logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Zekeriya Canbal [1. B.], B. No: 2023/36425, 4/3/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ZEKERİYA CANBAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/36425)

 

Karar Tarihi: 4/3/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan y.

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üyeler

:

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ömer Faruk NURSAÇAN

Başvurucu

:

Zekeriya CANBAL

Vekili

:

Av. Seçkin KESKİN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; yakalama sebeplerinin bildirilmemesi, gözaltı ve tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, daha önce yargılama konusu yapılan eylemlerin tekrar soruşturmaya konu edilmesi nedeniyle aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuru Öncesi Yürütülen Yargılama Süreçleri

2. 3/9/2021 tarihinde kabul edilen 16/7/2021 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir. Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda 27/12/2023 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... HTS tespit ve inceleme tutanağına göre sanığın irtibat numarası olarak beyan ettiği 554 272 07 95 numaralı telefon üzerinden hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan adli işlem tesis edilen [M.B., S.B., A.T., E.S.] vd. Olan 97 farklı şahıs ile irtibat halinde olduğu gözükse de anılan görüşmelerin ilgili dinleme kararlarına esas olmayıp ham veriye dayandığı bu noktada içerik bilgisi bulunmadığından müsnet görüşmelerine örgütün yeniden yapılanmasına hizmet ettiği noktasında duraksama yaşanabilirse de sanığın sebebini makul düzeyde açıklayamadığı şekilde emniyet mahrem imamları olan [S.] Kod [H.T.], örgütün tepe yöneticisi firar [B.K.] ile irtibatlarının bulunması ile birlikte HTS-BAZ çakıştırması ve fiziki takip tutanağına yansır şekilde sanığın 25/03/2021 tarihinde hakkında etkin pişmanlık hükümleri tatbik olunan sanık [F.Y.] ve örgütün finans yapılanmasında olduğu sabit görülen [M.B.] ile buluşmaları, Bu kapsamda fiziki takibe yansıdığı şekilde sanık [Z.]'nın 25/03/2021 tarihinde hakkında mahkememizce etlin pişmanlık hükümleri tatbik edilen [F.Y.] ile buluştukları ve bir süre görüştükleri anlaşılmış, soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanık [F.Y.]'ın sanık Zekeriya'nın üst seviyede bulunan İzmir'de örgüt imamı olduğunu, kendisini Yahya KOD olarak tanıdığını,yüz yüze görüştüklerini, örgütsel olarak kullandığı telefon hattını Yahya KOD sanık Zekeriya tarafından kendisine verildiğini, zaman zaman ise kargo yoluyla sanık tarafından Çanakkale ilinde dağıtılmak üzere para gönderdiğini beyan etmesi karşısında gerek HTS yansıyan gerekse fiziki takibe yansıyan görüşmelerin yeniden yapılanma kisvesi altında örgütsel saik ile yapıldığı kesin olarak kanaat edinilmiş yine dosya arasına bulunan ve İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/2850 Değişik İş sayılı kararına istinaden sanığa ait dijital materyaller üzerinde yaptırılan incelemede yeniden yapılanma mensuplarınca kullanılan Telegram isimli programa ait veriler ile 0530 540 71 38 numaralı hat sahibi ile araç kiralama ve ve o araç ile gidilecek yere öncü eskort araç ile gidileceğine dair konuşmalar ile birlikte sanık tarafından tutulan ve örgütün mali finansmanı ile ilgili olduğu açık olan "8400 TL [S.] 3 ay" , "6500 TL [E.İ.] 3 ay" , "3500 TL [H.] market 3 ay", 410, 260, 260, 260 TL DOLU HAT" vd.şeklinde notların bulunması bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanığın terör örgütü ile yeniden yapılanma kisvesi altında organik bağını hakkında kurulan hükümden sonra da devam ettirdiği ve sanığın faaliyetlerinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtilen süreklilik, çeşitlililik ve yoğunluk unsurlarınıda taşıdığı anlaşıldığından, bu suretle sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kısa kararda belirli olgular çerçevesinde cezai müeyyide ile tecziyesine karar verilmiş..."

3. Söz konusu yargılama Yargıtay önünde derdesttir.

B. Bireysel Başvuru Süreci

4. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma isnadıyla yürütülen soruşturma kapsamında 17/3/2023 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.

5. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma isnadıyla sevk edildiği İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin (Sulh Ceza Hâkimliği) 20/3/2023 tarihindeki sorgusunda isnat edilen eylemleri reddetmiş, terör örgütü üyesi olmadığını belirtmiş, başvurucu vekili de aynı gerekçelerle daha önce soruşturma yürütüldüğünü, yargılamanın Çanakkale'de devam ettiğini ifade etmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Zekeriya Canbal'ın üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, bu bağlamda tespit tutanakları, HTS analiz raporları, şüpheliler [F.Ç., M.Y. ve Z.C.] hakkındaki tanık beyanları, teşhis tutanakları, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tanıkların dinlenilmemiş olması, şüphelilere isnat edilen suçun alt ve üst haddi dikkate alındığında şüphelilerin kaçma girişiminde bulunacağı hususunda kuvvetli şüphe bulunması, tüm bu hususlar dikkate alındığında tutuklamadan beklenen gayeye adli kontrol hükümlerinin uygulanması suretiyle ulaşılamayacağı, atılı suça nazaran tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebinin kısmen KABULÜ..

... AYRI AYRI TUTUKLANMALARINA... [karar verildi.]"

6. Başvurucu vekili 27/3/2023 tarihinde yaptığı itirazda aynı olay sebebiyle Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütüldüğünü, bu soruşturmada başvurucunun 3 gün gözaltına alınıp serbest bırakıldığını, yargılamanın Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinde derdest olduğunu, mükerrer soruşturma nedeniyle tutuklama kararı verildiğini, başvurucunun duruşmalara düzenli olarak katılması sebebiyle tutuklama kararının ölçüsüz olduğunu belirterek itirazın kabulüyle başvurucunun tutuklama kararının kaldırılarak serbest bırakılmasını talep etmiştir.

7. İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesi, yapılan itirazı 30/3/2023 tarihinde kesin olarak reddetmiştir.

8. Başvurucu, itirazın reddine ilişkin nihai hükmü 12/4/2023 tarihinde öğrenmesinden sonra 4/5/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

9. FETÖ/PDY'nin güncel yapılanmasına yönelik başka bir soruşturma kapsamında beyanda bulunan F.Y. ifadesinde, başvurucunun Yahya kod adını kullandığını, FETÖ içinde polislerden sorumlu olan kişinin talimatına göre polislere ödenecek paraların Yahya kod adlı kişiden geleceğini belirtmiştir.

10. Başvurucu hakkında düzenlenen 8/5/2023 tarihli iddianamede, başvurucunun adresinde yapılan aramada bulunan ajandada, para alışveriş işlemi gerçekleştiren şahısların bilgileri, para miktarı, işlem tarihleri, GSM hattı ve cep telefonu bilgileri, gönderilecek/alınacak şahıs isimleri, tarihleri, bilgisayar tamir ve malzeme alım işlemlerine harcanan tutarlar, yazılım işlemleri için harcanan tutarlar gibi kalemlerin el yazısıyla kayıt altına alındığı, HTS analiz raporu, teknik takip kayıtlarına göre Ö.Ö. aracılığıyla örgütü bilen ve/veya örgüt içinde faaliyet yürüten bir şahsa iş bulunmaya çalıştığı, FETÖ/PDY'nin yeniden yapılanma kapsamında oluşturduğu yapının içinde yer aldığı, hiyerarşide yerel yönetici sıfatıyla muavenetçi grubun faaliyetlerine iştirak ettiği ve bu şekilde örgüt üyeliği suçunu işlediği belirtilmiş ve silahlı terör örgütüne üye olma, terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir. İddianamede; başvurucunun evinden ele geçirilen ajandada yer alan bilgilere göre para transferi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise mahiyetinin ne olduğu konusunda açıklama yapılmamıştır.

11. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 17/5/2023 tarihli tensip zaptı ile başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. 13/7/2023 tarihinde İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucu hakkında yargılaması devam eden Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyayı inceleyerek her iki dosyada da başvurucu hakkında örgütün yeni yapılanması içinde yer aldığı, Yahya kod adını kullandığı ve hakkındaki suçlamaların F.Y.nin şahsın etkin pişmanlık kapsamındaki tanığın beyan ve teşhislerine dayandırıldığı, dolayısıyla aynı suça ilişkin ortak delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyaların birleştirilmesine karar vermiştir.

12. Birleştirme kararını inceleyen Yargıtay 21/12/2023 tarihinde, aynı sanık hakkında aynı suç nedeniyle iki dava olduğuna dikkat çekerek suç tarihleri ile olayların farklı olması, dosyada yer alan diğer sanıklar yönünden irtibat bulunmaması ve dosyaların örneklerinin getirilip incelenme yapılmamış olması nedenleriyle İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirmeye yönelik kararının kaldırılmasına karar vermiştir.

13. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 12/3/2024 tarihinde kamu davasının reddine karar vermiştir. Söz konusu karar, istinaf kanun yoluna başvurulmadan 20/3/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Sanık hakkında iş bu dosyada atılı suçlamalara ilişkin delillerin, 17.03.2023 günü yakalanan sanığın ikamet adresinde yapılan aramada ele geçirilen "Dizayn 2020 Kahverengi Ajanda" içerisinde; para alış-veriş işlemi gerçekleştiren şahıs bilgileri, para miktarı (Türk Lirası, Amerikan Doları Euro cinsinden), işlem tarihleri, GSM hattı ve Cep telefonu gönderilecek/alınacak şahıs isimleri, tarihleri, bilgisayar tamir ve malzeme alım işlemlerine harcanan tutarlar, yazılım işlemleri için harcanan tutarlar gibi kalemlerin el yazısı ile kayıt altına alındığı, ayrıca bahse konu Ajanda içerisinde bulunan;"QNB Finansbank ATM’si üzerinden 09.10.2020 tarih ve 2016 işlem numaralı TR85 0011 1000 0000 0045 0234 68 IBAN numarasına yatırılan 4.000.00TL tutarında KARTSIZ PARA YATIRMA" fişinin olduğu,yine [Ö.Ö.] isimli şahsın 01.02.2023 günü C.M.K-140 kapsamında teknik araçlarla ses ve görüntü kaydı çalışmaları kapsamında tespiti yapılan çalışmalarda; sanıkla ayaküzeri görüşme yaptığı veZekeriya CANBAL olduğu değerlendirilen şahsın hedef şahsa hard diske benzetilen bir materyal verdiği, ve yine hakkında C.M.K. 135 tedbiri uygulanan şüpheli [Ö.Ö.]’ in yapmış olduğu 13.02.2023 tarihli sanıkla arasında kitapelerin değerlendirilmesinde; [Ö.Ö.] isimli şahıstan muhasebe işinde çalıştırılmak üzere eleman temini yönünde görüşme olduğu, söz konusu muhasebeci olarak belirtilen şahsın muhtemelen örgütü bilen ve/veya örgüt içerisinde faaliyet yürüten bir şahsa iş bulunmasının amaçlandığı değerlendirildiği, ve[F.Y.] isimli şahsın"YAHYA (K) ZEKERİYA CANBAL, Yukarıda fotoğrafını gösterdiğiniz şahsı ben Yahya olarak bildiğim şahsı tanıyorum.Şahsın adının Zekeriya Canbal olduğunu öğrendim...22 Nisan 2021 tarihli yukarıda ekran görüntüsü alınan kısımda; Yazışma da Polislerden sorumlu ([F.]) KOD [S.Y.]’un bana gönderdiği; ([E.]) ismi geçen şahsın Polis Memuru için 2.000 TL ödeneceği, Polis Memuru ([V.]) için 800 TL Polis eşleri ile görüşen ancak KOD adını bilmediğim onun içinde ? işareti koyduğum ödenecek para miktarını söylemediği yine Polis Memuru olan ([S.]) isimli şahsın eşine 2500 TL ödendiği bu paranın bir kısmının ([V.]) kod [M.B.]’tan alınarak ismi geçen Polis ailelerine ödendiği ve İZMİR ilinden Örgüte ait Yahya KOD Zekeriya CANBAL’dan gelecek paradan ödeneceği ile alakalı yazışmadır." Şeklindeki etkin pişmanlık kapsamındaki beyan ve teşhislerinden ibaret olduğu anlaşılmış,

Çanakkale 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/207 esas sayılı dosyasının da incelenmesinde sanık hakkında Çanakkale C. Başsavcılığının16/07/2021 tarih 2021/6587 sor. 2021/2063 E. 2021/345 iddianame numaralı iddianamesi ile Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nun 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasının talep olunduğu anlaşılmış, sanık hakkında her iki dosyada örgütün yeniden yapılanması içerisinde yer aldığı, Yahya kod adını kullandığı ve hakkındaki suçlamaların [F.Y.] isimli şahsın etkin pişmanlık kapsamındaki sanık hakkında beyan ve teşhislerine dayandırıldığı,sanığın iddianame konusu eylemleri kapsayan eylemleri nedeniyle daha önce Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/207 Esas2023/525 karar sayılı kararı ile sanık hakkında sabit görülen eylemlerin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğuna kanaat edilip bu suçtan mahkumiyetine karar verildiğinden aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm bulunması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca iş bu davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M ; Yukarıda açıklanan ve tartışılan nedenlerle;

1-Sanık Zekeriya Canbal hakkında Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet ve silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla Türk Ceza Kanunu 314/2, 3713 sayılı yasa 5/1 md., Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun 4/2, TCK 53,58 md. Uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın iddianame konusu eylemleri kapsayan eylemleri nedeniyle daha önce Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/207 Esas2023/525 karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmakla aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm bulunması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca iş bu DAVANIN REDDİNE,... [karar verildi.]"

14. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı Yönünden

1. Gözaltı Tedbirinin Hukuka Aykırı Olduğuna ve Yakalama Nedenlerinin Bildirilmediğine İlişkin İddialar

15. Başvurucu; yakalama sebeplerinin bildirilmemesi, gözaltının hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak değerlendirmede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

16. Başvurucunun iddialarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Anayasa Mahkemesi, yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu, suç isnadıyla yakalanan kişilere yakalama nedenlerinin veya suçlamaların yakalama sırasında bildirilmediği iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya [2. B.], B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Deniz Özfırat [2. B.], B. No: 2013/7929, 1/12/2015, §§ 42-54; Mehmet Bilal Çolak [2. B.], B. No: 2017/25971, 30/10/2018, § 87).

18. Somut olayda başvurucunun gözaltının hukuka aykırı olduğuna ve yakalama nedenlerinin bildirilmediğine ilişkin iddialarıyla ilgili olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

20. Başvurucu, hakkında devam eden ve aynı suçtan tutuksuz yargılandığı bir kovuşturma bulunmasına rağmen mükerrer soruşturma kapsamında soyut gerekçelerle tutuklandığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca suç işlediğine dair kuvvetli belirti olmamasına rağmen tutuklandığını, kaçma ve delilleri karartma şüphesi bulunmadığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığını belirterek tutuklamanın hukuki olmadığını iddia etmiştir. Bakanlık görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

21. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

22. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak belirtildikten sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek kaydıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması, ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Ramazan Aras [1. B.], B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 43).

23. Bir kişinin tutuklanabilmesi, öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti bulunmasına bağlıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Hanefi Avcı [2. B.], B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 46). Ancak kişinin bir suçla itham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde toplanmış olması şart değildir. Zira tutukluluğun amacı, yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Buna göre suç isnadına esas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (Mustafa Ali Balbay [1. B.], B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73).

24. Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin bulunmasının yanı sıra bir tutuklama nedeninin de bulunması gereklidir. Anılan fıkrada tutuklama nedenleri “suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin kaçmasını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek” veya “bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâller” olarak gösterilmiştir. Tutuklama tedbirinin düzenlendiği 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinde de tutuklama nedenlerinin neler olduğu belirtilmiştir. Buna göre şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa, şüpheli veya sanığın davranışları delilleri yok etme, gizleme ya da değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlar bir liste hâlinde belirtilmiştir (Ramazan Aras, § 46). Kanunun tutuklama nedenlerine ilişkin bir karine öngörmesi durumunda bile kişi özgürlüğüne müdahaleyi gerektiren somut olguların varlığının objektif bir gözlemciyi ikna edecek biçimde ortaya konulması gerekir (Engin Demir [GK], B. No: 2013/2947, 17/12/2015, § 66).

25. Öte yandan ciddi ve ağır bir tedbir olan tutuklama, ancak daha hafif başka bir tedbirin bireyin ve kamunun yararını korumak için yeterli olmayacağının ortaya konulması hâlinde makul kabul edilebilir. Bu bağlamda kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması için suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olması tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için yeterli değildir. Tutuklama tedbiri somut olayın koşulları altında gerekli de olmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Lütfiye Zengin ve diğerleri/Türkiye, B. No: 36443/06, 14/4/2015, § 81). Bu, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması ölçütleri arasında sayılan ölçülülük ilkesinin unsurlarından biri olan gereklilik unsurunun (AYM, E.2015/40, K.2016/5, 28/1/2016) da bir gereğidir. Tutukluluğa ilişkin kararlarda hedeflenen meşru amaçla yapılan müdahale arasında gözetilmesi gereken denge açısından öncelikle adli kontrol tedbirleri değerlendirilmeli ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı gerekçelendirilmelidir (Engin Demir, § 69).

26. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

27. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

28. Somut olayda yapılan tespitlere göre başvurucunun terör örgütünün güncel yapılanması içinde para gönderdiği yönündeki tanık beyanı ve teşhis, HTS analiz raporları, para transferlerine ilişkin kayıtlar, örgüt mensubuna iş bulmaya çalıştığına ilişkin telefon görüşme kayıtları bulunduğu iddianamede ifade edilmiştir (bkz. § 10). Sulh Ceza Hâkimliği tarafından söz konusu delillerden tespit tutanakları, HTS analiz raporları, tanık beyanı ve Teşhis Tutanağı'na atıfla kuvvetli suç şüphesi bulunduğu ifade edilmiş, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, tanıkların dinlenmemiş olması, yargılama sırasında alabileceği muhtemel ceza miktarı gözetildiğinde adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı ve isnat olunan suç ile orantılı olduğu belirtilerek tutuklama kararı verilmiştir (bkz. § 5).

29. Başvurucu vekili tutuklama kararı verilmeden önce sunduğu savunmada, başvurucuya isnat edilen fiillerden dolayı başvurucunun daha önce gözaltına alınıp serbest bırakıldığını, hakkındaki yargılamanın Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinde devam ettiğini ifade etmiştir (bkz. § 5). Sulh Ceza Hâkimliği tarafından söz konusu savunmalara rağmen başvurucu hakkındaki tespitlere dayanılarak tutuklama kararı verilmiş, bu karara yönelik itirazlar da Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kesin olarak reddedilmiştir. Tutuklama kararına konu edilen eylemlere ilişkin daha önce başvurucu hakkında dava açılarak yargılamanın devam ediyor olması, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bu hususa işaret edilerek 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin yedinci fıkrasına göre "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." hükmü uyarınca başvurucu hakkında davanın reddine karar verilmiş olması ve devam eden yargılamaya ilişkin iddianame düzenlenmesinden sonra kuvvetli suç şüphesini ortaya koyacak yeni bir delilin sunulmamış olması hususları gözönüne alındığında somut olayda başvurucunun tutuklanmasının ön koşulu olan kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulduğu söylenemeyecektir.

30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Aynı Fiilden Dolayı Birden Fazla Yargılanmama veya Cezalandırılmama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, daha önce soruşturmaya konu edilerek gözaltı tedbirinin uygulanmasından sonra adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldığını, bu eylemlerle ilgili yargılamanın farklı bir mahkemede devam ettiğini belirterek aynı eylemleri nedeniyle ikinci kez soruşturma başlatılması ve tutuklanması nedeniyle aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

32. Başvurucunun iddialarının özü adil yargılanma hakkının bir güvencesi olan aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesine riayet edilmediği şikâyeti olduğundan inceleme de bu çerçevede yapılmıştır.

33. Anayasa Mahkemesi 4/11/2021 tarihli ve E.2019/4, K.2021/78 sayılı kararında konuya ilişkin uluslararası belgelerden de yararlanarak ne bis in idem ilkesini, hiç kimsenin ceza yargılamasında kesin/kesinleşmiş bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir fiilden dolayı ceza yargılaması kapsamında yeniden yargılanamayacağı veya cezalandırılamayacağı biçiminde tarif etmiştir. Söz konusu kararda bu ilkeye aykırılık sonucuna varılabilmesi için gerçekleşmesi gereken bazı koşullar; ceza ile ilgili bir yargılama sürecinin olması, bu sürecin kesin/kesinleşmiş mahkûmiyet veya beraat hükmüyle sonuçlanmış olması, ceza ile ilgili bir yargılama sürecinin birden fazla işletilmesi, farklı yargılama süreçlerinin aynı fiile ilişkin olması ve ilkenin istisnalarından birinin olmaması şeklinde sıralanmıştır (AYM, E.2019/4, K.2021/78, 4/11/2021, § 27; Çetin Doğan (3) [GK], B. No: 2021/30714, 15/2/2023, § 152).

34. Somut olayda 16/7/2021 tarihli iddianameyle Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu davası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada gözaltı ve tutuklama tedbirinin uygulandığı 17/3/2023 ile 17/5/2023 tarihleri arasında ilk derece mahkemesi nezdinde devam etmektedir (bkz. §§ 2, 3). Anılan yargılamanın kovuşturma evresinde devam ettiği süreçte, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma neticesinde 8/5/2023 tarihli ikinci bir iddianame düzenlenmiştir (bkz. § 10). Anılan iddianamenin kabulü ile açılan kamu davası İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından devam etmekte olan dava ile birleştirilmiştir. Yargıtayın birleştirme kararının kaldırılması üzerine İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada, Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasında mahkûmiyet hükmü verilmesi dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin yedinci fıkrasına göre "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." hükmü uyarınca başvurucu hakkında davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 13). Başvurucu hakkında açılan her iki soruşturmanın da ceza ile ilgili bir yargılama süreci olduğu tartışmasızdır. Ancak Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yargılamasına konu dosyada mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesi aşamasında olduğu dönemde, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucu hakkında açılan davanın reddine karar vermesi karşısında kesinleşmiş bir mahkûmiyet veya beraat hükmünün varlığından bahsetmek mümkün değildir.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesi altında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama ve cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

36. Başvurucunun olay ve olgular kısmında yer vermediği, müdahalenin dayandığı karara ve varsa itirazlarına ilişkin bilgi ya da belge sunmadığı soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin temellendirilmemiş iddiasının Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması, soruşturma aşamasında karar veren sulh ceza hâkimliğinin ve yargılamayı yapan mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin şikâyetinin Hikmet Kopar ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115), Mehmet Baransu (2) ([2. B.], B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

37. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 5.000.000 TL maddi ve 5.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

38. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen davanın reddine ilişkin kararın niteliği de gözetilerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

39. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

40. Başvurucu, maddi zarara ilişkin bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması ile yakalama ve gözaltına alınma sebeplerinin bildirilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 250.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğine (Sor. No: 2023/204) ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2022/22810) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Zekeriya Canbal [1. B.], B. No: 2023/36425, 4/3/2026, § …)
   
Başvuru Adı ZEKERİYA CANBAL
Başvuru No 2023/36425
Başvuru Tarihi 4/5/2023
Karar Tarihi 4/3/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, yakalama sebeplerinin bildirilmemesi, gözaltı ve tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, daha önce yargılama konusu yapılan eylemlerin tekrar soruşturmaya konu edilmesi nedeniyle aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Yakalama, gözaltı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Aynı suçtan dolayı iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi