|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Mutlu ALAF
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Aydın ŞENTÜRK
|
|
|
|
2. Erdem GÜZEL
|
|
|
|
3. Şeref İPEK
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Tuğçe Türksen ÇERÇİ BAYAZIDOĞLU
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, işçilik alacaklarına ilişkin açılan davada mahkemenin hukuki nitelendirmeyi hatalı yaptığı ve yargılama sürecinde alacakların belirlenebilir hâle gelmemesinden dolayı ıslah yapılamadığı ve yapılan yargılama giderleri sebebiyle külfet yüklendiği nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürede sonuçlandırılması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucular, Ordu İş Mahkemesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak işçilik alacakları için alacak davası açmıştır. Ordu İş Mahkemesi yetkisizlik kararı vererek dosyayı Gölköy Asliye Hukuk Mahkemesine (iş mahkemesi sıfatıyla) (Mahkeme) göndermiştir.
3. Başvurucuların talebi üzerine dosya yetkili Mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemece bireysel başvuruya konu dosyalar kapsamında bulunan ibranamedeki ve makbuzdaki imzaların kime ait olduğunun tespiti için dosyaların imza incelemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İmzaların başvuruculara ait olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme tarafından dosyaların hesap bilirkişisine gönderilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi raporlarında başvurucuların alacak kalemleri tespit edilmiştir. Başvurucular, bilirkişi raporlarına itiraz etmiştir.
4. Duruşmada başvuruculara talep sonucunun miktar veya değerini tam ve kesin olarak belirlemesi için iki haftalık kesin süre verilmesine ve tarafların raporlara itirazlarının reddine karar verilmiştir.
5. Mahkemece bir sonraki duruşmadan önce 1/11/2021 tarihinde ara kararı tesis edilmiştir. Bu ara kararında son celsede tesis edilen talep artırım dilekçesi sunulmasına ve tarafların bilirkişi raporlarına itirazlarının reddine ilişkin ara kararlardan dönülmesine, tarafların ayrı ayrı bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının kabulüne ve davanın tespit olunan türü ve tarafların zamanaşımı yönündeki ıslah ve beyan dilekçeleri dikkate alınarak dosyanın aynı bilirkişiye tevdisi ile tekrar ek rapor tanzimine karar verilmiştir. Başvurucuların da ıslah dilekçesi sunması hususunda "muhtariyetine" denilmiştir. Mahkeme tarafından bu ara kararlarının gerekçesi olarak ön inceleme duruşmasında davanın türüne ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı ve davanın belirsiz alacak davası gibi kabul edilerek başvurucular vekiline son celse talep artırım dilekçesi hususunda süre verildiği ancak davanın türünün kısmi dava olduğu, bu bakımdan davalıların zamanaşımı yönündeki itirazlarının yeniden incelenmesinin gerektiğine işaret edilmiştir. Dosya yeniden bilirkişiye gönderilmiştir.
6. Ek bilirkişi raporunda davada talep edilen alacak kalemleri için zamanaşımı süresinin ne kadar olduğu hususuna değinilmiş ve dava dilekçesinde talep edilen miktarlar yönünden alacakların zamanaşımına uğramadığı tespiti yapılmıştır. Fazlaya ilişkin haklar yönünden ise zamanaşımının söz konusu olacağı belirtilmiştir. Bu ek rapor başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular bu rapora karşı sundukları itiraz dilekçesinde taleplerinin en başından beri belirsiz alacak davasına ilişkin olduğunu, bilirkişinin yetkisini aşarak dava türünü belirlediğini, Yargıtay kararlarına göre dava türünün belirlenmesi için kendilerine makul süre verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
7. Son duruşmada başvurucular vekili, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, başvurucuların dava dilekçesinde talep ettiği tutarlar yönünden davanın kabulüne miktar itibarıyla kesin olmak üzere karar vermiştir. Mahkeme, gerekçesinde davayı kısmi dava olarak nitelendirmiştir.
8. Başvurucular, nihai kararı 15/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 13/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. 2022/56659, 2022/56670 ve 2022/58223 numaralı başvuruların 2022/54605numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
10. Başvurucular, Mahkemenin ara kararı ile davanın türü, zamanaşımı, ıslah ve beyan dilekçelerinin bilirkişi marifeti ile değerlendirilmesine karar vermesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, yargılamanın yanlış yönde ilerlemesi ve alacaklarının belirlenebilir hâle gelmemesi nedeniyle ıslah yapmalarının mümkün olmadığını, adalete olan ulaşımlarının engellendiğini iddia etmiş; bu nedenle maddi zarara uğradıklarını ileri sürmüştür.
11. Başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
12. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
13. Öncelikle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulup bulunulmadığı değerlendirilmelidir.
14. Somut olayda başvurucular, işçilik alacaklarının tahsili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açmıştır. Yargılama esnasında başvurucuların alacak kalemleri bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ancak başvurucular talep artırım ya da ıslah dilekçesi sunmamıştır. Mahkeme, başvurucuların dava dilekçesinde talep ettiği alacak kalemleri üzerinden davanın kabulüne karar vermiştir.
15. Yargılama esnasında başvurucuların alacak kalemlerinin hesaplanması için dosya iki defa bilirkişiye gönderilmiş ve başvurucuların alacakları tam olarak tespit edilmiştir. Son bilirkişi raporundan sonraki duruşmada Mahkeme, talep sonucunun miktar veya değerini tam ve kesin olarak belirlemeleri için başvuruculara iki haftalık kesin süre verilmesine karar vermiş ancak bir sonraki duruşmadan önce tarafların yokluğunda ara kararı tesis etmiştir. Bu ara kararında son celsede tesis edilen talep artırım dilekçesi sunulmasına ve tarafların bilirkişi raporlarına itirazlarının reddine ilişkin ara kararlarından dönülmesine, tarafların ayrı ayrı bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının kabulüne ve davanın tespit olunan türü ve tarafların zamanaşımı yönündeki ıslah ve beyan dilekçeleri dikkate alınarak dosyanın aynı bilirkişiye tevdi ile tekrar ek rapor tanzimine karar verilmiştir. Başvurucuların da ıslah dilekçesi sunması hususunda "muhtariyetine" denilmiştir. Mahkeme bu ara kararlarının gerekçesi olarak ön inceleme duruşmasında davanın türüne ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığını ve davanın belirsiz alacak davası gibi kabul edilerek başvurucular vekiline son celsede talep artırım dilekçesi hususunda süre verildiğini ancak davanın türünün kısmi dava olduğunu belirtmiş, bu bakımdan davalıların zamanaşımı yönündeki itirazlarının yeniden incelenmesinin gerektiğine işaret etmiştir.
16. Bilirkişi ek raporuna göre başvurucuların fazlaya ilişkin hakları zamanaşımına uğramıştır. Başvurucular, yargılamanın yanlış yönde ilerlemesi ve yargılamada geçen süre nedeniyle ıslah yapamadıklarını iddia etmiş; ayrıca bilirkişi raporuna itirazlarında davanın türünün belirsiz alacak davası olduğunu ileri sürmüştür. Kısmi alacak davasından farklı olarak belirsiz alacak davasında zamanaşımı süresi alacağın tamamı için davanın açıldığı tarihten itibaren kesilmektedir. Ancak başvurucular bu iddialarının gereği olarak alacak kalemlerinin belirlenebilir hâle gelmesinden sonra talep artırım dilekçesi sunmamıştır.
17. Mahkeme ise ara kararı ile davanın türünün kısmi alacak davası olduğu tespitini yapmış ve başvurucuların ıslah dilekçesi sunması hususunda muhtariyetine karar vermiştir. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle başvurucuların fazlaya ilişkin hakları zamanaşımına uğramış olsa da başvurucular fazlaya ilişkin haklarını talep ettiğine yönelik iradesini ortaya koyan ıslah dilekçesi de sunmamıştır. Mahkeme de taleple bağlılık ilkesini gözeterek davayı dava dilekçesi doğrultusunda talep edilen tutarlar üzerinden kabul etmiştir. Bu itibarla başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahaleden söz edilemeyeceği, başvurucuların şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
18. Başvurucular; yargılama süresince yargılama giderleri ödediklerini, bu giderlerin yüksek olması nedeniyle adalete erişim haklarının kısıtlandığını da ileri sürmüştür. Başvurucuların yargılama gideri olarak ayrı ayrı 1.828,35 TL ödedikleri, yargılama yapılması için bu giderlerin karşılanmasının zorunlu olduğu, yargılama sonucunda da bu giderlerin başvuruculara ödenmesine karar verildiği görülmüştür. Bu itibarla başvurucuların bu şikâyetlerinin de açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
20. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
21. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.