logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Sedef Kabaş [2. B.], B. No: 2023/61713, 7/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SEDEF KABAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/61713)

 

Karar Tarihi: 7/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Ömer Faruk NURSAÇAN

Başvurucu

:

Sedef KABAŞ

Vekili

:

Av. Sevgi KALAN GÜVERCİN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, hukuka aykırı yakalama ve gözaltı tedbiri ile tutukluluğun makul sürede sonlandırılmadığına dayanılarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Ceza Davasına İlişkin Süreç

2. Gazeteci ve yazar olan başvurucu 14/1/2022 tarihinde ulusal bir televizyon kanalında yayımlanan bir tartışma programına katılmış, program sırasında Cumhurbaşkanı ve iki bakan hakkında çeşitli açıklamalarda bulunmuştur. Başvurucu, gelen tepkiler sonrasında iki farklı sosyal medya hesabından 21/1/2022 tarihinde bir mesaj paylaşmıştır. Başvurucu 22/1/2022 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış, aynı gün Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan tutuklanmıştır.

3. İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesince 11/3/2022 tarihinde başvurucunun Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine, kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçundan ise beraatine karar verilmiştir. Aynı oturumda verilen cezanın miktarı ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak başvurucunun serbest bırakılmasına karar verilmiştir.

4. 23/2/2023 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi istinaf başvurusunun esastan reddine, temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki dava bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz kanun yolu aşamasında devam etmektedir.

B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç

5. Başvurucu, gözaltı ve tutuklamanın hukuka aykırı ve tutuklama süresinin uzun olduğunu ifade ederek 19/4/2022 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri uyarınca tazminat davası açmıştır.

6. İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından 19/10/2022 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Bu bağlamda 5271 sayılı CMK'nın 141/1-e maddesi gereğince; gözaltına alındıktan sonra hakkında beraat kararı verilen davacıya, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreler nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararına karşılık tazminat ödenmesi gerektiği; ancak davacının 'Cumhurbaşkanına hakaret suçundan' İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/131 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı ve 22.01.2022-11.03.2022 tarihleri arasında tutuklu kaldığı; ancak davacı hakkında İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/100 esas, 2022/134 karar sayılı ilamıyla; 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, müşteki [A.K.] ve katılan [S.S.]'ye yönelik kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçlarından ise ayrı ayrı beraatine dair karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edildiğinden henüz kesinleşmediği, dolayısıyla hakkında kesinleşmiş bir beraat kararı bulunmayan davacının maddi ve manevi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine...."

7. Başvurucu, Ağır Ceza Mahkemesinin kararına karşı 9/11/2022 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca açılan tazminat davalarında hukuka aykırı tedbirin uygulandığı soruşturmanın yahut bu soruşturma neticesinde açılan kamu davalarının sonuçlanması ve kesinleşmesinin aranmayacağı, davanın 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentlerine göre açıldığı hâlde incelemenin hatalı olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendine göre yapıldığı, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları uyarınca davanın kabul edilerek tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından 9/5/2023 tarihindeistinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından,

İstinaf başvurusunda bulunanların ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla, 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi ve CMK'nin 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE... [karar verildi.]"

9. Başvurucu, nihai kararı 5/6/2023 tarihinde öğrendikten sonra 3/7/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

11. Öte yandan başvurucu 2/2/2022 tarihinde yakalama, gözaltı ve tutuklama koruma tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. 2022/8671 numaralı bu başvuruyu görüşen Anayasa Mahkemesi 14/2/2022 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılması gerektiğinden kabul edilebilirlik hususu karara bağlanmadan başvurunun Bölüme gönderilmesi gerektiğine karar vermiştir. Başvuru derdesttir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu; yakalama ve gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olduğu, makul sürede tutukluluğun sonlandırılmadığı gerekçesiyle açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda yer alan iddialarını tekrarlamanın yanı sıra tazminat davasında esas hakkında karar verilmemesinden yakınmıştır.

14. Başvurucunun iddialarının özünün tazminat talebinin reddedilmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ağır Ceza Mahkemesinin davanın reddine ilişkin gerekçesine yönelik şikâyetlerin öncelikle adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

17. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

18. Somut olayda başvurucu yakalama ve gözaltının hukuka aykırı olduğunu, tutuklama süresinin uzun olduğunu ifade ederek tazminat davası açmıştır (bkz. § 5). Başvurucunun yakalama ve gözaltının hukuka aykırı olduğu yönündeki şikâyetlerinin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi "Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen" hükmü, yine tutukluluk süresinin uzunluğu yönündeki şikâyetlerinin aynı maddenin (d) bendi "Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen" hükmü uyarınca tazminat davasına konu edilebileceği anlaşılmaktadır. Başvurucunun da tazminat davasını 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentlerine dayanarak açtığı görülmüştür. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun tazminat talebinin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında ele alınarak asıl davanın sonucunda kesinleşmiş beraat kararı bulunmadığı, bu nedenle yasal şartların oluşmadığı ifade edilerek tazminat talebinin reddine karar verilmiştir (bkz. § 6).

19. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin birçok kararında tazminat istemleri konusunda asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı ifade edilmiştir. Zira bu talepler, asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı talepler değildir (Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17/5/2022 tarihli ve E.2021/553, K.2022/3780; 5/7/2018 tarihli ve E.2017/7338, K.2018/7621; 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237; 5/5/2014 tarihli ve E.2014/3087, K.2014/10836 sayılı kararları). Ancak Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun talep ettiği 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi yönünden bir inceleme yapmaksızın aynı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında inceleme yaparak kesinleşmiş beraat kararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

20. Ayrıca tutukluluk süresine yönelik şikâyetler tazminat talep dilekçesinde belirtilmesine rağmen Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ilgili şikâyet yönünden de 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında bir inceleme yapılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesince yakalama ve gözaltının hukukiliği ile tutuklama süresinin uzunluğuna dayalı tazminat talebinin asıl davanın sonucuna nasıl etki edeceği ve hangi gerekçe ile davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesinin zorunlu olduğuna kanaat getirildiği ilgili ve yeterli bir şekilde ortaya konulamamıştır.

21. Dolayısıyla başvurucunun tazminat davasında açık ve somut bir şekilde ileri sürdüğü iddialarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ayrı ve açık olarak ele alınıp ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmadığı, söz konusu eksikliğin istinaf incelemesi sırasında da telafi edilmediği görülmüştür.

22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

23. Öte yandan yukarıda ulaşılan sonuca bağlı olarak başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının incelenmesi gerekli görülmemiştir.

24. Başvurucu ayrıca haksız tutuklama tedbirine dayalı olarak açtığı tazminat davasının reddi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte başvurucu aynı ihlal iddialarıyla daha önce bireysel başvuru yapmıştır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu başvuruda bu iddialar hakkında henüz karar vermemiş olması nedeniyle başvuru derdesttir (bkz. § 11). Başvurucunun şikâyetinin bu kısmı diğer dosyada inceleneceğinden bu iddia da ayrıca değerlendirilmemiştir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

27. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2022/258, K.2022/437) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Sedef Kabaş [2. B.], B. No: 2023/61713, 7/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı SEDEF KABAŞ
Başvuru No 2023/61713
Başvuru Tarihi 3/7/2023
Karar Tarihi 7/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, hukuka aykırı yakalama ve gözaltı tedbiri ile tutukluluğun makul sürede sonlandırılmadığına dayanılarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Gerekçeli karar hakkı (ceza) İhlal Yeniden yargılama
Mahkemeye erişim hakkı İncelenmesine Yer Olmadığı
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutma nedeniyle tazminat hakkı İncelenmesine Yer Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi