|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Hüseyin ERAL
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Mehmet DAĞLI
|
|
|
|
2. Gökhan KARASU
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Mehmet Ali ÖZEL
|
|
|
|
3. Emin TÜRKSEVER
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza davasında başvurucuların hazır bulunma taleplerinin reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımlarının sağlanması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucuların soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de bulunmaktadır.
2. Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) tarafından gerçekleştirilen askerî darbe teşebbüsü doğrultusunda Iğdır 5. Hudut Komutanlığında yaşanan olaylar nedeniyle o tarihte hudut komutanlığında binbaşı olarak görev yapan başvurucular hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme şüphesiyle soruşturma başlatmıştır.
3. Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme şüphesiyle başvurucu Emin Türksever 16/7/2016 tarihinde, Gökhan Karasu ve Mehmet Dağlı 20/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış; Emin Türksever 17/7/2016 tarihinde, diğerleri ise 23/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır.
4. Başsavcılık, başvurucuların anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan cezalandırılması talebiyle 12/1/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle başvurucuların darbe girişimine destek olmak amacıyla darbe planı mesaj formundaki talimatlara uygun bir şekilde hareket ederek teçhizatlarını aldıkları, araçlara mühimmatları koydukları, tam teçhizatlı şekilde kobra ve kirpi olarak tabir edilen askerî araçlarla konvoy hâlinde il merkezine gittikleri ve Dilucu Sınır Kapısı'nı giriş çıkışlara tamamen kapatmaya çalıştıkları belirtilerek atılı suçu işledikleri iddia edilmiştir.
5. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Iğdır 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 23/1/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip tutanağında -diğerlerinin yanı sıra- Kars T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Gökhan Karasu ve Emin Türksever'in duruşmada bizzat hazır edilmelerine, diğer ceza infaz kurumunda bulunan Mehmet Dağlı'nın ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmada hazır edilmesine karar verilmiştir.
6. Başvurucuların müdafii tarafından sunulan 26/4/2017 tarihli dilekçe ile başvurucuların duruşma günü Mahkemede bizzat hazır edilmeleri talep edilmiştir.
7. Yargılama otuz üç celsede tamamlanmıştır. 2/5/2017 tarihinde gerçekleşen birinci celsede başvurucular bizzat hazır bulunmuştur. Bu celsede başvurucular dışındaki bazı sanıkların savunmaları alınmıştır. Mahkeme birinci celseyle aynı tarihi içeren yazı ile başvurucular ve diğer sanıkların duruşmaya bizzat getirilip götürülmesinin güvenlik açısından sorun oluşturup oluşturmadığını başvurucuların bulunduğu ceza infaz kurumundan sormuştur. Celsenin devam ettiği esnada gelen yazı cevabında, Iğdır-Kars istikametinde terör saldırısı ihtimalinin yüksek olduğu ve duruşma güvenliği açısından olaylara da sebebiyet verebileceği gözetilerek başvurucu ve diğer sanıkların SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmalarının uygun olacağı bildirilmiştir. Mahkeme yazı cevabını başvuruculara okumuştur.
8. Birinci celsenin devam ettiği aşamada bu defa başvurucu Gökhan Karasu'nun bulunduğu Van T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından, Mahkeme ve infaz kurumu güzergâhının gece saatinde emniyet açısından sıkıntılı olması nedeniyle savunma sırası gelmemiş olan anılan başvurucunun saat 15.30'dan sonra salondan ayrılmasına izin verilmesi talep edilmiştir. Başvurucular ise ayrı ayrı "...Mahkeme huzurunda ifade vermek istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkeme söz konusu ceza infaz kurumunda bulunan başvurucu Gökhan Karasu'nun duruşmadan ayrılmasına izin vermiştir. Bunun üzerine başvurucu Gökhan Karasu duruşmadan ayrılarak ceza infaz kurumuna götürülmüştür. Birinci celse sonunda ara kararlarını açıklayan Mahkeme "...sanıkların bulundukları Ceza ve İnfaz Kurumlarının Mahkememiz yargı çevresine olan uzaklığı, güvenlik durumu nazara alınarak bundan sonraki celselerde SEGBİS sistemi ile duruşmalarda hazır edilmelerine" karar vermiştir.
