logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Haşim Türker (2) [1. B.], B. No: 2023/105130, 4/3/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HAŞİM TÜRKER BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2023/105130)

 

Karar Tarihi: 4/3/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan y.

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üyeler

:

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

Haşim TÜRKER

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması ve tutukluluk süresinin makul olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucu, 20/7/2016 tarihinde terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmıştır.

3. Başvurucu hakkında 28/9/2018 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, terör örgütüne üye olma, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından (26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi) iddianame düzenlenmiştir. Başvurucu, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığında mühendis olarak görev yaptığı dönemde, kurduğu paralel bir sunucu sistemi aracılığıyla istihbarat verilerini usulsüzce temin edip örgüt üyelerine aktararak casusluk yapmakla ve 15 Temmuz darbe girişimi gecesi örgüt içi haberleşme programlarından aldığı talimatlar doğrultusunda emniyet istihbarat sistemlerini, elektriği ve ağ bağlantılarını keserek sistemi işlevsiz hâle getirmeye çalışmak, böylece darbe girişimi esnasında devleti istihbarat zafiyetine uğratarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etmekle suçlanmıştır.

4. Yapılan yargılama sonucunda Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 18/1/2021 tarihinde başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 16 yıl 6 ay hapis, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama (5237 sayılı Kanun’un 330. maddesi) suçundan ise 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, terör örgütüne üye olma suçundan karar verilmesine yer olmadığına ve bu suçtan tahliyesine, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme suçundan tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

5. 7/6/2021 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi başvurucunun istinaf başvurusunun esastan reddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

6. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 9/6/2022 tarihli ilamıyla başvurucunun anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme suçu kapsamındaki eyleminin yardım eden yerine müşterek fail statüsünde görülmesi gerektiği, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri temin etme ile açıklama eylemlerinin birbirinden bağımsız iki ayrı suç olduğu gözetilmeksizin, sadece 5237 sayılı Kanun’un 328. maddesindeki devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla temin etme suçundan dava açılmış olması gerekçeleriyle bozma kararı vermiştir.

7. Bozma üzerine dava Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2022/152 sayılı dosyası üzerinden devam etmiştir. Mahkeme 2/8/2022 tarihli tensip incelemesinde, 5/12/2022, 24/2/2023, 15/5/2023, 12/7/2023, 29/9/2023, 18/12/2023, 5/3/2024, 23/5/2024, 7/8/2024, 23/10/2024 tarihli duruşmalarda anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçları yönünden başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

8. 12/7/2023 tarihli duruşmada anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden dosyanın tefrikine karar verilmiştir. Bu karar üzerine anılan suç yönünden dava Mahkemenin E.2023/89 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

9. E.2022/152 sayılı dosyada 27/10/2023 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir. Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi 14/11/2023 tarihinde itirazı reddetmiştir.

10. Başvurucu 11/12/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında Yargıtay bozma kararı doğrultusunda suç duyurusunda bulunulması üzerine, başvurucu hakkında devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerî casusluk maksadıyla açıklama suçundan (5237 sayılı Kanun’un 330. maddesi) soruşturma başlatılmıştır.

12. Başvurucu, bu soruşturma kapsamında 11/7/2024 tarihinde devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçundan tutuklanmıştır.

13. 30/10/2024 tarihinde bu suçtan cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlenmiştir.

14. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2024/161 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

15. Mahkeme 19/11/2024 tarihinde bu davanın Mahkemenin E.2022/152 sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamaya bu esas üzerinden devam edilmesine, başvurucunun devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçundan tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

16. E.2022/152 sayılı dava kapsamında 20/11/2024 tarihinde başvurucunun devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerî casusluk amacıyla temin etme suçundan tahliyesine karar verilmiştir.

17. 2/7/2025, 22/9/2025, 3/12/2025 ve 25/12/2025 tarihli duruşmalarda ise devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçundan başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, bu suçtan hâlen tutukludur ve yargılama devam etmektedir.

18. E.2023/89 sayılı dosyada da başvurucunun anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs suçundan tutukluluğun devamına karar verilmiştir. E.2023/89 sayılı dosyada 4/12/2024 tarihli duruşmada anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme suçundan azami tutukluluk süresinin sona ermesine kısa bir süre kalması gözetilerek başvurucunun yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirine tabi tutularak tahliyesine karar verilmiştir.

19. Bu davada 10/12/2025 tarihinde başvurucunun anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına karar verilmiştir. Kanun yolu incelemesi devam etmektedir.

20. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüyle başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu; somut dayanaktan yoksun ve basmakalıp gerekçelerle tutukluluğunun devam ettirildiğini, tutukluluk süresinin4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesine aykırı olarak yedi buçuk yılı aştığını, yasal sürelerin dolduğu tarihlerden sonraki tahliye taleplerinin reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilip edilmediği incelenirken Anayasa ve mevzuat hükümleri çerçevesinde olayın kendi özel koşullarına göre değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, bireysel başvuru dilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.

23. Başvurucu, tutukluluğun kanunda öngörülen azami ve makul süreyi aştığını iddia etmektedir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

24. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak [2. B.], B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek [1. B.], B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan [2. B.], B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Ancak başvurulması hâlinde bu yol yalnızca maddi ve manevi zararların giderilmesini teminat altına almakta fakat hukuka aykırı tutulduğu tespit edilse dahi kişiye serbest bırakılma imkânı sunmamaktadır. Bireysel başvurunun esastan incelenmesinden önce tutukluluk hâli sona ermediği sürece kişinin bu yola gitmesi somut talebi açısından etkili sayılamaz, dolayısıyla bu yolun tüketilmesi gerekmez. Başvurucu, hâlen tutuklu olduğundan başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

26. Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın 13. maddesiyle tüm temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin getirilen kanunilik şartı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden 19. maddede ayrıca belirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri uyarınca kişi hürriyetine ilişkin müdahale olarak tutuklamanın kanuni bir dayanağının bulunması zorunludur (Halas Aslan [1. B.], B. No: 2014/4994, 16/2/2017, § 55).

27. 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu belirtildikten sonra zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bu sürenin uzatılabileceği düzenlenmiştir. Kanun'da bu uzatma süresinin toplam üç yılı geçemeyeceği ifade edilmiştir. Böylelikle uzatma süreleri dâhil toplam tutukluluk süresi azami beş yıl olabilecektir (Hamit Kaya [2.B.], B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 40). Bununla birlikte 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 141. maddesiyle -1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun'un 136. maddesiyle de aynen kabul edilerek yasalaşmıştır- anılan fıkraya eklenen son cümle ile 5237 sayılı Kanun'un İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda uzatma süresinin beş yılı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla anılan suçlara ilişkin olarak kanun koyucu azami tutukluluk süresini yedi yıla çıkarmıştır (Ömer Köse (2) [2. B.], B. No: 2017/34237, 23/10/2019, § 66).

28. Somut olayda başvurucu; yargılandığı dava sürecinde (E.2022/152) terör örgütüne üye olma, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla açıklama suçlarından tutuklanmıştır. Yargılamanın ilerleyen süreçlerinde bu suçlardan terör örgütüne üye olma, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından tahliye edilmiş ise de devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerî casusluk amacıyla açıklama suçundan hâlen tutukludur.

29. Anayasa Mahkemesi kişiler hakkındaki birden fazla suça ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların bir dosya üzerinden yürütülmesi veya bir dosyada birleştirilmiş olması hâlinde -bu soruşturma ve kovuşturmaların belli bir bütünlük içinde yürütüleceğini gözönüne alarak- uygulanan bir tutuklama tedbirinin soruşturma ve kovuşturmaların tamamı açısından sonuç doğuracağını vurgulamış, bu itibarla da kanunda öngörülen azami tutukluluk süresinin her bir suç için ayrı ayrı değil tüm suçlar için tek bir süre olarak kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir (Burak Döner [2. B.], B. No: 2012/521, 2/7/2013,§§ 46-48; Abdullah Ünal [2. B.], B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 41).

30. Tutuklama tedbiri, bir yaptırım olmadığından aynı dosya kapsamındaki her bir suç için azami tutukluluk süresinin ayrı ayrı hesaplanması kabul edilemez. Zira bir kişi hakkında birden fazla suç isnadı olması hâlinde azami tutukluluk süresi her biri için ayrı ayrı hesaplandığında kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği süre öngörülemez bir şekilde uzayacaktır (Murat Narman [2. B.], B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 53). Başvurucu farklı suçlardan tutuklansa ve bu suçların bir kısmından tahliye edilse bile başvurucunun tek bir dava süreci kapsamında (E.2022/152) tutukluluğu hâlen devam ettirilmektedir. Başvurucunun yargılandığı E.2022/152 sayılı dosya kapsamındaki suçlar, 5237 sayılı Kanun'un İkinci Kitap Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümleri ile 3713 sayılı Kanun kapsamındadır. Bu itibarla farklı suç isnatları veya tahliye süreçleri söz konusu olsa bile tutuklulukta geçen süre bir bütün olarak değerlendirilmeli ve yedi yıllık azami süre esas alınmalıdır.

31. Somut olayda başvurucu 20/7/2016 tarihinde tutuklanmış, 18/1/2021 tarihinde başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiştir. Yargıtay 9/6/2022 tarihinde mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Bozma üzerine yargılama devam etmektedir. Kanun yolu aşamasında geçen süreler, suç isnadına bağlı tutukluluk süresinin değerlendirmesinde gözönünde bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi önünde geçen süre, değerlendirmede dikkate alınacaktır (Savaş Çetinkaya [2. B.], B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 42).

32. Bu belirlemelere göre başvurucu; bir suç isnadına bağlı olarak 20/7/2016 ile 18/1/2021 tarihleri arasında4 yıl 5 ay 29 gün, 9/6/2022 ile 4/3/2026 tarihleri arasında ise 3 yıl 8 ay 23 gün olmak üzere toplam 8 yıl 2 ay 22 gün süreyle hürriyetinden yoksun bırakılmıştır. Başvurucunun 20/7/2016 tarihinde tutuklandığı dikkate alındığında 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan azami yedi yıllık tutukluluk süresi, 10/12/2024 tarihi itibarıyla dolmuştur. Başvurucunun bu tarihten sonra tutuklu bulundurulması hukuki dayanaktan yoksundur ve Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasındaki kanunilik ilkesine aykırıdır. Kanunda öngörülen azami tutukluluk süresi aşılmış olduğundan Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında tutukluluk süresinin makul olduğundan da bahsedilemeyecektir.

33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve yedinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. 12/3/2024 tarihinde yürürlüğe giren 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği, 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı değerlendirildiğinden başvuru yollarının tüketilmediği kanaatine varılmıştır (Ahmet Kartalkuş [2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, § 41).

36. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

37. Başvurucu; ihlalin tespiti, tutukluluk hâlinin sonlandırılması ile 10.000.000 TL maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

38. Somut olayda Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu itibarla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvurucunun tutukluluk durumu hâlen devam etmektedir. Bu nedenle ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğinin Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekir.

39. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve yedinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 250.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Kararın bir örneğinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden değerlendirme yapılmak üzere Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2022/152) GÖNDERİLMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 3. Ceza Dairesine ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE4/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Haşim Türker (2) [1. B.], B. No: 2023/105130, 4/3/2026, § …)
   
Başvuru Adı HAŞİM TÜRKER (2)
Başvuru No 2023/105130
Başvuru Tarihi 11/12/2023
Karar Tarihi 4/3/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması ve tutukluluk süresinin makul olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutukluluk (süre) İhlal Manevi tazminat
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi