|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
SENEM PAŞA BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/55033)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 23/12/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Eren Can BENAKAY
|
|
Başvurucu
|
:
|
Senem PAŞA
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle silahsız özel güvenlik çalışma izni ile özel güvenlik kimlik kartı talebinin reddine dair işleme karşı açılan davada sonuca etkili iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, silahsız özel güvenlik çalışma izni ve özel güvenlik kimlik kartı talebi ile Manisa Valiliğine (Valilik) başvurmuştur. Valilik, başvurucu hakkında gerçekleştirdiği güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle 26/2/2019 tarihinde talebi reddetmiştir. Başvurucu, ret işlemine karşı 6/5/2019 tarihinde iptal davası açmıştır.
3. Manisa 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 10/10/2019 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin nedeni olarak, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisaklı veya irtibatı olduğunun tespit edilmesi hususu gösterildiğinden, Mahkememizin 06.09.2019 tarihli ara kararı ile bu duruma ilişkin somut bilgi ve belgelerin istenildiği, ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgeler ile Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. İflas İdaresinin 06.03.2019 tarih ve 30892476 sayılı yazısı ekinde gönderilen bir adet CD içeriğinin incelenmesinden davacının adı geçen bankada; 27.10.2014 tarihinde internet bankacılığı açtırdığı ve halen açık durumda bulunduğu, 02.10.2014 tarihinde açtırdığı debit kartın geçici kapalı durumunda bulunduğu, 02.10.2014 ve 15.10.2014 tarihlerinde açtığı iki adet cari mevduatın halen açık durumda bulunduğu, 03.10.2014 ve 04.02.2015 tarihlerinde açtığı iki adet katılım hesabını ise 28.01.2016 tarihinde kapattığı görülmüştür.
...
Bu durumda, davacının, 2014 yılının 10. ayında Bank Asya'da birden fazla ve 2015 yılının şubat ayında bir adet hesap açmış olduğu, hesap açma tarihlerinin örgüt liderinin Bank Asya'ya para yatırılması talimatının verildiği 2014 yılından sonraki tarihte olduğu, dolayısıyla anılan bankaya finansal destek/yardım sağlandığı dönemde hesap açıldığı hususunun sabit olduğu, her ne kadar gelinen aşamada terör örgütü üyesi olduğuna yönelik hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmasa da, aktarılan hukuki olaylar ve yapılan açıklamalar birlikte dikkate alındığında, davalı idarece makul ve hukuken de itibar edilebilir bir nedene dayalı olarak davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı bulunduğu yolunda bir değerlendirme yapılmış olduğu sonucuna varıldığından, davacının silahsız özel güvenlik çalışma izni ve silahsız özel güvenlik kimlik kartı talebinin reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir."
4. Başvurucu, karara karşı 5/11/2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 7/1/2020 tarihinde istinaf başvurusunu reddetmiştir. Başvurucu, karara karşı 13/2/2020 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Danıştay Onuncu Dairesi (Danıştay) 21/2/2022 tarihinde temyiz talebini reddetmiştir.
5. Başvurucu, nihai kararı 15/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 16/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
6. Başvurucu, hiçbir terör örgütü ile irtibatı olmadığını, bankada hesap açtırmanın tek başına terör örgütü ile iltisak anlamına gelmeyeceğini, hesap hareketlerinin rutin banka işlemleri olduğunu, hakkında açılmış herhangi bir ceza davası bulunmadığını iddia ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
7. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; idari yargı mercilerinin dava konusu maddi olay ve olguları, delilleri değerlendirmesini, hukuk kurallarını yorumlamasını ve uygulamasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu ve kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdiği belirtilmiştir. Başvurucunun iddialarının mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup olmadığının ve mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir hususun bulunup bulunmadığının, bir başka ifadeyle özellikle başvurucunun şikâyetlerinin kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda belirttiği hususları yinelemiştir.
8. Başvuru, gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
9. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
10. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
11. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
12. Mahkeme kararında başvurucunun güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak sonuçlanması Bank Asyada birden fazla hesabı olmasına dayandırılmıştır. Mahkeme tarafından hesapların açılma ve kapanma tarihleri belirtilmesine karşın hesap hareketlerine dair bir bilgilendirme yapılmamıştır. Hesaplardaki hareketlerin rutin bankacılık işlemi olup olmadığı, değerinin ne kadar olduğu, açılma ve kapanma tarihleri arasında ne kadar para giriş ve çıkışı sağlandığı aktarılmamıştır. Başka bir deyişle başvurucunun hesap açtırma ve hesaplarda yaptığı işlemlerin terör örgütüyle irtibatını ve iltisakını nasıl sağladığı Mahkeme tarafından ortaya konulmamıştır. Zira yalnızca hesap açma ve kapatma, terör örgütü ile irtibat ve iltisak için yeterli olmayıp hesaplarda yapılan işlemlerin bu amaca dair olduğu Mahkeme tarafından açıklanmalıdır. Mahkeme ise yalnızca hesapların sayısı ile açılma ve kapanma tarihlerine kararında yer vermiştir.
13. Kural olarak mahkeme kararında esasa ilişkin hususlarda yeterli gerekçe bulunması hâlinde kanun yolu mercilerince bu karara atıf yapılarak değerlendirme yapılması makul görülebilir. Mahkeme kararında gerekçe bulunmadığı hâllerde ise başvurucuların ileri sürdüğü esaslı itirazların kanun yolu mercileri tarafından gerekçeli şekilde karşılanması gerekir. Somut olayda başvurucunun temel iddialarının Mahkemece kararda tartışılmamasına ve gerekçe oluşturulmamasına rağmen başvurucunun esaslı iddialarının Bölge İdare Mahkemesince ve Danıştayca da karşılanmadığı görülmüştür.
14. Sonuç olarak başvurucu hakkında elde edilen bilgilerin idari işlemi neden ve nasıl haklılaştırdığı hususunun yargılama mercilerinin gerekçelerinde yer almadığı görülmüştür. Yargılama mercileri başvurucu hakkında elde edilen bilgileri herhangi bir şekilde değerlendirmemiş, bilginin tesis edilen işleme ulaşmadaki hukuki etkisi ve benzeri boyutları ile işin esasıyla ilgili kendi değerlendirmesini ortaya koymamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturmasının sonucuna ilişkin başvurucunun iddiaları yeterli bir şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır.
15. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
16. Başvurucunun mülkiyet hakkı, çalışma hakkı ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmekte ise de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
17. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
18. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
19. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Manisa 2. İdare Mahkemesine (E.2019/445, K.2019/925) GÖNDERİLMESİNE,
E. 664,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.