TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERCAN ERÇİK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/58706)
Karar Tarihi: 28/1/2026
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
İrfan FİDAN
Yılmaz AKÇİL
Raportör
Ahmet Faruk TANYILDIZI
Başvurucu
Ercan ERÇİK
Vekili
Av. Ayşe Sena ÖZ SANCAK
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, emniyet hizmetleri sınıfından genel idari hizmetler sınıfına atama yapılması sonucu bedeli ödenen zatî demirbaş tabancanın iade edilmemesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, polis memuru olarak görev yapmaktayken 1/10/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Başvurucunun söz konusu işleme itiraz etmesi üzerine Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonucunda başvurucunun kamu görevine iade edilmesine karar verilmiş ancak eski görevi yerine İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Araştırma Merkezi Müdürlüğünde genel idari hizmetler sınıfına ataması yapılmıştır.
3. Başvurucu kamu görevine iade edilmesinin ardından görevden uzaklaştırılırken kendisinden alınan CZ-75 marka zatî demirbaş tabancası ile Sigsauer marka ruhsatlı tabancasının iadesi için İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne (İdare) başvuruda bulunmuştur. İdare tarafından zatî demirbaş tabanca yönünden talebin zımnen reddedilmesi üzerine başvurucu, İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde işlemin iptali için dava açmıştır.
4. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararda, başvurucunun emniyet hizmetleri sınıfında olmak üzere kamu görevine iade edildiği, daha sonra ayrı bir işlemle İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Araştırma Merkezine atamasının yapılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği, gelinen hukuki durum itibarıyla başvurucunun Araştırma Merkezine atanmasının naklen ünvan değişikliği yapılmak suretiyle bir başka kuruma nakil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve başvurucu hakkında başvuru tarihinde yürürlükte olan 17/3/1989 tarihli ve 20111 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına engel bir durumun bulunmadığı, dolayısıyla zatî demirbaş tabancanın iade edilmemesi yönündeki zımni ret işleminin hukuka uygun olmadığı belirtilmiştir.
5. Mahkeme kararına karşı davalı idare istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge İdare Mahkemesince başvurucunun İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü bünyesindeki Araştırma Merkezi Müdürlüğüne atandığı, bu nedenle önceki statülerinden kaynaklanan rütbe, ünvan, kimlik ve sosyal haklarını kullanamayacağı yönündeki yasal düzenleme gözönüne alındığında, kadrosu emniyet hizmetleri sınıfında yer almayan başvurucunun zatî demirbaş silahlarının ve bu tabancaya ait taşıma ruhsatının tarafına geri verilmesi isteminin reddine yönelik olarak dava konusu zımni ret işlemindehukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
6. Başvurucu, nihai hükmü 17/6/2023 tarihinde öğrendikten sonra 3/7/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
8. İdare 12/12/2025 tarihinde Anayasa Mahkemesine gönderdiği yazı cevabında uyuşmazlığa konu CZ-75 marka zatî demirbaş tabancanın 25/12/2023 tarihinde başvurucuya iade edildiğini bildirmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu; Araştırma Merkezine atanmasına yönelik işlemin dayanağı olan kuralın Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, iptal kararı üzerine kuralın hukuk düzeninden çıktığını, buna rağmen davasının muğlak ve hukuki olmayan gerekçeyle reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yargı mercilerinin dava konusu maddi olay ve olgular ile iddiaları ve delilleri değerlendirdikleri, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardıkları sonucu ve kullandıkları takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdikleri belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında zatî demirbaş tabancasınıniadesine ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Öte yandan silahın mülkiyetinin kamuya geçirileceğine ilişkin kuralın Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, bireysel başvuruya konu yargılama sürecinin konusu olmayan diğer ruhsatlı silahının bedeli ödenmiş ise de belirlenen rayiç bedelin düşük hesaplandığını belirtmiştir.
10. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması" başlıklı 51. maddesi şöyledir:
"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."
11. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Başvuru hakkının kötüye kullanılması" başlıklı 83. maddesi şöyledir:
"Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde incelemenin her aşamasında başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilebilir."
12. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
13. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29).
14. Somut olayda başvurucu, başvurusunun özünde kamu görevine iade edilmiş olmasına rağmen zatî demirbaş tabancanın iade edilmemesinden yakınmıştır. Bu kapsamda zatî demirbaş tabancanın iade edilip edilmediği başvurucunun mağdur statüsünün değerlendirilmesi bakımından oldukça önem taşımaktadır. Bireysel başvuru sonrası idare 25/12/2023 tarihinde uyuşmazlığa konu zatî demirbaş tabancayı başvurucuya iade etmiştir. Buna karşılık başvurucu, Anayasa Mahkemesini bu konuda bilgilendirmemiş ve 4/6/2025 tarihli Bakanlık görüşüne karşı cevap dilekçesinde zatî tabancanın iade edildiği yönünde herhangi bir açıklamada da bulunmamıştır.
15. Başvuruya konu olayda yukarıda belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu olmayıp başvurucunun başvurunun değerlendirilmesiyle ilgili esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermediği görülmüştür. Bireysel başvuru tarihinden sonra vuku bulan ve bireysel başvurunun değerlendirilmesini etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
16. Başvurunun mahiyeti gözetildiğinde 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca başvurucu aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine gerek görülmemiştir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.