logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Harun Demir [2. B.], B. No: 2022/72091, 1/10/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HARUN DEMİR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/72091)

 

Karar Tarihi: 1/10/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

Harun DEMİR

Vekili

:

Av. Veysel KAVAL

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, suç oluşturmayan eylemlerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de bulunmaktadır.

2. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olduğu şüphesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatmıştır. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, başvurucunun iki mağdurun örgüte katılmalarını sağlamak amacıyla mağdurları kırsalda örgüt yetkilisine teslim ettiği gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 22/6/2016 tarihinde iddianame düzenlemiştir.

3. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından görülmeye başlanmıştır. Başvurucu, mağdurları tanımadığını ve örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmediğini beyan etmiştir.

4. Mahkeme on birinci celsede, iddianame kapsamında anlatılan olaya bağlı olarak başvurucu hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları bakımından iddianame düzenlenip düzenlenmeyeceğinin takdir ve ifası için Başsavcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar vermiştir. Başsavcılık başvurucunun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talebiyle 8/1/2019 tarihinde iddianame düzenlemiştir. Mahkeme başvurucu hakkındaki her iki dosyanın birleştirilmesine karar vermiştir.

5. Mahkeme yargılama sonucunda başvurucunun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu bakımından müebbet hapis cezası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında; mağdurların soruşturma aşamasındaki beyan ve teşhisleri ile dinlenen tanık beyanları doğrultusunda başvurucunun diğer sanık Ö.F.Ü. ile birlikte mağdurları rızaları dışında araca bindirdikten sonra kırsal bölgede sanık C.A.ya teslim ettikleri hususuna dayanmıştır.

6. Başvurucunun istinaf talebi Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) 23/9/2021 tarihinde esastan reddedilmiştir.

7. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) 30/5/2022 tarihinde istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstinaf Dairesi kararının devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu bakımından onanmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmediği gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 22/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 8/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Bireysel başvuruda bulunulmasından sonra 5/10/2022 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı "... araç suç [vahim eylem] kabul edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin vahamet boyutuna ulaşmadığından Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, dosya kapsamı ve delil durumuna göre sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesiyle onama kararına itiraz etmiştir. Ceza Dairesi ise 28/11/2022 tarihli kararı ile itiraz nedenlerini yerinde görmediğini belirterek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna (Genel Kurul) gönderilmesine karar vermiştir. Bozma kararı verilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla yargılamanın henüz başlamadığı anlaşılmaktadır.

10. Genel Kurul, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu yönünden yapmış olduğu inceleme neticesinde "...15 yaşını bitirmeyen kişinin cebir, şiddet, tehdit ya da hile kullanmaksızın hukuka aykırı şekilde hürriyetinin sınırlanması hâlinde hürriyeti tahdit suçunun basit şekli oluşacağından, sanıkların eylemlerinin vahim nitelikte kabul edilemeyeceği, bu hâli ile Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, dosya kapsamı ve delil durumuna göre sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı" gerekçesiyle Ceza Dairesinin onama kararının kaldırılmasına ve Daire kararının bozulmasına karar vermiştir.

11. Genel Kurulun bozma kararı sonrasında Mahkeme tarafından yapılan yargılamaya başvurucu ve müdafi katılmıştır. Mahkeme yargılama sonucunda vermiş olduğu 30/1/2024 tarihli kararıyla başvurucunun eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunu kabul ederek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararda bozma öncesindeki delillere dayanıldığı anlaşılmaktadır (bkz. § 5). Başvurucu, mahkûmiyet kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kararın temyiz incelemesinin devam ettiği anlaşılmaktadır.

12. Komisyon, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucu, kanunda suç olarak düzenlenmeyen ve somut delillerle ispatlanmamış olan eylemler nedeniyle ceza aldığını, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun unsurlarının oluşmadığını belirterek suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ve delillerin eksiksiz olarak toplanmadığını ifade ederek adil yargılanma hakkı kapsamındaki başkaca haklarının ihlal edildiğini de belirtmiştir.

14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruda öncelikle kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının değerlendirilmesi gerektiği, tanığın duruşmaya katılmaması bakımından geçerli bir gerekçenin bulunmamasının, yargılamanın adil olmadığı konusunda tek başına belirleyici olmasa da yargılamanın genel olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken oldukça önemli bir unsur olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

15. Genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılması bireysel başvuru alanında özel olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

16. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö., § 29).

17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir.

18. Somut olayda mahkûmiyet kararı kesinleştikten sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı üzerine Genel Kurul mahkûmiyet kararını tayin edilen suç vasfı yönünden bozmuştur. Kararın bozulması üzerine Mahkeme, bozma doğrultusunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir. Bozma sonrasındaki celsede başvurucu ve müdafi bizzat hazır bulunmuştur. Başvurucu gerekçeli kararı 14/2/2024 tarihinde tebliğ suretiyle öğrenmiştir. Kararın temyiz incelemesi ise hâlihazırda devam etmektedir. Anılan olgular başvurucunun ihlal iddialarına yönelik bireysel başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesi bakımından oldukça önem taşımaktadır. Buna rağmen başvurucu, İçtüzük'ün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklerine açıkça aykırı bir şekilde başvuru sürecinde yukarıda belirtilen olgulara ilişkin olarak herhangi bir bildirimde bulunmamıştır.

19. Başvurunun konusunu oluşturan ilk mahkûmiyet kararında başvurucunun işlediği sabit kabul edilen suç ile bozma doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde hükmedilen suçlar farklılık arz etmektedir. Ayrıca anılan bozma kararı sonrası yargılamanın devam ettiğinin de altı çizilmelidir. Suçun vasıf ve mahiyeti ile yargılama sürecinde gerçekleşen bu değişiklikler, başvurucunun ileri sürdüğü şikâyetlere bağlı olarak Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak olan kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin yöntemini de değiştirmektedir. Bu durumda başvurucunun, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermemesi, bu süreçte vuku bulan değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 1/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Harun Demir [2. B.], B. No: 2022/72091, 1/10/2025, § …)
   
Başvuru Adı HARUN DEMİR
Başvuru No 2022/72091
Başvuru Tarihi 8/7/2022
Karar Tarihi 1/10/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, suç oluşturmayan eylemlerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi Suç ve cezada kanunilik Başvurunun Reddi
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) Başvurunun Reddi
Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) Başvurunun Reddi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi