TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YILMAZ AYDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/64124)
Karar Tarihi: 24/12/2025
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Muhterem İNCE
Raportör
Abdurrahman Remzi AKPINAR
Başvurucu
Yılmaz AYDEMİR
Vekili
Av. Ali İRİZ
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbiri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Hakkında rüşvet verme suçundan başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi gereğince başvurucuya 31/7/2017 tarihinde yurt dışına çıkamamak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Karar gerekçesinde, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair suç şüphesinin varlığını gösterir delillerin mevcudiyetine vurgu yapılmıştır.
3. Başvurucu 8/4/2022 tarihinde adli kontrolün kaldırılmasını talep etmiştir. Talep dilekçesinde; hakkındaki tedbirin 5 yılı aşkın süredir devam ettiğini, bu sürenin kabul edilemez olduğunu, nitekim Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının da bu yönde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca mühendis olması nedeniyle işi gereği yurt dışına gitme durumunun söz konusu olduğunu ancak tedbir nedeniyle işlerinin aksadığını ifade etmiştir.
4. Başvurucunun talebi, İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 27/4/2022 tarihinde reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, dosyadaki delil durumuna, şüpheli ve eylem sayılarının çok fazla oluşuna ve tape kayıtlarındaki tespitlere vurgu yapılmıştır.
5. Bu karara başvurucu aynı gerekçelerle (bkz. § 3) itiraz etmiştir. İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesi ise 13/5/2022 tarihinde itirazı reddetmiştir. Kararda atılı suçun vasıf ve mahiyeti, başvurucunun suçu işlediğine dair kuvvetli şüphenin varlığına ilişkin somut delillerin mevcudiyeti, tedbirin orantılı ve ölçülü olduğu ve itiraz dilekçesindeki hususların yerinde olmadığı belirtilmiştir.
6. Başvurucu, nihai kararı öğrendikten sonra 13/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında aleyhine verilen adli kontrol tedbirinin 5 yılı aşkın süredir devam etmesinin kabul edilemez olduğunu belirtmektedir. Mühendis olduğunu vurgulayan başvurucu, mesleği gereği yurt dışına ticari işleri için çıkması gerektiğini, anılan tedbirin uzun sürmesi nedeniyle çıkamadığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Adalet Bakanlığı görüşünde; mevcut başvuru incelenirken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, bu görüşe karşı beyanda bulunmamıştır.
10. Başvuruya konu yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin esas olarak yerleşme ve seyahat hürriyeti kapsamında kaldığı açıktır. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek (4) No.lu Protokol’e Türkiye'nin taraf olmadığı hatırlatılarak anılan protokolde yer alan "Serbest dolaşım özgürlüğü"nün ortak koruma alanına girmediği açıklanmıştır (birçok karar arasından bkz. Mehmet Takımsu [2. B.], B. No: 2016/63712, 15/11/2018, §§ 78-80; Sebahat Tuncel [1. B.], B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 53; Fevzi Doğaner [1. B.], B. No: 2014/6453, 20/12/2017, § 14; Onur Can Taştan [GK], B. No: 2018/32475, 27/10/2021, § 48). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında olmayan bazı hakların ortak koruma alanı içinde yer alan temel haklarla esaslı şekilde ilişkili olması durumunda ilgili haklarla bağlantı kurularak inceleme yapılmasının mümkün olduğunu da açıklamıştır (ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Özgür Sevgi Göral Birinci [2. B.], B. No: 2014/12112, 4/10/2017; özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında bkz. Şengül Tükel [2. B.], B. No: 2018/12456, 12/1/2022, § 40).
11. Nitekim Anayasa Mahkemesi Yağmur Erşan ([GK], B. No: 2018/36451, 27/10/2021) ve Onur Can Taştan kararlarında, esasen seyahat özgürlüğü kapsamında kalan pasaport iptalinin, Latife Akyüz ([1. B.], B. No: 2016/50822, 7/9/2021) ve Hakkı Gök ([1. B.], B. No: 2017/33469, 3/11/2022) kararlarında ise yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin belirli şartların varlığı hâlinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenebileceğini kabul etmiştir (ayrıntılı açıklamalar için bkz. Yağmur Erşan, §§ 39, 40, 47-51; Onur Can Taştan, §§ 39, 40, 47-51; Latife Akyüz, §§ 36-38; Hakkı Gök, §§ 31-33). Bu bağlamda söz konusu tedbirin de başvurucunun gelişimi ve sosyal, mesleki, ekonomik ve ailevi ilişkileri yönünden olumsuz etkilerinin ortaya konulması hâlinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.
12. Somut olayda hakkında rüşvet verme suçundan başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri altına alınmasına karar verilmiştir. Soruşturma devam ederken başvurucunun anılan tedbire itiraz ettiği ancak bu itirazının yukarıda ifade edilen gerekçelerle (bkz. § 5) reddedildiği görülmektedir.
13. Ancak başvurucu, başvuru öncesi süreçte mesleki faaliyetleri kapsamında yurt dışına çıkması gerektiğini ileri sürmesine rağmen Türkiye'de bulunan bir inşaat yapım şirketinde çalıştığını beyan etmiştir. Ayrıca başvurucunun çalıştığı şirketin faaliyet alanı hakkında yeterli bir açıklama yapmadığı gibi yurt dışına çıkamamasının mesleki bağlamda özel hayatına ne düzeyde olumsuz bir etkisinin olduğunu somut gerekçelerle ortaya koyamadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında başvurucu, yurt dışında ailevi bağları olduğu hususunda bir iddia da ileri sürmemiştir. Böylelikle yukarıda yer verilen içtihatlar kapsamında yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontrol tedbirinin başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ciddi şekilde etkilediğine ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığına ilişkin açıklamalarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Murat Çeşme [2. B.], B. No: 2020/4579, 10/7/2024, § 15).
14. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.