9. Başvurucular, kovuşturma açısından esaslı işlemlerin gerçekleştirildiği diğer otuz iki celseye SEGBİS aracılığıyla katılım sağlamıştır.
10. Başvurucuların SEGBİS yoluyla katıldıkları celselerde sistemde yaşanan teknik aksaklıklara bağlı olarak;
i. Sekizinci celsede SEGBİS'te yaşanan sıkıntı nedeniyle "...sanıkların savunmaları[nın] net olarak algıla[n]ması[nın] mümkün olmadığı" gerekçesiyle duruşmaya ara verildiği,
ii. Dokuzuncu ve onuncu celselerde yapılan SEGBİS kayıtlarında ise bir kısım beyan anlaşılamadığından çözümlerinin yapılamadığı,
iii. On ikinci celsede saat 20.00 itibarıyla Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde kopma yaşandığı ve celse başında katılan sanıklarla iletişim kurulamadığı,
iv. Sanık beyanlarının alındığı on beşinci celsede SEGBİS bağlantısının kesildiği ve başvurucularla SEGBİS bağlantısı kurulamadığı,
v. Mahkeme huzurunda tanık dinleme işlemlerinin gerçekleştirildiği yirmi ikinci celsede SEGBİS'te yaşanan kopmalar nedeniyle kayıt işleminin yapılamadığı,
vi. Yirmi sekizinci celsede saat 18.09 itibarıyla SEGBİS bağlantısının yapılabildiği,
vii. Otuz ikinci celsede ise bir kısım başvurucunun boş SEGBİS odası bulunmaması nedeniyle hazır edilemediği duruşma ve SEGBİS çözüm tutanaklarından anlaşılmaktadır.
11. Diğer taraftan on beşinci celsede yaşanan SEGBİS kesintisi sonrasında başvurucuların müdafii, savunma haklarının kısıtlandığı gerekçesiyle başvurucuların huzurda dinlenmesini talep etmiştir. Mahkeme anılan talebi "güvenliğin sağlanamayacağına ilişkin daha önce dosyaya yazılar sunulmuş olması, sanıkların barındırılabileceği Ceza İnfaz Kurumunun bulunmadığı" gerekçesiyle reddetmiştir. Ayrıca Mahkeme, diğer celselerde başvurucuların hazır edilmemelerine ilişkin ise ayrı bir gerekçe göstermemiştir.
12. Cumhuriyet savcısı tarafından başvurucuların anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan cezalandırılması talebini içeren mütalaa dosyaya sunulmuştur. Mahkeme, başvurucuların SEGBİS üzerinden katıldığı son celsede Anayasa'yı ihlal suçunu işlediklerini sabit kabul ederek anılan suçtan ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir.
13. Başvurucular, istinaf dilekçelerinde -diğerlerinin yanı sıra- Mahkeme huzurunda bulunmamaları ve SEGBİS'te yaşanan teknik aksaklıklara bağlı olarak dinlenen tanıkları ve diğer sanıkların savunmalarını duyamadıklarını belirtmiştir. Başvurucuların istinaf talebi Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince (Daire) 26/11/2019 tarihinde esastan reddedilmiştir.
14. Başvurucular temyiz dilekçelerinde de duruşmada hazır bulunma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Daire kararını 26/5/2022 tarihinde onamıştır.
15. Başvuru, nihai karar öğrenildikten sonra süresi içinde yapılmıştır.
16. Komisyon tarafından başvurucu Emin Türksever'in adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
17. 2022/79044 ve 2022/82201 numaralı başvuruların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2022/79028 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
A. Duruşmada Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucular; duruşmalara güvenlik gerekçesiyle SEGBİS aracılığıyla katılabildiklerini, Mahkeme huzurunda savunma yapamadıklarını ve duruşmada hazır bulunma taleplerinin de kabul edilmediğini belirterek duruşmada hazır bulunma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; duruşmaya etkili katılımın fiziki olarak duruşma salonunda bulunmayı zorunlu kılmadığı, herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan savunma yapılması, aleyhe veya lehe ortaya konan tanık veya bilirkişi anlatımları ile diğer deliller hakkında mahkeme heyetine açıklamada bulunma veya soru sorabilme imkânının varlığının yeterli kabul edildiği, dolayısıyla adil yargılanma hakkının sağlanabilmesi için teknolojik gelişmelerden istifade edilmesinin önemli olduğu açıklanmıştır. Ayrıca sesli ve görüntülü sistemlerin sanık, mağdur, tanık ve bilirkişi beyanlarının tespitinde kullanımının bazı çok taraflı adli yardımlaşma sözleşmelerinde de tavsiye konusu edildiği belirtilmiştir. Başvuruculardan Mehmet Dağlı ve Gökhan Karasu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formunda ileri sürdükleri şikâyetlerle aynı doğrultuda beyanda bulunmuştur.
20. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkı yönünden incelenmiştir.
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
22. Anayasa Mahkemesi, Şehrivan Çoban ([GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020) ve Emrah Yayla ([GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020) kararlarında duruşmada hazır bulunma hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararlarda öncelikle kişilerin istemine aykırı olarak SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Bu müdahalenin kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük yönünden inceleneceğini ifade etmiştir. Anılan kararlarda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin usul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmıştır (Şehrivan Çoban, §§ 72-104; Emrah Yayla, §§ 58-86).
23. Anılan kararlarda ölçülülük yönünden yapılan incelemede ise başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebinin hangi zorlayıcı nedene dayalı olarak kabul edilmediğinin ortaya konulmaması ve başvurucunun SEGBİS yoluyla katıldığı celselerde esaslı işlemlerin yapılması nedeniyle müdahalenin gerekli olmadığı değerlendirilmiştir.
24. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, daha önce adil yargılanma hakkı güvencelerinden açık veya örtülü şekilde feragat edilmesinin mümkün olduğunu belirterek feragatin Anayasa'ya uygun kabul edilebilmesi için feragat iradesinin açık olmasının ve sonuçlarının kişi yönünden makul olarak öngörülebilir olmasının gerektiğini belirtmiştir. Buna ek olarak asgari usul güvencelerinin sağlanmış olması, ayrıca adil yargılanma hakkından feragat edilmesini meşru olmaktan çıkaran üstün bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir (Nurettin Balta [1. B.], B. No: 2016/10023, 28/12/2021, § 45). Örtülü feragatin hangi durumlarda Anayasa'ya uygun kabul edileceğine ilişkin ilkeler genel olarak Ansar Onat ([2. B.], B. No: 2019/14515, 15/6/2022) kararında belirtilmiştir. Buna göre örtülü feragatin geçerli olabilmesi için feragat eden tarafın söz konusu eylemlerinin sonuçlarını makul olarak öngörebileceğinin ortaya konulması gerekir. Dolayısıyla yetkili yargı organları bu konuda varsayıma dayalı bir değerlendirme yapmamalıdır (duruşmada hazır bulunma hakkı bakımından yapılan benzer değerlendirmeler için bkz. Emrah Yayla, § 75). Bununla birlikte adil yargılanma hakkı güvencelerinden feragat iradesi, bunu gösteren olguların bulunmasından veya suç isnadı altındaki kişinin tutum ve davranışlarından anlaşılabilir (Ansar Onat, § 21; Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, § 62).
25. Somut olayda yargılama otuz üç celsede tamamlanmıştır. Başvurucular, bizzat katıldıkları birinci celse dışında esaslı işlemlerin yapıldığı diğer tüm celselere güvenlik gerekçesiyle SEGBİS aracılığıyla katılmıştır. Başvurucular birinci celse öncesinde verdikleri dilekçelerde de birinci ve on beşinci celselerde alınan beyanlarında da duruşmalara bizzat katılma talebinde bulunmuştur (bkz. §§ 6-11). Ayrıca SEGBİS'te farklı celselerde yaşanan teknik sıkıntılara bağlı olarak iki celse ertelenmiş ve yine iki farklı celsede SEGBİS bağlantısının kurulamadığı duruşma tutanağına geçirilmiştir (bkz. § 10).
26. Her ne kadar başvurucular, duruşmaya katılımlarının rızalarına aykırı olarak SEGBİS aracılığıyla sağlanması şeklinde gelişen fiilî durum karşısında bu şekilde de savunmalarını yapmış iseler de başvurucular ve müdafiinin duruşmada bizzat hazır bulundurulma yönündeki taleplerini Mahkemeye ilettiği ve bu husustaki itirazların kanun yolu başvuru dilekçelerinde de ileri sürüldüğü dikkate alındığında, başvurucuların açık bir şekilde duruşmada hazır bulunma hakkından feragat ettiklerini söylemek de mümkün gözükmemektedir. Bu çerçevede duruşmada hazır bulunma hakkından açık bir şekilde feragat etmeyen başvurucuların zımnen feragat iradelerinin ortaya konulduğunu gösteren somut olguların varlığından söz etmek de mümkün değildir.
27. Başvurucuların ilk duruşmaya Mahkeme huzurunda bizzat katılmaları sağlanmış olmasına rağmen diğer celselerde bizzat hazır bulunma talepleri güvenlik ve ceza infaz kurumunun Mahkemeye olan mesafesi nedeniyle kabul edilmemiştir. Mahkeme, anılan gerekçesinde dayandığı hususların yargılama süresince devam edip etmediğini araştırmadığı gibi başvurucuların duruşmada bizzat hazır bulunma taleplerinin reddine gerekçe yaptığı zorlayıcı nedenleri hangi somut delillere dayanarak kabul ettiğini açıklamamış, gerekçeli kararda da başvurucuların neden duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katıldıkları ve yokluklarında hükmün kurulduğu hususunda herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.
28. Diğer taraftan suç tipi için kanunda belirlenen cezanın ağırlığı arttıkça duruşmada hazır bulunarak savunma yapmanın da öneminin artacağı hususunda tartışma bulunmamaktadır. Buna göre başvuruculara isnat edilen suçun cezasının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olması ve başvurucuların bu suçtan ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezasıyla cezalandırıldıkları dikkate alındığında bizzat duruşmada hazır bulunmak suretiyle savunma yapma yönündeki taleplerinin önem arz ettiği vurgulanmalıdır (benzer yöndeki karar için bkz. Mehmet Ergün [GK], B. No: 2019/34180, 25/7/2023, § 41).
29. Sonuç olarak başvurucuların talep etmelerine rağmen yargılamanın ilk celsesi dışındaki celselerine SEGBİS aracılığıyla katılmak zorunda kaldıkları somut olayda Şehrivan Çoban ve Emrah Yayla kararlarında yer alan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
31. Başvuruda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma hakkı, tanık sorgulama hakkı, isnadı öğrenme hakkı, gerekçeli karar hakkı, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ile mahkemeye erişim hakkına ilişkin şikâyetlerine yönelik olarak kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
32. Başvurucuların;
i. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,
ii. Müdafi ile gizliliğin sağlandığı bir ortamda görüşme yapılmaması nedeniyle müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Orhan Patarya ([GK], B. No: 2019/42695, 20/5/2021, § 61) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
iii. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarının başvurucuların soruşturma ve kovuşturma makamlarının hangi eylem ve işlemlerine bağlı olarak kendilerine ayrımcılık yasağına aykırı davranıldığına dair olay ve olguları ortaya koymadıkları ve iddialarını temellendirmedikleri dikkate alınarak Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
iv. Suç isnadına bağlı tutuldukları muhakeme süreci itibarıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020) kararları doğrultusunda süre aşımı; mahkûmiyete bağlı tutuldukları süreç yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının ise Ç.Ö. ([GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §§ 36-39) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
v. Ceza infaz kurumunda tutulma koşullarının keyfî olarak ağırlaştırılması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Süleyman Araç ([2. B.], B. No: 2015/7985, 20/9/2018, §§ 27-29) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,
vi. Mal varlıklarına uygulanan tedbir nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Nuray Işık ([2. B.], B. No: 2014/7561, 28/9/2016, §§ 48-69) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
33. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
34. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
35. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
36. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucular uğradıklarını iddia ettikleri maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. 1. Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamı dışında kalan diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Iğdır 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/40, K.2018/55) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
G. 664,10 TL harcın başvurucular Mehmet Dağlı ve Gökhan Karasu'ya AYRI AYRI, 40.000 TL vekâlet ücretinin başvurucular Mehmet Dağlı ve Gökhan Karasu'ya MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
H. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.