarında başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlükleri kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

19. Anayasa'nın 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ...

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

20. Anayasa'nın 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Basın hürdür, sansür edilemez. ...

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.

..."

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

22. İnfaz Hâkimliği, gazeteci olan başvurucunun mahkûm olduğu hapis cezasının kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar vermiştir. Bu karar kapsamında başvurucuya -hakkında belirli ağırlıktaki suçlar yönünden dava açılması durumunda- kalan cezanın açık ceza infaz kurumunda infaz edilebileceği ihtar edilmiştir. Her ne kadar başvurucu hakkında belirtilen karar nedeniyle mahkûm olduğu hapis cezasının infazında değişiklik olmamışsa da başvurucunun cezasının infaz kurumunda infaz edilmesi ihtimalinin devam etmesinin başvurucunun ifade ve basın özgürlükleri üzerinde caydırıcı etkisinin (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 79; Kemal Kılıçdaroğlu (3) [2. B.], B. No: 2015/1220, 18/7/2018, § 71) bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Dolayısıyla söz konusu İnfaz Hâkimliği kararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahalede bulunulmuştur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

23. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen şartları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen nedene dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama şartlarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

 (1) Kanunilik

25. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasında, hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla başvurucu hakkında yapılan ihtarın belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

 (2) Meşru Amaç

26. Eldeki başvuruya konu olayda başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin amacının denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasından sonra hükümlünün suç işlemesinin önlenmesi ve kamu düzeninin sağlanmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

 (3) Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

 (a) Genel İlkeler

27. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade etmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerlidir ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2) [1. B.], B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63; Haci Boğatekin (2) [2. B.], B. No: 2014/12162, 21/11/2017, § 38).

28. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Anayasa'nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45; Mehmet Ali Gündoğdu ve Mustafa Demirsoy [1. B.], B. No: 2015/8147, 8/5/2019, § 41; Levon Berç Kuzukoğlu ve Ohannes Garbis Balmumciyan [GK], B. No: 2014/17354, 22/5/2019, § 89).

29. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Wıkımedıa Foundatıon Inc. ve diğerleri [GK], B. No: 2017/22355, 26/12/2019, § 65; Ferhat Üstündağ, § 46; Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

30. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

 (b) İlkelerin Olaya Uygulanması

31. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinde; hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitim evinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilmesine yönelik bir infaz rejimi öngörülmektedir. Dolayısıyla denetimli serbestlik suretiyle hapis cezasının infazı, özgürlüğü bağlayıcı cezanın kanunlarla belirlenecek alt sınırının infaz kurumunda geçirilmesi koşuluyla suçlunun kişiliğindeki gelişmeleri gözlemleyerek cezasının koşullu salıverilmeden önceki bir yılını dışarıda geçirmesini sağlayan bir sistemdir (AYM, E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 144).

32. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması ile hükümlülerin yeniden suç işleme risklerinin azaltılması, sosyal hayata hazırlanmalarına imkân sağlanması, tahliye şartlarına uyumun gerçekleştirilmesi, toplumsal kurallara uyma becerilerinin geliştirilmesi, toplumun hükümlüye olumsuz bakışının azaltılması ve ailesi ile görüşmesinin sağlanması amaçlanmaktadır (AYM, E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 145).

33. Somut olayda başvurucunun talebi üzerine mahkûm olduğu hapis cezasının kalan kısmının denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması suretiyle infazına karar verilmiştir. Anılan karar kapsamında başvurucuya denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması koşullarından olan, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasından sonra hakkında belirli ağırlıktaki suçlardan kamu davası açılması hâlinde denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasının sonlandırılabileceği ihtarı yapılmıştır.

34. Başvurucu, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının hangi koşullarda geri alınacağına ilişkin hükmün kendisi hakkında uygulanmasının gazetecilik faaliyetlerini yapması açısından üzerinde baskı oluşturacağını ileri sürmüştür. Başvurucunun yaptığı iş gözönüne alındığında ileri sürdüğü gerekçenin bütünüyle temelden yoksun olduğu söylenemez. Ancak İnfaz Hâkimliğinin kararında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması sırasında işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde denetimli serbestlik müdürünün talebi üzerine yine infaz hâkimliğince karar verilebileceği belirtilmiştir. Nitekim başvurucu hakkında uygulanan denetimli serbestlik tedbirinin geri alınması koşulu da Kanun'da aynı şekilde düzenlenmiştir.

35. Bu kapsamda başvurucunun denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasından sonra işlemiş olduğu bir suç nedeniyle denetimli serbestlik tedbirinin kaldırılması bu konudaki talebin varlığına ve tedbirin kaldırılması yönünde infaz hâkimliğinin kararına bırakılmıştır. Dolayısıyla hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulananlar için tedbirin uygulanmasından sonra belirli ağırlık ve nitelikteki suçları işlediğinin iddia olunması ve kovuşturmanın başlaması denetimli serbestlik tedbirinin kendiliğinden geri alınması sonucunu doğurmamaktadır. Başka bir ifadeyle söz konusu tedbirin geri alınması da olayın sübjektif koşullarını değerlendirerek takdir yetkisini kullanacak hâkimin kararına bırakılmıştır. Nitekim Kanun'da anılan koşulun gerçekleşmesi sonrası denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkiminin hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar vereceği değil karar verebileceği düzenlemesine yer verilmiştir (bkz. § 13).

36. İkinci olarak başvurucu hakkında hâlihazırda devam eden soruşturmaları ileri sürerek kararın söz konusu hüküm fıkrasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Ancak hem Kanun'da hem de İnfaz Hâkimliği kararında belirtildiği üzere açık ceza infaz kurumuna gönderilme ihtimalini doğuran suçlar denetimli serbestliğe ayrılma kararından sonra işlendiği iddia olunarak kamu davası açılan suçlar hakkındadır. Dolayısıyla başvurucunun ihlal iddiasına dayanak gösterdiği hakkındaki devam eden adli soruşturmaların bireysel başvuruya konu ettiği yargısal kararla doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır.

37. Öte yandan başvurucu hakkında başvuru tarihi itibarıyla anılan ihtar kapsamında denetimli serbestlik tedbirinin geri alınmasına karar verilmemiştir. Bununla birlikte başvurucu hakkında yapılan yargısal değerlendirme sonucunda böyle bir kararın verilmesi hâlinde yeniden bireysel başvuruda bulunulmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Tüm bu tespitler neticesinde başvurucu hakkında uygulanan denetimli serbestlik tedbirinin hangi koşullarda geri alınabileceğinin başvurucuya bildirilmesi ve bu bağlamda durumun ihtar edilmesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı sonucuna varılmıştır. Bu hâliyle müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı söylenemez.

38. Bununla birlikte başvurucuya yapılan ihtarın denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması suretiyle cezanın infazından elde edilmek istenen amaca ulaşmak açısından elverişsiz olmadığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda başvurucunun yapılan ihtar kapsamında kalan cezasının denetimli serbestlik tedbirinin geri alınarak infaz edilmesi için öncelikle bu yönde bir talebin bulunması ve bunun üzerine infaz hâkimliğinin karar vermesi gerekmektedir. Bu doğrultuda bir karar alındığında dahi cezanın kalan kısmının açık ceza infaz kurumunda çektirilmesi mümkün olduğundan anılan müdahalenin de orantısız olduğu söylenemez.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. İfade Özgürlüğüyle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu; İnfaz Hâkimliğinin kararında yer verdiği bendin çıkarılması isteğiyle yaptığı ek karar verilmesi talebinin değerlendirilmeden itiraz merciine gönderildiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Bakanlık görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede, Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir.

42. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı -genel hatlarıyla- başvuru formunda belirttiği iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

43. Başvurucu ayrıca denetimli serbestlik tedbirinin geri alınması koşulunu içeren ve İnfaz Hâkimliğinin kararında yer alan ihtara ilişkin bendin kaldırılması isteminin ek karar verilmesi yerine itiraz olarak nitelendirilerek yeni bir karar verilmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini de iddia etmiştir. Başvurucunun bu iddiası ifade özgürlüğüyle bağlantı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında ele alınmalıdır.

44. İnfaz Hâkimliği somut olayda başvurucu hakkında denetimli serbestlik kararını verdikten sonra başvurucu tarafından yapılan ek karar talebini incelemiş ve kararında bir değişiklik yapılması gerekmediği sonucuna ulaşarak dosyanın itirazen incelenmek üzere itiraz merciine gönderilmesine karar vermiştir. İtiraz merciinin ret kararı üzerine karar kesinleşmiştir. Başvurucunun hükümden çıkarılmasını istediği bent yukarıda da belirtildiği üzere Kanun'un öngördüğü şartın kendisidir. Bu talep hakkında ek karar verilmesini gerektiren bir yön olmadığını değerlendiren İnfaz Hâkimliği başvurucunun talebini itiraz olarak nitelendirmiş ve kararı itiraz merciine göndermiştir. Bu durumda başvurucunun şikâyetine ilişkin yargısal bir değerlendirme yapılmadığının söylenmesi mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla Kanun'da getirilen şartın karara işlenmesinden ibaret olan hüküm fıkrasına yapılan ek karar talebinin itiraz olarak nitelenerek bir üst yargı merciine gönderilmesi uygulamasının mahkemeye erişim hakkını ihlal eder bir yönü bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfadeve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. İfade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Barış Pehlivan (2) [2. B.], B. No: 2022/54537, 4/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı BARIŞ PEHLİVAN (2)
Başvuru No 2022/54537
Başvuru Tarihi 26/5/2022
Karar Tarihi 4/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, uygulanma ihtimali olan denetimli serbestlik koşullarına ilişkin düzenleme nedeniyle ifade ve basın özgürlükleri ile ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü Ceza infaz kurumunda ifade İhlal Olmadığı
İfade özgürlüğü ile bağlantılı etkili başvuru hakkı Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi