|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Volkan SEVTEKİN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Hayrullah ALTUN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Süleyman SUBAŞI
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, istinaf başvuru süresinin gerekçesi açıklanmayan kararın tefhim edildiği tarihten başlatılarak hükmün kesinleştirilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/1/2023 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
3. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
4. Başvurucu aleyhine açılan icra memur muamelesine karşı şikâyet davasında Ürgüp İcra Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 8/11/2022 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkemenin kısa kararında, kararın tefhimden itibaren on günlük süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verildiği belirtilmiştir.
5. Mahkemece 9/12/2022 tarihinde, kararın tarafların yüzüne karşı verildiği ve taraflarca karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmaması üzerine hükmün 19/11/2022 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi düzenlenmiştir.
6. Başvurucu vekili 16/12/2022 tarihli dilekçesiyle gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmeden karar hakkında kesinleştirme şerhi düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek bu durumun tavzihi ile kesinleştirme şerhinin kaldırılmasını ve gerekçeli kararın tebliğini talep etmiştir.
7. Başvurucu, nihai kararı 16/12/2022 tarihinde öğrenmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
8. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bireysel başvuru tarihi itibarıyla "İstinaf dilekçesinin reddi" başlıklı 346. maddesi şu şekildedir:
"(1) İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.
(2) Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar."
9. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun bireysel başvuru tarihi itibarıyla;
i. "İstinaf yoluna başvurma ve incelenmesi" başlıklı 363. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...İstinaf yoluna başvuru süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gündür."
ii. "İstinaf dilekçesinin reddi" başlıklı 365. maddesi şöyledir:
"İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir.
İstinaf yoluna başvuran kişi ret kararını kabul etmezse, istinaf dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra, karar sureti ve verilirse cevap dilekçesiyle birlikte yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Şu kadar ki bu hâlde satış dahil hiçbir icra işlemi durmaz.
Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
10. Anayasa Mahkemesinin 7/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
11. Başvurucu; istinaf süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlaması gerekirken, gerekçesi açıklanmamış kısa kararın tefhiminden itibaren istinaf süresinin başlatıldığını ve kararın kesinleştirildiğini belirtmiştir. Hukuka aykırı bu durumun tavzihi ile kesinleştirme şerhinin kaldırılması talebinin de reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
12. Başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
13. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle yargı mercilerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep Gündüz [1. B.], B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri [1. B.], B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).
14. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
15. İlgili mevzuata göre kanuni süresi geçtikten sonra veya istinaf kanun yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara karşı da istinaf kanun yoluna başvurma hakkı mevcut olmakla birlikte, istinaf dilekçesinin ilk derece mahkemesince -icra mahkemesince- reddi hâlinde de bu defa bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse bir başka ifadeyle kararın istinafa tabi olduğunu tespit ettiğinde ilk derece mahkemesinin dilekçenin reddine ilişkin kararını kaldırarak ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar (bkz. §§ 8, 9).
16. Bu kapsamda istinaf kanun yoluna başvurulmasına olanak bulunup bulunmadığı hususu kanun yollarını düzenleyen mevzuatın yorumlanması suretiyle tespit edilecektir. Söz konusu mevzuatın yorumlanması görevi ise öncelikle yargı mercilerine aittir. Anayasa Mahkemesinin usul hükümlerini ilk elden yorumlama görevi bulunmadığı gibi usul hükümlerinin doğrudan Anayasa Mahkemesince yorumlanması bireysel başvurunun amacıyla da bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki görevi yargı mercilerinin yorumlarının etkilerini incelemekten ibarettir. Dolayısıyla kanun yollarına ilişkin usul hükümlerinin öncelikle olağan kanun yolu mercilerince incelenmesi işin mahiyeti gereğidir (Umut Öztürk [GK], B. No: 2017/37079, 29/9/2021, § 33).
17. Mahkemelerin verdiği kararların hangi sürede istinafa tabi olduğu hususunda yaptığı tespitin de yargı denetimi dışında olmadığı, bunlara karşı bir üst kanun yoluna müracaat edilmesinin mümkün olduğu açıktır. Bir başka ifadeyle ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkının mevcut olduğunun doğrudan Anayasa Mahkemesinde ileri sürülmesi, kanun yollarına ilişkin usul hükümlerinin kanun yolu mercilerinden önce Anayasa Mahkemesince incelenmesi sonucunu doğurur ki bu da bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği ilkesine aykırıdır (Umut Öztürk, §§ 33, 34).
18. Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ilk derece mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı istinaf dilekçesi sunulmasını ve bu dilekçenin reddi hâlinde dilekçe ret kararına karşı kanunlarda öngörülen süre içinde üst kanun yoluna müracaat edilmesini mümkün kılmaktadır. Böylelikle üst kanun yolu mercii bir alt mahkemenin kararının süresinde olup olmadığını veya kesinliğine dair tespitinin usul kanunlarına uygun olup olmadığını inceleyecek ve alt mahkemenin değerlendirmesini isabetli görmediği takdirde dilekçe ret kararını kaldırarak ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapabilecektir (temyiz talebi bağlamında benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Özderici İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2018/10330, 28/5/2019, § 31).
19. Sonuç olarak başvurucu; kesinleştirme şerhinin hatalı olduğu -öncelikle istinaf merciinde tartışılması gereken istinaf süresinin Mahkemenin kısa kararının tefhimi yerine gerekçeli kararının tebliğinden itibaren başlayacağına dair iddiayla- ve diğer istinaf nedenleriyle Mahkemenin verdiği karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma imkânı bulunmasına ve istinaf dilekçesinin Mahkeme tarafından reddi hâlinde dahi, bu ret kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurma imkânı olmasına rağmen bu yola başvurmadan ihlal iddialarını doğrudan bireysel başvuruda dile getirmiştir. Dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut ve etkili yargı yolu tüketilmeksizin bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmıştır.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 7/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.