logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ramazan Onur Karadeniz [2. B.], B. No: 2023/19773, 23/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

RAMAZAN ONUR KARADENİZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/19773)

 

Karar Tarihi: 23/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Hüseyin Özgür SEVİMLİ

Başvurucu

:

Ramazan Onur KARADENİZ

Vekili

:

Av. Neslihan BAŞKURT KAHRİMAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın başvurucu tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu 1990 doğumlu olup bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte Kara Harp Okulunda (KHO) üsteğmen rütbesiyle görev yapmaktadır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) darbe teşebbüsü sırasında KHO'da gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak yürüttüğü soruşturma sonucunda, aralarında başvurucunun da bulunduğu KHO'da görev yapan şüpheliler hakkında başta Anayasa'yı ihlal, Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs ile Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçları başta olmak üzere çeşitli suçlardan cezalandırılmaları talebiyle iddianame düzenlenmiştir.

3. İddianamede başvurucunun darbe girişimine yönelik faaliyetler kapsamında saat 23.00 sonrasında KHO'da gerçekleştirilen eylemleri organize eden İ.P. ve K.A.nın talimatı üzerine KHO'ya darbe faaliyetlerinde yer almak amacıyla gelmek, darbeye teşebbüs kapsamında başka birimlere nakillerin sağlandığı ve içinde herhangi bir güvenlik problemi olmayan KHO'ya yönelik nakiller esnasında dışarıdan gelecek sivil halk, polis ve darbe karşıtı askerlere karşı koymak için kendisine rastgele tevdi edilen silahı teslim almak ve okul içinde bulunup darbeyi yöneten grubun talimatları doğrultusunda darbeye kalkışma faaliyeti kapsamında kendisine tevdi edilecek görevleri (nizamiyelerde takviye kuvvet olarak görevlendirilme, nizamiyelerde nöbet tutma, okul içerisinde verilecek olası başka görevleri yerine getirme) beklemeye başlamak suretiyle üzerine atılı suçları işlediği kanaatine ulaşılmıştır.

4. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen dava sırasında hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan Başsavcılık tarafından ayrı soruşturma yürütülen Ö.Y.nin bu soruşturma sırasında verdiği ifadelere ve yaptırılan teşhis işlemine ilişkin tutanaklar, bu kişinin başvurucu hakkında da beyanda ve teşhiste bulunduğu gerekçesiyle Mahkemeye sunulmuştur. Ö.Y. ifadelerinde; başvurucunun örgüt içerisinde Nebi kod adını kullandığını, kendisinin başvurucudan sorumlu olarak faaliyet gösterdiğini, başvurucunun örgüt evinde kaldığını ve kendisine himmet adı altında para verdiğini beyan etmiş, ayrıca kendisine gösterilen fotoğraflar arasından başvurucuyu teşhis etmiştir.

5. Mahkemenin yargılama sırasında Ö.Y.nin tanık sıfatıyla ifadesinin alınması için istinabe talebinde bulunması üzerine İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinde hazır edilen Ö.Y.nin 9/7/2018 tarihinde tanık sıfatıyla alınan ifadesi şöyledir:

"Ramazan Onur Karadeniz'i örgüt içerisinden tanırım, Ramazan ile benim ,Atilla kod adını kullanmakta olan bir ortak arkadaşımız vardı, bizi o tanıştırdı. Kendisi de Kara Harp Okulunda öğretmen teğmen olarak görev yapmaktaydı. Bildiğim kadarıyla Ramazan evliydi, kendi evinde kalırdı, Atilla kod adlı şahıs bana 'Bundan sonra Ramazan'ın abiliğini yapacaksın, bundan sonra bununla sen ilgileneceksin' dedi. Ramazan Denizlilidir, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur, yine Gazi Üniversitesinde tam emin olmamakla beraber Anayasa Hukuku ile ilgili bir konu ile ilgili yüksek lisans yapıyordu, 2-3 haftada bir benim evimde bir araya gelirdik, muhabbet ederdik, yapmış olduğumuz muhabbetler gündelik muhabbetlerdi, namaz kılardık, vaktimiz kalırsa FETÖ/PDY terör örgütü ele başı Fetullah Gülen'e ait kitap okurduk, bu kitapların yanı sıra Saidi Nursi'ye ait risale-inur isimli kitaplarda okurduk, bildiğim kadarıyla Ramazan ilk maaşını himmet olarak Atilla kod adlı şahsa vermişti, kendisinin darbede aktif rol alıp almadığını bilmiyorum."

6. Başvurucu; yargılama sırasında alınan savunmalarında darbe teşebbüsüne iştirak ettiğine dair iddiaları reddetmesinin yanı sıra tanık Ö.Y.yi tanımadığını ve bu kişinin kendisine iftira attığını ileri sürerek onun aleyhe beyanlarını kabul etmediğini söylemiş ve bu tanığın duruşmada hazır edilerek kendisiyle yüzleştirilmesini talep etmiştir. Mahkeme ise yargılamaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle tanığın duruşmada hazır edilmesi talebini reddetmiştir.

7. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, başvurucuya atılı eylemlerin bir bütün olarak Anayasa'yı ihlal suçuna yardım etme niteliğinde olduğu sonucuna ulaşmış ve başvurucuyu 15 yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir. Kararda başvurucu hakkında yer verilen mahkûmiyet gerekçesi şöyledir:

"Olay tarihinde KHO'da üsteğmen rütbesinde görev yapan [...] sanığın [başvurucunun] olay gecesi çağrı üzerine okula geldiği, [...] okulda yaşanan olaylara vakıf olarak okulda yapılan faaliyetlerin darbe girişimine yönelik olduğunu anladığı kabul edilen sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, 03:00 sıralarında silah alınması yönündeki kanunsuz emre uyarak silah alıp verilecek emirleri beklemek suretiyle darbe girişiminde etkin rol oynayan sanıkların icrai eylemlerini kolaylaştırdığı, buna göre sanığın 15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen eylemlerden sorumlu olduğu, ancak suç işleme kararı, fiil üzerinde ortak hakimiyet, sanığın suçun icrasında üstlendiği rol, suça katkısının taşıdığı önem, dosya kapsamına göre suça katılma düzeyi, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışları, sanığın eylemi ile suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmayışı dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olduğu, sanığın eyleminin bütün halinde Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçunu oluşturduğu ve sanığın suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştırmak suretiyle suçun işlenmesine yardım ettiği kabul edilerek TCK.nun 309/1 maddesi ve suçun işleniş şekli, suç kastı ile suçun konusunun önem ve değeri dikkate alınarak alt hadden uzaklaşılarak TCK.nun 39/2-c maddesi delaletiyle 39/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanık hakkında takdiri indirimi gerektirir bir durum bulunmadığından TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. "

8. Kararda ayrıca tanık Ö.Y.nin istinabe yoluyla alınan ifadesine de yer verildikten sonra anılan ifadenin başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçuna yönelik bir delil olduğu ve örgüt üyeliği suçunun 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Fikri içtima" başlıklı 44. maddesi kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.

9. Anılan kararda saat 03.00 sıralarında silah alınması yönündeki kanunsuz emre uyarak silah alıp verilecek emirleri beklemek şeklindeki olgu, başvurucunun yanı sıra Anayasa'yı ihlal suçuna yardım etmeden haklarında mahkûmiyet kararı verilen sanıkların büyük çoğunluğu hakkındaki mahkûmiyet gerekçelerinde benzer şekilde aleyhe delil olarak kabul edilmiştir. Mahkeme, silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan verdiği mahkûmiyet kararları ile Anayasa'yı ihlal suçundan verdiği ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar ve beraat hükümleri dışında sonuç olarak;

i. Darbe girişimine asli fail olarak katıldığını tespit ettiği sanıkların bazıları yönünden Anayasa'yı ihlal suçundan ağırlaştırılmış müebbet, bazı sanıklar yönünden ise takdiri indirim nedenleri uygulamak suretiyle müebbet hapis cezası,

ii. Okul komutanı katılan İ.Ç. ile emir astsubayı katılan A.Ç.nin alıkonulması eylemi yönünden ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan bazı sanıklar hakkında 18'er yıl, bazıları yönünden de 27'şer yıl hapis cezası,

iii. Darbe girişimine yardım eden sıfatıyla katıldıklarını belirlediği, muhakeme sürecinde FETÖ/PDY ile irtibatlarına dair haklarında aleyhe tanık beyanları veya askerî mahrem yapılanmaya yönelik soruşturmalar kapsamında belirlenen HTS kayıtları uyarınca ardışık olarak arandıkları tespit edilen ve aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların eylemlerini bir bütün olarak Anayasa'yı ihlal suçuna yardım etme olarak değerlendirerek bu sanıklar hakkında sonuç olarak teşdiden 15 yıl hapis cezası,

iv. Darbe girişimine yardım eden sıfatıyla katıldıklarını belirlemekle birlikte örgüt üyeliğine dair kovuşturma evresinde dosyaya başkaca delil sunulmayan sanıklar hakkında Anayasa'yı ihlal etme suçuna yardım etmekten 12 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir.

10. Aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıklar hakkındaki hükümlerin gerekçelerinde takdiri indirim nedenlerinin uygulanmayacağı belirtilmekle birlikte (bkz. § 7) hüküm fıkrasına göre Mahkeme, 5237 sayılı Kanun'un 309. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca belirlediği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından aynı Kanun'un 39. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile (2) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca indirim yaparken takdiren ve teşdiden ibarelerine yer vererek anılan cezayı 18 yıl hapis cezasına indirmiş ve bu ceza üzerinden de yine 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi gereği indirim yaparak sonuç cezayı 15 yıl olarak bireyselleştirmiştir. Mahkeme, haklarındaki sonuç cezayı 12 yıl 6 ay olarak belirlediği sanıklar açısından ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından aynı Kanun'un 39. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile (2) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca indirim yaparken yalnızca takdiren ibaresine yer vererek cezayı 15 yıl hapis cezasına indirmiş ve bu ceza üzerinden de takdiri indirim nedenleri uyarınca indirim yaparak sonuç cezayı 12 yıl 6 ay hapis cezası olarak bireyselleştirmiştir.

11. Başvurucu, mahkûmiyet kararına karşı -diğer itirazlarının yanı sıra- beyanı hükme esas alınan tanık Ö.Y.yi sorgulayamadığını ileri sürerek istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurmuş; anılan karar olağan kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.

12. Başvurucu, nihai kararı 8/3/2023 tarihinde öğrendikten sonra 24/3/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletme ve sorgulama hakkı, gerekçeli karar hakkı ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkı dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan haklara ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu, beyanları mahkȗmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanığın duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanığa soru sorma imkânı elde edemediğini belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin içtihatlarına yer verildikten sonra ihlal iddialarının incelenmesinde söz konusu içtihatların ve somut olayın kendine özgü koşullarının gözönünde bulundurulması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda dile getirdiği itirazlarını yinelemiştir.

16. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).

19. Somut olayda Mahkemece tanık Ö.Y.nin kendisi hakkında ayrı yürütülen soruşturma sırasında verdiği başvurucu aleyhindeki ifadeleri ile istinabe yoluyla alınan beyanları başvurucuya okunmuş ancak tanığın duruşmada dinlenilmesine ilişkin herhangi bir çaba gösterilmemiştir. İlgili duruşma tutanağı ve gerekçeli kararda da tanığın Mahkemede hazır edilememesinin veya aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenilmemesinin hangi geçerli nedene dayandığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmaması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak hükmün tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı tanıklar tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.

20. Testin ikinci aşaması uygulanırken delilin tekliğinden o delilin sanık aleyhine yegâne delil olması, delilin belirleyiciliğinden ise davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğilimi olan delil anlaşılmalıdır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Baran Karadağ, § 65). Belirtilmelidir ki bir delilin belirleyici olup olmadığı sadece başvurucunun mahkûmiyeti yönünden değil temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da dikkate alınmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Bati [2. B.], B. No: 2019/8419, 28/6/2022, §§ 33-35). Aksi hâlde suçun sübutu tespit edilerek mahkûmiyete karar verilmesi dışındaki sonuçlar yönünden adil yargılanma güvenceleri anlamsızlaşır. Bu bakımdan mahkûmiyet hükmünün yalnızca sorgulanmamış tanığın ifadesine dayandığı veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sadece sorgulanmamış tanığın ifadesine dayanıldığı bir durumda delilin tek olduğu söylenebilir. Buna karşılık mahkûmiyet hükmü kurulurken veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sorgulanmamış tanığın ifadesinin yanında başka delilin/delillerin de bulunduğu ancak bu delilin/delillerin ağırlığının sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha az olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğu ifade edilebilir. Diğer delillerin ispat gücünün sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha yüksek olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğunun kabulü mümkün olmayacaktır.

21. Duruşmada sorgulanmayan tanıkların ifadesinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanıkların ifadelerinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin yaptığı değerlendirmenin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.

22. Gerekçeli kararın içeriğine göre başvurucunun yanı sıra Anayasa'yı ihlal suçuna yardım etmeden haklarında mahkûmiyet kararı verilen bazı sanıklar yönünden sonuç ceza 12 yıl 6 ay hapis cezası yerine teşdiden 15 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir. Ancak Mahkeme kararında, aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıklara verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası üzerinden yapılan indirimin haklarındaki sonuç ceza 12 yıl 6 ay olarak belirlenen sanıklardan farklı olarak teşdiden belirlenmesi konusunda ilgili ve yeterli gerekçe bulunduğundan söz etmek mümkün görünmemektedir. Diğer yandan başvurucunun da aralarında bulunduğu bu sanıklar hakkındaki mahkûmiyet gerekçelerinde silah alma olgusunun yanı sıra örgütün askerî mahrem yapılanmasına yönelik ankesörlü hatlardan yapılan aramalara dair verilere ve/veya bu kişilerin örgütle irtibatlarına dair tanık beyanlarına yer verilmiş ve terör örgütü üyeliğine dair delil kabul edilen bu hususların 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca fikri içtima kapsamında kaldığı belirtilmiştir (bkz. § 8). Bu durumda duruşmada dinlenmeyen tanık Ö.Y.nin, başvurucunun örgüt hiyerarşisi içindeki konumunu ortaya koyan beyanlarının başvurucu hakkında Anayasa'yı ihlal suçuna yardım etmeden verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına aynı Kanun'un 39. maddesi uyarınca yapılan indirim miktarının -teşdiden- belirlenmesinde dikkate alındığı sonucuna ulaşmak mümkündür (bkz. § 10). Dolayısıyla Mahkemenin sorgulama imkânı tanınmayan tanık anlatımlarını cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinde belirleyici nitelikte delil olarak esas aldığının kabul edilmesi gerekmektedir.

23. Son olarak yargılama sürecinde başvurucuya olayın kendi versiyonunu anlatma ve delillerini sunma imkânı tanınmıştır. Ancak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 180. maddesinin " ...tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır." şeklindeki (5) numaralı fıkrasına rağmen Mahkemenin sözü edilen tanığı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla neden dinlemediğine ilişkin bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır. Netice itibarıyla güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tanık ifadelerinin cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinde belirleyici ölçüde esas alındığı hâlde savunma tarafına karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin tanınmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda tanığın duruşmada veya SEGBİS gibi vasıtaların kullanılması suretiyle dinlenmemesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

25. Başvuruda tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun makul sürede yargılanma hakkı dışında adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetleri bakımından kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 12/3/2024 tarihinde yürürlüğe giren 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

29. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

30. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

31. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

32. Tanık sorgulama hakkı tanığın yargılama evrelerindeki beyanlarının delil değeriyle ilgili bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu hak, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın yargılama evresindeki beyanlarının hangisine itibar edileceği meselesi karar veren mahkemenin takdirindedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Musa Yılmaz Acar [1. B.], B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 53).

33. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/115, K.2019/306) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ramazan Onur Karadeniz [2. B.], B. No: 2023/19773, 23/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı RAMAZAN ONUR KARADENİZ
Başvuru No 2023/19773
Başvuru Tarihi 24/3/2023
Karar Tarihi 23/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın başvurucu tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi