logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(G.D. [2. B.], B. No: 2022/80628, 4/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

G.D. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/80628)

 

Karar Tarihi: 4/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Muzaffer KORKMAZ

Başvurucu

:

G. D.

Vekilleri

:

Av. Gülben ELHAKAN

 

 

Av. Lezgin Ahmet BAYBAŞİN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) PKK/KCK terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içinde faaliyet gösteren kişilerin tespitine yönelik bir soruşturma başlatmıştır.

3. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 12/4/2022 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu ifadesinde örgütle herhangi bir iltisakının bulunmadığını ileri sürmüştür.

4. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan tutuklanması istemiyle Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.

5. Hâkimlik 24/4/2022 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Şüpheliler [A.B.], [B.A.], [E.A.], [E.C.], [F.T.], [-Başvurucu- G.D.], [N.O.], [Ü.G.] ve [Z.D.]'nin üzerine atılı bulunan silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren; şüphelilerin TEM Şube Müdürlüğünde ve Hâkimliğimiz huzurunda alınan ifadeleri, MASAK Mali Analiz raporları, HTS baz analiz raporları, araştırma tutanakları, SGK kayıtları, dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme raporları, açık kaynak araştırma tutanakları, para transferlerine ilişkin tespitler, otel ve konaklama kayıtları, bir kısım şüpheliler yönünden Ulaş gizli tanığın ifade ve teşhis beyanları, yürütülen soruşturma kapsamında [K.G.], [S.B.], [M.Z.] ve [M.Ş.] isimli tanıkların beyan ve teşhis tutanakları, gizli tanık ve tanık beyanlarını doğrular şekilde şüphelilerin yurt dışı çıkış giriş kayıtları, bir kısım şüpheliler yönünden ele geçirilen doküman içerikleri ile diğer bilgi ve belgeler ile dosya kapsamında kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerin bulunması, atılı suçun CMK'nın 100/3-a maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı CMK’nun 100. maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK'nın 101. Madde[si] uyarınca AYRI AYRI TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"

6. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, itirazı Ankara 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 9/6/2022 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 13/6/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Devam eden süreçte başvurucu, tutukluluğunun devamına yönelik kararlara müteaddit defa itiraz etmiş; son olarak Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutukluluk hâlinin devamına dair 19/7/2022 tarihli kararına karşı başvurucunun itirazı Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2/8/2022 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

8. Bu karar başvurucuya 3/8/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/8/2022 tarihinde ikinci bir bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başsavcılık 23/9/2022 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında tutuklama kararına konu olan suçtan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede, PKK/KCK terör örgütünün mali yapılanması hakkında bilgiler verilerek başvurucunun bu yapılanma ile bağlantılı olduğu ve bu yönde faaliyette bulunduğu iddia edilmiştir. İddianamede suçlamalara esas alınan temel olgular ve değerlendirmeler şöyledir:

i. Başsavcılık, başvurucunun örgütle iltisakına ilişkin tanık beyanlarına dayanmıştır. Bu beyanların ilgili kısımları şöyledir:

- Tanık Ü.G.nin beyanı şöyledir:

"G.D.; PKK Mali Alan yapılanması adına sorumlu düzeyde örgütsel faaliyetlerde yer aldığını beyan ettiğim M.Y. ile gönül ilişkisi vardır. G.D.nin M.Y. ile aile hayatı yaşadığı tüm örgüt kadrolarınca bilinmektedir. Bu sebepten dolayı M.Y.nin PKK Mali Alan yapılanması içerisinde kasa olarak en çok güvendiği kişi G.D. dir. G.D.nin elde etmiş olduğu mal varlıkları PKK Mali Alan yapılanması içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarını vergilendirme adı altında toplamış oldukları paraların bir müddet G.D. de bekletilmesi sonucunda bir şekilde kitabına uydurarak örgüte aktarılması gereken paraların içinden kendi adlarına çalmış olduğu paralardan gelmektedir.

...

PKK Mali Alan yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten M.Y., E.Ç., D.M. ve Ç.B. ile toplantılar yapar bu toplantılar sonucunda alınan kararların sonucuna göre hareket ederdi.

...

Irak ülkesine giderek PKK üst yönetiminde bulunan ve Mali Alan yapılanması içerisinde sorumlu [yürüten] örgüt mensupları ile görüşmeler yapardı. G.D.nin, PKK Mali Alan yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten kadrolardan M.Y., E.Ç. ve Ç.B. nin talimatları doğrultusunda Irak ülkesinin Süleymaniye, Erbil ve Duhok şehirlerinde PKK Mali Alan yapılanmasının yönlendirdiği işleri yapmak suretiyle ticaret geliştirdiğini ve bu ticari faaliyetleri sebebiyle elde ettiği gelirlerden örgüte de yüksek miktarda vergiler verdiğini biliyorum."

- Ulaş kod ismi verilen gizli tanığın beyanı şöyledir:

"...Örgütle ilişki ve irtibatının tam olarak hangi boyutta olduğu konusunda bilgim yoktur. KCK Türkiye Maliyesi sorumlularından M.Y. ile gönül ilişkisi olduğunu biliyorum. M.Y.nin şehir dışına örgütsel çalışmalar kapsamında gidiş gelişlerde yanında bulunan kişidir. Ayrıca M.Y.nin örgütsel çalışmalardan kaynaklı olarak elde ettiği paraları bu bayanın sahibi olduğu firma üzerinden zimmetine geçirdiği ve yüksek miktarda haksız kazanç elde ettiği diğer tüm kadrolar tarafından konuşulmaktadır."

ii. Başsavcılık, başvurucu hakkında tanzim edilen mobil telefon HTS/baz analiz raporuna göre başvurucunun PKK/KCK kapsamında hakkında adli takibat bulunan çok sayıda kişiyle ve tanık beyanlarında adı geçen M.Y. ile yoğun düzeyde ortak baz sinyal verisinin ve telefon görüşmesinin tespit edildiğini ifade etmiştir.

iii. Başsavcılık, başvurucu hakkındaki mali analiz raporuna göre başvurucunun soruşturmadaki diğer şüphelilerle ve PKK/KCK kapsamında hakkında adli takibat bulunan bazı kişilerle yüklü miktarda para transfer işlemleri yaptığının tespit edildiğini belirtmiştir.

10. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi iddianamenin kabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır. Yargılamanın devamında Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi yetkisizlik kararı vererek dava dosyasını Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

11. Yargılamayı yürüten Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 25/5/2023 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanması suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

12. Yapılan yargılama sonucunda 28/11/2023 tarihinde başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı karara karşı istinaf kanun yoluna müracaat etmiş olup bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama istinaf aşamasında derdesttir.

13. Komisyon tarafından 2022/87255 numaralı bireysel başvurunun hukuki irtibat nedeniyle 2022/80628 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltının Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

14. Başvurucu, şartları oluşmadan gözaltı tedbiri uygulandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Anayasa Mahkemesi, yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya [2. B.], B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47). Dolayısıyla başvurucunun iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

17. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, tutuklama kararının ve bu karara itirazı üzerine verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın gerekçe içermediğini ve özel hayatına ilişkin bilgilerin tutuklama tedbirine dayanak alındığını belirterek bu nedenlerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

19. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.

20. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

21. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

22. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında ve iddianamede temel olarak başvurucunun PKK/KCK'nın mali yapılanmasında faaliyette bulunduğu iddiasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §§ 5, 9).

23. Başvurucuya yönelik -soyut bir şekilde kanaat ve değerlendirmelerin dile getirilmesi niteliğinde değil aksine belirli olaylarla ilgili gözlem ve bilgilerin aktarılması mahiyetinde olan ve birbirleriyle uyumluluk arz eden- tanık beyanları (bkz. § 9), başvurucunun para transferlerini gösteren mali analiz raporu ve başvurucunun PKK/KCK kapsamında hakkında adli takibat bulunan çok sayıda kişiyle ve tanık beyanlarında adı geçen M.Y. ile yoğun düzeyde ortak baz sinyal verisinin ve telefon görüşmesinin bulunduğunu gösteren mobil telefon HTS/baz analiz raporu bir bütün olarak gözetildiğinde belirtilen tüm bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 75; Metin Evecen [2. B.], B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52; Recep Uygun [2. B.], B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43; Zeynep Kaplan [1. B.], B. No: 2015/7311, 22/1/2019, § 52).

24. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

25. Somut olayda Hâkimlik tarafından başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunun niteliğine, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen katalog suçlar arasında yer almasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 5).

26. Dolayısıyla somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimlik tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yıldırım Ataş [1. B.], B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

27. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).

28. Somut olayda başvurucunun terörle bağlantılı bir suç nedeniyle tutuklanması dikkate alındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214).

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

30. Başvurucu, tutukluluğunun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak [2. B.], B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek [1. B.], B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan [2. B.], B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 25/5/2023 tarihinde tahliye edilen başvurucu yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı anlaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

33. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları ve bu suçlamalara dayanak delilleri öğrenemediğini belirterek bu nedenlerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.

35. 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 267. maddesi uyarınca hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı ilgililer itiraz kanun yoluna gidebilecektir. Soruşturma dosyasına şüpheli ve/veya müdafiilerin erişiminin engellenmesi sonucunu doğuran ve 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları ile 157. maddesine dayalı olarak alınan kararların da bu yönüyle itiraz kanun yoluna tabi olduğu görülmektedir (Adnan Erol [1. B.], B. No: 2020/27934, 15/3/2022, § 69).

36. Diğer yandan itiraz kanun yolunun inceleme konusu şikâyet açısından müdahalenin ortadan kaldırılması imkânı sunmadığına dair bir durum da tespit edilememiştir. Zira şüpheli ve/veya müdafiiler itiraz kanun yoluna başvurduğunda itiraz mercii 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesine bağlı olarak itirazı yerinde görebilecek ve müdahale konusu kararı ortadan kaldıracak nitelikte yeni bir karar alabilecektir (Adnan Erol, § 70).

37. Somut olayda başvurucunun soruşturma dosyasına erişimin engellenmesine ilişkin karara itiraz ettiğine dair herhangi bir açıklamada bulunmayıp duruma yönelik bilgi/belge sunmadığı görülmüştür. Buna göre başvurucunun olağan kanun yollarını tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Sulh Ceza Hâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia

39. Başvurucu, soruşturma aşamasında karar veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri sürmüştür.

40. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesini sağlamadığına, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığına ilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2) [2. B.], B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97). Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

42. Başvurucunun mal varlığına hukuka aykırı şekilde elkoyma kararı verildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Ali Aslan ([2. B.], B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28) kararı doğrultusunda, isminin soruşturma makamlarınca Türkiye Noterler Birliğine bildirilerek sakıncalı kişiler listesine alınmasına ilişkin iddiasının ise Bayram Gök ([2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 18-24) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Gözaltının hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

  2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 5. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız ve tarafsız olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 6. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 4/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(G.D. [2. B.], B. No: 2022/80628, 4/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı G.D.
Başvuru No 2022/80628
Başvuru Tarihi 21/6/2022
Karar Tarihi 4/11/2025
Birleşen Başvurular 2022/87255

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Yakalama, gözaltı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Tutukluluk (süre) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Mülkiyet hakkı Müsadere ve Elkoyma Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi